Mahkeme tarafından CHP Genel Başkanlığından uzaklaştırılan CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Gaziantep'in Nizip ilçesinde partililer ve vatandaşlar tarafından karşılandı. Özel, "Bugün gün boyunca iş insanlarıyla, iş dünyasıyla, emekçilerle, ev hanımlarıyla, fıstık üreticisi çiftçilerimizle, esnaflarımızla ve Gaziantep’in insanlarıyla, sokaklarıyla, meydanlarıyla programımız var hep beraber" dedi. Özel, şöyle devam etti:
Kimse üzülmesin. Karşılamadan itibaren güzel, üzüntülü, öfkeli sözler söyleniyor. Buradan hepinize söylüyorum. Ne yapacaksak sizinle birlikte, sizin rızanızla ve asla ve asla sizi üzmeyerek, sizi yalnız bırakmayarak yapacağız. Söz veriyorum. Esas olan, aslolan CHP'dir. CHP ülkeyi kurmuş, ülkeye sandığı, seçimi getirmiş partidir. Bu yüzden aslolan CHP'dir. Aslolan da CHP'yi atanmışların değil, seçilmişlerin yönetmesidir. Hiç öyle kötü sözle işimiz yok. Kim ne yaptıysa o yaptığını da biliyor, millet de kimin ne yaptığını biliyor. Çocukluktan beri bu parti için mücadele eden, alın teri akıtan, dirsek çürüten, sokak sokak bu partiyi büyütenlerle bu partiyi seçilmeden yönetmeye heves edenleri bir kefeye koymayacağız.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Biz CHP'nin özüyüz, biz CHP'nin kendisiyiz"
Dün birlikte kurultay salonlarında mücadele ettiğimiz, rekabet ettiğimiz ama efendim anahtar listede sizden oy isteyenlerin şimdi seçilmeden bir yere oturup oradan il, ilçe yönetimleri atamaya çalıştıklarını ve halkta, millette, partide meşruiyeti olmayanlara makam mevkii vermeye çalıştıklarını biliyoruz. Biz CHP'nin özüyüz, biz CHP'nin kendisiyiz ve CHP içinde mücadeleyi sonuna kadar vereceğiz. Yok, işgal tehlikeli bir noktaya gelirse, parti seçime giremeyecek tarihleri geçerse, parti başa gitmeye başlarsa ben kimseye de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisini, son seçimde birinci parti yaptığım partiyi ve Türkiye’nin yüzde 65’ini hep birlikte kazandığımız partiyi batırtmam, düşürtmem. Bir çare buluruz hep beraber.
"İktidara yürüyen CHP'yiz"
Bir kural var, tek bir kural var. O da şu: Biz mağlubiyetleri geride bıraktık, bir daha kaybetmeye tahammülümüz yok. Kural, biz kazanan CHP’yiz. Biz, iktidara yürüyen CHP’yiz ve asla ve asla yenilenlerle ve kaybettirenlerle, kaybettirecek olanlarla birlikte değil, sizlerle birlikte kazanacak olanlarla, iktidar olacak olanlarla yürüyeceğiz. Şimdi o yüzden gideceğiz bakalım fıstık üreticisi bizden ne bekliyor, sanayici ne bekliyor, emekçi ne bekliyor, ev hanımı ne bekliyor bizden. Gideceğiz bakalım, gençler bizden ne bekliyor? Gaziantep’te yürüyeceğiz, Gaziantep’te onlara yolumuzu, yönümüzü soracağız, kolumuzu vereceğiz, Gaziantep’in koluna gireceğiz, iktidara yürüyeceğiz. Onun için kimse moralini bozmasın, bu heyecanınız çok önemli. Sizin bu heyecanınızla sizin bu enerjinizle birlikte iktidara yürümeye hazır mıyız? Haydi o zaman yürüyelim.
