İran savaşının Körfez için tehlikeleri

Fotoğraf: Reuters

Bölgemizin toprakları, istenmeyen patlamaları tetikleyebilecek kadar çok sayıda eski mayınla dolu. Bu durum, doğrudan diyalog yoluyla çözülebilecek mevcut hassas konular arasında yer alsa da sadece Güney Yemen'deki Suudi Arabistan-Birleşik Arap Emirlikleri anlaşmazlığıyla sınırlı değil.

Bu mayınlarının ötesinde, gerçek tehlike, artan Amerikan-İran savaşı olasılığı ve bunun çevremize, özellikle de bu potansiyel çatışmanın ön saflarında yer alan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) devletlerine yansımalarıdır.

KİK'in bu tehdide karşı koymak için 40 yıldan fazla bir süre önce kurulduğunu hatırlamakta fayda var, ancak üye devletler daha sonra kapsamını savunma iş birliğinden neredeyse her şeye, hatta çamaşır yıkama talimatları ve elektrik prizleri gibi küçük ayrıntılara kadar genişletmeyi seçti. Siyasi anlaşmazlıklar eksik olmasa da kendisi büyük ölçüde başarılı tek bölgesel bloktur.

Bir araştırmacı ile münakaşamız sırasında, KİK’in “İran rejimine duyulan nefret üzerine kurulmuş bir konsey” olduğunu söylemişti. Elbette bu tamamen doğru değil. KİK gerçekten de Humeyni'nin Körfez ülkelerine yönelik tehditleri ve onunla Irak arasında çıkan savaşın arka planında kuruldu. Ancak, Batı Körfez'e sınır komşusu olan bölgenin, dış tehdit olmasa bile, altı üye devleti arasında ilişkiler için bir çerçeveye ihtiyacı vardı. Büyük gelişmeler istemeden de ortaya çıkabilir.

Avrupa Birliği, Almanya ve Fransa arasındaki bir kömür anlaşması üzerine kuruldu. Kömür Birliği, İkinci Dünya Savaşı'nın akabinde ilişkilerin geliştirilmesine kapı açtı ve daha sonra daha büyük Avrupa Birliği'nin kurulmasını sağladı. Körfez ülkeleri her konuda aynı fikirde olmayacaklar, ancak ortak çıkarları kolektif güvenliklerini korumakta yatıyor ve İran tehdidi, KİK ülkeleri arasındaki ilişkileri güçlendirmede rol oynamaya devam etti. İran ile tarihimiz tamamen çalkantılı değil; bu durum mevcut rejimle sınırlı. Yüzyıllar boyunca, Tahran'daki monarşi, komşularıyla olumlu ilişkiler sürdürdü; bu ilişkiler, komşular arasında doğal olarak ortaya çıkan anlaşmazlıklarla elbette zaman zaman kesintiye uğradı. Ne var ki bu ilişkiler, Ayetullah rejiminin kurulmasından hemen sonra bozuldu. Suudi Arabistan, daha ilk haftadan itibaren iyi ilişkiler kurma arzusunu dile getirmiş, Humeyni'ye resmi ve gayri resmi heyetler göndermiş ve Tahran'ın o dönemde karşı karşıya kaldığı ciddi bir sıkıntıyı gidermek için yeni rejimle dostluk göstergesi olarak bir petrol ürünleri sevkiyatında bulunmuştu. Ancak Humeyni, komşu rejimleri devirmek için çalışacağına dair resmi bir niyet beyanında bulunmuştu.

İslam Cumhuriyeti'nin rotasını düzeltmesi ve Riyad ile uzlaşma arayışına girmesi 40 yıldan fazla sürdü. Bugün Tahran, varoluşsal bir tehditle karşı karşıya ve 1979'da açıkladığı devrimi ihraç etme ve dünyayla mücadele projesinden vazgeçmekle yıkıcı bir çatışma riskini göze almak arasında seçim yapmak zorunda.

Altı Körfez başkenti, rejimi destekleyecek veya değiştirecek durumda olmadıklarının farkında; olay onlardan daha büyük, ancak sonuçları onlar için tehlikeli. Savaş çıkması durumunda, çöküşten darbeye, rejimin hayatta kalmasına ve savaştan daha güçlü bir şekilde çıkmasına kadar çok sayıda olasılık mevcut. Riskler çok büyük ve Irak'ın işgali ve Saddam rejiminin devrilmesiyle kıyaslanamaz bile; zira bu olay hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleştirilmişti. Eğer Tahran rejiminin temelleri yıkılırsa, herkesi tehdit eden bir boşluk oluşacaktır; eğer ayakta kalırsa da daha güçlü bir şekilde geri dönecektir.

Tüm Körfez hükümetleri operasyona katılmamayı tercih etti ve bu, askeri varlıkları ve KİK devletleriyle anlaşmaları olan Amerikalı müttefik için bir hayal kırıklığı anlamına gelmiyor; zira o da daha büyük savunma çabaları gerektireceği için cepheyi genişletmeyi tercih etmiyor. İran'ın Körfez ülkelerindeki tesislere yönelik saldırı imalarına rağmen, bu olasılık düşük olmayı sürdürüyor ama imkansız da değil.

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

 

Şarku'l Avsat

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU