Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine Toplantısı’nın ardından Ahlat’ta yaptığı açıklamada dış politika, ekonomi ve “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan, “Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından Ahlat’ta açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına Malazgirt Zaferi’nin 955’inci yıl dönümü dolayısıyla Ahlat’ta bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan Erdoğan, Anadolu’nun kapılarının açıldığı zaferin yıl dönümünde şehit ve gazileri andı.
Erdoğan, “Bugün bir kez daha Belh ve Buhara ile Kubbet-ül İslam unvanına sahip üçüncü şehir olan Ahlat’tayız. Ahlatlı kardeşlerimizle beraberiz. Anadolu’nun kapılarını açtığımız şanlı zaferin 955’inci seneidevriyesinde aziz şehitlerimizin manevi huzurunda bulunmanın heyecanı içindeyiz” dedi.
Üzerinde bulunulan topraklarda din, devlet ve vatan için şehit olanları rahmetle anan Erdoğan, Malazgirt mücahitlerinden İstiklal Harbi’ne, terörle mücadeleden 15 Temmuz direnişine kadar Türkiye için mücadele eden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet diledi.
Sultan Alparslan’ın komutanları ve askerlerini de şükranla anan Erdoğan, Ahlat’tan dönerken 7 yıl önce geçirdiği trafik kazasında hayatını kaybeden Prof. Dr. Ahmet Haluk Dursun’u da rahmetle yad etti.
Ahlat halkına gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür eden Erdoğan, Türkiye’nin farklı kentlerinden gençleri Ahlat’ta bir araya getiren Okçular Vakfı’nı da tebrik etti.
Ahlat için yatırımları sürdürüyoruz
Ahlat’ın son yıllarda her alanda önemli mesafe katettiğini belirten Erdoğan, ilçenin tarih ve kültür merkezi olmasının yanı sıra çekim merkezi haline gelmesi için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.
Ahlat’ın tarih boyunca önemli bir merkez olduğunu ifade eden Erdoğan, 12’nci yüzyılda ilçenin nüfusunun 300 bini aştığını, Osmanlı padişahlarının da Ahlat’ı ata şehri olarak ziyaret ettiğini belirtti.
Erdoğan, Ahlat ve Malazgirt’in tarih açısından taşıdığı önemin daha iyi anlaşılmasıyla bölgeye yönelik ilginin arttığını belirterek, “Biz de Ahlat’ı hak ettiği konuma getirmek için her türlü yatırımı yapıyor, Ahlat’ın ihtiyaçlarını bizzat takip ediyoruz” diye konuştu.
"Kabineyi üçüncü kez Ahlat’ta topladık"
Kabine toplantılarının da Malazgirt Zaferi kutlamaları gibi Ahlat’ta geleneksel hale geldiğini ifade eden Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin üçüncü kez Ahlat’ta toplandığını belirtti.
Erdoğan, toplantıda dış politika, ticaret, güvenlik ve “Terörsüz Türkiye” süreci başta olmak üzere ülkeyi ilgilendiren kritik başlıkların ele alındığını söyledi.
"Kriz dönemine rağmen hedeflerimizden vazgeçmiyoruz"
Türkiye’nin çevresindeki çatışmalara rağmen kalkınma ve refah rotasında ilerlemesi için yoğun çaba gösterdiklerini belirten Erdoğan, bölgedeki krizlerin ekonomik açıdan Türkiye’yi de etkilediğini ancak istihdam, ihracat, tarım ve turizm gibi alanlarda hedeflere bağlı kalmaya devam ettiklerini ifade etti.
Erdoğan, “Adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız bu sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden, milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir özenle koruyarak dinamik bir süreçle, başarıyla yönetmenin çabasındayız” dedi.
Ekonomide çarkların dönmesi, vatandaşların iş ve aşının korunması, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayisi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesinin öncelikleri arasında bulunduğunu kaydetti.
"86 milyonun emaneti güven içindedir"
İran-ABD geriliminin küresel ekonomide oluşturduğu şok dalgasının zamanla etkisini yitirmesiyle bunun Türkiye’de sokağa, çarşıya, pazara ve günlük yaşama yansımalarının daha net görüleceğini ifade eden Erdoğan, Türkiye’nin doğru yolda olduğunu söyledi.
“Türkiye, Allah’ın izniyle doğru yoldadır. İstikameti bellidir ve eninde sonunda menziline ulaşacaktır” diyen Erdoğan, Türkiye’nin en büyük avantajlarından birinin tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olması olduğunu belirtti.
Erdoğan, “Türkiye güvendedir. 86 milyonun emaneti ehil ellerde, güven içindedir” ifadelerini kullandı.
Söz konusu emanete gölge düşürmeyeceklerini belirten Erdoğan, tedbir ve disiplinden taviz vermeden hedeflere doğru ilerleyeceklerini söyledi.
“Terörsüz Türkiye” süreci güç kazandı
TBMM’nin önceki hafta 467 “evet” oyuyla Türkiye açısından önemli bir yasayı kabul ettiğini belirten Erdoğan, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”a destek veren milletvekillerine teşekkür etti.
Erdoğan, söz konusu mutabakatın “Terörsüz Türkiye” sürecini güçlendirdiğini belirterek, “Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla ‘Terörsüz Türkiye’ sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır. Milletimiz, vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur” diye konuştu.
Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin Türkiye’nin geleceğine ilişkin bir meselede ortak paydada buluşmasını önemli bir kazanım olarak değerlendiren Erdoğan, mutabakatın demokrasiyi güçlendirecek ve sivil siyasetin kapasitesini artıracak yeni adımların önünü açtığını söyledi.
"Türkiye’nin hiçbir sorunu çözümsüz değil"
Söz konusu mutabakatın Türkiye’yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak adımların atılmasına zemin hazırladığını belirten Erdoğan, Türkiye’nin hiçbir sorununun çözümsüz olmadığını ifade etti.
Erdoğan, “Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir” dedi.
Bunu Türkiye adına önemli bir kazanım olarak gördüklerini belirten Erdoğan, “Terörsüz Türkiye” sürecinde dikkatli bir şekilde ilerlenmesi gerektiğini vurguladı.
"Süreci zora sokacak söylemlerden uzak durulmalı"
Son iki yılda birçok kritik eşik aşılsa da önlerinde dikkatle yürütülmesi gereken bir süreç bulunduğunu belirten Erdoğan, süreçte herkesin daha özenli bir dil kullanması gerektiğini söyledi.
Erdoğan, yük olmak yerine yük almaya odaklanılması ve toplumun hassasiyetlerini kaşıyacak fevri söylem ve eylemlerden uzak durulmasının önemine dikkat çekti.
Siyasetin her gün yapılabileceğini ancak Türkiye’yi yarım asırlık bir sorundan kurtarma çabasına gölge düşürmenin kabul edilemeyeceğini belirten Erdoğan, aynı çağrının medya kuruluşları ve gazeteciler için de geçerli olduğunu söyledi.
“Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur” diyen Erdoğan, bu konunun yalnızca iktidarın ve ittifakın meselesi olmadığını belirtti.
Erdoğan, “Bu mesele bir devlet meselesidir. 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz de artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir” ifadelerini kullandı.
Gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta kararlı olduklarını söyledi.
"Herkesi çözümün parçası olmaya çağırıyorum"
Erdoğan, siyasi görüşü ne olursa olsun herkesi çözümün parçası olmaya çağırdı.
“Gelin Türkiye’yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim” diyen Erdoğan, toplumun tüm kesimlerinden sürece destek vermelerini istedi.
“Gelin sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiye’mizin üstünden hep beraber kaldıralım” ifadelerini kullanan Erdoğan, tarih boyunca aynı sofrada oturan, ortak kültürü paylaşan ve vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşen insanların kardeşliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin artık bedel ödememesi, gençlerin hayatını kaybetmemesi ve annelerin yeni acılar yaşamaması gerektiğini belirten Erdoğan, bu düşünceyi paylaşan herkesi sürece omuz vermeye ve destek olmaya davet etti.
Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderlerinden sürece daha fazla katkı sunmalarını isteyen Erdoğan, sürece katkı sağlayan herkesin tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacağını söyledi.
Erdoğan, süreci zora sokan, dinamitleyen, tahrik eden veya karşısında yer alan girişimlerin de tarih karşısında sorumlu olacağını belirtti.
Sorumluluk sahibi kişilerin ve günübirlik hesaplarla siyaset yapan partilerin, Meclis’te 467 kabul oyuyla ortaya çıkan iradeyi iyi okumaları gerektiğini ifade etti.
"Kimsenin bizim üzerimizden prim yapmasına izin vermeyeceğiz"
“Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” vizyonunun yanı sıra Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının istikrarsızlık ve kaostan yararlanan çevreleri rahatsız ettiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bölgesindeki herkes için barış ve kalkınma istediğini söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin bölgedeki barış çabalarının bazı çevrelerin kan ve çatışma üzerine kurulu planlarını bozduğunu belirterek, son dönemde kendisini ve Türkiye’yi hedef alan kampanyaları bu durumun sonucu olarak değerlendirdiklerini ifade etti.
“Siyasi olarak can çekişen, kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden prim devşirmesine fırsat vermeyeceğiz” diyen Erdoğan, “Biz, kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz” ifadelerini kullandı.
Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetmenin sorumluluğunun altını çizen Erdoğan, “Biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden birini, Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetiyoruz” dedi.
Türkiye’nin binlerce yıllık köklü geleneği ve tarihiyle güçlü devletlerden biri olduğunu ifade eden Erdoğan, ülkenin yalnızca askeri başarılarıyla değil, bilim, sanat, siyaset ve idare tarihine katkılarıyla da önemli bir devlet olduğunu belirtti.
Türkiye’nin tarih boyunca farklı inançlardan ihtiyaç sahiplerine yardım ettiğini ifade eden Erdoğan, “Musevi, Hristiyan, Müslüman fark etmeksizin ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmakla bilinen büyük bir devletiz” dedi.
"Türk dış politikasına kimse rota çizemez"
Türkiye Cumhuriyeti’nin küçük hesaplar karşısında boyun eğmeyeceğini belirten Erdoğan, iç siyasette ve dış politikada Türkiye’nin onurlu ve bağımsız bir devlet olarak hareket ettiğini söyledi.
Bölgede hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığının farkında olduklarını belirten Erdoğan, bunların hayata geçirilmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.
Türkiye’nin ilkelerinden ve ulusal çıkarlarından taviz vermeyeceğini belirten Erdoğan, Türkiye’ye güvenen dost ve kardeş ülkeleri yarı yolda bırakmayacaklarını söyledi.
“Birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz” diyen Erdoğan, Türkiye’nin komşularının toparlanmasına destek vermekten vazgeçmeyeceğini belirtti.
Erdoğan, “Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye’ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez” diye konuştu.
"Türkiye’nin çıkarlarını korumaya devam edeceğiz"
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da milletin belirlediği istikamette Türkiye’nin çıkarlarını korumak için çalışacaklarını belirten Erdoğan, Türkiye’nin bölgede barış, adalet, istikrar ve huzur dışında herhangi bir hedefinin bulunmadığını söyledi.
Türkiye’nin gizli bir ajandası veya gizli bir niyeti olmadığını belirten Erdoğan, “Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır” dedi.
Erdoğan: Coğrafyamız barışa ihtiyaç duyuyor
Türkiye’nin bölgenin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesini istediğini belirten Erdoğan, Ortadoğu ve çevresindeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Coğrafyamız şu anda su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyuyor. Buna kavuşacağı günlerin hasretini çekiyor” diyen Erdoğan, Türkiye’nin Suriye’den Irak’a, Lübnan’dan Filistin’e, Körfez’den Afrika’ya, Balkanlar’dan Kafkasya’ya kadar geniş bir coğrafyada barış ve kardeşliğin güçlendirilmesi için çalıştığını söyledi.
Erdoğan, “Tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyor, bu ebedi kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Bu mücadeleyi başarıyla sonuçlandırana kadar Türkiye’nin ulaşabildiği her yerde çalışmaya devam edeceğini belirten Erdoğan, konuşmasının sonunda şehit aileleri ve toplantıya katılanlara teşekkür etti.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin 70’inci toplantısının hayırlara vesile olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.
Independent Türkçe, AA