CHP Genel Başkanı Özgür Özel partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.
Özel'in konuşmasından satır başları şu şekilde:
Cumhurbaşkanı hükümet sistemine geçtikten sonra keyfiliğin arttığı, kurumların hiçe sayıldığı, en önemli kurumlardan olan Meclis'in dahi sesinin kısıldığı bir sürecin içinde. Büyük bir gerileme yaşadık hem politik hem ekonomik olarak. Birisinin yanlış ekonomi ve faiz politikasıyla ekonomi zayıfladı. Merkez Bankası'nın başkanları laf dinlemiyor diye değiştirildi. Fatura hep milletimize kesildi.
Bizim tek haneli olması gereken enflasyonumuz yüzde 80'lerden döndü. Yabancı yatırımcı gelmedi, yerleşik olanlar bile paralarını dışarı çıkarmaya çalıştılar. Dünya devleri paralarını, yatırımlarını Balkan ülkelerine kaydırdılar. Son olarak da 19 Mart 2025'te yapılan sivil darbeyle 60 milyar dolar satıldı, yabancı yatırımcı ülkeyi terk etti. Bu iktidar, milletin ekmeğini küçülten bir iktidardır. Eskiden ekonomik krizler yaşandığı yıllarda anılırdı, şimdi yılı yok çünkü bitmek bilmiyor. Kronik çoklu kriz ortamındayız. İran savaşına da hazırlıksız yakalandık. Yoksullukta, yüksek enflasyonda, işsizlikte, gelir ve vergi adaletsizliğinde Avrupa birincisiyiz. Hukukta da adaletsiz bir iktidarla muhatabız. Bu yönetim ekonomiye en ağır zararın verildiği 19 Mart darbesinin sonuçlarıyla yüzleşmekten kaçıyor ama dünyadan da bunu gizleyemiyor. Mehmet Şimşek, slaytlarla 1 Mart'ta yaptığı sunumda diyor ki 19 Mart'a çoklu şoklar dönemi.
Bu iktidar nasıl bir iktidardır diye soran olursa, şöyle dersiniz: Bu iktidar halkın ekmeğini küçülten bir iktidardır. Milletin yoksullaşmasına neden olan Erdoğan'ın İmamoğlu'ndan ve CHP'den korkmasıdır. Bunun altını çizebiliriz. Ekonomik krizin örneğini iki fotoğrafla gösterebilirim. Ulus'ta bir hayırsever elma dağıtmaya kalkıyor. Emeklilerin 1-2 elma için giriştikleri mücadele hepimizi derinden yaraladı. Bu fotoğraf, Türkiye'yi yönetenlerin, iktidarın utanç fotoğrafıdır. Söz veriyoruz ki iktidar değişecek ve kimse böyle bir fotoğrafın parçası olmayacak.
Geçtiğimiz gün arkadaşlar bir veresiye defteri getirdi. Okuldaki veresiye defteri.. Bu veresiye defterlerinde 15 liralık çay, iki poğaça görüyorsunuz. Dayanmak zor ama yarım kaşarlı görüyorsunuz... Bu ülkenin kantinlerinde bu ülkenin evlatlarına bir kaşarlı tost alamayana yarım kaşarlı tost verildiğini, onun da veresiyeye kaydedildiğini görüyorsunuz. Evlatlarımızı veresiye defterlerine düşürenleri, kendi sefalarını sürenleri bu milletin elinden hiçbir şey kurtaramayacak...
“Melih Gökçek yargılanmadan kimseye siyasi ahlak dersi verilemez”
'Melih Gökçek yargılanamazsa kimse yargılanamaz' diye bir atasözü var. AK Parti'nin ak saçlıları, ataları söylüyor bunu. Melih Gökçek yargılanmadan, Ankara'ya yaptıklarının hesabını vermeden, imar rantı sorularına yanıt verilemeden bu sorular kimseye sorulamaz diyorlar. Melih Gökçek yargılanmadan kimseye siyasi ahlak dersi verilemez. Siyasi ahlakta karnesi en kırık olan partinin siyasi ahlakta ahkam kesmeye çalışan halleri herkesi acı acı gülümsetmiş ve 'Bu ne kadar da büyük cesaret?' denilmişken hep birlikte karşılarındayız.
Sayın Davutoğlu başbakanken vizesiz Avrupa dolaşımı için önüne konulan 55 kriterden üçü siyasi ahlak yasasıydı. Çıkaralım bunu, olmaz dediler. Erdoğan o veciz sözde il ve ilçe başkanı bulamayız dedi.
Geldiğimiz noktada, bir kere yenilince, gol atamayıp gol yiyince topu alıp 'kimseyi oynatmam' diyen bir anlayışla karşı karşıyayız. AKP'lilerin, siyasette yetişenlerin, "Sayın cumhurbaşkanım nereye gidiyorsunuz, biz kazanınca iyi, kaybedince topu alıp kaçan olmamalıyız" demelidir. AKP'liler ya bunu diyecek ya bir hanedana teslim olacaktır. Buradan AKP'de siyaset yapanlara ama siyaseti siyaset gibi yapmak isteyenlere sesleniyorum: Ya atanmışların ve hanedanın iktidarı için bu ayıba ortak olacaksınız ya da otokrasiye karşı demokrasi mücadelemizde bizimle birlikte olacaksınız
Anayasa'nın altında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün imzası var. Toplum sözleşmesi bunun adı. Onun için de toplanıp birbirimizin gırtlağına çökmüyoruz. Birlikte yaşama iradesinin, kurallarının adı... Daha iyisi yazılır mı, yazılır. Ne zamana kadar? Biz rıza gösterdikçe, biz oy verdikçe o güne kadar herkesi bağlar. Daha iyisini istersek hep birlikte yaparız, buraya yazarız. Oyu verip kitaba basarız. Ama o güne kadar 'Ben bu sayfasına inanmıyorum, yokum, istemiyorum...' diyemezsin. Anayasal düzen gitti mi her şey gider. Bu anayasanın bir maddesinden sen, birinden ben, birinden Sayın Erdoğan vazife alır. Cumhurbaşkanı ile ilgili maddeye he deyip de Meclis'i yok sayamazsın. Anayasa Mahkemesi'nin bağlayıcılığını kabul etmeyip de öbür sayfadan güç alamazsın. İşte bugün ülkeyi yönetenlerin, güç zehirlenmesine uğramış olanların temel çelişkisi budur.
Milletin seçime ihtiyacı var. Erken seçim diyorsun, 'Yokuz' diyorlar. İlgili maddeyi kılpayı farkla değiştirdiler. 'Sen oy vereceksin, beş yıl boyunca her şeyi ben yapacağım, söyleyeceğim, kararlaştıracağım...' Çaresi erken seçim. AK Parti tek başına yetmez ama MHP desteğiyle erken seçimi yapmayabiliyor. Ama bir yandan da sürekli millete saldırıyorlar. Erken seçime zorlamak, milletin itirazını göstermek için Anayasa'nın 78. maddesi var; açık, net yazıyor.
ID numaralı olan 16 tapu var, bu taşınmazların hangi tarihte Adalet Bakanı'nın üzerinde olduğu görülebilir. Bu açıklamayı yapalı 1 ay oluyor, hiçbirine yanıt yok, bir tek 'Erdoğan'dan talimat var, Özel'e yanıt verme' diye... Buradan bir kez daha soruyorum, bu millete karşı nasıl susuyorsunuz, bu tapuları sorgulayınca benim söylediğim çıkmıyor mu?
Bu tapular, inanılmaz malvarlığı, eşte dosttaki mal-mülk izah edilemezken, Çayyolu ya da İstanbul'daki bazı avukat bürolarının da ne halde olduğu hem bizce hem Erdoğan'ca bilinirken birileri Adalet Bakanlığı'nda kendine kabul yaratmaya çalışıyor ve çok büyük bir yanlışa imza atıyor.
“Gürlek’in danışmanı gazetecilere haberler için not gönderdi”
Bugün sabah Gülistan Doku cinayetiyle ilgili başlatılan operasyonu çok önemsiyoruz. Cinayetle ilgili tüm sır perdesinin ortadan kalkmasını istiyoruz. Buna yönelik çabaları önemsiyoruz, destekliyoruz ama şimdi de şunu yapıyorlar: Adalet Bakanlığı'nda koltuk sahibi olan, haysiyet cellatlığı yapan biri bugün bilgi notu atıyor: Gülistan Doku haberlerinde 'Sayın Gürlek'in talimatıyla operasyonun başladığı', 'Akın Gürlek talimatıyla harekete geçildiği' ifadesinin kullanılmasını istiyoruz diye bilgi notu atıyor. Önceki Adalet bakanları, Abdülhamit Gül, Bekir Bozdağ, Yılmaz Tunç... Akın Gürlek'in basın danışmanı, ucu nereye çıkarsa çıksın diye davranmadığınızı öne sürüyor. Bu not bana karşı değildir, size karşıdır. Hepinizin mesleki ve siyasi ahlaklarına dil uzatan bir bilgi notudur. Furkan Torlak bu kez sizin haysiyetinize saldırdı. susun da göreyim... Bir de kara para operasyonları, elektronik ödeme operasyonları... Teker teker çıktılar, tutuklu kalmadı. Hadi alkışlayın bakanı.
Independent Türkçe