Türkiye’nin daha iyi yerlere gelebilmesi, yaşanabilir bir ülke olması için güven krizini çözmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, "Güven problemi ise önce ahlakla çözülür. Hayatımızı etkileyen her hususta ahlakın ilk sırada olması gerekir. Biz Saadet Partisi olarak siyaseti her şeyden önce bir ahlak meselesi olarak görüyoruz. Ağzımızdan çıkan her cümlede, Türkiye’nin yönetimine talip olduğumuz her noktada, seçim öncesinde de sonrasında da en temel ölçümüz ahlak olacaktır” dedi.
"Gençlerin yüzde 74'ü torpil olmadan iş bulamayacağını söylüyor"
İktidara gelmeleri halinde bir bürokratın beş yerden maaş alamayacağını, gençlerin işe girebilmek için torpil aramak zorunda kalmayacağını anlatan Arıkan, "Yapılan araştırmalarda gençlerin yüzde 74’ü torpil olmadan iş bulamayacağını düşünüyor. Yüzde 65’i ise fırsat bulduğunda bu ülkeyi terk etmek istediğini söylüyor. Bunlar hepimizi rahatsız etmesi gereken tablolardır" diye konuştu.
Türkiye'de kasten yaralama suçlarının yüzde 68, cinsel suçların yüzde 64, uyuşturucu suçlarının yüzde 144 ve organize suçların yüzde 236 arttığını ifade eden Arıkan, "Sokaklarımız güvensiz hale geliyor. Şanlıurfa’da, Kahramanmaraş’ta yaşanan hadiseler hepimizi derinden üzdü. Ancak bu olaylarla ilgili ortaya konulan tavırlar çoğu zaman anlık tepkilerden öteye geçmiyor. Bir süre konuşuluyor, birtakım kararlar alınıyor ama kısa süre sonra unutuluyor. Sonra yeni bir olay yaşandığında aynı cümleleri yeniden kurmak zorunda kalıyoruz” dedi.
"Adalet duvarı yıkıldı"
"Toplumu ilgilendiren, toplumun hassas olmasını gerektiren ne kadar duvar varsa hepsi yıkıldı" diyen Genel Başkan Mahmut Arıkan, şunları kaydetti:
Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu tabloyu anlatmak için Nasreddin Hoca’nın türbesini örnek vermek istiyorum. Bilirsiniz, türbenin dört tarafı açıktır ama bir tarafında kilitli bir kapı vardır. İşte Türkiye’nin hali de böyledir. Adalet duvarı yıkıldı, liyakat duvarı yıkıldı, ahlak duvarı yıkıldı, aile, eğitim, ekonomi, sağlık ve dış politika duvarları yıkıldı. Toplumu ilgilendiren, toplumun hassas olmasını gerektiren ne kadar duvar varsa hepsi yıkıldı. Geriye bir tek savunma sanayi kaldı. Ben orada hükümetin hakkını teslim etmek istiyorum. Savunma sanayiindeki çalışmaları önemsiyoruz ve yapılan doğru işleri teslim ediyoruz. Ancak diğer alanlardaki duvarlar yeniden inşa edilmedikçe bunun tek başına yeterli olmayacağını ifade ediyoruz. Bugün ahlak duvarını hızlı bir şekilde inşaa etmemiz gerekiyor. Diğer çeyrek asırdaki yıkmış oldukları duvarların hepsini yeniden inşa etmemiz gerekiyor. O bizim kilitli olan duvardan dolayı İsrail endişe duymuyor. ABD herhangi bir tedirginlik duymuyor. Bölgeyi dizayn etmeye çalışan küresel güçler, aktörlerin hiçbiri bizim o kilitli duvarımızdan dolayı 'Acaba Türkiye’den dolayı, Türkiye’nin bu yatırımlarından dolayı başımıza bir iş gelir mi' kaygısı taşımıyolar. Ne zaman taşırlar? O savunma sanayine verdiğimiz önemi aynı şekilde adalete, liyakete ve kalkınmaya verdiğimiz gün savunma sanayimiz daha bir anlamlı hale gelecektir.
