CHP Genel Başkanı Özel: Yalandan iftiradan bıkmış usanmış durumdayız

“Tüm arkadaşlarımız için iddianame yazılması ve tutuksuz yargılama şarttır. Bu insanları içeride tutmak Mussolini'nin ön infaz yöntemidir”

Fotoğraf: ANKA

Aziz İhsan Aktaş'ın liderliğini yaptığı organize suç örgütünün, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla, 33'ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının ikinci günü, sanık savunmalarıyla başladı. Davayı takip eden CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA) ile birlikte Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu önünde açıklama yaptı. Özel şöyle konuştu:

Nihayet bugün arkadaşlarımız hakim karşısındalar ve nihayet bugün kendilerine yöneltilen suçlamalara yanıt verme imkanı buluyorlar. Bu bundan yedi sekiz ay önce olabilirdi. Niye olmadı? Sırf karşınızda hep birlikte olduğumuz bu kıymetli aileleri, eşleri, çocukları, anneleri, babaları baskı altına almak, onların üzerinden arkadaşlarımızı yıpratmak ve savcıların teklif ettiği iftiranamelerle birbirlerini suçlamalarını ve bulamadıkları kanıtı suni olarak üretmek için bu zulmü bugüne kadar yaptılar. Türkiye'nin dört bir yanında benzer davalar oluyor, görülüyor. İddialar oluyor, bu iddialara karşı iddianame hazırlanıyor hızlı bir şekilde, iki haftada üç haftada. Buradaki savcıların 110 kişilik dosyaya dört günde iddianame hazırladık diye kendi rekorlarını söyledikleri var. Ama şu anda aramızda sekiz aydır, dokuz aydır eşinin iddianamesini bekleyen arkadaşlarımız var. Oğlunun iddianamesini bekleyen arkadaşlarımız var. Aile Dayanışma Ağı'nın içinde çok farklı farklı mağduriyetleri olan ama ortak yanları sevdikleri bu iktidarı rahatsız etme suçunu işlemiş olan insanlarla birlikteyiz.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Tayyip Erdoğan savcıya demiş 'Hakan'ı al ki belediyeyi ben alayım'"

Bugün Aziz İhsan Aktaş suç örgütünün iftiralarına muhatap olan aileler burada. İstanbul Büyükşehir Belediyesi operasyonuna muhatap olan aileler burada. Ve haklarında henüz iddianamesi yazılmamış belediye başkanlarımızın, belediye çalışanlarımızın aileleri burada. Üç ana kategoride mağdur ailelerle bugün karşınızdayız. Bir an önce iddianamesi yazılmamış arkadaşlarımızın, örneğin Gaziosmanpaşa Belediyesi. Onun suçu ne biliyor musunuz? Şu anda içeride olmasının sebebi kendisinin Gaziosmanpaşa'dan Hakan'ın çok oy alıp belediye meclisinde Hakan kadar çok oy alamadığımız için belediye meclisinde çoğunluğumuz olmama suçu var. Bu yüzden Hakan'ı aldılar, tutukladılar. Yerine içeriden bir AKP'liyi seçtiler. Hakan'a iddianame yazacaklar suç bulamıyorlar. Orayı eşeliyorlar, burayı deşeliyorlar, iddianameyi yazsalar Hakan çıkacak belediyenin başına geçecek. Belediye AK Parti'den CHP'ye geçecek. Hakan'ın suçu, sorunu bu. Bu yüzden yazmıyorlar. Benzer durumda olan çok sayıda arkadaşımız maalesef iddianame bekliyor. Tayyip Erdoğan savcıya demiş 'Hakan'ı al ki belediyeyi ben alayım.' Savcı almış. Sonra bunlara demişler ki 'Suçlu göster ki millet demesin diye aldınız diye.' Böyle bir durumla karşı karşıyayız. Bu haldeyiz.

"Bu vakitten sonra artık bu mahkeme için tutuksuz yargılama şarttır"

Yalandan iftiradan bıkmış usanmış durumdayız. Ama kimse bizi yıldırabildiğini düşünmesin. Bak burada yılan kimse yok karşınızda. Yılanlar belli. Sabahın beşinde yılanın sokmayacağı saatte gelip milletin seçtiği belediye başkanının kapısına dayanan o insanları dayandıranlar belli. O vakitte adamı yılan sokmaz. Hangisine söylediniz de gelmedi? Hangisine söylediğiniz de ifade vermeye gelmedi? Bir belediye başkanı ifade vermeye gitmez mi? Bugüne kadar yüzlerce, binlerce belediye başkanı çağırıldığında ifadeye gitti. İddianameler düzenlendi, yargılandı. Beraat eden etti. Suçu olan varsa cezasını çekti. Buna itirazı olan var mı? Yok. Bizim zorumuz yapılan işin tamamen siyasi olması, algı operasyonu olması, Tayyip Erdoğan'ın iktidarını sürdürmek için yürütülen bir operasyon olmasından kaynaklanıyor. O yüzden bu vakitten sonra artık bu mahkeme için tutuksuz yargılama şarttır. İstanbul Büyükşehir için tutuksuz yargılama şarttır. Tüm arkadaşlarımız için iddianame yazılması ve tutuksuz yargılama şarttır. Bu insanları içeride tutmak Mussolini'nin ön infaz yöntemidir. Yani yargılamadan önce infaz etmektir. Yani başımızdaki diktatörün rejimi bu muhalifi içeride tutmak istiyor. O yüzden biz bunu tutukladık demek Mussolini yöntemidir. Bunu Mussolini yapıyordu. Buradaki arkadaşlarımızın bir gün daha tutuklu kalması Mussolini'nin yargılamadan önce verdiği infazın tatbikidir. Yoksa delilleri topladın, ifadeleri aldın, oyalandın, aylar, yıllar geçti neredeyse bir yıl oldu iddianameyi yazdın, yargılama başladı daha ne tutukluluğu?

"Aziz İhsan Aktaş denen suç makinasını devletin verdiği 10 tane koruma koruyor. Olmaz"

Öyle ki, şu anda buraya bu salona dün pahalı makam aracından, evinden gelen bu suç örgütü dedikleri yapının başındaki kişi 770 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş tutuksuz yargılanıyor. Neden? Deliller toplanmış kaçma şüphesi yok varsa işte ev hapsi vermiş kendince. O evinde oturuyor. Biraz önce konuşan Adana'dan Kadir Aydar, Zeydan Karalar, Oya Tekin şu anda ceza alsalar yatarları kalmamış olan arkadaşlarımız tutuklular. Öyle ki Zeydan Karalar'ın şu anda hükmü kesinleşse, istediği cezayı verse eve yollayacak. Yargılama sürüyor diye tutuklu oluyor, olacak iş değil. Bütün mesele Zeydan gidince Adana'da hizmet edecek CHP'yi büyütmeye devam edecek. Kadir gidince kendi ilçesinde hizmet edecek, partisini büyütmeye devam edecek Ceyhan'da. Oya Seyhan'a gitmesin. Ekrem işin başına dönmesin, kreş açacak, bizi yıpratmaya devam edecek, hizmet edecek, yıpratmaya devam edecek. Yerime geçecek. Bu bir siyasi mücadele, hukuki mücadele değil ki. Siyasi mücadele, siyaset alanında yapılır. Mahkeme salonlarında yapılmaz. Mahkeme salonunda yargılama yapılır. Soru sorulur, cevap alınır, karar verilir. Bu kadar. Bu kadar haysiyet cellatlığının, bu kadar bu insanların her birisi sabahleyin beşte kapıya polisin dayanmasıyla yürekleri ağzına gelmiş insanlar. Bu muameleyi başkasına yapmıyorlar sadece Tayyip Bey'i rahatsız eden siyasilerin annelerine, eşlerine, çocuklarına, kardeşlerine yapıyorlar. 700 yılla yargılanan Aziz İhsan Aktaş evinde yatıyor. Ceza alsa yatarı kalmamış arkadaşlar Silivri'de yatıyor. Böyle saçmalık olur mu? Bazı arkadaşlarımız hiçbir suçluyu kötülemek istemem ama suç makinalarıyla birlikte 40 kişilik koğuşlarda yatıyorlar. Psikolojisi bozuk, her an her şeyi yapabilecek bazı kişilerle aynı koğuşu paylaşmak zorunda kalıyorlar, Aziz İhsan Aktaş denen suç makinasını devletin verdiği 10 tane koruma koruyor. Olmaz. Bunun katlanılır bir tarafı kalmamıştır. Ayıptır.

"'Bunları bırakırsak iktidar değişecek' diyor"

Buraya ülkenin Genelkurmay Başkanı'nı koydular. Tayyip Bey dedi ki 'Bu terör örgütü başkanı.' Ben de dedim ki o zaman 'Hayır. Bu masum, onurlu bir Türk askeri.' Buraya Mustafa Balbay'ı koydular. Ben 'O milletvekili' dedim. O dedi 'Darbeci.' İp olsaydı iki kere atmışlardı Mustafa Balbay'ı da İlker Başbuğ'u da. Mehmet Haberal. Biz dedik ki 'O bir milletvekili ve iyi bir doktor.' bunlar dedi 'Darbeci. Terör örgütü üyesi.' İdam kalkmamış olsa bugün asılmıştı bu arkadaşlar. Tayyip Erdoğan'ın düzeni bu arkadaşları asmıştı. Bugün bu arkadaşlara o suçlamaları yönelten savcıların hepsi ya firari ya hapiste, Mustafa Balbay 13'üncü kitabını yazıyor, namusuyla alnı açık, başı dik. Mehmet Haberal organ nakli yapıp, hayat kurtarmaya çalışıyor. İlker Başbuğ alnı açık, başı didik, dimdik ortada geziyor. Hepsinin masumiyeti çıktı. Ama onları burada beş yıl yatırdılar. Kim yatırdı? Tayyip Erdoğan yatırdı. Zekeriya Öz'ün talimatıyla. Bu masum insanların eşlerini kim yatırıyor, çocuklarını, babalarını kim yatırıyor? Aynı zihniyet yatırıyor. Bu anneyi evladından ayrı bırakan zihniyet aynı zihniyet. 'Rejime düşman bunlar' diyor. 'Bunları bırakırsak iktidar değişecek' diyor. 'Değişmesin. Açlık sürsün, yoksulluk sürsün, sefalet sürsün, zulüm sürsün, bunlar içeride sürünsün, ben de keyif süreyim' diyor. Mesele bundan ibaret. Başka bir şey yok.

"Eğer veremeyeceğimiz cevaplar olsa AK Parti neden 'Canlı yayın olmaz' desin?"

Yoksa biz niçin canlı yayın isteyelim? Ve eğer veremeyeceğimiz cevaplar olsa AK Parti neden 'Canlı yayın olmaz' desin? Devlet Bahçeli canlı yayınlansın demiş mi? Tayyip Bey'e sormuşlar Devlet Bey uygun görmüş doğru söylemiş demiş mi? Ana muhalefet istiyor mu? Hepimiz istiyor muyuz? Ne engel? Engel şu: O günlerde Tayyip Bey'e söylenen 'Merak etmeyin biz bunları tepeledik. Dayanamazlar, birbirlerini suçlattıracağız. Ortada para yok ama iftirayla, itirafla bilmem neyle bu suçun işlendiğine ikna edeceğiz.' Bu iftiracıların ve anayasada diyor ki bir kişi gizli tanık da söylese, itirafçı da söylese sırf söylediğinden olmaz şu suçu işledi deyince ona bir kanıt daha bulacaksın, o bir kanıtı bulamıyorlar. Yüzlerce suç söylüyor. Herhangi birinde bir kanıt yok. İkinci bir kanıtla destekleyemiyorlar. O noktadayız. O yüzden canlı yayın yok. Kadir Aydar içeride ilk ifade veren belediye başkanı. Canlı yayın olsa bugün tıraş yapan berber 'Yok artık abi ya görüyor musunuz adamı neyle suçluyorlar? Adam ne cevap verdi' diyecek. Berber tıraş yaparken canlı yayında müşterisine ki o müşteri büyük ihtimalle AK Partili olabilir, ona 'Abi görüyor musun ya? Hakikaten haklıymış adamlar' demesin diye canlı yayın yapmıyorlar. Son ütücü ütüyü yaparken 'Hadi canım bu kadar da olur mu' demesin diye canlı yayın verdirtmiyorlar. Manav doldururken mandalinayı 'Duydun mu abla ya 10 aydır bunun için adam içeride tutulur mu' demesin diye canlı yayın yok. Varsa hodri meydan.

"Ne keşkesi?"

Dün Feti Yıldız demiş ki 'Keşke canlı yayın olsa.' Dedim ki 'Ne keşkesi?' Haftaya salı meclis açılıyor mu? Sabahleyin Feti Yıldız tek imzalı kanun maddesi versin Bir cümle. Gerekçede 'Kamuoyunun yakından takip etmesi için canlı yayın yapılabilir.' Bir madde bir yürürlük maddesi yayınlandığı tarihte iki maddelik kanunu koy oraya kardeşim. Yaz gerekçesini. Öğleden sonra Adalet Komisyonu'nda görüşülecek. Konu bu kadar net. Kabul edenler. Etmeyenler, edildi. 48 saat bekleme süresi kanunun sadece. Ama bütün gruplar ister imza atarsa Danışma Kurulu'nda süreye uyulmayabiliyor içtüzük gereğince. Öne çekebiliyorsun acil durumlarda. O imzayı da vereceğiz. Ben vereceğim. Herkes verecek bütün partiler. Salı günü akşam 19.30'da sıra sayısı basılmış, dağıtılmış şekilde Genel Kurul'da. Söz de talep etmiyoruz. Kamuoyu biliyor hepimiz söz vermişiz. Oya sunulacak 19.35'te kanun geçecek. 20.00'de sarayda. Madem Tayyip Bey diyor ki 'Bahçeli'yi kırmam yaparım.' 20.30'da onayda, gece 00.00'da Resmi Gazete'den çıkar. Bunun önünde hiçbir engel yok. Var diyen çıksın ortaya. Haftaya salı günü 00.00'da bu kanun Resmi Gazete'de yayınlanmış olur. Hodri meydan. Sen tıraş yapan berberi, son ütücü abiyi, manavdakini ikna edebileceğini düşünüyorsan çık karşımıza. Biz güveniyoruz arkadaşlarımıza. Biz arkadaşlarımıza, kardeşlerimize güveniyoruz kardeşim. Bak bu kadar aile çıkmış, gözünüzün içine bakarak canlı yayın istiyoruz. Ve artık bırakın evlatlarımızı, eşlerimizi, kardeşlerimizi, babalarımızı eve gelsinler. Evden mahkemeye gelsinler istiyoruz.

"Tayyip Bey övüyor, düne kadar iftira attırıyordu, içeri attırıyordu"

Adam gelmiş burada dedi ki ‘4 milyon lira verirseniz, babanızı serbest bırakırım.’ Aile de geldi bize dedi ki ‘Bir avukat geldi, böyle yaptı. Bize de savcının sesini dinletti. Savcıyla telefonda konuştu.’ Aldık bunları, şikayet ettik. Yani parayı vermediler, paraları yok. Şikayet ettik. Ben dilekçeyi verdiğimde adam telefonunu İstanbul’da bıraktı, başkasından ödünç arabaya bindi. Antalya’dan tekne ayarladı. Tekneye 52 kilometresi kalmışken jandarma durdurdu, gözaltına aldı. Getirdi buraya. Bu avukatı, ‘İftira atarsanız 4 milyon lira verir ve birbirinizi suçlarsanız babanızı bırakırım’ diyen avukatı yurt dışına kaçarken yakaladılar. O tutuklu değil arkadaşlar. Ona ev hapsi verdiler. Onun ‘kaçma şüphesi yok’ yani. Böyle cezaevine koymaya gerek yok onu. Bu mu adalet? Onlar, o cezaevine girmeyecek. Aziz İhsan Aktaş 700 yılla yargılanıyor. Adam diyor ki ‘Ben buradaki herkese rüşvet verdim.’ ‘İspatla.’ ‘İspatım yok.’ ‘Suç örgütü kurdum ben’ diyor. ‘Biz Türkiye’deki bütün belediyelerde bu suçu işledik’ diyor. O tutuksuz yargılanıyor. İftira ettikleri tutuklu. Peki söyledikleri içinde kim var? En çok bu işi nerede yapmış? Aydın Büyükşehir’de. O nerede? Tayyip Bey’in kolunun yayında. Tayyip Bey’in dibinde. Tayyip Bey onu övüyor şimdi. Neden? Çünkü Aziz İhsan Aktaş’a iş yaptığı bütün CHP’li belediyelere iftira attırdılar. Aydın’ın iftirasından önce Aydın’a gösterip, ‘Ya Silivri’ye gireceksin, ya AK Parti’ye geçeceksin’ dediler. AK Parti’ye geçti diye hanımefendi el üstünde. Tayyip Bey onu övüyor, ‘Sosyal belediyeciliğin en iyi uygulamasını yapıyor’ diyor. Düne kadar iftira attırıyordu, içeri attırıyordu.

"İktidardan da düşeceksiniz, Haksız yere oturdunuz o kürsülerden de düşeceksiniz"

Sözde topuklu efe topuklayıp da kaçınca AK Parti’ye, onun oğlu yok mesela burada. Neden yok? Çünkü onlar AK Partili. Böyle bir şey var mı? Bütün vatandaşlara soruyorum. Bir iftiraya muhatap olan CHP’liyse partisinde kalıyorsa hapse girecek. Evlatları, eşleri bu hale gelecek. AK Parti’ye geçiyorsa hayat sürecek. Şu çocuğun gözünün içine bakın da ‘Bu ülkede adalet var’ deyin bakalım. Bu annenin bakın gözünün içine, bu eşin gözünün içine bakın, ‘Bu ülkede adalet var’ deyin. Bu Filiz Hanım, Buğra’nın eşi. Haziranda nikahları vardı. Buğra içeride diye nikah burada yapıldı. Benim nikah şahidi. Filiz Hanım’a nikahının fotoğrafını vermediler. Cezaevinde nikah kıyıldı, fotoğrafını vermiyorlar zulüm olsun diye. Bak benim olduğumu da verme. 60 poz çektiler orada. Bir tek Filiz ile Buğra’nın fotoğrafını vermiyorlar. Şu Filiz Hanım’ın bakın da gözünün içine. Anadolu’daki teyzeme söylüyorum. Bu yeni geline reva mı bu? Bu yeni gelinin gözüne bakın da ‘İyi yapıyor Tayyip Bey’ deyin. Yapmayın arkadaşlar. İnsafı olan, vicdanı olan bu işlerden vazgeçsin artık. Bir yıllık evli gel. Bakın onun gözünün içine. Kocasının mühür çıkan kasasına dolar montajlayan TRT. Al, ‘Ne diyorsun?’ diye sor bakalım. Sor. Onun vergisiyle yayın yapıyorsun sen. Bizim vergimizle yayın yapıyorsun. Kasadan mühür çıktı. ‘Para çıktı’ yalanı attınız. O gün daha beş aylık evliydi. Nasıl biliyorsa Allah sizi öyle yapsın. Nasıl biliyorsa Allah sizi öyle yapsın. Bu kadar zulmün bir bedeli olacak elbet. Bu dünyada olmasa öbür dünyada olacak. İki elimiz yakanızda. Kimse helallik istemesin. Hiç kimseye hakkımızı helal etmeyeceğiz. Hani böyle ‘Helal ediyor musun?’ diye soruyorlar ya. Vallahi de billahi de bu zulmü yapanlara hakkımız helal değildir, helal etmeyeceğiz. Yazıklar olsun. Yazıklar olsun bu düzeni kurana, savunana, sürdürene. Yazıklar olsun hepinize. Bak, bu insanların gözünün içine bir bak. Aile Dayanışma Ağı. Ne yapıyor bunlar biliyor musun? Birbirlerine tutunuyorlar ki düşmesinler diye. Siz düşeceksiniz, siz. Sizi düşüreceğiz. Siz düşeceksiniz. İktidardan da düşeceksiniz. Haksız yere oturdunuz o kürsülerden de düşeceksiniz. Hepiniz hesap vereceksiniz. Bu yeni gelinin masumiyetine, bu genç evlinin masumiyetine, bu annenin gözyaşında boğulacaksınız. Başka bir diyeceğim yoktur."

 

 

 

ANKA 

DAHA FAZLA HABER OKU