BBP lideri Destici'den “çerçeve yasa” tepkisi: Mevcut haliyle kabulü doğru değil

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, kamuoyunda “çerçeve yasa” olarak bilinen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ne karşı çıktı

Fotoğraf: AA

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülen Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Destici, terörün sona ermesinin BBP ve Türkiye açısından en büyük arzulardan biri olduğunu ancak bunun terör örgütüne hukuki imtiyaz tanınması yoluyla gerçekleştirilemeyeceğini savundu.

“İncelenen kanun teklifinin mevcut haliyle kabulü doğru değildir” diyen Destici, “Terörün sona ermesi milletimizin ve partimizin en büyük arzusudur. Ancak bunun yolu, terör örgütüne hukuki imtiyaz tanımaktan değil; örgütü hukukun ve devletin karşısında tamamen çaresiz bırakmaktan geçer” ifadelerini kullandı.

BBP'nin altı temel ilkesi

Partisinin terörle mücadele konusunda kuruluşundan bu yana değişmeyen bir çizgi izlediğini belirten Destici, bu yaklaşımın altı temel ilkeye dayandığını söyledi.

Destici, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünün, anayasanın ilk dört maddesinin ve üniter devlet yapısının tartışma konusu yapılamayacağını belirtti.

İkinci ilkenin “terörle ve teröristle müzakere edilmemesi” olduğunu söyleyen Destici, devlet otoritesinin pazarlık konusu yapılamayacağını savundu.

Destici, şehit aileleri, gaziler ve terör mağdurlarının hukukunun korunmasının da temel ilkeler arasında bulunduğunu belirterek, “Kurşun sıkmış, bomba patlatmış hiçbir terör örgütü mensubunun affedilmesi kabul edilemez” dedi.

Ceza adaletinin caydırıcılığının korunması gerektiğini ifade eden Destici, hukuk devleti ve yargı bağımsızlığının da gözetilmesi gerektiğini söyledi. Altıncı ilke olarak ise örgütün fesih ve silahsızlanma iradesinin koşulsuz ve doğrulanabilir olması gerektiğini belirtti.

“Bireyin hukuki durumu örgütün davranışına bağlanıyor”

Destici, teklifin en önemli sorunlarından birinin bireylerin hukuki durumunun örgütün kolektif davranışına bağlanması olduğunu öne sürdü.

Ceza hukukunda herkesin kendi fiilinden sorumlu olması gerektiğini belirten Destici, mevcut düzenlemede kişinin pişmanlık göstermemiş veya işlediği fiili savunmaya devam ediyor olsa dahi örgütün silah bırakması ve Milli Güvenlik Kurulu kararının yayımlanması halinde düzenlemeden yararlanabileceğini savundu.

Destici, bunun mevcut Türk Ceza Kanunu’ndaki etkin pişmanlık düzenlemesinden farklı olduğunu belirterek, bireysel ve doğrulanabilir bir davranış yerine örgütün kolektif kararının esas alınmasını eleştirdi.

“Fiilen affa eşdeğer sonuç üretiyor”

Teklifte “genel af” veya “özel af” ifadelerinin kullanılmadığına dikkat çeken Destici, düzenlemenin doğuracağı sonuçların önemli olduğunu söyledi.

Soruşturma ve kovuşturmaların ertelenmesi, belirli bir sürenin ardından dosyaların düşmesi, kesinleşmiş cezaların infazının ertelenmesi ve tutuklulukların sona ermesi gibi sonuçların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Destici, düzenlemenin hukuken af olarak adlandırılmasa bile fiilen buna eşdeğer bir sonuç doğuracağını savundu.

Destici, bu durumun Anayasa’nın 87. maddesinde yer alan af düzenlemelerine ilişkin nitelikli çoğunluk şartı açısından da tartışma yaratabileceğini ifade etti.

Örgütün silah bırakması nasıl doğrulanacak?

Destici, teklifin uygulanabilmesi için PKK'nın ve bağlı yapıların gerçekten feshedildiğinin ve silahsızlandığının sahada doğrulanması gerektiğini söyledi.

