KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Medya Haber’de yayınlanan bir programda gazeteci Erdal Er’in sorularını yanıtladı.
Mustafa Karasu, kamuoyunda tartışılan çerçeve yasaya ve Alevi meselesine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Yüzyıllık bir sorunun çözülmesi için Türkiye’de siyasi partilerin yanı sıra demokratik kurumları ve sivil toplum örgütleriyle de görüşülmesi gerektiğini belirten Mustafa Karasu, dünyada demokratik gelişmelerin her zaman toplumun mücadelesiyle gerçekleştiğini belirtti. Demokratikleşme sürecinin gerilimsiz bir süreç olmadığını söyleyen Mustafa Karasu, halkın ve demokrasi güçlerinin de sürece müdahil olması gerektiğini dile getirdi.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle birlikte Abdullah Öcalan’ın durumunun eskisi gibi olamayacağının altını çizen Mustafa Karasu, “Eskisi gibi olursa bu ilerleme süreci yürütülemez. Bugüne kadarki durum sürerse tabii ki bu süreç gereğince ilerlemez. Bunu devletin de bilmesi gerekiyor. Artık bu konuda bir adım atılması gerekiyor. Biz zaten Önder Apo’nun özgürlüğünü hedefliyoruz. İlk önce özgür ve serbest çalışır olması, ardından da çok uzamadan Önder Apo’nun özgür olması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Meclise sunulması beklenen çerçeve yasaya dair konuşan Mustafa Karasu, Kürt sorununun ‘güvenlik sorunu’ olarak ele alınamayacağını, yeni yasanın da bu çerçevede olması gerektiğini kaydetti. Sürecin ilerlemesiyle silahların devre dışı kalacağını, fakat sorunu sadece silahsızlanmaya indirgemenin de doğru bir yaklaşım olmadığına dikkat çeken Mustafa Karasu, bu konuda mantıklı ve makul bir yaklaşım sergilediklerini, benzer yaklaşımı devlet ve iktidarın da göstermesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin Alevilere yönelik baskı politikalarına da değinen Mustafa Karasu, “Demokrasi mücadelesinde Alevilerin de en önde olması lazım. İktidarın şu sözüyle, bu sözüyle inanç özgürlüğü kazanılamaz. İnanç özgürlüğünü sağlayacak tek şey demokrasi mücadelesidir. Demokrasi Aleviler için bir ibadet konusudur. Demokrasi sağlanırsa, Türkiye demokratikleşirse inanç özgürlüğüne kavuşurlar” dedi.
Önderlikle iki ay sonra bir görüşme yapıldı
Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile ilgili tartışmaların devam ettiği zaman aralığında Abdullah Öcalan ile yapılan son görüşmeyi önemli gördüklerini belirten Mustafa Karasu, “İki aydır Önder Apo ile görüşme olmuyordu. Bu aslında sürecin karakterine ters bir şey. Bu kadar önemli bir konu ve kendileri de çok önemli olduğunu değerlendiriyorlardı. Yüzyıllık bir sorunun biteceğini, Türkiye’ye yeni ufuklar açacağını belirtiyorlardı. Ama böyle bir konuda Kürt Halk Önderi ve baş müzakereci Önder Apo’yu iki ay görüştürmeme ister istemez bizde de, çeşitli çevrelerde de ‘Acaba ne oluyor’ biçiminde bir soruyu akla getirdi. Biz bunu eleştirdik, tutumumuzu ortaya koyduk. Devletin nasıl yaklaşması gerektiği üzerinde durduk. Bu değerlendirmelerimizden sonra Önderlikle iki ay sonra bir görüşme yapıldı. Tabii ki bu görüşmenin yapılması şunu gösteriyordu; bazı sorunlar var ama bu sorunların aşılması için yapılan tartışmalar var. Bu görüşmeyle bunların aşılmak istendiği biçiminde bir yaklaşımımız, değerlendirmemiz oldu.
Nitekim görüşme oldu. DEM Parti Heyeti gitmişti, yaptıkları açıklamalar oldu. Önder Apo’nun yaklaşımı oldu. Özellikle devlete yönelik dar, basit yaklaşılmaması üzerinde vurguları vardı. Türk-Kürt kardeşliğinin yeniden gerçekleşmesi, bu konuda bizim, Kürt halkının buna hazır olduğunu, bu kardeşleşmeye hazır olduğunu ifade etti. Tabii ki bu kardeşleşmenin de haklar temelinde, Kürt halkının temel hakları temelinde olması gerektiği açıktır. Bunu zaten biz de söylüyoruz, muhataplarımız da bunu biliyor. Bu yönüyle bize basın üzerinden aktarılanlar dışında kısa bir bilgi geldi. Yakında bize de bu beş saatlik görüşme konusunda bilgilendirme yapılacağı, bizim de görüşümüzün alınacağı belirtildi. Önder Apo şöyle bir yaklaşım göstermiş; bir taslak Önder Apo’ya götürülmüş, üzerinde durulmuş. Önder Apo bu taslak için, “Eksikleri, yetersizlikleri olabilir ama bir adım, bir kapı açma açısından bir başlangıçtır” biçiminde yaklaşılması gerektiğini belirtmiş” diye konuştu.
Süreci doğru buluyoruz, destekliyoruz
Mustafa Karasu, kendilerinin yasa taslağını beklediklerini ve taslağı değerlendirdikten sonra tutumlarını net ortaya koyacaklarını kaydetti. Mustafa Karasu, “Açıkça böyle bir yasa olabilir, bir başlangıç olabilir ama sonrasının da olması gerektiği biçiminde bir değerlendirme yapmış Önder Apo. Biz de tabii taslağı bekliyoruz. Bir ara bir taslak dolaşıma sokuldu, basın üzerinden bize de geldi. Tabii o taslağın kabul edilecek yanı yoktu. Anlaşılıyor ki o taslak üzerinde çalışılarak böyle bir uzlaşma gerçekleşmiş görünüyor. Özellikle mesela ‘terör örgütü’ gibi bir kavramın kullanılması, böyle bir süreç açısından… Partiyi feshettik, Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırdık. Demokratik siyasal mücadele statüsü temelinde koşullar oluştuğunda, düşünce ve örgütlenme özgürlüğünün tam olduğu, örgütlenirken, düşünce belirtirken, Kürt sorununun çözümüyle demokratikleşmeye ilişkin değerlendirmeler ve örgütlenmeler yapılırken herhangi bir engelle karşılaşılmadığı takdirde biz zaten demokratik siyasal mücadele içine girebileceğimizi belirtmiştik. Bizim zaten yaklaşımımız o. Süreci zaten doğru buluyoruz, destekliyoruz.
Taslağı gördükten sonra tutumumuzu ortaya koyarız
Kuşkusuz iktidarın yaklaşımından dolayı halkın, dostların kaygıları oluyor. Biz kaygıdan çok, sürecin nasıl ilerlemesi gerektiği konusunda tutum koyuyoruz, düşünce belirtiyoruz. Öte yandan şunu da her zaman biliyoruz: Sorun sadece devletin ne adım atıp atmayacağı üzerine durmak, beklenti içerisinde olmak değildir. Demokrasi güçlerinin, Kürt halkının örgütlü gücüyle sağlam durması, tutumunu ortaya koyması sürecin ilerlemesi açısından gereklidir. Bunu her zaman söyledik. Olması gereken budur. Biz zaten önümüze gelirse bunu değerlendireceğiz. Önder Apo’nun dediği gibi bu bir başlangıçsa, bir kapı açılıyorsa, en azından önümüzdeki dönemde yeni gelişmelerin, yeni adımların ön adımı olacaksa tabii ki biz de süreci teşvik eden bir yaklaşım içinde oluruz. Ama tabii taslağı bekliyoruz. Gördükten sonra tutumumuzu da açık ve net ortaya koyarız” ifadelerini kullandı.