"Kurulduğu günden beri AK Parti'yi ilk kez yendik"
Özel, daha sonra Gaziantep'te STK temsilcileriyle bir araya geldi. Özel, partisinde yaşanan süreçten bahsederek özetle şöyle konuştu:
Biz kurultay salonuna girdik. Her şey kendi seyrinde akarken böyle yukarıdan, soldan, arkadan üç beş belki 10 gencin bir sloganını duyduk. Sonra hani böyle saman alevi nasıl yayılır birden, bütün salona yayıldı, gün boyu susmadı, oylar kullanılırken dışarıdan aynı sesler geliyordu. ‘Delege, sokağın sesini dinle’ diye bir slogan, onbinlerce kişinin bir anda sahiplendiği bir hale geldi. Hani Tayyip Bey de çok merak ediyor ya kurultaya, onu dedi, bunu dedi ya... Sonra içeriden birilerinin bir takım meczupları, yalanları bilmem neleriyle bir tane kanıt olmadan kurultaya laf söylediler ya, o kurultayın nasıl kazanıldığını, sokak sokak, asansör asansör, berber berber, manav manav, taksi taksi, adım adım nasıl kazanıldığını biz hepimiz biliyoruz. Ve o sokağın sesini dinleyen delege, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir kere bir şey yaptı. Bir partinin genel başkanını seçimle değiştirdi. Yok daha önce, örneği yok. Ve o gün işte bizim hikayemiz başladı.
Ne oldu biliyor musunuz? Geçmişlerde 60’lı yaş ortalamalarında, 55’li yaş ortalarında olan Parti Meclisi, 42 yaş ortalamasına geldi, MYK, 44’e geldi. Yarısı kadın, yarısı erkek oldu. O güne kadar partinin yüzde yarım bütçe ayırdığı ölçme değerlendirmeye yüzde 15 pay ayrıldı. Parti ne yapıyorsa, rakipleri nasıl yapıyorsa öyle yapmaya başladı. Salonda söz vermişti ‘Bu partiyi ülkenin en iyi yönetilen kurumlarından biri haline getireceğiz’ diye. Öyle yaptık. Beş ayda gençlere, kadınlara, bilime ve bilimsel çalışma yöntemlerine önem vererek bir büyük hikayeyi başlattık. Ve millet, seçmen partideki değişimi, öz eleştiriye saydı. Dedi ki ‘Bunlar öz eleştirilerini yaptılar, değiştiler ve karşımızda bir değişim görüyoruz, buna şans veriyorum' dedi. İşte o gün biz, 47 yıl sonra ilk kez CHP'yi yeniden birinci parti yaptık. Biz, kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yendik. Tayyip Erdoğan’a ilk kez mağlubiyeti yaşattık. İlk kez onları mağlubiyetle tanıştırdık. Biz, 50 yıl sonra galibiyetle tanışırken onlar 23 yıl sonra mağlubiyetle tanışırken kürsüye çıktık ve ‘Bu seçimin kazananı bizsek kaybedeni yoktur’ dedik. ‘Kimseyi verdiği oya pişman etmeyeceğiz’ dedik. Ve ‘Bu bize verilmiş olan, tüketelim diye bir kredi değildir, tüketici kredisi değildir. Bu bir yatırımcı kredisidir. Seçmen, Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmıştır. Günü gelince bakacaktır. İyi değerlendiriliyorsa yatırımını sürdürecek, arttıracak, kötüyse geri çağıracaklar’ dedik.
"Dediler ki 'bu yürüyüşü durdurun'"
Bu yaklaşımımızla ‘Korna basmayın, havai fişek atmayın. Rakiplerinizin önünde davul zurna çalmayın.’ Rahmetli Süleyman Seba’nın kazanan şampiyon Beşiktaşına verdiği öğütteki gibi… ‘Yanda da şampiyonluğu sizin kadar hak eden, kahrolan birileri var. Sizin sevinciniz onları üzmesin’ dediğini hatırlatıp ‘Haydi şimdi, yarın iktidar yürüyüşünü başlatmak için galibiyeti, kendi zaferimizi kimsenin üzüntüsüne çevirmeyelim.’ Sonrasında da Türkiye’yi olması gerektiği gibi bir olgunlukta, hizmette yarışarak ve iktidara yürürken neler yapacağını anlatarak bir etkili ana muhalefet partisi ama yarının iktidar partisi olarak konumlandıracak şekilde çalışmaya başladık. Bir yıl olmamıştı, memnuniyet anketlerinde biz yüzde 59 ölçtük, AK Parti bizi yüzde 61 ölçtü. O güne kadar biz siyaseti en olması gerektiği gibi yani sorunları anlatan, çözümleri söyleyen, tematik mitingler yapan; Rize’de çay üreticisi ile burada fıstık üreticisiyle buluşan, atanmayan öğretmenin sorununu dile getiren, Kocaeli’de emekçinin hakkını arayan, Ankara’da emeklinin hakkını arayan tematik mitinglerle polemiksiz ama iktidara yürüyen bir çizgide devam ettik. İşte ne olduysa orada oldu. Dediler ki ‘Bu yürüyüşü durdurun.’
"Verdiğimiz mücadele bir parti mücadelesi değil"
Onun üzerine CHP'mizin belediye başkanlarına, önce 2 milyon diye yola çıkıp 15,5 milyon oyla seçtiğimiz cumhurbaşkanı adayımıza, kurumumuza, partimize, partimizin yönetimine ‘Bundan sonra bu iktidar yürüyüşünü durdurmak için ne yapılacaksa yapın’ diye yetkilendirilmiş birileri ellerindeki yargı gücünü kötüye kullanarak yani darbeyi asker kamuflajıyla değil, savcı cübbeleri ile başlatarak saldırıya başladılar. Ne yaşanıyorsa o günden bugüne; CHP'nin belediyesinde ne yaşanıyorsa, CHP'nin içinde ne yaşanıyorsa bu CHP'nin içiyle ilgili de değildir, belediye başkanıyla ilgili de değildir. Bu bizim içimizdeki bir mesele değildir. Bu mesele milletin iktidarı değiştirme kararıyla bu karara direnenlerin, demokrasi ile gelip otokrasiye yönelenlerin, millete ‘Beni seçersen baş tacısın, beni seçmezsen artık benim seninle işim yok. Senin iradeni milli irade olarak görmüyorum, senin iradeni kirli bir irade olarak görüyorum. Senin tercihini saymıyorum. Beni değil onu seçtiysen ben artık senin demokrasi ile getirdiğin ama götüremeyeceğin bir noktaya geldim’ diyenlerin milletle kavgasıdır.
Biz CHP olarak verdiğimiz mücadeleyi bir partinin mücadelesi olarak değil; bırakın bir partinin iç mücadelesi, bir partinin dışarıya mücadelesi de değil; Cumhuriyet’i Cumhuriyet yapan en önemli şey olan sandığı koruma mücadelesi olarak görüyoruz. Birileri eğer sandığa varma umudunu, sandığa girecek adayı, sandığa gidecek partiyi, sandığa gidecek partinin genel başkanını yargı kararlarıyla değiştirebiliyorsa orada yapılan seçimin göstermelik bir seçime dönüşmesine karşı bir mücadele veriyoruz."
"Gaziantep'e dar gelen gömleği değiştirmek lazım"
Özel, Gaziantep’in gönlünde çok ayrı bir yeri olduğunu belirterek, "‘Genel Başkan olup da yapacağım’ deyip yapamadığım işlerden birisi ayda bir değilse de iki ayda bir şu Gaziantep’e gelip; bir gün çalışıp, bir gece bu şehirde kalıp, öyle ayrılmaktı" dedi. Gaziantep'in sorunlarını dile getiren Özel, şöyle devam etti:
Gaziantep‘te artık işin şeklini değiştirmek lazım. Gaziantep’e dar gelen gömleği değiştirmek lazım. Artık yol, tasarım, inovasyon, markalaşma ile büyümenin tercih edilmesi ve hızla hayata geçirilmesi lazım.
