İBB Davası'nda ikinci hafta: Duruşma savunmalarla devam ediyor

CHP'li bazı milletvekilleri salona alınmadı

Fotoğraf: ANKA

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB davasının ikinci haftası ikinci gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor. 

Başsavcılık ve jandarma arasında gerçekleşen yazışmalar, bu sabah Silivri'de duruşma salonuna girişlere yansıdı.

İmamoğlu ailesi ve DEM heyetinin içeri girişinde bir sorunla karşılaşılmadı. Ergenekon ve Balyoz süreçleri başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir tarafından çok sayıda önemli davayı yakından takip eden CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal'ın da aralarında bulunduğu bazı milletvekilleri izinleri olmadığı gerekçesiyle içeri alınmadı. Duruşma salonu önünde tartışmalar yaşandı.

Tartışmalar sırasında görevli bir komutan "Burada bu kalabalığı yapmaya çalışanlar gerginlik çıkarmak istiyor" ifadesini kullandı. Komutanla görüşen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Milletvekili duruşma salonuna girmek isteyerek gerginlik mi yaratıyor?" diye sorarken, görevli "Biz bu talimatı yerine getirmekle görevliyiz" karşılığını verdi. Günaydın "Kanuna aykırı emir diye bir şey duydunuz mu?" sorusunu yöneltti, görevli "Kanuna aykırı emir değil" yanıtını verdi. Günaydın da "Milletvekillerini adliyeye almamak kanuna aykırı değil mi?" dedi.

Silivri'de bazı isimlere yönelik engelleme devam ederken, CHP yöneticileri ve milletvekillerinin girişimleri sürüyor

Duruşmaya, tutuklu sanıkların sadece birinci dereceden birer yakını izleyici olarak alınırken, tutuksuz sanıkların yakınlarının salona girişine izin verilmedi.

Bu arada, duruşmayı izlemek üzere gelen basın mensuplarının salona girişlerinde geniş güvenlik önlemleri alındığı görüldü, gazeteciler, basın kartı kontrolünün ardından salona alındı. 

İBB Davası’na İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın girişine engel

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası’nı takip etmek için Silivri’ye gelen İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın önce duruşma salonlarının bulunduğu kampüse girişi engellendi. Buradan geçişine izin verilen Aslan, daha sonra ise duruşmanın yapıldığı salona alınmadı. Aslan, “İstanbul bana emanet ama ben kendi emanetimin olduğu şehre giremiyorum. Şehrin sınırları içindeyim ama bir kamu binasına giremiyorum” tepkisini gösterdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkan Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık katıldı.

Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu, babası Hasan İmamoğlu, İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, İBB Meclisi İştirakler ve Bağlı Kuruluşlar Komisyonu Başkanı Ertan Yıldız'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar ve avukatları da duruşmaya geldi. Bazı tutuklu sanıklar ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile hazır edildi.

Tutuklu sanıklar saat 10.02 itibarıyla jandarma eşliğinde salona getirilmeye başlandı. İzleyici kısmından ise sanık yakınları, tutukluların isimlerini söyleyerek selamlamaya çalıştı. Ekrem İmamoğlu saat 10.13’te salona getirildiğinde ise tüm tutuklu sanıklar ayağa kalktı. Avukatların olduğu bölüme el sallayan İmamoğlu, bazı tutuklu sanıklarla tokalaşıp, sarıldı, bu sırada izleyiciler yine alkışlarla "Cumhurbaşkanı İmamoğlu" sloganı attı.

Mahkeme heyeti, saat 10.17’de salona giriş yaptı ve duruşma başladı.

Ertan Yıldız ve Tamer Gümüş avukatları sanık Ümit Polat’a soru sordu. Tamer Gümüş’ün avukatı, suç duyurusu talebinde bulunmak istedi. Avukat, "Ümit Polat’ın avukatı televizyona çıkarak ağır, gerçek dışı ve yönlendirici beyanlarda bulundu. Adil yargılamayı etklimeye teşebbüs suçu işleniyor” dedi. Mahkeme Başkanı ise “Herkes bir yerlerde açıklama yapıyor zaten” diye yanıtladı.

Ertan Yıldız’ın avukatı: “Yıldız’ın bize göre sıfatı 'örgüt lideri' değil tanık olmalıdır”

Ertan Yıldız'ın avukatı Özlem Altun Akyol, Polat’a soru yöneltti. Akyol, “Ümit Bey sizin Ali Sukas’a bağlı olduğunuz, Sukas’ın da Ertan Yıldız’a bağlı olarak suç işlediği iddia edilmektedir. Sukas’ın topladığı paraların Fatih Keleş ve Ertan Yıldız’a gittiği öne sürüldü. Yukarıdan para istiyorlar dediniz. Yukarıdan kasıt Ertan Yıldız‘dır dediniz. Şimdi bu durum kendi içinde mantıksız değil mi? Siz bu paranın Ertan Yıldız'a gittiğini düşünüyorsanız Ali Sukas’ı neden Ertan Yıldız’a şikayet ettiniz?” diye sordu.
Polat, “Öncelikle ben ifademde Vali ile ya da Yıldız’la bizzat görüştüm demedim. Birileri vasıtasıyla haber gönderdim dedim” diye yanıtladı.

Akyol, son olarak ise "Müvekkilim Ertan Yıldız, görevde olmadığı dönemdeki birçok suçtan yargılanıyor. Biz beraat edeceğine inanıyoruz ve bize göre sıfatı 'örgüt lideri' değil tanık olmalıdır” dedi.

Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas da Polat’a soru sordu. Sukas, “Daha önce satın alma müdürlüğü yaptınız mı?” dedi. Polat da “evet” deyince Sukas, “Orda da o kişiyi şikayet ettiniz mi? Sorusunu yöneltti. Polat da “Evet. Yanlış yaptığı konularda şikayet ettim” dedi.

Ümit Polat: “Düzeltme yapmak istiyorum”

Ardından ise savunmasına ekleme yapmak için söz isteyen Ümit Polat, şöyle konuştu:

Ben sıkıntılı bir tutukluluk süreci geçirdim, psikolojim altüst oldu. Aylarca yerde yattım, aylarca sıkıntılı bir süreç geçirdim. Antidepresan kullanmaya başladım. Geçen günkü savunmamda kendimi tam ifade edemedim. Daha önce böyle bir topluluğa karşı hiç konuşmadım. Buradaki baskı beni çökertti. Algım kayboldu, bazı şeyleri atladım. Düzeltme yapmak istiyorum. ‘Vali yalanlandı’ dendi. Ben Valiye saygısızlık yapmak istemem, yanlış bir şey olduysa özür dilerim. Akrabası değil, akrabasının arkadaşı çalışıyor. İlk ifadeye avukatsız ve etkin pişmanlık talebim olmadan gittim. Üçüncü ifademde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istedim. Sayıştay hususu ile ilgili de ‘denetim geçirdiniz mi?’ diye soruldu. Sayıştay geldiğinde bitmiş dosyaları inceler. Paranın teslim edilmesi ile ilgili hiç 'gördüm' gibi bir ifadem olmadı.

Mahkeme başkanı da “Çok fazla değişiklik yok ilk anlattığınla zaten” dedi. 

"Bizim ne siyasi partilerle ne de Ekrem İmamoğlu ile bir sorunumuz yok"

İki kez ek ifade vererek "etkin pişmanlık" hükümlerinden yararlanmak isteyen Ağaç A.Ş. Satın Alma Müdürü Ümit Polat'ın avukatı Sevgi Dağdemir, “Bizim ne siyasi partilerle ne de Ekrem İmamoğlu ile bir sorunumuz yok. Kendisini seviyorum, çok da saygı duyuyorum. Biz usulsüzlüklerle ilgili konuşacağız ve burada bir usulsüzlük varsa bunların takdirini yapacak olan sizlersiniz. Duyduğumuz, gördüğümüz şeyleri söylemekle yükümlü olan kişiler de bizleriz. Ayrıca müvekkil dışarı çıkmak için beyan vermedi. Zaten olanlar bunlardı. Gerçekleri anlattı, bu durum yanlış anlaşıldı” dedi.Dağdemir şunları söyledi:

Bizim ne siyasi partilerle ne de Ekrem İmamoğlu ile bir sorunumuz yok. Kendisini seviyorum, çok da saygı duyuyorum. Biz usulsüzlüklerle ilgili konuşacağız ve burada bir usulsüzlük varsa bunların takdirini yapacak olan sizlersiniz. Duyduğumuz, gördüğümüz şeyleri söylemekle yükümlü olan kişiler de bizleriz.

Şu soru ortaya çıkıyor: Ertan Yıldız doğruyu mu söylüyor, yoksa başkanla bu konuyu hiç konuşmadı mı? Burada cevaplanması gereken mesele şudur: Ali Sukas korunuyor muydu, korunmuyor muydu? Ali Sukas bu eylemleri yaptı mı, yapmadı mı? Elbette bunların tamamı mahkeme huzurunda, deliller çerçevesinde tartışılacaktır. Ancak bu beyanlar ortaya konulduğunda, bizim de bunlara karşı söyleyeceklerimizin bilinmesini istiyoruz.

Ertan Yıldız’ın beyanlarının doğru olduğu varsayılıyorsa, kendisinin şu an dışarıda olması da dikkate alınmalıdır. Eğer müvekkilimin bu toplantılarda herhangi bir dahli olsaydı, onun da adının geçmesi gerekirdi. Ancak Ertan Yıldız’ın hiçbir beyanında müvekkilimin adı geçmemektedir.

Ali Sukas sadece bizim müvekkile iftira atmıyor. Sırası geldiğinde bunu da detaylı şekilde ifade edeceğiz. Hatta bir milletvekiline yönelik de benzer nitelikte isnatlarda bulunmuştur. Ancak maalesef şu an itibarıyla iftiraya maruz kalan taraf biz olduk.

Murat Or’un beyanlarına gelecek olursak; kendisi özel kalem müdürüdür. Biz satın alma biriminde olduğumuz için bazı şeyleri doğrudan görmemiz mümkün değildir. Ancak Murat, Ali Sukas’la birebir temas halinde olan, odasına giren çıkan herkesi görebilen bir kişidir. Bu nedenle beyanları önemlidir.

Murat’ın ifadesine göre Ali Sukas’ın odasına sık sık gidip gelinmektedir. 2024 yılının ortalarında, Ali Sukas’ın piyasadan yüzde 10 oranında komisyon aldığı ve Tamer Gümüş ile sektörde ortak olduğu yönünde duyumlar olduğunu söylemiştir. Murat, Ali Sukas’ın müteahhitlerden usulsüz şekilde para talep ettiğini anlatmak istemiş, ben de kendisine bunu ilgili kişilere iletmesini söyledim.

Yine Murat’ın beyanında, 2024 yılı Ramazan ayında Ümit Polat’ın A101’den alınmış çok sayıda yardım kartını içeren bir poşeti Ali Sukas’a getirdiği, sonrasında Ali Sukas’ın bu poşeti kendisine vererek teslim etmesini istediği ifade edilmektedir. Müvekkilimin bu süreçle bir ilgisi yoktur. Poşetin masaya bırakıldığı ve sonrasında kime teslim edildiği Murat’ın kendi beyanlarında yer almaktadır.

"Para konusuna ilişkin olarak biz hiçbir zaman 'gördük' şeklinde bir beyanda bulunmadık"

Para konusuna ilişkin olarak biz hiçbir zaman 'gördük' şeklinde bir beyanda bulunmadık. Ancak Murat, Ali Sukas’ın bazı zamanlar çantayla geldiğini, bu çantada dağıtılacak şeyler olduğunu söylediğini, bazı durumlarda ise çantayla eve gittiğini ve içinde para olabileceğini düşündüğünü ifade etmiştir. Bu beyanlar 2023 yılının sonlarına ilişkindir.

Murat açıkça 'gözümle görmedim ama para alındığına dair şüphem var' demektedir. Aynı şekilde Murat, hakediş listelerinin bazen kendi masasına bırakıldığını, incelediğinde bu firmalara öncelik verildiğini gördüğünü ifade etmektedir.

Burada müvekkilimin konumu açıktır. Bu süreçlerde ne yetkisi ne de etkisi bulunmaktadır. Hakedişlerin nasıl onaylandığı, hangi birimlerin sorumlu olduğu Murat’ın beyanlarında da ortaya konulmuştur.

2023 yılı sonu ve 2024 yılı başında bir kişinin özel kaleme gelerek kargo poşeti içinde bir şey bıraktığı, Ali Sukas’ın bilgisi dahilinde olduğu ve kendisinin şehir dışına çıkması gerektiğini söylediği, Murat’ın da bu poşeti Ali Sukas’a teslim ettiği beyan edilmiştir. Murat, poşetin içinde para olduğunu düşündüğünü ifade etmektedir.

Yine 2024 yılı sonlarına doğru bir ismin kapalı zarf içinde para bıraktığı ve bunun Ali Sukas’a teslim edilmesinin istendiği de Murat’ın beyanlarında yer almaktadır. Görüldüğü üzere sadece kargo poşetleri ya da çantalar değil, zarf içinde getirilen paralar da söz konusudur. Ancak bunların hiçbiri müvekkilimle ilişkilendirilmemiştir.

Eğer ortada bir rüşvet iddiası varsa, bu iddiaların muhataplarının kim olduğu açıktır. Bu durumda sorumluluğun doğru kişilere yöneltilmesi gerekir.

Murat ayrıca şunu da ifade etmektedir: Ali Sukas’ın tedarikçilere müdahale ettiği, nasıl ifade vermeleri gerektiği konusunda yönlendirmede bulunduğu yönünde duyumlar vardır.

Bugün dosyada sadece belirli sayıda firma üzerinden gidilmektedir. Oysa kurumda çok daha fazla sayıda firma çalışmaktadır. Eğer iddialar doğruysa, neden yalnızca belirli firmalar aleyhine beyanlar bulunmaktadır, diğer firmalar neden benzer şekilde ifade vermemiştir? Bu husus da değerlendirilmesi gereken önemli bir çelişkidir.

"Müvekkil dışarı çıkmak için beyan vermedi, zaten olanlar bunlardı"

Ümit Polat rüşvetçi değil, mağdur. Biliyorum dosya çok kalabalık ama adaletin tecelli edeceğinden şüphem yoktur. Müvekkil dışarı çıkmak için beyan vermedi, zaten olanlar bunlardı. Gerçekleri anlattı, bu durum yanlış anlaşıldı. 'Savcılığa neden gitmedin' diyorlar ama böyle bir durumda suç işlense dahi bu suçun failinin müvekkil olmayacağı açık. Müvekkilimin üzerinde ciddi bir baskı vardı. Dövdürülmüş, ailesiyle tedhit edilmiş biridir.

Bir grafik yayınlandı. Bu grafiğin muhatabı biz değiliz. Bunun sorulması gereken kişi biz değiliz. Cevap veremiyor olması pozisyonu nedeniyledir. Müvekkil kendisine iftira atıldığını düşündüğü için tedarikçiler gelince ses kaydı bile almış biridir. Bu baskıyı kabul etmeniz lazım. Ayrıca, bütün usulsüzlükler sayıştay denetiminden önce uygun hale getirilmiştir. Adaletinize sığınıyor, Polat’ın tahliyesini talep ediyorum.

 “Para alışverişini ne gördüm ne duydum. Yaklaşık 8 aydır tutukluyum"

Tutuklu yargılanan Ağaç A.Ş çalışanı sanık Fatih Yağcı, "Gürgen isimli gizli tanığın ifadeleri tamamen asılsızdır" dedi. Hakkındaki suçlamaları reddeden Yağcı, savunmasında şunları dile getirdi:

Gürgen isimli gizli tanığın ifadeleri tamamen asılsızdır. Bu tarz para alışverişlerini ne gördüm ne duydum. Bana teslim edilen herhangi bir para yok, bunla ilgili beyan da yok. HTS eşleşmesi tamamen fiziki koşullardan kaynaklanıyor. Her gelen misafirin benimle HTS vermesi doğal. Firmalar gelip gittiği için bu normal.

Yeni Şafak’ta bir haber yapıldı, açıkça ismimiz yazıldı. Avukatıma ilettim, 'Haberi yapan kişi ile görüşüp tekzip yazılmasını iste' dedim. Ben de ulaşmaya çalıştım ama süreç uzadı, sonra da tutuklandım. 'Rüşvet paralarını teslim alarak aracılık ettiğim' söyleniyor. Herhangi bir aracılıkta bulunmadım. Yaklaşık 8 aydır tutukluyum. Eşimden ayrılmak durumunda kaldım ve 21 sene çalıştığım şirketimde ismim lekendi. Kimsenin benimle ilgili kötü bir yorum yapacağını düşünmüyorum, suçsuzum. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum.

"Bu durumun suç gibi gösterilmesi doğru değildir"

Duruşmada, savunması alınan Ağaç A.Ş. Satın Alma Şefi Fatih Yağcı’nın avukatı da dinlendi. 

Yağcı’nın avukatı Cengiz Ertekin, müvekkili Fatih Yağcı’yı yıllardır tanıdığını belirterek, "Kendisi Rizeli, tipik bir Anadolu ailesinden gelen, aynı evde anne, baba, çocuklar ve geniş aile yapısıyla yaşayan, mütevazı bir hayat süren bir insandır. Herhangi bir siyasi partinin aktif üyesi değildir. İşine gidip gelen, ailesiyle ilgilenen bir kişidir" dedi. 

Fatih Yağcı'ya isnat edilen "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yönetmek ve üye olmak" suçlarını kabul etmeyen avukat Ertekin, şunları kaydetti:

Gizli tanık beyanlarında Fatih’in yaptığı işlerin suç gibi gösterildiğini gördük. Oysa Fatih’in görevi satın alma süreçleridir. Bir satın alma görevlisinin piyasayı bilmesi, hangi ürünün hangi firmada olduğunu bilmesi işinin gereğidir. Bu durumun suç gibi gösterilmesi doğru değildir. Dinçer Kantar’a ilişkin beyanlarda da, Ümit Polat’ın kendisini çağırdığı, para getirmesini söylediği ve paranın Fatih’e bırakıldığı iddia edilmektedir. Ancak bu kişi de parayı doğrudan Fatih’e verdiğini söylememektedir. HTS kayıtlarına ilişkin olarak da aynı gün aynı yerde bulunulması tek başına suç delili değildir. Çünkü aynı katta birçok birim vardır, insanlar sürekli girip çıkmaktadır. Sadece belirli bir gün aynı yerde bulunulmuş olması, para alışverişinin yapıldığı anlamına gelmez.

"Somut delil yok" 

Yağcı'nın satın alma süreçlerini yürüttüğünü aktaran avukat Ertekin, "Bu işlemleri tek başına yapmaz; teknik birimler, ilgili departmanlar ve komisyonlar birlikte yürütür. Fatih’in ihaleye girecek firmaları belirleme, ödeme yapma ya da hakediş onaylama yetkisi yoktur. Yaklaşık maliyet belirlenmesi ve piyasa araştırması tüm kamu alımlarında zorunlu bir süreçtir. Bu işlemler mevzuata uygun şekilde yürütülmüştür. Fatih’e para verildiğine dair somut bir delil yoktur. İddiaya göre para bırakıldığı söylenmektedir ancak bu para doğrudan Fatih’e verilmemiştir. Dolayısıyla Fatih Yağcı’nın bu eylemlerle doğrudan bağlantısını ortaya koyan somut bir delil bulunmamaktadır. Müvekkilimin rüşvet istediğine, rüşvet aldığına ya da bir başkasına teslim ettiğine dair hiçbir kişinin somut bir iddiası veya buna ilişkin bir tespit bulunmamaktadır" diye konuştu. 

Avukat Cengiz Ertekin, müvekkilinin Ramazan Bayramı'nı ailesiyle geçirebilmesi için tahliyesine, yargılama sonucunda da beraatine karar verilmesini istedi.

“Tamamen kendi yorumunu eklemektedir”

Duruşmada savunması alınan 6’ncı sanık iş insanı Ali Üner oldu. İddianameyi dikkatle incelediğini belirten Üner, savunmasında şunları dile getirdi:

Benim iddianameden anladığım şudur. Sayın Savcı, ‘Dosyada itirafçı olan diğer iş insanları rüşvet vermişse Üner de rüşvet vermiştir’ şeklinde bir değerlendirme yapmaktadır. Devamında ise ‘Ali Üner’in rüşvet verdiğini ispat edemedik ancak rüşvet anlaşması yaptığı sabittir’ denilmektedir. Ben kimseye rüşvet vermedim, bu yönde hiçbir anlaşma da yapmadım. Suçsuzum, üzerime atılı suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Dosyada benimle ilgili beyanda bulunan toplam 4 kişi vardır. Bu kişilerin hiçbirinin benim rüşvet verdiğime ya da rüşvet anlaşması yaptığıma ilişkin somut, doğrudan ve kesin bir beyanı yoktur. Tüm ifadeler tahmine, yoruma ve duyuma dayalıdır. Gizli tanık Gürgen, ‘Hatırladığım kadarıyla listede Ali Üner vardı ancak para alınıp alınmadığını bilmiyorum’ demektedir. Ümit Polat, ‘Ben para alışverişi süreçlerinde hiçbir zaman yer almadım. Bu firma sahiplerinden para alınıp alınmadığını bilmiyorum’ demektedir ancak devamında, ‘Alınmadığına ihtimal vermiyorum’ diyerek tamamen kendi yorumunu eklemektedir. Murat Or, ‘Avrupa Yakası’nda Aluner isimli şahsın firmasının önceliklendirildiğini duydum’ demektedir. Adem Yavuz ise ‘İlknur isimli şahıs daha önceden Üner İnşaat’ta çalışırdı. Ağaç A.Ş’de göreve başladıktan sonra Ali Üner oradan birçok iş almaya başladı’ demektedir. Görüldüğü üzere hiçbir tanık, 'Rüşvet verdi, para teslim etti, rüşvet anlaşmasına şahit oldum’ şeklinde somut bir beyanda bulunmamıştır. Hepsi ‘Hatırladığım kadarıyla, para vermemesi mümkün değildir, duydum’ gibi tamamen varsayıma dayalı ifadeler kullanmıştır. Adem Yavuz isimli şahısla hayatımda hiçbir iş yapmadım, kendisini tanımıyorum. Beyanları gerçeği yansıtmamaktadır.

"Hiç kimseyle rüşvet anlaşması yapmadım"

Sanık Ümit Polat ifadesinde, 'Ali Sukas’ın benden para talep ettiğini ve bu durumu kendisine benim anlattığımı söylemektedir. Bu iddia tamamen gerçek dışıdır. Ben hiçbir zaman Ümit Polat’a ‘Ali Sukas benden para istedi’ şeklinde bir beyanda bulunmadım. Aramızda böyle bir konuşma kesinlikle geçmemiştir. Kendisini tanımam da. Duruşma salonunda ifade ettiği gibi gördüğümde uzaktan selamlaşmaktan ibarettir. Bunun ötesinde bir ilişkim yoktur. Bu konuda gerçek dışı beyanda bulunmaktadır. Kaldı ki ben Ali Sukas ile böyle bir anlaşma yapmış olsaydım bunu neden gidip Ümit Polat’a anlatayım? Bu iddia hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır. Uygun görülürse bu husus Ümit Polat’a yeniden sorulabilir. Ümit Polat, Mayıs 2025 tarihli ifadesinde böyle bir şey söylememektedir. Aradan yaklaşık 6 ay geçtikten sonra, 3 Eylül 2025 tarihinde savcılığa verdiği ifadede Ali Sukas’ın benden para istediği yönünde beyanda bulunmaktadır. Ben Ümit Polat’ın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla bu şekilde beyanda bulunduğunu düşünüyorum. Ben hiç kimseye rüşvet vermedim, hiç kimseyle rüşvet anlaşması yapmadım.

“Ali Sukas’la yakın bağım yoktur”

İş insanı Evren Şirolu da itirafçı olan Ağaç A.Ş Satın Alma Müdürü Ümit Polat’a tepki gösterdi. İddianamede 50 tane ihale aldığının söylendiğini belirten Şirolu, şunları kaydetti:

EKAP’sız ihale zaten kanuna aykırı, EKAP’ta yayınlanmayan bir şey ihale olamaz. Tanık beyanlarında Ali Sukas’ın özel kalemi Murat Or’un ‘Evren Şirolu çok sık gelirdi. Ali Sukas’la yakın bağı vardı. Parasını nakit olarak alan ender firmalardan biriydi. Ali Sukas’a para verdiğini tahmin ediyorum, görmedim, duymadım’ dediğini söylenmektedir. Benim Ali Sukas’la yakın bir bağım yoktur. Ali Sukas’la 4 yılda 4-5 kere makamında 10 dakikayı geçmeyecek şekilde görüştüm. Bu görüşmelerde her zaman para olmadığını, ekonomik sıkıntıların olduğunu söylerdi. Zaten bütün sektör, mal satan firmalar, çalışanlara aynı şeyi söylemektedir. 9-10 aylık çekleri alırdık, günü geldiğinde Ağaç A.Ş muhasebe tarafından bankadan geri çekerdik, çekleri ödeyemediği için. Çalışanların faturaları ve araçlarının benzinleri ödenmediği için telefonları kapanıp benzin alamaz duruma gelmişlerdi. Ağaç A.Ş benim çalıştığım dönemde bu durumda olan bir firmaydı.

“Hakkımda suç isnadında bulunan kişileri şahit gösteriyorum”

Ağaç A.Ş’nin zaten rüşvet vererek böyle bir şey yapması imkansızdır. Zaten kimse Ağaç A.Ş’ye mal satmak istemezdi. Bu ifadelerimin sonucunda Ağaç A.Ş’deki bütün firmalara haciz geldi. Çeklerim yazıldı. Ağaç A.Ş’deki alacaklarıma haciz geldi. Hepsi kayıtlarda mevcut. Ali Sukas’la rüşvet ilişkisi olan birinin şirketlerine, alacaklarına haciz gelmesi mümkün müdür? Bu konuda benim şahidim Murat Or’dur, Ümit Polat’tır; hakkımda suç isnadında bulunan kişileri şahit gösteriyorum. Her şey belgelidir, kayıtları inkar etmeleri zaten imkansızdır. Ümit Polat, ‘28 Mayıs 2025’te savcılığa kendim gittim’ diyor. Benimle alakalı bu olayı orada söylemiyor. Temmuz ayında gözaltına alınıyor, yine ortada böyle bir olay yok, Evren yok. Daha sonra tutuklanıp eylül ayında 3. kez ifade veriyor. Etkin pişmanlıktan faydalanmak için onlarca kişinin adını söylüyor, savcılık beyanlarını kabul etmiyor. Çaresiz kalan Ümit Polat, 8. ayda daha önce hiç yanında görmediğim, adını dahi duymadığım birini Ataşehir’de bulunan galerime yolluyor. Orada çalışanlarım numarasını alıyor ve ben bu çocuğu arıyorum. ‘Evren’in dosyada adı geçiyor, yüz yüze görüşmemiz lazım. İrtibata geçelim’ diyor, ben de tabii ki de muhatap olmuyorum. Daha sonra ailesiyle de belgelerimi sunuyorum.

Dün ne oldu? 

İBB Davası'nın ikinci haftasında dün, duruşma başlamadan sona erdi. Sanıklar ve avukatlarının savunmasıyla devam etmesi beklenen duruşma, aynı zamanda hukukçu olan CHP Yüksek Disiplin Kurulu  Başkanı Turan Taşkın Özer ile Mahkeme Başkanı arasındaki izleyici kısmına geçme tartışması nedeniyle yapılamadı. Heyet, duruşmaya önce ara verdi, ardından duruşmayı yarına bıraktı. Duruşmanın yarına bırakıldığını mahkeme heyeti değil, mübaşir salondaki izleyicilere duyurdu. 

Mahkeme, “Turan Taşkın Özer” krizi sonrası "İBB Davası" için yeni müzekkere yazdı

İBB Davasına bakan İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, bugünkü duruşmanın yapılmamasının ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yeni bir müzekkere yazdı.

Müzekkerede, “yargılamanın sağlıklı biçimde yürütülebilmesi, sanıkların savunmalarını tamamlayabilmesi ve yargılama faaliyetlerinin usul kurallarına uygun şekilde sürdürülebilmesi” amacıyla duruşma salonuna gidişlerde gerekli tedbirlerin alınması istendi.

Mahkeme yazısında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında, sanıkların savunma haklarının gözetilmesi gerektiği kaydedildi.

Bu kapsamda, davanın birinci celsesinin altıncı oturumuna, sanıklar ve vekalet ilişkisi bulunan müdafileri, müştekiler ve müşteki vekilleri, yargılamayı takip etmek isteyen basın mensupları ile tutuklu sanıkların birinci ya da ikinci derece yakınlarından birinin alınmasının uygun olacağı belirtildi.

Başsavcılık, mahkemenin talebini kabul etti

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Mahkeme’nin yazısı doğrultusunda, İBB davası duruşmaları öncesinde güvenlik tedbirlerinin artırılması için İstanbul İl Jandarma Komutanlığı’na yazı gönderdi. Yazıda, duruşmanın ses ve davranışlarla aksatılmaması için gerekli önlemlerin alınması talep edildi.

Mahkeme, sayılan kişiler dışındaki kişilerin duruşma salonuna alınmaması için gerekli tedbirlerin alınmasını istedi.

Silivri’de görülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Davası’nın 6’ncı günü, tutuklu sanıklar Ümit Polat, Fatih Yağcı, Ali Üner, Evren Şirolu ile Hüsnü Yüksel Tunar’ın yaptıkları savunmalarla tamamlandı.
 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU