İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda görülen davanın bugünkü duruşmasında, tutuksuz yargılanan sanıklar savunma yapmaya devam ediyor.
Duruşmada, dün savunmasını yapan itirafçı sanık Yakup Öner'in çapraz sorgusu sırasında cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu söz aldı. İddia makamının bir önceki gün dile getirdiği rakamlara tepki gösteren İmamoğlu, savcılığın kendi iddianamesindeki rakamları toplayarak “40-50 milyon dolar” üzerinden bir yolsuzluk algısı oluşturduğunu savundu.
İmamoğlu, Beylikdüzü ve İstanbul’daki belediyecilik dönemlerinde, sosyal destekten metro yatırımlarına kadar birçok alanda kamu yararına hizmet ürettiklerini belirterek, yurttaşların ve şirketlerin katkılarıyla kreş, yurt, okul, ibadethane, kütüphane, spor salonu ve kültür yapıları gibi alanlarda milyarlarca liralık değerin kamuya kazandırıldığını söyledi.
Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun konuşması iki kez, “Bunu soruya bağlayacağız değil mi?” ve “Ekrem Bey, soruya bağlayabilir miyiz?” diyerek araya girdi.
İmamoğlu, “Ben burada yaratılan dedikoduyla, tehditle oluşturulan sanık ifadelerini ve bunun üzerinden yürütülen algı operasyonlarını, sanık hallerini, bütün bunları yaratan senaryoyu yazanları reddediyorum. Milletimizin içi rahat olsun, tek bir haram kuruş boğazımızdan geçmemiştir Sayın Başkan” diye konuştu.
Öner: Ongun’un ihalelerine ilişkin bilgim, görgüm, şahitliğim yok
Ekrem İmamoğlu’nun ardından Murat Ongun, Yakup Öner’e sorular yöneltti. Ongun, iddianamede kendisine yöneltilen etkinlik, organizasyon ve reklam ihalelerine ilişkin iddialar hakkında Öner’in bilgisi, görgüsü veya şahitliği bulunup bulunmadığını sordu. Öner, “Yok” yanıtını verdi.
Ongun'un, "Muhittin Palazoğlu’nu Öner’e yönlendirdiği ve işinin çözülmesi için herhangi bir baskı veya zorlama yapıp yapmadığını" sorusuna Öner, “Hayır, olmadı” dedi.
Murat Ongun, Öner’in soruşturma aşamasındaki, “Ekrem İmamoğlu’nun sisteminde, belediye içinde Fatih Keleş, Ertan Yıldız, Murat Ongun vardır” şeklindeki ifadesini de sordu. Yakup Öner, “Sistem” ifadesini iddianamede ileri sürülen anlamıyla kullanmadığını belirterek, “Ben bunu anlattığım zaman sistem meselesi, henüz benim kafamda onların kullandığı anlamda bir yapı değildi. Ben daha çok işleyen bir mekanizma anlamında kullandım” diye konuştu.
Ongun’un, “Yani siz öyle iddia konusu gibi bir yolsuzluk mekanizmasını kastetmiyorsunuz burada?” sorusuna Öner, “Hayır hayır, ben yönetim mekanizmasından bahsettim” yanıtını verdi.
Öner, iddianamede kendisine atfedilen ifadeyi reddetti
Murat Ongun, Cafer Mahiroğlu’na ilişkin eylemin iddianamedeki değerlendirme bölümünde Öner’e atfedilen, Mahiroğlu’nun “kendilerine destek veren tek kanalın Halk TV olduğu ve Mahiroğlu’ndan nasıl rüşvet talep edecekleri” yönündeki ifadeyi hatırlatarak, “Bu beyan sizin mi?” diye sordu. Öner, “Hayır, değil” yanıtını verdi.
Önceki beyanlarında kullandığı “korunaklı hiyerarşi” ifadesini soron Murat Ongun'a, belediyedeki farklı çalışma alanlarının birbirinden ayrı yürüdüğünü söyleyen Yakup Öner, “Fatih Keleş nasıl sizin alanınıza giremiyorsa siz de Fatih Keleş’in alanına giremiyordunuz” diyerek bunun bir durum tespiti olduğunu savundu. Öner, “Bu alan ayrı yürürdü, yoksa birbirlerinden gizlerlerdi anlamı taşımıyor. Ben gördüğümü bir durum tespiti olarak ortaya koyuyorum” ifadelerini kullandı.
Pekin, Öner’e “kamu yararı” için yapılan bağışları sordu
Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, Yakup Öner’e, İBB’deki görevi sırasında kamu yararına kazandırıldığını söylediği projeleri sordu. Öner, Gülaylar dosyasında tapuya şerh edilen 5 bin 400 metrekarelik alan ile Torunlar tarafından yapılan bağışı örnek gösterdi.
Öner, bağış taleplerinin her zaman şirketler tarafından memnuniyetle karşılanmadığını belirterek, “Bizim amacımız burada üçüncü kişilere bir menfaat sağlamak değil, benim şahsıma bir menfaat sağlamak değil, Ekrem İmamoğlu’nun şahsına da bir menfaat sağlamak değil. En azından amaç buydu” dedi.
Öner: Bağış talepleri belediyelerin çok büyük bir kısmında bulunuyor
Pekin’in, 2019 öncesinde de belediyelerde benzer şekilde kamuya kazandırılan bağışların olup olmadığını sorması üzerine Öner, önceki döneme doğrudan tanıklığı bulunmadığını ancak belediyecilik faaliyetleri içinde bu tür uygulamaları duyduğunu söyledi. Öner, “Bu doğrudur, yanlıştır, hukukidir, değildir; bu tartışma benim konum değildir. Ancak bu eylemlerin, bağış taleplerinin belediyelerin çok büyük bir kısmında bulunduğunu açıkça ifade edebilirim” diye konuştu.
Avukat Pekin’in, İmamoğlu’nun kendisini teknik bilgisinin yanı sıra usulsüzlüklere karışmayacağını düşündüğü için görevlendirip görevlendirmediğini sorması üzerine Öner, teknik bilgi ve karakter özelliklerinin birlikte etkili olduğunu düşündüğünü söyledi. Öner, “Ben hayatım boyunca hiçbir zaman üçüncü kişilere menfaat sağlanan bir masada bulunmadım. Orada oturmayı da doğru bulmadım” ifadelerini kullandı.
İddianamede suç olarak nitelendirilen eylemlere iştirak ettiğini reddeden Öner, kamu yararı amacıyla başladığını söylediği süreçlerin daha sonra başka bir şeye dönüştüğüne şahit olmadığını savundu.
Öner: Cezaevi koşulları nedeniyle bazı şeyleri atlamış olabiliriz
Pekin, Öner’in Cüneyt Yakut’a ilişkin savcılık ifadesinde, İmamoğlu’nun, “Yasal bir engel yoksa hakları doğrultusunda güçlendirme ruhsatını alırlar” dediği yönündeki anlatımın tutanakta yer almadığını belirtti.
Öner, savcının ifadesine müdahale etmediğini vurgulayarak, cezaevi koşulları nedeniyle bazı ayrıntıları atlamış olabileceğini söyledi. Öner, “Çok ağır koşullar söz konusuydu. Bazı şeyleri atlamış olabiliriz” dedi. Bu sözlerinin emniyet veya savcılık baskısına ilişkin olmadığını da belirten Öner, “Cezaevindeki psikolojik koşullardan bahsediyorum” dedi.
Pekin etkin pişmanlık sürecini sordu, öner soruların büyük bölümüne “cevap vermek istemiyorum” dedi
Pekin daha sonra Öner’in etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerin kronolojisine ilişkin sorular yöneltti. Öner, Silivri Cezaevi’nde yaklaşık 33-34 gün kaldığını ve ardından İzmir Buca 2 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildiğini söyledi. Öner, gözaltına alınması sırasında polislerin kendisine ve ailesine karşı herhangi bir baskıda bulunmadığını, aksine nazik davrandıklarını da belirtti.
Sanık Öner, avukat Tora Pekin’in, İzmir’e sevk süresi, etkin pişmanlık kapsamında ifade vermeye ne zaman karar verdiği, ifadeye götürülme biçimi, ifadelerin ne kadar sürdüğü ve tahliye sürecine ilişkin peş peşe yönelttiği soruların büyük bölümüne, “Cevap vermek istemiyorum” yanıtını verdi.
Öner, tahliye edildikten sonra verdiği son ifadenin ise kendi talepleri üzerine gerçekleştiğini dile getirdi.
Pekin: Bu koşullar altında alınmış bir ifadeyi delil olarak kabul etme imkanımız yok
Sorgunun sonunda Pekin, Öner’in yanıt vermediği sorulara işaret ederek, “Bu cevap verilmeyen sorular altında, bu koşullar altında alınmış bir ifadeyi, delil olarak kabul etme imkanımız yok” dedi ve Öner’in İmamoğlu aleyhindeki beyanlarını kabul etmediklerini söyledi.
Pekin ile Mahkeme Başkanı arasında daha sonra sanık sorgusu sırasında avukatların beyanda bulunma hakkına ilişkin tartışma yaşandı. Pekin, CMK 215 uyarınca beyanda bulunma hakkının tanınmasını istedi.
ANKA