Asrın Hukuk Bürosu, müvekkilleri Abdullah Öcalan’a yönelik söylemler ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Yaklaşık iki yüzyıllık tarihsel ve siyasal arka plana sahip Kürt sorununun çatışma ve şiddet denkleminden çıkarılarak siyasal ve hukuki zeminde ele alınabilmesi için imkânların oluşturulmaya çalışıldığı belirtilen açıklamada, Öcalan’a yönelik son dönemde çeşitli çevrelerce manipülatif ve kışkırtıcı söylemlerin dolaşıma sokulduğu ifade edildi.
Açıklamada, “Bu sürecin ve ortaya çıkan imkânın temel aktörü olan ve bütün çabasını bu imkânın kalıcı bir barış ve demokratik çözüme dönüşmesine yoğunlaştıran Sayın Öcalan’a yönelik olarak bir süredir çeşitli çevrelerce manipülatif ve kışkırtıcı söylemler dolaşıma sokulmaktadır. Kürt sorununun tarihsel ve siyasal ağırlığını örtbas etmeye, yürütülen süreci kendi ucuz magazin gündemlerine indirgeyerek esas bağlamından koparmaya çalışan bu zihniyetin ahlaki sınırlarının bulunmadığının farkındayız. Bu söylemler, toplumun huzur ve demokrasi arayışlarını sekteye uğratmaya yönelik bir tutumun; çatışma ve şiddetin son bulmasından duyulan rahatsızlığın dışavurumudur” denildi.
Irkçı ve nefret söylemi üreten çevre
Açıklamada, çatışmanın sona ermesinden rahatsızlık duyan çevrelerin, savaşın toplumsal ve ekonomik bedellerini ödeyenler olmadığı belirtilerek, “Sıvasız evler” üzerinden yapılan söylemlere tepki gösterildi.
Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
Çatışmanın sona ermesinden en fazla rahatsızlık duyanlar, geçmişte onun insani, ekonomik ve toplumsal bedelini ödeyenler değildir. ‘Sıvasız evler’ üzerinden hamaset üretirken kendi konfor alanlarından taviz vermeyenlerin, o evlerde yaşayan insanların yeniden bedel ödemelerini beklemesi, kan bezirganlığının en açık yansımasıdır. Irkçılık ve nefret söylemi üreten bu çevre; Türkiye toplumunun birkaç slogan, çarpıtılmış bilgi ve provokatif söylem aracılığıyla kolaylıkla yönlendirilebileceğini varsaymaktadır. Toplumun hafızasını ve muhakeme yeteneğini küçümsemeye cüret ederek siyaset üretenlerin, bu topluma reva gördüğü budur.
Büro, Öcalan'a yönelik söylemlerde bilgi ve muhakeme düzeyinin önemine dikkat çekerek, kadın özgürlüğü ve toplumsal özgürlük konusundaki yaklaşımına atıfta bulundu.
Açıklamada, “Ortadoğu gibi bir coğrafyada ‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesiyle kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün temel unsuru olarak gören ve bu doğrultuda bir mücadele ören Sayın Öcalan hakkında söz söyleyenlerin, en azından belli bir bilgi ve muhakeme düzeyine sahip olmalarını beklemek gerekir. Ancak kapı kapı dolaşıp mülteci sorgulayan, yabancı düşmanlığını körükleyen ırkçı ve kadın düşmanı bir zihniyetten bu seviyenin beklenemeyeceği de aşikardır” denildi.
İmralı’daki konut tartışması
Açıklamada, son dönemdeki bir diğer tartışma başlığının ise İmralı’daki “konut” üzerinden yürütüldüğü belirtildi.
Büro, söz konusu yapının çatışma ve çözüm süreçlerinin ortaya çıkardığı ihtiyaç doğrultusunda oluşturulduğunu belirterek, bunun siyasi ve hukuki çalışmaların ilerleyebilmesi açısından gerekli olduğunu savundu.