Örgütün finans kaynaklarının sona erip ermediği, propaganda ve kadro devşirme faaliyetlerinin durdurulup durdurulmadığı, silah envanterinin tamamının teslim edilip edilmediği ve Suriye’deki PYD/YPG yapılanmasının durumunun ne olacağı gibi soruların yanıtlanması gerektiğini belirten Destici, teklif metninin bu konularda yeterli açıklık taşımadığını savundu.

Destici, “Örgütün dağıldığını beyan etmesi tek başına hukuki güvence vermez” dedi.

Teklifte doğrulama sürecinin güvenlik kurumlarının tespiti ve bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu kararıyla teyit edilmesine bırakıldığını belirten Destici, bunun yeterli olmayacağını ileri sürdü.

“Dibini görmediğimiz suya girmeyiz”

Sürecin siyasi ve istihbari açıdan da dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Destici, BBP olarak “dibini görmedikleri suya girmeyeceklerini” ifade etti.

Destici, düzenlemenin terör örgütünün tamamen tasfiyesinden ziyade örgüt kadrolarına hukuki güvence sağlayarak mücadelenin siyasi zemine taşınmasına yönelik aşamalı bir stratejinin parçası olabileceğini öne sürdü.

Terör örgütü mensuplarının kamu kurumlarında veya stratejik altyapılarda yer alma ihtimaline karşı da uyarıda bulunan Destici, terör suçundan hüküm giymiş kişilerin devlet kurumlarına alınmaması gerektiğini savundu.

“Teklifin en büyük eksiği mağdurun metinde yer almaması”

Destici, teklifin en önemli eksikliklerinden birinin şehit aileleri, gaziler ve terör mağdurlarının haklarının yeterince düzenlenmemesi olduğunu söyledi.

“Hukuk devleti yalnızca fail bakımından değil, mağdur bakımından da adalet üretmek zorundadır” diyen Destici, mağdurların süreçte görüşlerinin alınmadığını ve tazmin ya da onarıma yönelik yeterli mekanizma bulunmadığını savundu.

Teklifte kasten öldürme suçlarının kapsam dışında bırakılmasını doğru bulduğunu belirten Destici, buna karşın ağır yaralama, sivillere yönelik patlayıcı saldırılar, kaçırma, alıkoyma, fidye eylemleri ve zorla yerinden etme gibi fiiller bakımından düzenlemenin sonuç doğurmasını eleştirdi.

“Uluslararası tecrübenin gerisinde”

Destici, karşılaştırmalı hukukta kalıcı barış süreçlerinin mağdur haklarını merkeze aldığını belirterek, mevcut teklifin bu açıdan uluslararası uygulamaların gerisinde olduğunu söyledi.

“Hakikatin ortaya çıkarılması, mağdur haklarının korunması ve kamu vicdanının tatmini sağlanmadan kalıcı bir toplumsal uzlaşmadan söz edilemez” diyen Destici, şehit ailelerinin adalet beklentisini göz ardı eden bir düzenlemenin BBP tarafından kabul edilmeyeceğini ifade etti.

“Türkiye terörle mücadelede PKK'yı ezmiş ve yok etmiştir”

Türkiye’nin terörle mücadelede mağlup olmuş ve müzakereye mecbur kalmış bir devlet görüntüsüne sokulmaması gerektiğini savunan Destici, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörle mücadelede PKK’yı ezmiş ve yok etmiştir” ifadelerini kullandı.

Destici ayrıca, Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik dış müdahalelere karşı diplomatik ve hukuki tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.

BBP’nin çerçeve yasa konusundaki tutumunun değişmeyeceğini vurgulayan Destici, “Terörle ve teröristle müzakere edilmez. Devlet otoritesi pazarlık konusu yapılamaz. Şehit ailelerimizin, gazilerimizin ve terör mağdurlarımızın hukuku her türlü siyasi hesabın üzerindedir” dedi.

Destici, “İncelenen kanun teklifinin mevcut haliyle kabulü doğru değildir. Terörün sona ermesi milletimizin ve partimizin en büyük arzusudur. Ancak bunun yolu, terör örgütüne hukuki imtiyaz tanımaktan değil; örgütü hukukun ve devletin karşısında tamamen çaresiz bırakmaktan geçer” ifadeleriyle açıklamasını tamamladı.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU