Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin genel merkezindeki MYK toplantısının ardından gündeme dair açıklamalarda bulundu. Kılıç, özetle şunları kaydetti:
Şehit ve gazi erlerin aileleri ve haklarıyla ilgili kanun Resmi Gazete’de yayınlandı. İyileştirmeler var ama eksik ve yetersiz. Çerçeve yasa Resmi Gazete'de yayımlandı. Yasalara ve Anayasa'ya aykırılıklar var. Suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenlemeler de Resmi Gazete'de yayımlandı. Ailelerin cezai sorumluluğu artıyor ama eksik ve yetersiz. Resmi Gazete gündemi yoğun. Yoğun ama laf var icraat yok. Bu arada vatandaş Resmi Gazete'ye değil, cebine bakıyor.
"Emeklinin ahı indirir şahı"
Emeklilerimiz de cebine bakıyor. Bakıyor ama, cep delik cepken delik. Emekliler feryat ediyor, duyan yok. Duysalar da bakan yok. Bakan varsa da gören yok. Buradan bir kez daha uyarıyoruz: Emeklinin ahı indirir şahı. En düşük emekli aylığı 23 bin 500 lira. Açlık sınırı 40 bin lira. Dört bilinmeyenli değil, tek bilinmeyenli denklem. Emeklilerimiz 23 bin 500 lirayla kirayı mı ödesin, faturaları mı ödesin, pazara mı gitsin? Borç mu ödesin, karnını mı doyursun? Bir kere daha söylüyoruz; bu iktidarı götürecek olan, emeklilerin açlığıdır, yoksulluğudur, çaresizliğidir. Yeniden Refah Partisi olarak, dün olduğu gibi bugün de yüzde 100’lük maaş artışı vaadiyle emeklilerimizin yanındayız. Hükümet israftan tasarruf etmelidir, faiz ödemelerinden kesmelidir, emeklilerimize hakkını vermelidir. Hükümet emeklilere geçmişte verilen sözleri de yerine getirmelidir. Yıllar önce çalışanlara seyyanen 8 bin lira maaş artışı verildi. Emeklilere de verilecek diye söz verildi ama bu söz yerine getirilmedi. Seyyanen zam yapılmadığı için çalışanla emekli arasındaki uçurum açıldıkça açıldı. Hükümete sesleniyorum; emekliye seyyanen zam sözü verdiniz, sözünüzü tutun. Emeklilerimize de sesleniyorum; sözünü tutmayanlara yüz vermeyin, oy da vermeyin."
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"Mekke Savunma İşbirliği Anlaşması'ndan ABD ve İsrail memnun"
Kılıç, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın Mekke Savunma İşbirliği Anlaşması'nı imzaladığını anımsatarak, şöyle devam etti:
Bu anlaşmanın imzalanmasından en çok memnun olan ise ABD. Acaba neden sorusunu sormadan geçmek mümkün değil. Zira kaygılarımız var. Mekke Anlaşması’nın, İsrail’in devlet terörünü meşrulaştırmak için dayatılan İbrahim Anlaşmaları’na dayanak yapılmasından endişeliyiz. ABD ve İsrail’in Gazze’nin işgalinden sonraki hedefinin, Türkiye dahil tüm Müslüman ülkelere İbrahim Anlaşmaları'nı imzalatmak olduğunu görüyoruz. Türkiye, Mekke Anlaşması’na sadık kalacaksa, anlaşmanın, İsrail’i İran tehdidinden koruyacak bir hüviyete bürünmesine mani olmalıdır. Mekke Anlaşması yaşayacaksa, bu anlaşmaya Mısır ve İran başta olmak üzere D-8 ülkelerinin tümünün katılımı sağlanmalıdır. Aksi halde, adı Mekke de olsa, bu anlaşma, er ya da geç, İran karşısında İsrail’e kalkan olacaktır.
"Af yetkisinin millette olduğunu düşünüyoruz"
Terörsüz Türkiye için başlatılan süreç, çerçeve yasayla yasalaştırıldı. Yeniden Refah Partisi olarak bu yasaya evet oyu vermedik. Zira kanun, yargılaması devam eden, kesinleşmiş hapis cezası bulunan teröristlere af getiriyor. Hükümet yetkilileri, af değil deseler de, ‘infaz düzenlemesi’ adı altında af getiriliyor. Kanun bu gece yürürlüğe girdi. Cezaevlerindeki PKK’lılar, KCK’lılar birer ikişer tahliye edilecekler. Cezaların infazı önce ertelenecek, sonra silinecek. Ve bu kişilerin siyasi hakları da 2-3 yıl içinde kendilerine iade edilecek. Cezaevinden siyaset sahnesine gelecekler. Biz Yeniden Refah Partisi olarak, ‘Pişmanlık’ ifadesi bile aranmaksızın yapılan bu af düzenlemesini yanlış buluyoruz. Af yetkisinin devlette, hükümette ya da Meclis'te değil, millette olduğunu düşünüyoruz. Yarını belli olmayan bu süreçte hangi yeni yasa ya da Anayasa değişikliği talepleriyle karşılaşacağımızı bilemiyoruz. Bu nedenlerle sürecin her aşamasının, referandum yoluyla şehit ailelerine, gazilerimize ve topyekün aziz milletimize danışılması gerektiğine dikkat çekiyoruz. PKK/KCK’nın tasfiyesine evet, PKK’lı/KCK’lı teröristlerin affına, Öcalan’a ‘Statü’ adı altında meşruiyet kazandırılmasına hayır diyoruz.
"Köylerde refah var programını başlattık"
Genel Başkanımızın liderliğinde Köylerde Refah Var programını başlattık. Bugün Ankara’da Çubuk ilçemizin köylerinde, mahallelerinde olacağız. Geçen hafta Muğla Menteşe’de, Aydın Bozdoğan’da, İstanbul’da, Samsun’da, Ordu’da ziyaret ettiğimiz köylerde maalesef durum vahim. Köyler boşalıyor, orman köyleri boşalıyor, ahırlar boşalıyor… Keçi sürüleri, davar sürüleri, sığır sürüleri azalıyor. Maliyetler artıyor. Çitçilerimiz yeme, gübreye, ilaca, mazota, sapa, samana ulaşmakta zorlanıyor. Köylülerimiz maliyetlerle baş edemediği için köyünü, tarlayı, tarımı, ahırı terk ediyor. Devlet için tarım ve hayvancılık bir milli güvenlik sorunu haline gelmiştir. Tarım ve hayvancılık millet olarak beka meselemizdir.
"Seçim yaklaştıkça müzakereler de çoğalacaktır"
Kılıç, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Saadet Partisi ve diğer partilerle ittifak görüşmelerine ilişkin soruya Kılıç, şu yanıtı verdi:
Saadet Partisi ile genel başkan düzeyinde görüşmelerimiz sürüyor. Bugünden yarına herhangi bir ittifak mevzubahis değil, çünkü Türkiye bir seçim sürecine girmedi. Ama Genel Başkanımızın da ifade ettiği gibi Milli Görüş partileri olarak; Yeniden Refah Partisi ve Saadet Partisi'nin birlikte hareket edebilmeleri gönlümüzden geçerlidir. İki partinin bir araya gelmesi, ortak bir siyasal zeminde, ortak bir siyasi çerçeve ile hareket etmesi halinde topluma verecekleri ışık da, umut da yükselecektir. Ona dikkat çekiyoruz ama netleşmesi, detayların berraklaşması, bir karara bağlanması ve somut adımlar atılması elbette ki seçim takvimi ile yakından ilgilidir. Türkiye'nin önünde şu an bir seçim var ama tarihi belli değil. Bir yıla mı olur, iki yıla mı kalır onu bilemiyoruz. Seçim yaklaştıkça ittifak görüşmeleri de artacaktır. Müzakereler de çoğalacaktır. Ama dediğim gibi bugünden yarına bir somut adım mevzubahis olmakla birlikte toplumun önüne bir umut koymak lazım.
"İktidar değişmiyorsa suçu seçmende arayamayız"
İktidar değişmiyorsa suçu sadece iktidarda arayamayız. İktidar değişmiyorsa suçu seçmende de arayamayız. Muhalefet olarak suçu kendimizde aramamız lazım. İktidarın değişimi arzu ediliyorsa toplumun önüne bir alternatif, güçlü bir ihtimal çıkarabilmemiz lazım. 'Kazanabiliriz' duygusunu oluşturmamız lazım. Bu duyguyu oluşturmanın öncülüğünü yapması gereken Yeniden Refah Partisi'dir. Liderliğini üstlenmesi gereken de Genel Başkanımız Fatih Erbakan'dır. Biz bu yönde topluma umut olabilmek için suçu toplumda ya da iktidarda değil, sorumluluğu kendimizde arama yönünde çalışmalarımıza devam edeceğiz.
"Devletin içinde kayıt dışı yapılaşmalar olmaz"
"Alihan Kuriş suç örgütü" operasyonlarını değerlendiren Kılıç, şunları söyledi:
Dinimizin kutsallarını, mukaddes değerlerimizi istismar ederek politik ya da ekonomik güce ulaşılması bir devletin kabul edebileceği durum değildir. Türkiye geçmişte dince kutsal sayılan değerlerin istismarından beslenen yapıların yol açtığı büyük travmalarla karşı karşıya kaldı. Ülkemiz 17-25 Aralık'ı yaşadı, Gezi olaylarını yaşadı, 15 Temmuz gecesi darbe girişimini yaşadı. Dolayısıyla tüm yapıların, adı ne olursa olsun, amacı ne olursa olsun, anayasa ve yasalar çerçevesinde kalması, şeffaflık içinde yönetilmesi, kapılarını da, kasalarını da devlete açık hale getirmesi bir mecburiyettir. Bu yönüyle yürütülen soruşturmaların hukukun sınırları içerisinde kalması, milletimizin, devletimizin ve hukukun gereklerinden hiçbir şekilde sapılmadan soruşturmanın selamete ulaştırılması bizim de arzumuzdur, beklentimizdir. Devlet içinde devlet olmaz. Devlet içinde kayıt dışı yapılaşmalar olmaz. Dince kutsal sayılan değerlerin istismarı üzerine de devletin varlığına, Anayasa'ya ve hukuka aykırı yapılar kurulamaz, kurulmamalıdır. Bu nedenle biz hukuk diyoruz, anayasaya ve hukuka dikkat çekiyoruz, şeffaflık istiyoruz. Barışların da kayıt altında olması, şeffaflık ilkesine göre toplanması ve kasaların, hesapların devletin denetimine açık olması gerektiğine dikkat çekiyoruz ki geçmiş 10 yılda yaşanan travmalar gelecek 10 yıllarda yaşanmasın. Asıl olan Türkiye Cumhuriyeti'dir, aziz milletimizin huzuru, bekası, güvenliğidir
ANKA