Açıklamada, “Bir diğer manipülasyon alanı ise İmralı’daki ‘konut’ üzerinden yürütülen tartışmadır. Çatışma ve çözüm süreçlerinin doğurduğu bir ihtiyaç doğrultusunda, dünyadaki benzer örneklerin dahi gerisinde bir biçimde oluşturulan, sürecin siyasi ve hukuki çalışmalarının ilerleyebilmesi bakımından gerekliliği bulunan bu yapının, bağlamından koparılarak bir kışkırtma malzemesine dönüştürülmesi aynı yaklaşımın devamıdır” ifadeleri kullanıldı.
“Statü tartışması önemli ve değerlidir”
Asrın Hukuk Bürosu, Öcalan’ın kendisini ifade etme ve savunma imkânlarının kısıtlandığını belirterek, statü tartışmasının önemine dikkat çekti.
Açıklamada şu ifadeler yer aldı:
Hangi kesimden olursa olsun, faşizmin, toplum karşıtlığının ve eril cinsiyetçiliğin kirlettiği dillerin Öcalan’ı hedef seçerken peşinde oldukları provokasyonun hedeflerinin farkındayız. Ve tam da bu nedenle statü tartışması önemli ve değerlidir. Kendini ifade etme ve savunma imkanları bu denli yok sayılmış Sayın Öcalan’ın barış yolunu gösterebilmesinin imkânları yaratılmalıdır. Statü talebi, toplumun bilmesi gereken her şeyin doğrudan muhatabı tarafından, ilk elden ve şeffaflıkla ortaya konulabilmesinin imkânlarının yaratılması ihtiyacıdır. Statü aynı zamanda, bu kirli çevrelerin toplumun canına, huzuruna ve moral değerlerine uzattıkları ellerini çekmeleridir; bu ülkenin demokrasi ve barış arayışlarını provoke edememeleridir.
Büro, Kürtlere yönelik ırkçı ve nefret söylemlerinin yargı tarafından bugüne kadar yeterince ele alınmadığını savunarak, benzer söylemlerin Öcalan üzerinden de dolaşıma sokulduğunu belirtti.
Açıklamada, “Kürtlerle ilgili ırkçı ve nefret söylemleri yargı uygulamasında nasıl çoğunlukla göz ardı edildiyse, Sayın Öcalan’a yönelik bu yönlü söylemler de bugüne kadar yargının kapsam alanı dışında tutulmuş, siyasal ve kamusal alanlarda cesaretlenmesinin önü açılmıştır. Türkiye’nin keyfi ve otoriter hukuk uygulamalarından kurtulması için öncelikle hukuki geçmişiyle yüzleşmesi gerekmektedir” denildi.
“Tartışmalar asgari bir ahlaki ve insani zeminde yürütülmeli”
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin her kesimin görüş ve tutumunu ifade edebilmesinin doğal olduğu belirtilen açıklamada, tartışmaların yürütülme biçimine dikkat çekildi.
Açıklamada, “Barış ve Demokratik Toplum sürecinin tartışılması, her kesimin görüş ve tutumunu ifade etmesi, yapıcı ve eleştirel tutumun kamusal alanda sergilenmesi elbette olması gereken bir olgudur. Ama bunun asgari bir ahlaki ve insani zeminde gerçekleşmesini sürece taraf ya da karşı olan her kesimin dikkate alması gerekir. Aksi söylemlere karşı, hukuk çerçevesinde gereken yanıtları ve girişimleri sürdüreceğimizin de bilinmesini isteriz” ifadeleri kullanıldı.
Açıklamanın sonunda, Öcalan ve Kürtlerin haklarına ilişkin tutumlarının süreceği belirtilerek şu ifadeler yer aldı:
Yüzyılın algıları yıkılmaktadır. Demokratik bir cumhuriyet ve demokratik bir toplum çalışması, bütün farklılıkların özgür ve eşit temelde bir arada yaşayabileceği bir ülkenin imkânını vaat etmektedir. Haramilerin saltanatı sarsılmakta, bugün tanık olduğumuz feveran tam olarak bundan kaynaklanmaktadır. Bir kez daha ‘savunulamaz’ kılınmaya çalışılan Sn. Öcalan’ın hukukunu da Kürdün hukukunu da tüm ezilenlerin hukukunu da her şart altında savunacağımızın bilinmesini isteriz.
Independent Türkçe