Antep fıstığı ile ilgili sıkıntılar, bütün şehri etkiliyor. Dünyada üçüncü sıradayız. İran ve Amerika Birleşik Devletleri, şimdi yeni barış yapan ikinci ülke, bizim önümüzdeki iki ülke fıstık üretiminde. Onlar fıstığı ovada üretiyorlar. Sulu tarımla yüksek verim alıyorlar. Bizim üretim kıraçta olduğu için ve bir yıl var yılı, bir yıl yok yılı olduğu için büyük sıkıntı çekiyoruz, rekabet edemiyoruz. İktidar sulama sorununu bir türlü çözemedi. Sulama sorunu çözülmedikçe de bizim bu rekabette var olmamız mümkün değil. Son olarak bir de üstüne üstlük Erdoğan Amerika’ya giderken Trump’ın oğluyla Dolmabahçe’de oturdu. ‘Baban randevu verirse şunu yapacağım, bunu yapacağım, bunu yapacağım.’ Biliyorsunuz orada bir tanesi ‘300 tane uçak alacağım’ dedi. 250 tanesinin gitti siparişini verdi. Kıymetli mineralleri, metalleri söz verdi. Nadir toprak elementleri. Gitti onun gereğini orada yaptı. ‘Pahalı olsun, sizden alacağım LNG’yi’ dedi, gitti onun sözünü verdi. Bu sözünden başka da gitmeden önce bunun eline bir liste verdiler. Dediler ki ‘Amerika’nın şu, şu, şu ürünlerine talebi var. ‘Sen bu ürünlerde vergileri azaltacaksın. Kiminde sıfırlayacaksın.' O arada fıstık ithalatına gümrük vergisi de gümbürtüye gitti. Buradaki üreticiyi koruyacak, dışarıdan fıstık ithalatını zorlaştıracak o vergi kaldırıldı. En zor zamanda fıstık üreticisi ağır bir darbe daha aldı. Bugün yaşananların tamamı bu bütünsellik içinde değerlendirilmelidir. Bu tercih üreticinin belini daha da büktü ve fıstıktaki sorunların bir an önce çözülmesi, fıstık üreticisinin yalnız bırakılmaması, kentin bu önemli darboğazdan bir an önce çıkarılması lazım.
"Geçiş garantisi değil geçim garantisi vaat edeceğiz"
AK Parti iktidarında bu ülke garanti ödemeleri ile tanıştı. Yani sen git Londra’daki bankerlerden hesabını kitabını yap. Finansmanını ayarla. Buraya getir, yol yap. Biz sana yolun 30, 25 yıllık gelirini taahhüt ediyoruz. Hem de onların enflasyonunu da katarak. 'Arabalar geçecek ya geçmezse?' Geçiş garantisi. Köprüyü kullanacaklar ya kullanmazsa? Geçiş garantisi. Tünele geçiş garantisi. Havaalanı yaptırdım. Uçuş garantisi. Hastane yaptırdım. Hasta garantisi. Öyle bir hesap ki her şartta kazanıyor birileri. Hasta gelse de kazanıyor, kazanmasa da devlet veriyor, kazanıyor. Peki devlet nereden veriyor? Hepimizin cebinden veriyor. CHP iktidarında bu verilen garantilerin ve üç, dört yıllık gelirle karşılanırken maliyetler, üstüne 20 yıl verilen o garantilerin tamamını konuşacağız, tartışacağız, kaldıracağız. Ama garanti uygulamasını başka bir taraftan sürdüreceğiz. Nedir? Çiftçi üretirken doğru ürüne yönlendirip doğru bir planlamayla ne üreteceğini, kaça maal edeceğini, günü gelince kime satacağını bilecek. Biz, çiftçiye Türkiye’deki bütün üreticilere, hayvancılıkla uğraşanlara ve üretim yapanlara bundan sonra böyle geçiş garantisi değil, geçim garantisi vaat edeceğiz. Söz veriyoruz buna.