Taslak bize gelecek
Taslağın kendilerine kimler tarafından ulaştırılacağını aktaran Mustafa Karasu, “Şimdi DEM Heyeti dışında zaman zaman işleyen bir kanal var. Sanıyoruz o kanal üzerinden bize o bilgiler gelecek. Taslak bize gelecek. Biz değerlendireceğiz. Yol haritası konusunda şu anda bizde net bir bilgi yok. Bilgiler geldiğinde, o beş saatlik tartışma bize aktarıldığında, orada herhalde yol haritası konusunda da bazı şeyler öğreneceğiz. Ama işte Meclis’e geleceği, yakında geleceği, Ağustos’un ilk haftasında da çıkabileceği biçiminde değerlendirmeler var. Bunu Numan Kurtulmuş da teyit ediyor. Daha önce de çeşitli defalar söylendi çıkarılacağı. Biz de bekliyoruz. Tabii şimdi bizim açımızdan da önemli. İşte Cumhuriyet Halk Partisi ile, Yeni Yol ile, çeşitli partilerle görüşülmesi önemli. Hatta isteriz ki Türkiye’deki demokratik kurumlar var, sivil toplum örgütleri var; onların da görüşünün alınması önemli.
Biz olumlu gelişmeler olmasını ümit ediyoruz
Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu oluşturulmuştu, oraya ifadeler verildi ama taslak konusunda da tabii en geniş kamuoyunun bilmesi iyi olurdu. Bu tür sorunları böyle çözmek lazım. Tabii ilk hazırlanmasında, ilk görüşmelerde hemen kamuoyunun bilgilendirilmesi sonuç alınmadığı için, hâlâ yeterince olgunlaşmadığı için yapılmayabilir. Ama belli bir olgunlaştıktan sonra demokratik kurumlarla görüşmek de iyi olabilirdi. Partilerle görüşülüyor. Partiler zaten diyordu, bize bir şey gelmedi. Herhalde şimdi taslakla partilere gidiliyor. Partiler de bu konuda görüş belirteceklerdir. Meclis’e gelince de zaten bütün partiler kendi görüşlerini, düşüncelerini ortaya koyacaklardır. Yine beklentilerini ortaya koyacaklardır. Bu yasa çıktı ama arkasından nelerin gelmesi gerektiğini belirteceklerdir. Bu yönüyle herhalde kamuoyu bu süreçte daha fazla bilgi sahibi olacaktır. Sürecin giderek ilerleme durumu ortaya çıktığında doğal olarak kamuoyu da bu bilgiler doğrultusunda süreci izleyecektir. Biz olumlu gelişmeler olmasını ümit ediyoruz” dedi.
Adımların da atılması gerekiyor
Demokratik siyasal sürece katılımın nasıl olması gerektiğine ilişkin de Mustafa Karasu, “Şimdi bu konuda aslında Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bir rapor sunmuştu. O raporda aslında birkaç yerde güvenlik politikalarıyla sonuç alınmadığını ifade ediyordu. Öte yandan altıncı ve yedinci madde başlıkları vardı. O yönlü adımların da atılması gerekiyordu. Onların anayasa, yasa ya da herhangi bir düzenleme gerekmeksizin yapılması gerekiyordu. İşte Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarıdır, Anayasa Mahkemesi kararlarıdır; bunlar uygulanmadı. Evet, komisyon da söylüyor, bu sadece güvenlik sorunu olamaz. Geçmişte güvenlik sorunu oldu ama sonuç alınmadı gibi değerlendirmeler vardı. O zaman yeni yasanın da o yaklaşımla olması gerekiyor.
Sorunu sadece silahsızlanmaya indirgemek doğru değil
Tamam, silahsızlanma olacak. Zaten biz Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi sonlandırdığımızı söyledik. Bu konuda sorun yok. Zaten eğer bir süreç gelişecekse tabii ki silahlar devre dışı kalacak. Bu konuda bizim herhangi bir itirazımız yok. Ama bu sorunu sadece silahsızlanmaya indirgemek de doğru bir yaklaşım değil. O zaten çözümsüzlük demektir. Eğer sadece silahların bırakılması süreci olacaksa bunu bir çocuk bile bilir ki bu çözüm üretmez. Yeni sorunlarla karşı karşıya getirir. Bu bakımdan tabii ki mantıklı ve makul bir yaklaşım gerekiyor. Biz bu yaklaşımı gösteriyoruz. Benzer bir yaklaşımı da tabii devlet ve iktidarın göstermesi gerekir.
Önder Apo’nun özgürlüğünü hedefliyoruz
Abdullah Öcalan’ın yasal statüsü ve iktidarın yasayı kategorize etmesine yönelik gelişmeleri de değerlendiren Mustafa Karasu, “Şimdi yeni İmralı’da tartışılan taslakta bu konulardaki tartışmalar vardı. Farklı görüşler vardı. Bunlar nasıl ortaklaştırıldı, hangi ortak noktada buluşuldu bunları tam bilmiyoruz. Ama şu açık, Önder Apo’nun durumu eskisi gibi olamaz. Mümkün değil. Eskisi gibi olursa bu ilerleme süreci yürütülemezdi. Hem kamuoyuyla ilişkisi olmayacak, basınla topluma seslenmeyecek, bizimle ilişkisi olmayacak. Bugüne kadarki durum sürerse tabii ki bu süreç gereğince ilerlemez. Bunu devletin de bilmesi gerekiyor. Artık bu konuda bir adım atılması gerekiyor. Biz zaten Önder Apo’nun özgürlüğünü hedefliyoruz. Bu hedefimizdir. İlk önce özgür ve serbest çalışır olması, ardından da çok uzamadan Önder Apo’nun özgür olması gerekiyor. Önder Apo’nun özgürleşmediği bir ortamda kim sorunun çözümünden bahsedebilir? Önder Apo’nun özgürleşmesinin gerçekleşeceğinin bilinmediği bir ortamda kim nasıl herhangi bir adım atabilir, gerekleri yerine getirebilir? Bu yönüyle gerilla da bu konuda hassas, biz de hassasız, halkımız da hassas.
Önder Apo’nun özgürleşmesiyle gerçekleşmesi gerekiyor
Bu bakımdan Önder Apo’nun özgürlüğünü sağlayacak, bu yolu açacak bir çözüm bulunması gerekiyor. Şu andaki durum kabul edilemez zaten. Onu aşan bir yaklaşımın olması lazım ve bunun da uzun sürmeyecek bir biçimde Önder Apo’nun özgürleşmesiyle gerçekleşmesi gerekiyor. Çünkü süreç öyle ilerler. Bunu belirtebiliriz. Diğer belirttiklerimiz ise, eğer demokratik siyaset alanı açılacaksa, bu konuda ilerleme olacaksa, en başta demokratik siyaset alanında çalışmış da yasa dışı durumuna düşmüş, çıkmak zorunda kalmış olanların hızlıca dönmesi gerekiyor. Çünkü onların sorunu herhangi bir yasayla da ilgili değil. Böyle düzenlemelerle hemen geri dönebilirler. Zindandaki birçok arkadaşın çıkma durumu olabilir. Eskiden belirttiğimiz istekler, halkın talepleri, herhalde bu konularda bir ilerleme sağlanacaktır. Böyle bir yasa çıkacaksa bunları içermesi gerekiyor. Bu yönlü bir ilerleme sağlaması gerekiyor. Olacağını da düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
Nasıl negatif yasalardan pozitif yasalara geçebiliriz?
Demokratik kamuoyunun, Kürt halkının ve kendilerinin, iktidarın politikalarına eleştirileri olduğunu, fakat sürece ilerlemesi için desteğin de olması gerektiğini belirten Mustafa Karasu, “Şimdi biz de tabii AKP’nin belli uygulamalarını, politikalarını eleştiriyoruz. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde olmaması gereken uygulamalar var. Muhalefete karşı var, çeşitli kurumlara karşı var. Bunlar zaten eleştirilen konular. Fakat biz şöyle yaklaşıyoruz; sürece kaygıyla yaklaşmak, ne olacak diye hep kaygıyla yaklaşmak, hep negatif yönden bakmak doğru değil. Bu sürecin gelişmesine, ilerlemesine, gerçekleşmesine destek olmaz. Bu bir seyircilik olur. Sadece eleştirmek olur. Böyle bir süreç var. Bu süreci nasıl ilerletebiliriz? Nasıl negatif yasalardan pozitif yasalara geçebiliriz? Bu konuda demokratik kamuoyunun irade ortaya koyması lazım. Halkımızın irade ortaya koyması lazım. Türkiye halklarının irade ortaya koyması lazım.
Demokrasi güçlerinin harekete geçmesi lazım
Bu süreçte demokrasi güçlerinin harekete geçmesi lazım. Bu Barış ve Demokratik Toplum Süreci aslında böyle bir imkân veriyor. Herkese bu Barış ve Demokratik Toplum Sürecinde bu yasa nasıl çıkmalı, hangi yasalar olmalı, demokratikleşme nasıl olmalı biçiminde sözlerini söyleme zemini sunuyor. Bizim beklentimiz budur. Böyle olmalı. Sadece ‘Devlet adım atacak mı, atmayacak mı’ yaklaşımı demokratik mücadele anlayışına terstir. Demokratik gelişmeler hep mücadeleyle olmuştur. Beklentiyle olmamıştır, toplum mücadelesiyle olmuştur. En hafif deyimle devletle belli bir gerilim içinde gelişmeler oluyor. Demokratikleşme böyle gerilimsiz, sadece devletin akşam yatıp sabah adım attığı bir süreç değildir.
Demokrasi güçlerinin müdahil olması lazım
Demokrasi böyle değildir. Böyle gelmemiştir. Bu sürece de böyle bakmak lazım. Halkın bu işe müdahil olması lazım. Demokrasi güçlerinin müdahil olması lazım. Sorun, AKP sordu mu, sormadı mı, nasıl yaklaşıyor demeden kendi tutumlarını, örgütlü tutumlarını açıkça ortaya koymaları gerekiyor. Bunu bekliyoruz. Bu konuda gerçekten yetersizlik var. Kürt halkı çaba gösteriyor. Ama Türkiye’deki demokrasi güçlerinde hep böyle şikâyet eden, negatif yaklaşan bir tutum var. Hâlbuki mücadele ederek bu sürece, Önder Apo’nun Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni güçlendirmek açısından, Önder Apo’nun bu süreci daha etkili yürütmesi açısından tabii ki demokrasi güçlerinin desteğini bekliyoruz” diye kaydetti.
Savaşanlar artık bu savaşın sonuç vermediğini görecek
Mustafa Karasu konuşmasına şöyle devam etti; “Savaşanlar bir noktada artık bu savaşın sonuç vermediğini görecek, uzlaşacaklar ya da sonuna kadar savaşacak. Birisi yenilecek, birisi zafer kazanacak. Ya öyle çözülecek ya da öyle çözülemiyorsa ki bizim gerçeğimiz de öyle. Türk devleti bu kadar saldırıya rağmen amacına ulaşamadı. Hareketimiz ise büyük mücadele verdi, önemli toplumsal değişimler yarattı. Türk devleti toplumdaki özgürlük ve demokrasi mücadelesini bitiremedi, yok edemedi. Bu ortamda ortak bir nokta, bir uzlaşma arayışı ortaya çıktı. Önderlik zaten 1993’ten beri bunu arıyor. Turgut Özal ile birlikte arıyor. Özal aslında Kürt sorununun çözümünde çok radikal bir şey ortaya koymuyordu. Ama Özal ne yaptı? Altmış, yetmiş yıllık Kürt politikasında belli bir farklılık ortaya koydu. Ne oldu? Öldürüldü. Bu ciddi bir durumdur. Türkiye’de Kürt sorununun böyle bir gerçeği var.
Medya Haber