Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Grubu haftalık grup toplantısında yaptığı konuşmada deprem bölgesindeki sorunların sürdüğünü, dış politikada Ortadoğu’nun büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu, iç politikada ise emekli, esnaf, işçi ve basına yönelik ciddi bir hak kaybı yaşandığını söyledi.
6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında Malatya'da olduklarını belirten Arıkan, konteyner çarşıları gezdiklerini, esnaf ve depremzedelerin taleplerini dinlediklerini söyledi. Depremin etkilerinin hala devam ettiğini ifade eden Arıkan, "Altyapı çalışmaları hala gereken seviyeden çok uzak. Barınma sorunları devam ediyor. Esnafımızın sorunları devam ediyor" diye konuştu.
"Esnafın adeta can çekiştiği bir dönemde mücbir sebep kaldırılamaz"
Depremzedelerin talebinin mücbir sebep uygulamasının uzatılması olduğunu vurgulayan Arıkan, mevcut koşullarda bu uygulamanın kaldırılamayacağını söyledi. Arıkan, "Eğitim ve sağlık hizmetlerinin geçici yapılarda yürütüldüğü, ekonomik faaliyetlerin son derece sınırlı olduğu, esnafın adeta can çekiştiği bir dönemde mücbir sebep kaldırılamaz" ifadelerini kullandı. Mücbir sebebin kaldırılmasının depremzedeleri doğrudan haciz ve icralarla karşı karşıya bırakacağını belirten Arıkan, uygulamanın en az 2030 yılına kadar uzatılması, bu süreçte taksitlendirme ve yapılandırma gibi desteklerin sağlanması gerektiğini dile getirdi.
"Bugünün Hitler’i de katil Netanyahu'dur"
Bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Arıkan, ABD ve İsrail'in İran üzerinden bölgede "yeni bir kaos planladığını" savundu. İran'a yönelik taleplerin her geçen gün artırıldığını söyleyen Arıkan, "Emperyalizmin güdümünde bir İran istiyorlar" dedi. ABD'li Senatör Lindsey Graham'ın Türkiye'ye yönelik açıklamalarına tepki gösteren Arıkan, "Bu bölgede hayal kuran sizlersiniz. Nazileşen, sizin desteklediğiniz İsrail'dir. Bugünün Hitler’i de katil Netanyahu'dur" ifadelerini kullandı.
Gazze'de ateşkesin fiilen işlemediğini belirten Arıkan, son dört ayda İsrail'in ateşkesi binlerce kez ihlal ettiğini, yüzlerce Filistinlinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Arıkan, bu tablo karşısında ateşkesten ve düzenden söz etmenin mümkün olmadığını belirterek, hedefin bölgede barış değil "Büyük İsrail Devletini kurmak" olduğunu söyledi. Arıkan, "Bugün 'İran'a nükleer çalışmaları durdurun' diyenler, yarın 'Türkiye'ye SİHA projesini durdurun' diyecekler. Bugün 'İran'a Balistik füze çalışmalarını iptal edin' diyenler yarın Türkiye'ye 'Kaan'ı, Hürjet'i, Kızılelma’yı iptal edin' diyecekler. Bu topraklar sapanla da SİHA’yla da direnir ama asla siyonizme teslim olmaz" dedi.
"Yerli ve milli bir savunma anlayışıyla mümkün olacağını hep ifade ettik"
Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği noktaya da değinen Arıkan, "yerli ve milli savunma anlayışının" önemine dikkat çekti. Bu gelişmelerin Milli Görüş'ün yıllardır savunduğu tezlerin doğruluğunu ortaya koyduğunu ifade eden Arıkan, "Bağımsız ve onurlu bir dış politikanın ancak yerli ve milli bir savunma anlayışıyla mümkün olacağını hep ifade ettik" dedi. Türkiye'nin çok boyutlu ve bölgesel iş birliklerine yönelmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, İslam dünyasında ortak güvenlik arayışlarını olumlu bulduklarını kaydetti.
"Bu değişiklikler sadece AK Parti'de makam ve mevki bekleyenleri biraz daha heyecanlandırır"
Kabinede yapılan son değişikliklere de değinen Arıkan, Türkiye'nin "siyasi şovlara" değil, etkin ve sonuç odaklı yönetime ihtiyacı olduğunu söyledi. Adalet ve İçişleri bakanlıklarının önünde çok kritik dosyalar bulunduğunu belirten Arıkan, bu dosyaların yakından takipçisi olacaklarını ifade etti. Arıkan, "Unutulmasın. Ülke olarak tarihi bir dönemeçteyiz. Türkiye’nin artık karşı karşıya bulunduğu tehlike ve tehditleri idrak edip bunları savuşturacak yeni bir programa yeni bir vizyona ihtiyacı vardır. Aksi takdirde, AK Parti yönetimine kimin gelip gittiğinin, AK Partiye kimlerin transfer edilip edilmediğinin, kabineye kimin yeni bakan olup olmayacağının hiçbir anlamı yoktur. Bu değişiklikler sadece AK Parti'de makam ve mevki bekleyenleri biraz daha heyecanlandırır" diye konuştu.
"Türkiye, Epstein davasına müdahil olmalı"
ABD'de gündeme gelen Epstein dosyalarına dikkat çeken Arıkan, uluslararası organ kaçakçılığı iddialarıyla anılan ve Türkiye'de yakalanıp serbest bırakılan Boris Wolfman konusunun aydınlatılması gerektiğini söyledi. Arıkan, "Türkiye bu davaya müdahil olmalı; ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun bu karanlık yapının Türkiye ayağı açığa çıkarılmalıdır" diye konuştu. Depremde kaybolan çocukların akıbetine ilişkin soruların da yanıtlanmasını isteyen Arıkan, bu konuda kamuoyunun tatmin edici açıklamalar beklediğini ifade etti. Arıkan, "Şimdi iktidara soruyorum bütün bu bilgiler ve belgeler ışığında; Türkiye'nin Epsteinlerinin üzerine gidebilecek misiniz? Türkiye'de depremde kaybolan çocukların akıbeti ile ilgili soruları cevaplayabilecek misiniz? Boris Wolfman denen caninin, Türkiye'de kimlerle temas kurduğunu araştırabilecek misiniz?" dedi.
"Bu iktidar emekliyi görünce eli titriyor, dili dolaşıyor, zam kelimesini telaffuz edemiyor"
İç politikaya ilişkin eleştirilerinde Arıkan, iktidarın emekliye, esnafa ve işçiye karşı duyarsız bir tutum sergilediğini savundu. Emeklilere yönelik yaklaşımı "emekfobi" olarak nitelendiren Arıkan, "Bu iktidar emekliyi görünce eli titriyor, dili dolaşıyor, zam kelimesini ağızlarına alamıyorlar" dedi. Esnafın artan vergi yükleriyle, işçilerin ise güvencesiz çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıldığını dile getirdi. Arıkan, "Emeklinin emanet ettiği paraları mirasyedi gibi harcayanlar suçu emekliye kesiyor. Seçimden seçime emeklinin oyuna talip olanlar; emekliyi bir maliyet kalemi, bir risk unsuru olarak görüyor" diye konuştu.
Basın özgürlüğüne de değinen Arıkan, yerel basına yönelik baskıların arttığını savundu. Afyonkarahisar’da yayın yapan Afyon Postası’na kesilen para cezasını hatırlatan Arıkan, bu tür uygulamaların Anadolu basınını susturmaya yönelik olduğunu söyledi ve "Basın özgürlüğü sadece büyük medya kuruluşları için değil, Anadolu’nun sesi olan yerel basın için de vardır" değerlendirmesinde bulundu.
Arıkan'dan özelleştirme tepkisi: "'AK' demekle pak olunmuyor"
Özelleştirme politikalarını da eleştiren Arıkan, köprü ve otoyolların işletme haklarının yabancı şirketlere devredilmesine tepki gösterdi. Arıkan, "2003’ten bugüne özelleştirmelerden 66 milyar dolarlık kazanç elde etti. Buna karşın sadece bu yıl milletimizin bütçesinden faiz lobilerine 63 milyar dolar ödeme yapılacak. Düşünebiliyor musunuz? 23 yılda, 100 yılı aşkın bir miras satıldı. Bir yıllık faize teslim edildi. Tüm bu anlattıklarımız, 23 yılda yaşadıklarımız, adı 'Adalet ve Kalkınma' olan, kısaltması 'AK' olan parti iktidarında oluyor. Nasıl bal demekle ağız tatlanmıyorsa 'AK' demekle de pak olunmuyor" dedi.
"Tarifeli yargı sistemiyle adaleti karartıp kendinizi AK'layamazsınız"
Arıkan, "'AK' demekle pak olunmuyor. Bunca yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılıkla 'AK' olunmaz. Yolsuzluğu, en büyük icraat haline getirerek 'AK'lanılmaz. Emeklilerin ahını alarak 'AK'lanılmaz. Asgari ücretlinin sofrası küçülürken 'AK'lanamazsınız. Tarifeli yargı sistemiyle adaleti karartıp kendinizi 'AK'layamazsınız. Açlığı ve yoksulluğu TÜİK'le gizlerseniz yüzünüz 'AK' değil, maskeniz 'AK' olur. Liyakati tasfiye edip sadakati ödüllendirerek 'AK’lanılmaz. Eleştireni hain, sorgulayanı düşman ilan ederek 'AK’lanılmaz. Yargıyı güven değil korku üreten bir alana çevirerek 'AK' olunmaz. Kamu kaynaklarını denetimden kaçırarak 'AK’lanılmaz" ifadelerini kullandı.
Konuşmasının sonunda siyasi dil ve ahlak vurgusu yapan Arıkan, Türkiye'de siyasetin bir dil ve ahlak krizi yaşadığını söyledi. Sert ve dışlayıcı dilin siyaseti güçlendirmediğini belirten Arıkan, "Türkiye’nin bugün ihtiyacı daha yüksek sesle bağıranlar değil, daha ölçülü konuşabilen liderlerdir" dedi. Arıkan, Yeni Yol'un öngörülebilir bir Türkiye hedefiyle yola çıktığını belirterek, hukukun güvence sunduğu, korkunun değil umudun hakim olduğu bir ülke vaadinde bulunduklarını ifade etti.
ANKA