Yaşanan son gelişmelere işaret eden Arıkan, sözleri şöyle sürdürdü:
Ekonomik meseleleri konuşuyoruz. Toplumdaki en büyük problem ekonomi olarak görülüyor. Düşük kur ve yüksek faiz politikasıyla ekonomi yönetilmeye çalışılıyor. Türkiye’nin ekonomisi o kadar kırılgan hale geldi ki hukuki durumlardan dolayı, alınan siyasi kararlardan dolayı ekonomi kurmayları sabahın 08.30'unda toplantı yapmak durumunda kalıyorlar.
2026 bütçesinde faize ödenecek rakam 65 milyar dolar. Korkunç bir rakamdan bahsediyoruz. İktidarın bugüne kadar yaptığı özelleştirmelerden elde edilen gelir yaklaşık 63 milyar dolar civarında. Yani 24 yılda satılan kamu varlıkları, 2026’nın faiz bütçesine denk gelmiyor. Emin olun içimizden biri ekonominin başına geçse 2023 ile 2026 arasında enflasyonu hepimiz düşürürdük. '2023’te her şeyimiz olacak, ekonomiyi düzelteceğiz' dediklerinde enflasyon yüzde 37-38'di, bugün yüzde 32’ye düştü. Dünya enflasyon sıralamasına baktığımızda çok çok yukarılardayız biz.
Gıda fiyatlarına baktığımızda dünyada son beş yılda yüzde 101 artış yaşanırken Türkiye’de bu oran yüzde 833 artmış. Tarım Bakanımıza bakıyorsun, tarımla uğraşan hayvancılıkla uğraşan insanlarımıza destek olduk diyor. Bir kurban pazarına gittim. Oradaki esnafımız şunu söylüyor: '6 yıl önce bu pazarda 600 esnaf vardı. Geçen sene bu sayı 250’ye düştü. Bu sene 120 esnaf var, seneye 50-60’a düşecek' diyor. Tarım bitiyor, hayvancılık bitiyor. Üretici üretmekten vazgeçiyor.
"Mutlak butlanı gündem yapmasalardı, mutlak yoksulluğu tartışacaktık"
Yeni bir gündem ortaya attılar. Bir anda Türkiye’nin gündemi mutlak butlan oldu. Eğer o tartışmayı Türkiye’de gündem olarak yapmasalardı bugün Türkiye’de mutlak yoksulluğunu tartışacaktık, mutlak yolsuzluğu tartışacaktık, mutlak adaletsizliği tartışacaktık, mutlak enflasyonu tartışacaktık. Bizim bunları tartışmamamız için maalesef iktidar mutlak butlan meselesini ortaya attı. Emin olun belki bayrama kadar, bayram sonuna kadar bu konuyu konuşacağız ama bayramdan sonra Türkiye yeni bir krize uyanacak. Ne olur bilmiyorum ama yıllardır böyle bir alışkanlık elde edildiği için yolsuzluğu, yoksulluğu, adaletsizliği, arsızlığı konuşmayalım diye Türkiye’de sürekli yeni gündemler üretiliyor, yeni krizler üretiliyor. Arkasında iktidarın hataları gizleniyor maalesef. Siyaset ne zaman sıkışırsa yargı hemen devreye giriyor. Yargı ne zaman sıkışırsa hemen siyasetin devreye girdiği bir dönem yaşıyoruz. CHP ile alakalı mutlak butlan kararı alındı. CHP idarecilerinin, Sayın Genel Başkan'ın, Cumhuriyet Halk Partisi kurmaylarının aklı selim bir şekilde bu krizi yöneteceklerini ve bayram sonunda bir orta yol bulunarak CHP'nin kaldığı yerden yoluna devam edeceğine inanıyorum. CHP hafızada, parti kültüründe, tecrübede Türkiye’nin en kıdemli partisi. Bu krizi de kendi iç dengelerini devreye sokarak aşacak ve siyaset yoluna devam edecektir. Muhalefet için en doğru yol krizlerden arınarak yoluna devam etmektir. Aksi taktirde iktidar bu metodlarla bu yollarla sürekli gündemi meşgul etme gayesi içerisinde olacak. İktidarın bu gayretine destek olmamak bizim için önemli durumlardan bir tanesidir.
ANKA