Babacan’dan ABD’den gelecek para iddialarına tepki: Borç alan emir alır

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, seçim öncesinde ABD’den Türkiye’ye para akışı sağlanacağı iddialarına tepki göstererek, olası bir swap hattının ülkenin bağımsızlığı açısından risk taşıdığını söyledi

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, seçim öncesinde ABD’den Türkiye’ye finansal destek sağlanacağı yönündeki iddialara tepki gösterdi. Olası bir swap anlaşmasının Türkiye’nin bağımsızlığı açısından sakıncalar doğurabileceğini savunan Babacan, “Akıllarının ucundan geçirenler varsa unutun kardeşim bu işi” ifadelerini kullandı.

Babacan, gazeteci Murat Yetkin’in YouTube kanalında yaptığı açıklamalarda, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin seçim öncesinde Türkiye’ye kaynak aktarabileceğine dair yabancı basında yer alan değerlendirmeleri yorumladı. ABD’nin hiçbir ülkeye karşılıksız destek vermeyeceğini vurgulayan Babacan, bu tür finansal ilişkilerin mutlaka bir bedeli ve karşılığı olacağını söyledi.

Babacan, şöyle konuştu:

"Amerika ile böyle bir ikili mecburiyetten, bakın dövizimiz bitti arkadaş, bize biraz döviz verin diyebilir. Swap hattı oluşursa bu Türkiye’nin bağımsızlığı meselesidir. Açık söyleyeyim, ondan sonra dış politikada önemli kararlarda falan boynunuz bükük olur yani. Amerika desteği çektiği anda sistemin çökeceğini bilenler, Amerika’nın verdiği destekle Türkiye’ye yön verme eğilimlerini de artırırlar. Yani bu çok çok tehlikeli bir şeydir, inşallah gerek olmaz. Akıllarının ucundan geçenler varsa bunlara, onlara çağrımdır: Unutun kardeşim bu işi. Siz güven inşa edin. Güven olunca zaten para geliyor bu ülkeye ya. Dünyada para çok. Yani güven oluşturun, para gelecek. Siz güveni kendi elinizle yıkın. Enflasyonu patlattın, faizi patlattın, dövizi bitirdin. Amerika’dan para isteyin. Son derece yanlış bir iş bu. Normalde ülkelerin borçlanmasının piyasa şartlarında olması lazım ve piyasalardan olması lazım. Ben tam on bir yıl boyunca bu ülkenin ekonomisinin başında oldum. Daha önceden devraldığımız bir IMF programı vardı. Dolayısıyla biz IMF borcu devraldık. O günün parasıyla yirmi üç milyar dolar. Ama ne yaptık? Ödedik. Daha az borçlandık, ödedik. Daha az borçlandık ve sıfırladık. En son IMF borcumuzu sıfırladık. Ama IMF çok taraflı bir kuruluş. Biz de ortağıyız, hatta hissemizi artırdık. Hatta krizde biliyorsunuz IMF geldi, bizden borç istedi.

On bir yıl boyunca, bir milyar dolara ihtiyaç varsa beş milyar, altı milyar dolarlık teklif geldi dünyadan. Ve baktık, en ucuzu, en uygun şartlar kimdeyse ben senin bir milyar dolarını alıyorum, gerisini istemiyorum kardeşim diye iade ettik. Gayet açık, şeffaf bir borçlanma yöntemi bu. Ve tamamen ekonomik bazda ve güven bazında. Ama siz tutup da kendi elinizdeki döviz rezervini yakarsanız, bahsettiğiniz gibi arka kapıdan yakarsanız ve bunu takviye etmek için sürekli yüksek faizle cezbetmeye çalışıyorsanız bu nereye kadar? Ülke gittikçe fakirleşiyor. Bir avuç zengin türüyor ama geniş kitleler sürekli fakirleşiyor. Bunun siyasi sürdürülebilirliği de yok. Erdoğan’la Trump’ın da arası iyi. Acaba hani Amerika Türkiye’ye böyle bir iyilik yapar mı gibi, belki, belki herhalde beklentiler oluşuyor. Tabii çok tehlikeli bir şey. Yani Sayın Erdoğan’ın kendi sözüdür, ben buradan ona hatırlatayım: Borç alan emir alır. Yani eğer iktidar içerisinde böyle niyetli olanlar varsa, ya merak etmeyin efendim, Trump’la zaten aranız iyi. Bir alo dersiniz, gönderir size parayı diyenler varsa bu çok tehlikelidir."

ANKA

 

DAHA FAZLA HABER OKU