DEM Parti Eş Genel Başkanlarından Rojava protestolarına müdahale tepkisi: Şiddet ve işkence kabul edilemez

DEM Parti Eş Genel Başkanları Bakırhan ve Hatimoğulları, partinin Suriye'nin kuzeyinde yaşanan gelişmelere tepki göstermek amacıyla İstanbul'da gerçekleştirdiği yürüyüşe polis müdahalesine ilişkin sosyal medya hesaplarından aıçıklama yaptı

Fotoğraf: X

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, Rojava'da yaşananlara yönelik düzenlenen protestolara yapılan polis müdahalelerine tepki gösterdi. 

Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

Rojava’da Kürt halkına yönelik uygulanan zulmü protesto etmek için demokratik hakkını kullanarak bir araya gelen insanlara yönelik saldırılar işkence ve kötü muameledir. Demokratik ve anayasal hakkın kullanımını hedef alan bu saldırılar ile sistematik sindirme politikasını kabul etmiyoruz.

Bayrak provakasyonu üzerinden partimizi, üyelerimizi hedef haline getirenler bu tehlikeli tezgaha son vermeli. İşkence sonucu beyin kanaması geçirdiği belirtilen, iç kanama bulguları olan, omurgaları kırılan ve omurilik felci ve hayati risk taşıyan bir gencin tutuklanması, Kızıltepe’de bir çocuğun polis tarafından yere atılması, Norşin’de gözaltı aracında ters kelepçeyle kelepçelenmiş il genel meclis üyemizin yüzününün kan revan içinde bırakılması hukuksuzluğun ve vicdansızlığın geldiği noktayı açıkça göstermektedir.

İstanbul’da Rojava için düzenlenen gösteride, polis saldırısı sonucu yaralanarak ambulansla hastaneye kaldırılan Milletvekilimiz Celal Fırat’a ve partililerimize dönük sert ve hukuk dışı saldırıları kınıyoruz. Demokratik protesto haktır. Şiddet, baskı ve sindirme politikalarına boyun eğmeyeceğiz.

Hatimoğulları: Haksız şekilde tutuklanan herkes derhal serbest bırakılmalıdır

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da açıklamasında şunları kaydetti:

Rojava’da yaşananlara karşı barışçıl biçimde sokağa çıkan, anayasal ve demokratik hakkını kullanan yurttaşlar işkenceye maruz kalıyor; keyfi biçimde gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Bunun adı açıkça suçtur. Daha bugün Kobanî kuşatması nedeniyle dört çocuk donarak hayatını kaybetti. 'Çocuklar ölmesin, Kürt halkı ve Suriye halkları katliama uğramasın' diyen insanlara yöneltilen bu şiddet neyin tahammülsüzlüğüdür? Geçtiğimiz günlerde Mardin’de, Urfa’da; bugün ise İstanbul’da vekilimiz Celal Fırat ve çok sayıda yurttaşımız darp edildi.

İşkence sonucu hayati risk taşıyan insanlar, tedavi dahi edilmeden cezaevine gönderiliyor. Bu kabul edilemez! Yaşananlar demokratik haklara yönelik açık bir saldırıdır. Demokratik hakları çiğneyerek, şiddeti ve korkuyu yöntem haline getirerek, vicdanları susturarak hiçbir yere varılamaz! Protestolara yönelik saldırılara derhal son verilmeli, işkence ve kötü muameleye ilişkin etkin bir soruşturma başlatılmalıdır. Gözaltına alınan tüm yurttaşlar ve haksız şekilde tutuklanan herkes derhal serbest bırakılmalıdır.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU