Cezayir’in bağımsızlığı ve Pieds Noirs trajedisi

Gürbüz Evren, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Kuzey Afrika ülkesi Cezayir’in tarihinde, 1830-1962 dönemine Fransız sömürgeciliği damgasını vurmuştur.

Cezayir denildiğinde Fransız kamuoyunda akla gelen ilk terim ‘Pieds Noirs’ yani “Kara Ayaklar” olur. 

Bu konuyu Fransa’da yaklaşan yerel seçimler nedeniyle kaleme almak istedim.

Çünkü aşırı sağcı partilerden aday olan Pieds Noirs kökenli siyasetçiler yabancı düşmanı söylemleriyle öne çıkıyorlar.

Peki, kimdir bu Kara Ayaklar? 

Bu soruya birçok yanıt vermek mümkün.  

Bazı kaynaklar, Cezayir’e gelen ilk Avrupalıların siyah ayakkabılı olduğuna işaret eder. 

Kimileri ise ilk Fransız askerlerinin siyah renkli tozluklar taşıdığını anımsatır. 

Bir başka teze göre ilk Avrupalı yerleşimcilerin bataklıkları kurutmak ve yeni tarım alanları açmak için çalışırken, siyah çizmeler giymeleri nedeniyle yerli halk tarafından Kara Ayak olarak adlandırılmıştır.

Son bir örnek ise şöyledir; Avrupalı yerleşimciler, yetiştirdikleri siyah üzümleri şarap yapmak için çıplak ayakla çiğnediğini gören yerli halk, onlara Kara Ayak adını takmıştır. 

Aslında Kara Ayak tanımlaması sadece Cezayir’den gelenler için değil eski sömürgeler Fas ve Tunus’tan Fransa’ya göç edenler Fransız asıllılar için de kullanılır.

Cezayir’e göz diken Fransa, dönemin Osmanlı yöneticisi Denizlili Ali Hüseyin Paşanın, Fransız Konsolosu De la Haye’e hakaret ettiğini ileri sürerek, 1830’da bu ülkeye asker çıkarır. 

O tarihlerde Cezayir’in nüfusu 3-4 milyon civarındadır. 

Bu geniş ülkeyi sömürgeleştirmeye Fransa’dan getirilecek yerleşimcilerin yetmeyeceği anlaşılınca, İspanyollar, İtalyanlar ve Maltalılar da Cezayir’e göç edip Fransa’nın kontrolünde yerleşimler kurmaya başlarlar. 

Fransa toprağı olarak adlandırılmaya başlanan Cezayir’e gelip yerleşenlere de Fransız vatandaşlığı verilmiştir. 

Hıristiyan yerleşimcilerden çok daha önce Cezayir’de bulunan Yahudiler de Fransız vatandaşlığına kabul edilmiştir. 

İşte tüm bu kesimler “Cezayir Fransızları” olarak da adlandırılmıştır. 

Buna karşın, çoğunluğu Müslüman olan yerli halka ayrı bir statü verilmiştir. 

“Fransız Müslümanları” adı ile anılan Cezayirliler ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüler. 

Yerli halk yoksul ve haklardan mahrum, Kara Ayaklar ise ülke ekonomisini, siyasetini ve yönetimini elde tutuyor, çok iyi koşullarda yaşıyorlardı. 

Cezayir’de Fransız sömürgeciliğine ilk örgütlü tepkiler 1930’lu yıllardan itibaren verilmeye başlandı. 

Şeyh Abdülhamid Bin Badis, Ahmet Messali Hac ve Ferhat Abbas, Cezayir’deki direnişin farklı siyasi akımlarını temsil eden liderler olarak ön plana çıkan isimlerdir. 

Sömürgeciliğe karşı örgütlü direniş 1950’li yıllardan itibaren başlamıştır. 

Cezayir’in bağımsızlığı için savaşan Ulusal Kurtuluş Cephesi FLN adlı örgüt ise 1955 yılından başlayarak düzenlediği eylemler ile adını duyurmuştur. 

Cezayir’in yerli halkı Araplar, örgütün çatısı altında toplandıkça, FLN güçlenmiş, ülkedeki Fransız ordusu ile büyük çapta çatışmalar yaşanmıştır. 

Arapları sevmeyen Kara Ayaklar da orduya yardım etmeye başlayınca İşkence, katliam ve keyfi adam öldürmeler, günlük yaşamın parçası haline gelmiştir. 

Çatışmaların şiddetlenmesi üzerine, Fransa Cumhurbaşkanı Charles De Gaulle, krize müdahale etmek zorunda kalmıştır. 

De Gaulle, 1958’de Cezayir’e giderek, büyük bir infial içinde olan Kara Ayaklara, “Sizi anladım” ve “Yaşasın Fransız Cezayir” diyerek, onları yatıştırmaya çalışmıştır.

Ancak bu ziyaret, Fransız sömürgeciliğinin Cezayir’deki varlığı için sonun başlangıcıdır. 

FLN, direnişini kırsal kesimden büyük kentlere taşıyınca, suikastlar, bombalı saldırılar, kentlerde yaşayan Kara Ayakların Araplara yönelik şiddet eylemleri düzenlemesine yol açacaktır. 

Her iki taraftan on binlerce insanın yaşamını yitirmesi, şiddetin önüne geçilememesi üzerine De Gaulle, 1961 yılında FLN ile görüşeceğini kamuoyuna duyurdu. 

Bu durum ordu ve Kara Ayaklar arasında büyük rahatsızlık yarattı. Başlayan gerginlik kısa bir süre sonra etkisini gösterdi ve Fransız ordusunun önde gelen 4 generali, 21 Nisan 1961’de De Gaulle’e karşı darbe girişiminde bulundu. 

De Gaulle böylesi bir gelişmeye hazır olduğu için darbe önlendi ve 2 general tutuklandı. 

Ancak kaçmayı başaran diğer 2 general, ordunun özel müdahale birlikleri içinde örgütlenerek, Cezayir’de Araplara ve FLN üyelerine karşı terör estirmeye başladı. 

Faili meçhul cinayetlerin sayısında patlama oldu. 

Bu terör, Fransa’da yerleşmiş Cezayirli Araplara da yöneldi. 

Fransız polisi, Paris, Lyon, Marsilya gibi kentlerde, Arapların yaşadığı semtleri kuşatarak, baskınlar düzenledi. 

Bunun sonucunda da sayısız insan kayboldu, bazı Cezayirli Arapların cesetleri Seine Nehri’nden toplandı.  

Baskıları ve cinayetleri protesto etmek isteyenler ise 17 Ekim 1961’de Paris’te bir araya geldi. 

Yaklaşık 30 bin kişinin katıldığı gösteriye müdahale eden Polis, 13 bin kişiyi gözaltına aldı. 

Paris dışındaki bir stadyuma kapatılan göstericilerden 22’sine idam cezası verildi. 

Binlerce kişi hapse atılırken yine binlerce gösterici de sınır dışı edildi.

Gelişmelerin ardından, Cumhurbaşkanı De Gaulle, Cezayir’in bağımsızlığı için mücadele eden FLN ile görüşmelere yeniden başladı ve 19 Mart 1962’de imzalanan Evian anlaşması ile 8 yıl süren savaş sona erdi. 

De Gaulle, 8 Nisan 1962’de, Cezayir politikalarını referanduma sundu. 

Çözüm için olağanüstü yetkiler talep eden De Gaulle, halktan istediğini aldı. 

Ardından, 1 Temmuz 1962’de Cezayir’de düzenlenen referandumda halkın ezici bir çoğunluğu bağımsızlığa evet dedi.

Ordu içinde Cezayir’in bağımsızlığına karşı olan generallerin kurduğu örgüt ise 25 Ağustos 1962’de De Gaulle’e, Paris yakınlarında suikast düzenledi. 

General De Gaulle bu saldırıdan yara almadan kurtuldu.

Sonuçta Cezayir’in bağımsızlığı 1,5 milyon kişinin ölümü, 1 milyon kişinin hapse girmesi ve 2,5 milyon kişinin de mülteci olması pahasına kazanılmıştı.

Cezayir’in bağımsızlığı ile birlikte Kara Ayakların da trajedisi başlayacaktır. 

Yaklaşık 160 yıl boyunca Cezayir’de birinci sınıf vatandaş statüsünde yaşayan Kara Ayakların, bu topraklarda kalması artık mümkün değildi. 

Kaçarcasına geldikleri Fransa’da beklediklerini bulamayan Cezayir Fransızları büyük hayal kırıklığı yaşayacaktır. 

Fransa’nın güneydeki kentlere, özellikle de Marsilya’ya yerleşen Kara Ayaklar hiç ummadıkları tepkiler almış ve dışlanmışlardır.  

Çok kısa bir sürede Marsilya’ya yüz binlerce Kara Ayak gelince, ev, ulaşım ve eğitim alanlarında sorunlar yaşandı. 

Kimse onları istemiyordu. 

Belediye Başkanı “Başka yere gitsinler” derken, Fransız Ulusal Meclisi’nden, denize dökülsünler sesleri yükseliyordu. 

Çocukları okullara kaydedilmeyen Kara Ayaklara, sokakta hakaret ediliyordu. 

Ama yıllar içinde Pieds Noirs kökenlilerin durumu değişti.

Kara Ayaklar, günümüz Fransa’sında siyasetten spora, ekonomiden medyaya kadar birçok alanda önemli görevlere geldiler.

Kara Ayaklar, Fas, Tunus ve Cezayir kökenli Arap göçmenlere yönelik sert tutumları ile de tanınıyorlar.  

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU