İlham Aliyev neden İran ile çatışma istemiyor?

Behruz Hasanov, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Devlet politikalarını şekillendiren faktörler yalnızca iç ve dış siyasette yaşanan gelişmeler, hızla değişen jeopolitik dengeler ya da uluslararası baskılar değildir. Aynı zamanda devlet liderlerinin karakterleri, dünyaya bakışları ve stratejik analiz kapasiteleri de bu politikaların belirlenmesinde mühim rol oynar.

Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti yetkililerinin Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e belirli ölçüde minnet duymaları gerektiğini eminlikle söyleyebiliriz. 

Neden mi?

Eski bir bürokrat olarak kendi mesleki tecrübelerime dayanarak şunu rahatlıkla ifade edebilirim: Uzun yıllardır Azerbaycan’ın İran karşıtı bölgesel ve küresel koalisyonların içine çekilmesi yönünde sistemli girişimler yapılmaktadır. Ancak İlham Aliyev’in bu konudaki tutumu oldukça nettir. Azerbaycan yönetimi defalarca şu ilkeyi dile getirmiştir: Azerbaycan, İran karşıtı herhangi bir askeri veya siyasi yapılanmanın parçası olmayacaktır.

Bu yaklaşım yalnızca diplomatik bir söylem değil, aynı zamanda Bakü’nün uzun yıllardır izlediği bölgesel denge politikasının temel unsurlarından biridir.

Burada gözden kaçırılmaması gereken gerçek şu: Azerbaycan’ı İran’ın diğer komşularından farklı kılan önemli hususlar vardır. İran toplumunun önemli bir bölümünü Azerbaycan Türkleri oluşturmaktadır. Bu durum iki ülke arasındaki münasebetleri klasik bir komşuluk ilişkisinin ötesine taşıyarak sosyopolitik bir boyut kazandırmaktadır.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekir: Bir devleti zayıflatmanın ya da sarsmanın en etkili yolu nedir? 

Balistik füzeler mi? 

Nükleer silahlar mı? 

Yoksa güçlü ordular mı?

Tarihsel tecrübe bize göstermektedir ki devletleri derinden sarsan en güçlü dinamik çoğu zaman toplumsal hareketler ve özellikle etnik temelli kitlesel ayaklanmalardır. İran’da milyonlarca Azerbaycan Türkünün yaşadığı ve Aras Nehri’nin kuzeyine umut dolu bakışlarla baktığı gerçeği dikkate alındığında bu husus daha da önem kazanmaktadır.

Bu nedenle Azerbaycan devletinin varlığı İran’daki askeri-siyasi elit tarafından zaman zaman tehdit gibi algılanmaktadır. Nitekim hiçbir bölgesel aktörün, hatta hiçbir uluslararası ittifakın İran üzerinde Azerbaycan faktörü kadar güçlü bir toplumsal etki potansiyeline sahip olduğu söylenemez.

Eğer İlham Aliyev gerçekten İran karşıtı agresif bir politika izlemek ve doğrudan bir çatışma aramak isteseydi, bugün Güney Kafkasya ve Orta Doğu’nun siyasi haritası çok farklı bir biçimde şekillenmiş olabilirdi. Ancak Azerbaycan yönetimi bunca imkâna rağmen uzun yıllardır İran ile doğrudan bir çatışmadan özellikle kaçınan ihtiyatlı bir politika izlemektedir.

Peki tüm bu temkinli ve dostane yaklaşımın karşılığında İran Azerbaycan’a karşı nasıl bir politika yürütmüştür?

1. İran, Azerbaycan topraklarının yaklaşık otuz yıl süren işgali boyunca Ermenistan’a siyasi, askeri ve lojistik destek sağlamıştır.
2. Tahran yönetimi, siyasi ve ideolojik bir araç olarak kullandığı Şiilik üzerinden Azerbaycan’da radikal dini yapılanmaların-köktendinçiıiğin yayılmasını teşvik etmeye çalışmıştır.
3. Azerbaycan’da çeşitli dönemlerde devlet görevlilerini ve aydınları hedef alan suikastlar gerçekleştirilmiş, terör eylemi girişimlerinde bulunulmuştur.
4. İran yönetimi bir yandan dini söylemi ön plana çıkarırken diğer yandan Azerbaycan’a yönelik geniş çaplı narkotik ihracı faaliyetlerini sürdürmüştür.
5. 2020 yılında gerçekleşen 44 günlük Karabağ Savaşı sırasında İran askeri birliklerinin Aras Nehri’ni geçerek Azerbaycan ordusunun karşısında mevzilenmesi ikinci bir cephe açma teşebbüsü olarak değerlendirilmiş, yoğun diplomatik temaslar sonucunda gerilimin büyümesi engellenmiştir.
6. İran yönetimi, Güney Kafkasya’daki ulaşım ve ticaret dengelerini değiştirebilecek nitelikteki Zengezur Koridoru projesine sert şekilde karşı çıkmış ve “Ermenistan’ın toprak bütünlüğü kırmızı çizgimizdir” şeklinde açıklamalar yapmıştır.
7. İranlı güvenlik çevreleri  Türk Cümhuriyyeti Azerbaycanı sıklıkla “Pan-Türkizm” ile suçlamış ve Azerbaycan içinde bazı etnik azınlıkları merkezi yönetime karşı kışkırtmak için girişimlerde bulunmuştur.
8. Tahran’daki Azerbaycan Büyükelçiliği’ne yönelik silahlı saldırı ise iki ülke ilişkilerinde ciddi bir kırılma noktası olmuştur. Saldırıda bir Azerbaycan vatandaşı hayatını kaybetmiş, olay sırasında İran güvenlik güçlerinin müdahale etmemesi dikkat çekmiştir...

Sonradan kısmen toparlanan ilişkilere binayen İlham Aliyev son dönemde İsrail–İran savaşı bağlamında da tarafsız bir tutum sergilemeye özen göstermiştir.

Nitekim onun son yaşanan olaydan hemen sonra İran’ın Bakü Büyükelçiliği’ne gerçekleştirdiği taziye ziyareti ve yabancı ülkelerde mahsur kalan İran vatandaşlarının tahliyesini üstlenmesi de bu dostane yaklaşımın bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.

Ancak tüm bu gelişmelere, İlham Aliyev’in iyi niyetine ve tarafsız duruşuna rağmen geçtiğimiz günlerde İran’ın Nahçıvan’a yönelik insansız hava aracı saldırısı ve ardından Devrim Muhafızları’na bağlı kişi ve kurumların tehdit içerikli açıklamaları İran’ın son eylemlerinin kasıtlı olarak gerçekleştirdiği ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Karabağ savaşından zaferle ayrılmış Aliyev’in İran ile çatışmak istememesi Azerbaycan’ın bu ülke ile olan tarihsel bağları, komşuluk ilişkileri, İran’da yaşayan Azerbaycanlıların güvenliği ve İran halkının iradesine ve seçimine olan saygı ile bağlıdır.

İşte İran devleti tüm bunları göz önünde bulundurarak İlham Aliyev’e minnet duymalı, Azerbaycan’ın izlediği yapıcı politikayı doğru okumalı, sorumsuz davranarak bölgesel güvenliği tehlikeye atmamalıdır.
 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU