DEM Parti Sözcüsü'nden 'çerçeve yasa' açıklaması: Bütün sorunları çözen nihai bir düzenleme değil, bir başlangıç

Doğan; bazı isimlere siyaset yasağı getirileceğine ilişkin haberlerin doğru olmadığının teklifin kapsamının ortaya çıkmasıyla görüldüğünü söyledi

Fotoğraf: ANKA

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, TBMM Başkanlığı'na sunulan "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi"yle ilgili partisinin Genel Merkez'inde basın toplantısı düzenledi.

Doğan, DEM Parti'nin Eş Genel Başkanları, İmralı Heyeti, MYK üyesi milletvekilleri, Grup Başkanvekilleri, Grup Yönetimi üyeleri, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri ve Adalet Komisyonu üyeleri ile Demokratik Bölgeler Partisi'nin Eş Genel Başkanlarının teklife imza attığını söyledi. Teklifin 86 milyon için önemli olduğunu kaydeden Doğan, "Bu atılmış alelade, sıradan bir imza değil; ortak geleceğimiz için atılmış bir imza, Türkiye’de demokratik bir birlikte yaşam için atılmış ilk imzalar. Silahlı çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçişte yeni bir dönemin ilk adımı" ifadelerini kullandı.

"Yol uzun, yol meşakkatli, yol kolay değil" diyen Doğan, sürecin iniş ve çıkışlarının olacağını, olası riskleri azaltmak için çağrılar yaptıklarını, görüşmeler ve istişarelerde bulunduklarını söyledi. Doğan, "On yıllardır süren mücadelenin, ödenen bedellerin, yaşanan kayıpların, yürütülen müzakerelerin ve barış arayışlarının somut bir çıktısı ve sonucuyla karşı karşıyayız" dedi.

"Barışı kurmak zaten kendi başına bir süreç"

Barış süreçlerinin kolay olmadığını kaydeden Doğan, "Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında, gelecek yüzyılı birlikte inşa etme yolunda bütün bu adımlar atılıyor" de ğerlendirmesinde bulundu. Doğan, süreci "Barış ve Demokratik Toplum Süreci" olarak adlandırdıklarını hatırlatarak, "Barışı kurmak zaten kendi başına bir süreç. O yüzden biz ‘Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ olarak adlandırıyoruz bu süreci; bir inşa süreci" diye konuştu. Doğan, sürecin "bir gün, bir an ya da bir dönemle sınırlı olmayan siyasi ve hukuki bir inşa süreci" olduğunu belirterek, "On yıllara yayılan çatışmaların ardından barışa giden yolun çok aşamalı olması da kaçınılmaz" dedi.

Teklifin eksiklerinin bulunduğunu ve bunları dile getireceklerini bildiren Doğan, "Eksiklerini elbette söyleyeceğiz. Eleştirilerimizi tabii ki yapacağız. Önerilerimizle süreci güçlendirmeye çalışacağız. Hep söyleye geldiğimiz üzere eleştiriler, öneriler, yapıcı katkılar bu süreci zayıflatmaz; aksine güçlendirir, kalıcı hale gelmesi için de gereken mekanizmaların ortaya çıkmasını sağlar" şeklinde konuştu.

"Ardından gelecek demokratik düzenlemelere ihtiyacımız var"

Doğan, teklifin bütün sorunları çözecek nihai bir düzenleme olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

Bu düzenleme bütün sorunları bir anda çözen bir nihai düzenleme değil; bir başlangıç. Bir anda Türkiye’yi demokratikleştirecek bir yasal düzenlemeden de bahsetmiyoruz. Böyle sihirli bir etkiyle Kürt sorununu da çözmeyecek. Tüm bunlar bizim ortak mücadelemize bağlı bundan sonra. Ama tüm bunlar için çok kritik bir kapı aralandı. Bu kapıdan girmeli ve bu kapıyı ardına kadar ortak mücadeleyle açmalıyız.

Teklifin "ortak geleceği birlikte kurabilecekleri hukuki zeminin ilk taşı" olduğunu vurgulayan Doğan, "Bundan sonra tarihsel değerinin doğru anlaşılması ve uygulanması için, ardından gelecek demokratik düzenlemelere tabii ki ihtiyacımız var" diye konuştu.

Teklifin kapsamının tartışıldığına işaret eden Doğan, düzenlemenin "ülkeye dönüş yolu" açtığını kaydetti. Doğan, "Ülkeye dönmek; silahlı çatışmadan demokratik hayata geçmek ilk kez ayrıntılı ve öngörülebilir bir hukuk prosedürüne bağlanıyor" dedi. Geçmişte çıkarılan bazı düzenlemelerin "bireysel kopuş, etkin pişmanlık, itiraf veya bilgi verme anlayışı" üzerine kurulduğunu savunan Doğan, bunların soruna çare olmadığını ileri sürdü.

Doğan, şunları kaydetti:

Ancak ilk kez bu teklif, örgütün feshi ve silahsızlanması sonrasında ortaya çıkan kolektif durumu düzenleyen bir yaklaşım içeriyor ve biz bu yaklaşımı önemsiyoruz. İnsanları onur kırıcı bir pişmanlık ilişkisine zorlamak yerine, dayatmacılık yerine, çatışmanın sona ermesinin hukuki sonuçlarını tanımlayan bir yasa teklifinden bahsediyoruz.

Doğan, ülkeye dönüşlerin yalnızca sınırın geçilerek gelinmesinden ibaret olmadığını belirterek, teklifin çeşitli mekanizmalar öngördüğünü söyledi.

"Bu yalnızca DEM Parti'nin sorumluluğu değil"

DEM Parti’nin demokratik siyasetin temel öznelerinden biri olarak Meclis’te gerekli hukukun kurulmasına katkı sunmak, toplumun temel talep ve kaygılarını siyasal alana taşımak ve uygulamayı denetlemek konusunda sorumluluk üstlendiğini söyleyen Doğan, bu sorumluluğun yalnızca DEM Parti’ye ait olmadığını vurguladı. Doğan, şöyle konuştu:

Bu, tüm siyasi partilerin sorumluluğu. Bu, farklı toplumsal kesimlerin aynı zamanda sorumluluğu. Türkiye’de ortak bir demokratik geleceği inşa etmek için çaba sarf eden herkesin sorumluluğu. Farklı düşünebiliriz, aynı yerlerden bakmıyor olabiliriz, farklı acıların özneleri olabiliriz. Ancak bir daha bu acıların yaşanmaması için, ülkede çatışmaların tamamen ve kalıcı bir biçimde sona ermesi için, önümüzdeki yüzyılı birlikte inşa edebilmek için bu sorumluluğu ortak bir biçimde paylaşmalıyız.

Doğan, teklifin bir diğer olanağının "demokratik siyaset alanının genişletilmesi" olduğunu kaydetti. Silahların devreden çıkmasının yalnızca güvenlik alanında bir değişiklik anlamına gelmediğini söyleyen Doğan, bunun toplumsal ve zihinsel bir dönüşümü de gerektirdiğini ifade etti.

Doğan, teklifin ifade ve örgütlenme özgürlüğünden yerel demokrasiye, ana dili haklarından toplumsal adalete kadar birçok talebin "şiddet ve güvenlik ekseninden çıkarılarak siyasal zeminde, demokratik bir ortamda tartışılabilmesinin önünü açacağını" dile getirdi. "Bu imkan kendiliğinden ve doğrudan bir demokrasi süreci ya da sonucu üretmeyecek belki ancak demokratikleşme için bir süreç başlatacaktır" diyen Doğan, yeni bir siyasal iklime ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

AİHM ve AYM kararlarının uygulanması çağrısı

Doğan, yargı kararlarının uygulanmadığını savunarak, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 6. ve 7. maddelerinde tanımlanan AİHM ve AYM kararlarının eksiksiz uygulanması gerektiğini söyleyerek "Bu yasanın gerekçesinde de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na doğrudan gönderme yapılıyor, atıfta bulunuluyor" dedi.

Doğan, sürecin Meclis gündemine gelmesini sağlayan ilk çağrının 27 Şubat 2025’te Abdullah Öcalan tarafından yapıldığını söyledi. Öcalan’ın kamuoyuna açıklanan mesajında "Henüz her şey çözülmüş değil" dediğini, ancak bir anahtardan söz ettiğini ve bunun bir anahtar işlevi görebileceğini ifade ettiğini aktaran Doğan, şunları söyledi:

Sayın Öcalan sürecin esas aktörlerinden biridir. Biz bunu Barış ve Demokratik Toplum Süreci başlamadan önce de ifade ediyorduk. Bunun mücadelesini veriyorduk. Bunun nedenlerini anlatmaya çalışıyorduk. Hâlâ daha anlatıyoruz. Anlatıcısı ve savunucusu olmaya da devam edeceğiz tabii ki. Esas aktörlerinden biri, belirleyici, yol ve ön açıcı öznesi düzenli ve kesintisiz bir biçimde bu sürece katkı sağlayabilmeli. Koordinasyonunda yer alabilmeli. Çalışma ve iletişim koşulları buna göre düzenlenmeli.

"Silahlar sustu, parmaklar tetikten çekildi"

Sürecin ilk adımının değerini, yolun tamamının alınmış olmasından değil, yürünecek yolu mümkün hale getirmesinden aldığını söyleyen Doğan, "Bundan sonra yapılması gereken; bu başlangıcı birlikte yaşamın, eşit yurttaşlığın, demokratik siyasetin ve kalıcı barışın kurucu zeminine dönüştürmektir" dedi.

Türkiye’nin yanı sıra Orta Doğu ve dünyanın da buna ihtiyacı olduğunu belirten Doğan, "Silahlar sustu, parmaklar tetikten çekildi. Şimdi hep birlikte barışı ve barışın koşullarını olgunlaştırma zamanı. Birlikte olgunlaştırmalıyız bu koşulları. Barış için olanakları birlikte arttırmalıyız" ifadelerini kullandı.

Doğan, barış sürecinin aynı zamanda bir empati süreci olduğunu savunarak, "Acıları yarıştırmak acı getirdi, acıları yarıştırmayalım. Bir daha asla dememek için yaşadıklarımızı unutmayalım. Ancak kaşımak için hatırlatmayalım" ifadelerini kullandı. Doğan, siyasi çıkarlar, oy kaygıları, siyasi rekabet ve parti çıkarlarının sürecin önünde engel oluşturmaması gerektiğini de vurguladı.

"Bu fırsatı güçlendirmeliyiz. Iskalanmasına izin vermemeliyiz. Heba etmek isteyenlere olanak sağlamamalıyız ve bunu hep birlikte yapmalıyız" diyen Doğan, devletin, iktidarın, muhalefetin ve kamuoyunun süreci ciddiyetle ele almasının hayati önem taşıdığını söyledi.

Doğan, "Barış ve demokrasi hepimizin ortak ihtiyacı. Herkesi güçlendirir" diyerek yeni dönemin anahtar kelimelerinin "sorumluluk, ciddiyet, demokratik olgunluk ve cesaret" olması gerektiğini ifade etti.

"Özel geçiş hukuku" açıklaması

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Doğan, "PKK ve PKK’ye bağlı KCK ile bağlantılı oluşumların yanı sıra PYD ve YPG gibi oluşumların da teklif kapsamında olup olmadığına" ilişkin soruya, düzenlemenin "özel geçiş hukuku" mekanizması öngördüğünü belirterek yanıt verdi.

Doğan, "Bu bir özel geçiş hukuku yasası, adı üzerinde olduğu gibi. Kendini fesheden örgütün adı PKK ve PKK’nin feshi sonrası gelişmeler neticesinde bugün bu yasa teklifi çıktı ortaya. Dolayısıyla bir özel geçiş hukuku mekanizması öngörüyor. Kendini fesheden örgüt ve bağlantılı yapılarıyla ilgili. Ancak bu bağlantılı yapılar, PKK ile ilgili bağlantılı yapılar" dedi.

Siyasi partilere "güçlü destek" çağrısı

Doğan bir başka soruyu yanıtlarken de yasa teklifinin Adalet Komisyonu'na geleceğini hatırlatarak, "Biz Adalet Komisyonu'ndaki siyasi partilere, Meclis’teki tüm siyasi partilere de bir çağrıda bulunalım; güçlü bir destek vermelerini bekliyoruz. En geniş siyasal uzlaşıdan bahsettik, güçlü bir destek ve katılımla bu yasanın Genel Kurul'a gelmesi çok önemli" diye konuştu.

Tekliften kaç kişinin yararlanacağı, cezaevlerinden kaç kişinin çıkacağı, Avrupa’dan ve yurt dışından kaç kişinin döneceği, dönüş mekanizmalarının nasıl işleyeceği ve oluşturulacak kurulların koordinasyonunun nasıl sağlanacağı gibi soruların ilerleyen günlerde daha net yanıtlanacağını belirten Doğan, "Şimdiden söyleyebileceğimiz rakamlar, verebileceğimiz bilgiler değil bunlar" dedi.

Doğan, tekliften kimlerin yararlanabileceğinin açık olduğunu belirterek, bazı isimlerle ilgili siyaset yasağı getirileceğine ilişkin haberlerin doğru olmadığının teklifin kapsamının ortaya çıkmasıyla görüldüğünü söyledi. Doğan, "Ama hala kısıtlayıcı tedbirler var, bunları da eksik buluyoruz. Bunların da önümüzdeki dönem giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU