Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında dördüncü gün

Davada 200 sanık yargılanıyor

Fotoğraf: AA

Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da arasında bulunduğu 200 sanığın yargılandığı davanın duruşması, dördüncü gününde devam ediyor.

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan sanıklar Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.

Aziz İhsan Aktaş'ın da arasında bulunduğu bir kısım tutuksuz sanıkların da katıldığı duruşmada, CHP'li bazı genel başkan yardımcıları, milletvekilleri, belediye başkanları, parti yöneticileri, partililer ve sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı.

Jandarma personelince salon ve çevresinde yoğun güvenlik önlemi alınan duruşmayı, çok sayıda basın mensubu takip ediyor.

Duruşmada, tutuklu sanık Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış'ın savunması alınıyor.

Bu arada duruşmada dün, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Çaykara, tutuklu sanıklar Beşiktaş Belediyesi Beltaş İşletmecilik Sanayi ve Ticaret AŞ Başkanı Önder Gedik, Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka, Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürü Adnan Acar ile Esenyurt Belediyesi personeli Ali Fırat Baycan'ın savunmaları alınmıştı.

Belediye başkanları sessizce selamlandı

Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında yer alan 1 no’lu salonda görülen duruşmaya tutuklu sanıklar saat 10:05’te getirildi. İzleyiciler belediye başkanlarını isimlerini söyleyip el sallayarak sesizce selamladı. Duruşma saat 10:15’te başladı.

Üç günde günde toplam 12 tutuklu sanığın savunması dinlenen duruşmada bugün ise ilk olarak 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “özel belgede sahtecilik” ile “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla yargılanan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın savunmasıyla başladı. İbrahim Halil Çalış, savunmasında şunları söyledi:

İddianamede bahse konu ihale sözleşmesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay aldı, o zaman onların da yargılanması lazım. Ortada bir sorun varsa bu ihale sürecini başlatan bürokratlar neden burada değil? Ortada bir sorun yoksa biz neden buradayız? Ben, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı olduğum için tutuklandım.

Çalış, göreve geldikten sonra Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini aradığını, belediyeden daha önce ihale alan bir iş insanı olduğu için bu aramayı da normal karşıladığını söyledi. Çalış, Aktaş ile olan telefon görüşmesinin yalnızca 35 saniye sürdüğünü belirtti.

"Ben tek bir belge dahi imzalamadım"

Görev süresi boyunca sık sık sahada olduğunu ifade eden Çalış, “1 milyon nüfuslu Esenyurt’ta herhangi biriyle aynı baz istasyonunda sinyal vermiş olmam çok normal” dedi. Çalış, imzaladığı sözleşmedeki imza tarihinin düzeltilmesi durumunda tüm iddiaların çökeceğini ve iddianamenin tek dayanak noktasının bu olduğunu savundu. Çalış, ardından şu ifadeleri kullandı:

“Ben tek bir belge dahi imzalamadım. Üstelik bu elektronik bir belge. Bırakın özel belgeyi, belgenin resmini dahi görmedim. Elektronik ortamda önüme tensip geldi, elektronik imza attım ve gönderdim. Resmi belgeyi bile görmemişken, ben özel belgede nasıl sahtecilik yapabilirim? İhale süreçleri ile ilgili de altını çizmek isterim ki isterim ki; Destek Hizmetleri Müdürlüğü bana bağlı bir birim değildir. Dolayısıyla, bu birim üzerinde olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkimin olması söz konusu değildir.

“Tutuklanmama neden olan birlikişi raporunu S.B hazırladı”

İddianamede bana yöneltilen suçlamalardan biri ‘ihaleye fesat karıştırma’dır. İddiaya konu ihalelerden biri, çöp toplama hizmetine ilişkindir. Bu hizmetin sözleşmesi 30 Eylül tarihinde sona ermektedir. İlçe belediyelerinde ertelenmesi mümkün olmayan iki temel hizmet vardır: biri sokak hayvanlarının beslenmesi ve korunması, diğeri ise çevre temizliği ve çöp toplama hizmetidir. Bu hizmetlerin aksaması, hem kamu sağlığı hem de kamu düzeni açısından ciddi sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle temizlik hizmetlerine ilişkin ihalenin zamanında yapılması hem hukuki hem de idari bir zorunluluktur. Görevimi ihmal etsem halk sağlığını tehlikeye atmaktan karşınızda olacaktım. Hakimlik bana, ‘ihale süreci başlattığı ve sorumluluğu olduğu nedeniyle tutuklanmasına karar verildi’ dedi. Ben o gün sorumluluğum olduğunu söylesem tutuklanacağım ‘sorumluluğum yok desem’ desem tutuklanacağım.

İhalelere ilişkin olarak dosyada iki ayrı bilirkişi rapor bulunmaktadır:
– 3 Ocak 2025 tarihli bilirkişi raporu
– 10 Ocak 2025 tarihli bilirkişi raporu

İlk raporda sorumluluğum olmamasına rağmen 10 gün sonra hazırlanan ikinci raporda tamamen farklı bir değerlendirme yapılmıştır. Bu bilirkişi raporunu ise içinde S.B'ın (Ekrem İmamoğlu'nun Turpun Büyüğü adlı basın toplantısında açıkladığı ve soruşturma gerekçesi olan bilirkişi) da bulunduğu 3 kişi hazırlamış. Ben 13 Ocak 2025 akşamı gözaltına alındığım sırada, dosyada yalnızca ilk bilirkişi raporu bulunmaktadır. İkinci rapor, benim gözaltına alınmamdan sonra dosyaya girmiştir. Nitekim 17 Ocak 2024 tarihli 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından bu ikinci bilirkişi raporu gerekçe gösterilerek tutuklandım.

“Bu durumun hukuki olup olmadığı sizin takdirinizde ama insani olmadığı bellidir”

Burada tutuklanan sadece ben değilim. Cezaevi kapılarında dolanan 80 yaşındaki annem de etkilendi. Biz burada yalnızca bir ihale dosyasını değil, insanların hayatlarını da konuşuyoruz. Bu süreç sadece benim özgürlüğümü değil; çocuklarımı, ailemi, eşimi, dostlarımı derinden etkilemiştir. Meselenin en ağır tarafı da budur. Çocuklarım için bu yalnızca bir ‘baba yokluğu’ değildir. Bu süreç onların psikolojisini, güven duygusunu, geleceğe bakışını etkilemiştir. Bir çocuğun ‘Babam suçlu mu?’ sorusuyla büyümesi, hiçbir dosya kapağına sığmaz. Geceleri uyuyamadığım çok oldu. Bazen uykuda bile huzur bulamadım. Henüz neyle suçlandığımı tam olarak bilmeden, 'yarın ne olacak' kaygısıyla geçen geceler yaşadım.

Henüz gözaltında bile uyuyamazken medyalarda benim nasıl ihaleye fesat karıştırdığım konuşuluyordu. Bu durumun hukuki olup olmadığı sizin takdirinizde ama insani olmadığı bellidir. Benim babam ve amcalarım televizyonlarda onuruyla yetiştiği çocuğun ihaleye fesat karıştırdığı iddialarını izliyor. Hakkımızı helal etmiyoruz. 

Ben bugün hâlâ eşimin ve çocuklarımın yüzüne sevgiyle, utanmadan bakabiliyorsam; bunun nedeni vicdanımın rahat olmasıdır. Cezaevine girdiğim süreçte yaşadığım sağlık sorunlarını da mahkemenizin takdirine sunmak isterim. Yaşadığım kalp rahatsızlığı, doktor raporlarıyla sabittir. Göğüs sıkışmaları, nefes darlıkları, ciddi riskler yaşamışımdır. Adli Tıp süreci, hastane sevkleri ve hekim raporları dosyadadır. Bir hekimin bana söylediği şu cümleyi asla unutamam: ‘Bu halde her an yoğun bakıma gidebilirsin.’  Bu yargılamanın, bir insanın bedeni ve ruhu üzerinde nasıl ağır bir yük oluşturduğunu anlatmak istiyorum. Bugün burada ayakta durabilmek için alma gerekenden 2-3 kat ilaç aldım. Bir soruşturma sonucunda tutuklanıp hayatı riske edilen biri var karşınızda. Bu kadar kolay olmamalı. Dosyanın tamamı değerlendirildiğinde en doğru ve en adil kararın verileceğine olan inancımı koruyorum. Takdir yüce mahkemenindir.

İddianamede neler var?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 579 sayfalık iddianamede, Beşiktaş Belediyesi, Avcılar Belediyesi, Esenyurt Belediyesi, İstanbul ASFALT Fabrikaları San. ve Tic. AŞ ile İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü "suçtan zarar gören", 19 kişi "mağdur", 33'ü tutuklu 200 kişi ise "şüpheli" olarak yer alıyor.

İddianamede, sanıklardan Aziz İhsan Aktaş'ın "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", 42 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 4 farklı fiilden "edimin ifasına fesat karıştırma", 5 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 21 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 10 farklı fiilden "rüşvet verme", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "gerçeğe aykırı fatura düzenleme" suçlarından, 187 yıldan 450 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği mal varlıklarının müsadere edilmesi talep ediliyor.

Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara'nın 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve "rüşvet alma" suçlarından 5 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılmasının talep edildiği iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Esenyurt Belediye Başkanı sanık Ahmet Özer'in 2 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma" ve 2 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik" suçlarından 3 yıldan 9 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

İddianamede, görevlerinden uzaklaştırılan Seyhan Belediye Başkanı sanık Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı sanık Zeydan Karalar ile görevinden uzaklaştırılan ve hakkındaki adli kontrolün kaldırılmasının ardından görevine iade edilen Adıyaman Belediye Başkanı sanık Abdurrahman Tutdere'nin "rüşvet alma" suçundan 4 yıldan 12'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

Hazırlanan iddianamede, görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat'ın "suç örgütüne üye olma", 26 farklı fiilden "ihaleye fesat karıştırma", 3 farklı fiilden "resmi belgede sahtecilik", 19 farklı fiilden "özel belgede sahtecilik", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", 4 farklı fiilden "rüşvet alma", "suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama" ve "haksız mal edinme" suçlarından 133 yıldan 337 yıla kadar hapisle cezalandırılması ve suçtan elde ettiği malvarlıklarının müsadere edilmesi isteniyor.

 

AA

DAHA FAZLA HABER OKU