"CHP'de bir tane dış mihrak varsa o da sensin"
Biz bir yandan bunları yapmak için uğraşırken, bir yandan bizimle uğraşan Erdoğan bugün de döndü ve CHP için diyor ki ‘Efendim içlerinde bir şey var, biz hiçbir yerinde yokuz.’ Yemin ederim neresinde biliyor musunuz? Tam göbeğinde. Senin işin ne? Biz burada yapmışız partimizde kurultayımızda. Ardından ihtiyaç duyulmuş olağanüstü kurultayda geçerli oyların tamamını almışız. Sürekli bizimle uğraşan, davalar açtıran, davaları o adalet celladına yakından takip ettiren ve en sonunda da daha karar açıklanmadan hemen önce ‘İnşallah memleketimiz çok yakında hak ettiği gibi bir muhalefete kavuşacak’ deyip CHP'nin kurultayını iptal ettiren, diyor ki ‘Hiçbir yerinde yokum.’ Bugün de çıkmış ‘İnşallah CHP dış mihraklar tarafından içine sokulanlardan kurtulacak’ diyor. Vallahi CHP’de bir tane dış mihrak varsa o da sensin. Senin parti üstünde yaptığın hesaplar. ‘Dış mihrakların tercih ettiği yönetici’ dediği memlekete Amerika’nın büyükelçisi geliyor, diyor ki ‘Vallahi Trump, çok akıllı adam’ diyor. ‘Erdoğan’la anlaşacak’ diyor. ‘Onda olmayanı verecek, onda olanların hepsini alacak’ diyor. ‘Onda olanların hepsi’ dediği nadir toprak elementlerini diyor. Bizim buradaki işte Ordu’nun, Giresun’un yüzde 80’i madenlere açılmış, madenleri maden ruhsatlarını diyor. Altınları diyor, Kaz Dağı’nın altındaki altınları diyor. Diyor ki ‘Erdoğan’dan her şeyi alacak.’ ‘Uçak siparişini’ diyor, 250 tane. Ucuzu varken Amerika’dan pahalıya doğalgaz almayı söylüyor. Her şeyi alacak diyor ‘Ona olmayanı verecek’ diyor. Ne olmayan? Olmayan meşruiyet. Buradan, ‘Dış mihrakların tercih ettiği CHP’deki kişiler’ diyene diyorum ki: Dış mihrakların tercih ettiği birisi varsa o da memleketin başında tutmak için bin türlü plan yapıp bunu da açıktan söyleyen Amerika’dır, Trump’tır, sen Trump’ın hesabısın. Biz milletin hesabıyız.
"Ya bir yol bulacağız ya yeni bir yol açacağız"
Biz binadan çıktık, millete sığındık. Bugün geldik Gaziantep’in vicdanına sığındık. Milletle birlikte yürümeye devam edeceğiz. Hem partililerimizi hem vatandaşlarımızı bir konuda bir kez daha uyarmak, hatırlatmak isterim. Bugün CHP’de bir iç çekişme, bir iç tartışma yoktur. Bugün AK Parti’nin yargı kolları eliyle CHP'de hukuksuz bir işgali vardır. Bizimle yarışmaktan korkanlar partimize butlan atayarak, kayyım atayarak partimizi adaysızlaştırmanın, kurumsuzlaştırmanın, lidersizleştirmenin hesabı içindedirler. Bu yüzden biz bundan sonra meseleyi bir kez daha ifade ederim ki Erdoğan’la milletin iktidarı değiştirme umudu arasında görüp partimizde tüm hukuki süreçleri sonuna kadar işletip Gazi’nin kurduğu, emanet ettiği partiye sonuna kadar sahip çıkıp ama Erdoğan’ın hesabı, birilerinin hesabıyla uyuşacaksa ve bu parti baş aşağı çakılmak üzere bir kötü planın parçası yapılmaya çalışılacaksa hele hele bu partinin önümüzdeki dönem Erdoğan’ın iktidarının bir dönem daha sürmesi planının parçası halinde bu parti üzerinde bir takım oyunlar oynanacaksa söylüyorum: ‘Biz bu oyunu bozacağız.’ Biz bu oyunu bozacağız. And olsun ki biz bu oyunu bozacağız. Bu oyunu Gazi’nin adını taşıyan Gaziantep’ten ilan ediyorum, bu milletle birlikte bu oyunu bozacağız. Ya bir yol bulacağız ya yeni bir yol açacağız ama eninde sonunda bu iktidarı değiştirip Gazi’nin partisini tekrar iktidar yapacağız. Söz veriyorum.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Gaziantep ziyareti kapsamında Elmacı Pazarı ve Gaziler Caddesi’nde planlanan esnaf ziyaretini yurttaşların yoğun ilgisi sebebiyle yapamadı. Özel, cadde boyunca kalabalıkla birlikte yürüdü, vatandaşlarla fotoğraf çektirdi. Yürüyüş sırasında "Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz", "Özgür Başkan özgür gelecek", "Özgür Türkiye özgür gelecek", "Diplomasız Erdoğan", "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "İktidar", "Mustafa Kemal'in askerleriyiz", "Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek" sloganları atıldı. Yürüyüşte Özel'e bir çocuk "Lütfen Ekrem amcamı hapisten çıkarın" dedi.
"Siyasetin kırılma günlerinden birini yaşıyoruz"
Yürüyüş sırasında açıklama yapan Özel, "Türkiye'nin neresine gidersek gidelim gördüğünüz gibi bir şey oluyor. Bizim de daha önce deneyimlediğimiz bir şey değil. Siyasetin kırılma anlarından, kırılma günlerinden birini yaşıyoruz. Büyük bir haksızlık var. Bu haksızlığa millet sessiz kalmıyor. Normalde bu sıcakta bugün Gaziantep'te 20 kişiyi toplayıp yürüteyim desen olmaz ama binler kendi toplanıyor, yürüyorlar. Biz esnaf ziyareti yapmak için buraya geldik ama dükkanlara girebilmek bile mümkün değil. İnanılmaz bir kalabalık var. Herkes çok duygulu, çok tepkili ama buradan alınması gereken mesajı alması gerekenler alsın artık" dedi.
Özel, "Hain Kemal" sloganlarının sorulması üzerine de "O tepkileri durdurmaya çalışıyoruz. Biz kötü söz söylenmesin istiyoruz. Ama insanlar çok tepkili. Her seferinde engel olmaya çalışıyoruz. Herkesten ricam öfkesini iktidar enerjisine dönüştürün. Gelsinler, yürüsünler, sahip çıksınlar ama buradan bizim bir iktidar enerjisi çıkarmamız lazım" yanıtını verdi.
"Çok büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız"
Ardından Balıklı Park ziyaretinde bir bankın üzerinde vatandaşlara hitap eden Özel, şöyle konuştu:
Biliyorsunuz çok büyük bir haksızlıkla karşı karşıyayız. Türkiye’yi bırakın, dünya şaşkın. Türkiye öfkeli, dünya şaşkın. Dünyada görülmemiş bir iş yapıyorlar. Bir partinin adayını yenemeyince, bileğini bükemeyince, Genel Başkanı’nı susturamayınca o partiye yargı eliyle darbe yapıp o partinin yönetimini, seçilmiş yönetimini alıp yerine seçilmemiş bir yönetim getirmeye, iktidar yürüyüşünü durdurmaya, bir siyasi partinin ülkede iktidar talebini, iktidar değiştirmeye kararlılığını durdurmaya çalışıyorlar. Bunun için planlar kurmuşlar, hazırlıklar yapmışlar. Amerika’dan talimatları almışlar, içeride ve dışarıda çalışmışlar ama bir şeyi hesaba katamamışlar. Neyi hesaba katamadılar biliyor musunuz? Sizi hesaba katamadılar.
"Sel oldunuz aktınız"
Bugün Gaziantep’teyiz. Gaziantep’in işçileriyle, işverenleriyle, esnaflarıyla, sivil toplumuyla, meslek örgütleriyle ve sokakta esnafıyla göz göze gelmeye, el ele tutuşmaya, bu zorlu yürüyüşte onları da bu yürüyüşe katmaya, onların fikirlerini sormaya geldik. Bugün akşamüstü 17.00’te bir esnaf ziyareti planladık. Caddenin başına vardık, sizleri gördük. Caddenin başından içeriye adımımızı attık, her adımda çoğaldık. En nihayetinde sel oldunuz, aktınız ve burayı doldurdunuz. İradenizle birlikte tarihin akışına Gaziantep’in damgasını vurdunuz. Elbette CHP'de adayına, kurumuna, liderine darbe yapıyorlar. Durdurmaya çalışıyorlar. Hakkımızı hukuk yoluyla arıyoruz, hukuk mücadelesi veriyoruz. Hakkımızı siyasi yollardan arıyoruz, siyasi mücadele veriyoruz. Hakkımızı sizinle birlikte sokak sokak arıyoruz, fiziki mücadele veriyoruz. Eninde sonunda ya biz bir şekilde bu haksızlığı püskürteceğiz, partimizi geri alacağız ve iktidar yürüyüşüne kaldığımız yerden devam edeceğiz ya da bizi böyle durdurmaya çalışanlar olursa biz iktidar yolculuğunda vazgeçmeyeceğiz, yolu takip edeceğiz, gerekirse yeni bir yol açacağız. Ama menzile varacağız.
"Bu yolun sonu milletin iktidarıdır"
Herkes şunu bilsin ki yol, cümleden uludur. Yol, her birimizden uludur. Yol, yolcudan da uludur. Önemli olan yürünen yol, o konudaki samimiyet, o konudaki gayret, o konudaki inattır. Ben bu yolu sizinle birlikte yürümeye, bu yolu cesaretle yürümeye, sonuna kadar yürümeye ve en sonunda Atatürk’ün Cumhuriyeti’ni kimselere bırakmamaya ant içtim, yemin ettim. Bu yolun sonu milletin iktidarıdır, halkın iktidarıdır. Başarırsak partimizde; olmadı, her türlü kumpasla, partimize kurulan kumpasla bizi başka yollara zorlarlarsa da herkes şunu bilsin ki biz CHP’yi kimselere bırakmadan, CHP’yi sırtlayarak, kucaklaşarak, kenetlenerek hatta CHP'yi de kapsayıp aşarak bu ülkede ne kadar mağdur varsa, ne kadar mazlum varsa, ne kadar emeği sömürülen varsa, alnının terini alamayan ne kadar çiftçi, işçi varsa, dünyanın en büyük haksızlığına uğrayan ne kadar emekli varsa hepsiyle birlikte ve güzel memleketimizin gençleriyle birlikte iktidara yürüyeceğiz inşallah.
"Büyüyoruz, güçleniyoruz"
Kendiliğinden oluşan kalabalıklarla sel olup akıyoruz. Öyle olunca söylenen sözler örneğin ‘Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek’te siz aslında bu ülkede umudu çalanların, ekmeği çalanların, gençlerin geleceğini çalanların, milletin parasını çalanların hesap vermesini söylüyorsunuz. Ama bunu AK Parti‘ye oy vermiş ama şimdi mağdur, mazlum, senin benim gibi bu iktidardan kurtulmak isteyenler, ‘Geçmişte AK Parti‘ye oy verdik diye veya bilmeden bilerek üye yapıldı, üye olduk diye yarın bana da mı bir şey olacak’ diye düşünürse bu yürüyüş, bu yol, bu sel zarar görür. Onun için kötülük yapan hesabını verecek, yargı önünde cezasını çekecek ama buradan Gaziantep’in geçmişte ister AK Parti’ye oy versin, ister MHP’ye, ‘İyi olsun’ diye vermişler. Bugün fıstık üreticisi olup da perişan olanlara, esnaf olup da siftahsız kapayanlara, emekli olup da 20 bin liraya kira ödese aç kalan, karnını doyursa sokakta kalanlara, asgari ücretle geçinemeyenlere ve kurduğu iş, kredi ve borç faizi yüzünden dönmeyenlere şunu söylüyoruz: ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz.’ Sizler sadece CHP'lilerin umudu değilsiniz. Büyüyoruz, güçleniyoruz, genişliyoruz. ‘Bu kadar haksızlığa ben de sessiz kalamam’ diyen başka partilileri duyuyoruz. ‘Sizinleyiz, arkanızdayız’ diyenleri duyuyoruz.
"Tarihin kırılma noktasındayız"
Görüyor musunuz; bir şey oluyor, bir şey. Gaziantep’te böyle bir kalabalığı toplamak, kendiliğinden toplamak, esnaf ziyareti yaparken sokaklara sığmamak, sel gibi akmak, taşmak… Bir şeyler oluyor, görüyor musunuz? Tarihin kırılma noktasındayız. Bir şeyler oluyor. Millet bu kadar haksızlığa, kendi uğradığı haksızlıkla onun derdini söyleyenlerin uğratıldığı haksızlığa, saldırıya sessiz kalmıyor. Her yerde bizi konuşuyorlar, bizi tartışıyorlar. Kimi iyi niyetle, kimin şaşırtmak için. Ama biz kime kulak vereceğimizi biliriz. Biz kulağımızı başı dik, alnı açık, bu ülkeyi seven, evlatlarını seven, yarınlarını düşünen ve bu ülkenin gerçek sahiplerine, öyle sırça köşklerden, saraylardan, tepelerden bakanlara değil, bu ülkenin gerçek sahiplerine, size, millete kulak veriyorum ben.
"Sizin oyunlarınız bize sökmez"
Biz bu ülkeyi karşılıksız sevenleriz, katıksız sevenleriz. Biz zora teslim olmayanlarız. Biz korkup da geri adım atmayanlarız. Biz tehditten susmayan, rüşvet kabul etmeyen, şantaja teslim olmayanlarız. ‘Sus, partinin başında otur. Otobüsün üstünden in, partinin başına git. Daha 50 yaşındasın, 20-30 yıl daha partinin başındasın’ diyenlere şunu söyledim: ‘30 yıl partinin başında muhalefet lideri olacağıma üç gün bile orayı meşgul etmem, ben iktidardan vazgeçmem’ dedim. Bunun için herkes şunu bilsin ki ‘Özgür Özel’i partisinin başından aldık, Özgür Özel’e oyun kurduk, arkadaşlarına oyun kurduk.’ Sizin oyunlarınız bize sökmez. Biz teslim olacak olsak, sizinle anlaşacak olsak o gün anlaşırdık. ‘Ekrem’i sat’ dediğinizde anlaşırdık. ‘Partiyi muhalefette bırak’ dediğinizde anlaşırdık. Ben CHP'yi sonuna kadar savunacağım. CHP’den değerli bir şey var, o da Atatürk’ün öbür eseri Türkiye Cumhuriyeti’dir. Kim ki Amerika’yla, İsrail’le ve AK Parti ile birlikte bir takım hesaplara girmiş; yok, monarşi hesaplarına, tek adam hesaplarına teslim olmuş ve onlarla birlikte plan kurmuşlarsa şunu bilsinler ki CHP için canımı veririm ama Türkiye Cumhuriyet'i için asla ve asla bu oyuna geçit vermem.
"Umudu hep birlikte yükselterek hedefi iktidara koymuşuz"
Biz, 47 yıl sonra partiyi birinci yapmış, 23 yılda AK Parti’ye ilk kez yenilgiyi tattırmış, kazandığımız gece bile bunu zafere saymak yerine hedefe yürümenin ilk günü görmüş, o hedefi ‘iktidar’ diye koymuş insanlarız. Bunun için biz iktidar olana kadar, bu ülkede yönetim alana kadar, emeklinin yüzünü güldürebileceğimiz o güne kadar, emekçinin alın terini alacağımız o güne kadar, esnafı, çiftçileri yeniden milletin efendisi yapacağımız güne kadar, gençlerin umutlarını yeniden yeşerteceğimiz güne kadar çalışmak, mücadele etmek ve başarmak durumundayız. Yenilgiye alışanları, muhalefette çalışanları ve yüksek katlı binaları, altımızdaki üst düzey otobüsleri geride bıraktık biz. İstikamet iktidar. Yoldaşları yanımızdakileri, Gazianteplileri, kardeş, umudu hep birlikte yükselterek hedefi iktidar koymuşuz.
"Oturmakla iktidar olunmuyor"
Yok bizim artık binamız. Yok öyle güçlü sesli otobüslerimiz ama bundan daha önemlisi var. Birileri kalabalıkları arkasına alıp yürümek bir yana taşıma kalabalıklarla bile kendini ifade edemezken biz bu organik, bu güçlü, bu kendiliğinden kalabalıklarla birlikteyiz. Bize bir siz bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter. Şunu herkes görsün, şunu herkes bilsin ki binalarda oturmakla iktidar olunmuyor. Biz, partiyi 47 yıl sonra binada oturarak iktidar yapmadık. Otobüslerle iktidar olunmuyor. İktidar, milletle olunuyor, inançla olunuyor, kararlılıkla olunuyor. Ve sizinle birlikte yürüyerek oluyor. Gazi şehrin güzel insanları, Gaziantep, iktidara birlikte yürüyecek miyiz? O zaman yürüyelim arkadaşlar.
ANKA