Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Sergi Salonu’nda düzenlenen "Emek Sofrası Buluşması" iftar programında yaptığı konuşmada, toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklandıklarını belirtti. Erdoğan, “İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz” dedi.
Erdoğan, konuşmasında Ramazan ayının önemine değinerek, Gazze, Sudan ve dünyanın çeşitli bölgelerinde sıkıntı çeken mazlumların durumuna dikkat çekti. İsrail’in saldırıları sonucu Filistin’deki ölümlere ve yaralanmalara işaret eden Erdoğan, insani yardım malzemelerinin girişinde yaşanan güçlükleri vurguladı.
Cumhurbaşkanı, emek ve alın terinin medeniyetin temel değerlerinden olduğunu, 2002’den bu yana işçi, memur ve kamu görevlilerinin haklarını korumak için devrim niteliğinde adımlar attıklarını söyledi. İş sağlığı ve güvenliği, sendikal haklar, toplu sözleşme ve kadınların çalışma hayatındaki haklarını garanti altına alan düzenlemelere değindi.
Erdoğan, dini ve vicdani özgürlüklerin korunmasının önemini vurgularken, Türkiye’nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen bazı çevrelere aldırış etmediklerini belirtti. Devlet imkanlarının genişledikçe 86 milyon vatandaşın hak ve hizmetlerden adil şekilde yararlanmasını sağladıklarını ifade etti ve çalışan, emekli ve memurların haklarını güçlendirmeye devam edeceklerini kaydetti.
İnsani yardım malzemelerinin girişinde halen ciddi güçlükler çekildiğini vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Gazze'nin nefes borusu olan Refah Sınır Kapısı'nda kısıtlamalar, zulümler, İsrail'in keyfi davranışları maalesef devam ediyor. Yıkıntılar arasında kurşun ve şarapnel izleriyle dolu derme çatma binalarda iftar yapan, son derece çetin şartlar altında oruç tutan ama bunlara rağmen zalime boyun eğmeyen Gazzeli kardeşlerimiz bir kez daha imanlarıyla tüm Müslümanlara örnek oluyor."
Erdoğan, bu mübarek günlerin en başta Filistin'in kahraman evlatları olmak üzere dünyanın dört bir yanında onurunu, haysiyetini ve hürriyetini korumak için mücadele eden tüm mazlumların kurtuluşuna, hasretle bekledikleri huzura kavuşmalarına vesile olmasını dileyerek, "Gönül ve kültür coğrafyamızın her köşesindeki kardeşlerimize buradan selamlarımı iletiyor, dualarımızın onlarla olduğunu ifade ediyorum. Cenab-ı Allah Gazze'deki mazlumlarla birlikte zulüm ve eziyet gören tüm kardeşlerimizin yardımcısı olsun diyorum." diye konuştu.
"Devrim niteliğinde adımlar attık"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emek, alın teri ve helal kazancın medeniyetin tam merkezinde yer alan kutsal değerler olduğunu, bu kavramların adaletle, hakkaniyetle ve refahla yoğrulmuş tarihin köşe taşları olduğunu belirtti.
Asırlar boyunca Ahi teşkilatı, loncalar ve orta sandıklarının sadece işçiyle işverenin hukukunu korumakla kalmadığını aynı zamanda toplumsal düzenin en sağlam teminatlarından biri olduğunu dile getiren Erdoğan, "Ahi Evran'ın 'Eşine, işine, aşına özen göster.' sözü dün olduğu gibi bugün de çalışma hayatımızın temel felsefesini oluşturuyor. Emeği mukaddes gören ve alnındaki ter kurumadan emeğin karşılığının ödenmesini emreden bir dinin mensupları olarak 2002'den beri siz değerli kardeşlerimin hakkını vermeye, adil ve huzurlu bir çalışma iklimi inşa etmeye gayret gösterdik." ifadelerini kullandı.
İlk günden itibaren hedeflerinin işçi, işveren ve kamu görevlisi dahil herkesin hukukunun korunduğu, iş barışının en ideal seviyede sağlandığı bir sistemi ülkeye kazandırmak olduğunu belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
"Ne ülkemizdeki malum çevreler gibi sermaye düşmanlığı yaptık ne sermayeyi renklere ayırdık ne de rızkını alın teri dökerek kazanan emekçi kardeşlerimizin haklarının gasbedilmesine göz yumduk. Dengeli, sağduyulu ve rasyonel politikalarla işçilerimizin, memurlarımızın, sendikalarımızın şartlarını iyileştirmek, refah seviyelerini yükseltmek için çaba harcadık. Yıllardır bizden önceki siyasilerin vaatlerinden öteye gitmeyen alanlarda devrim niteliğinde adımlar attık."
"Kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık"
1 Mayıs'ın bu ülkede yıllarca en fazla tartışma konusu olan hususlardan biri olduğunu ifade eden Erdoğan, 1 Mayıs'ı Emek ve Dayanışma Günü olarak resmi tatil ilan ederek bütün bu gereksiz tartışmalara son verdiklerini söyledi.
İşçilerin daha emniyetli koşullarda çalışmalarını temin etmek için İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nu çıkardıklarını anımsatan Erdoğan, sendikaların kuruluş şartlarını kolaylaştırdıklarını, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nu revize ederek iyileştirdiklerini belirtti.
Sendikal güvenceleri ve grev hakkını güçlendirdiklerini, kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıdıklarını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Ana muhalefet partisinin Anayasa Mahkemesine taşıyıp iptal ettirdiği toplu sözleşme ikramiyesini yeniden biz yürürlüğe koyduk. Kamuda başörtüsü yasağını kaldırarak kadınların çalışma hayatındaki hak ve özgürlüklerini garanti altına aldık. Kamu çalışanlarımız artık cuma izni, hac izni gibi haklardan tam ve etkin şekilde yararlanabiliyor. Burada şunu da önemle ifade etmek durumundayım, yıllarca örselenen, yıllarca hakları yok sayılan, keyfi yasaklarla on yıllar boyunca mağdur edilen insanlarımıza yönelik bu düzenlemelerin ülkemizdeki kimi çevreleri ciddi manada rahatsız ettiğini görüyoruz.
Milletin, Anayasa'mızın amir hükümlerine uygun şekilde din ve vicdan hürriyetine sahip olması, inancını kamusal alanda özgürce yaşaması nedense bunlara dokunuyor, bunları adeta zıvanadan çıkartıyor. Sizler de inanıyorum ki üzülerek takip ediyorsunuz. Her karış toprağı şehit kanlarıyla yoğrulmuş, bin yıldır İ'la-yi Kelimetullah'ın sancaktarlığını üstlenmiş, yüzde 99'u Müslüman olan bir ülkede işçinin, memurun, üniversite öğrencilerinin gönül rahatlığıyla cumaya gitmesine, çocukların ramazan-ı şerifin neşesini doya doya teneffüs etmesine laf ediyor, gerici azınlığın provokasyonu gibi son derece çirkin ve çirkef ifadelerle saldırıyorlar."
Laiklik kavramının korkakça arkasına saklanıp milletin inanç değerlerine ateş eden, 27 Mayıs'tan beri milli iradeye yönelik darbe girişimlerinde cuntacılara sivil alanlarda tetikçilik yapma dışında hiçbir görevi olmayanların bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Türkiye'nin 23 yılda yaşadığı değişimi içlerine sindiremeyen, zihnen ve fikren fosilleşmiş bu güruhun hezeyanlarına sadece gülüp geçiyoruz. Onlar ne derse desin. Hangi bildiriyi yayınlarsa yayınlasın. Biz toplumun her kesiminin hak ve özgürlüklerini genişletmeye odaklanıyoruz. İnşallah bundan sonra da aynı hassasiyetle hareket edeceğiz." diye konuştu.
Çalışma hayatına genç yaşlarda İETT'de işçi olarak adım atan bir Cumhurbaşkanı olarak, alın terinin değerini çok iyi bildiğini vurgulayan Erdoğan, "İster özel sektörde, ister kamuda olsun helal rızık peşinde koşmanın nasıl bir mücadele gerektirdiğinin gayet farkındayım. Aynı şekilde çalışmak, üretmek, ülkemiz ekonomisine katkı sunmak kadar emeğinin karşılığını almanın da ehemmiyetinin bilincindeyiz. Bunun için siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bazıları gibi siyasi emelleri için emeği ve emekçiyi istismar edenlerden olmadık. Meydanlarda emekliye ve emekçiye bol keseden vaat dağıttığı halde göreve gelince verdiği sözleri unutanlardan olmadık. Kendi işçisi maaş alamadığı için belediye önünde eylem yaparken tropik adalarda zevküsefa içinde keyif çatanlar gibi olmadık." ifadelerini kullandı.
"Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun yararlanmasını sağladık"
Hep sırtta yumurta küfesini, 86 milyonun emanetini ve sorumluluğunu taşımanın şuuruyla hareket ettiklerine işaret eden Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
"Devletimizin imkanları genişledikçe bundan 86 milyonun tamamının elbette emekçilerin, emeklilerimizin, memurlarımızın da adil bir şekilde yararlanmasını sağladık. Maaş artışları, disiplin affı, refakat izni ve ek ödemeler gibi alanlarda yaptığımız düzenlemelerle memurlarımızın özlük haklarını iyileştirdik. Kamu görevlilerimizin ücret artış oranlarını, zam ve tazminatlarını, sosyal desteklerini enflasyona ezdirmeyecek şekilde düzenledik. Emeklilerimizin yılda iki defa olmak üzere bayram ikramiyesi ve banka promosyonu gibi yeni haklardan istifade etmelerini temin ettik. Geçmişte ilaç ve hastane kuyruklarında ömür tüketen vatandaşlarımızın tüm sorunlarını giderdik. Sağlık ve sosyal güvenlik sistemini sorunsuz şekilde işler hale getirdik. Kamu kurumlarındaki alt işveren işçilerine ve sözleşmeli personele kadro verdik. Geçici işçilerin tam yıl çalışabilmesinin önünü açtık. Daha nice düzenlemeyi, yeniliği, projeyi devreye alarak çalışanlarımızı her alanda destekledik. Teşvik ettik, güçlendirdik, inşallah bundan sonra da sizlerin yanında olmaya devam edeceğiz."
AA