DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Halkların Demokratik Kongresinin (HDK) "Öz Savunma Yaşatır" kampanyasını Şişhane Meydanı'nda başlattı. Hatimoğulları, meydanda düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, kampanyayı başlatmak üzere toplandıklarını söyledi. "Öz savunma yaşatır" deklarasyonunu Türkiye'ye, Orta Doğu'ya ve dünyaya İstanbul’dan duyurmak istediklerini belirten Hatimoğulları, "Sevgili kadınlar, bizler yaşamın her alanında her türlü şiddete maruz bırakılıyoruz. Sevdiğimiz erkekler tarafından şiddete maruz kalıyoruz, katlediliyoruz." diye konuştu.
Hatimoğulları, öz savunmayı yaşamın her alanında örgütlemek üzere yola koyulduklarını kaydetti. Bunun çok kıymetli ve çok önemli olduğunu belirten Hatimoğulları, "Öz savunma demek, bilinçlenmek demek, örgütlenmek demek, dayanışmak demektir. Yan yana olabilmek demektir, el ele olabilmek demektir. Başta birbirimizi anlamak ve dayanışmak demektir." ifadelerini kullandı.
Etkinlikte, kampanyanın deklarasyon metni de kamuoyuna açıklandı. Açıklamada "Ekonomik şiddete karşı dayanışma güçlendirilecek. Güvencesizliğe ve yoksulluğa karşı kadın dayanışması örülecek. Psikolojik şiddete karşı kadın kadına konuşma alanları çoğaltılacak. Hukuki öz savunma büyütülecek, cezasızlığa karşı yan yana durulacak. Fiziksel öz savunmaya dair bilgi ve deneyimler paylaşılacak, bedenler ve yaşamlar üzerindeki söz hakkı savunulacak" ifadelerine yer verildi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisleri adına Şişhane Meydanı'nda "Öz Savunma Yaşatır" başlıklı bir açıklama yapıldı. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ile HDK Eş Genel Başkanı Meral Danış Beştaş'ın da katıldığı ve birer konuşma yaptığı açıklamada, "Yaşamlarımızın her alanı kuşatma, hakların sistematik biçimde gaspı ve şiddet aracılığıyla denetim altına alındığımız bir düzeni işaret ediyor. Erkek egemen şiddet evde, sokakta, iş yerinde, kampüste ve kamusal alanda süreklilik kazanırken; cezasızlık politikaları, kadın düşmanı yasalar ve uygulamalar bu şiddeti besliyor. Şiddetin münferit değil, politik ve sistematik olduğunu biliyoruz. Tam da bu nedenle, hayatta kalmak, yaşamlarımızı ve haklarımızı savunmak için öz savunmaya ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü öz savunma bizim için bir tercih değil, yaşamı savunmanın zorunlu bir yoludur." ifadelerine yer verildi. HDK Kadın Meclisleri açıklaması şöyle:
"Erkek egemen şiddet karşısında kolektif ve bireysel mücadele..."
Tarih boyunca öz savunmayla varlığımızı koruduk. Erkek egemen şiddet karşısında yaşamlarımızı, bedenlerimizi, haklarımızı ve özgürlüklerimizi kolektif ve bireysel mücadelelerle savunduk. Bugün Türkiye ve Kürdistan’da bu mücadele, kadınların örgütlü direnişiyle büyümeye devam ediyor. Feminist hareketlerden Kürt kadın mücadelesine, sosyalist kadın hareketinden mahalle ve sokak dayanışmalarına uzanan bu tarih, ortak öz savunma hafızamızdır. Bu hafıza yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de mücadele hattıdır.
Jin, Jiyan, Azadî diyerek molla rejimine karşı ayaklanan kadınlar, Suriye’de cihatçı ve selefi çetelere karşı direnen kadınlar; dünyanın dört bir yanında erkek egemenliğine karşı mücadele edenlere ilham vermeyi sürdürüyor. Bu direnişler, öz savunmanın sınırları aşan, kolektif ve politik bir mücadele olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Yaşamı savunma iradesi, birbirine değerek ve birbirinden güç alarak büyümeye devam ediyor. Öz savunma yalnızca saldırı anına sıkışmış bir refleks değildir. Erkek egemen düzenin ürettiği şiddete, eşitsizliğe ve baskıya karşı yaşamı savunma halidir. Kendini savunmak zorunda bırakılan kadınlar için çoğu zaman hayatta kalmanın tek yoludur. Bu nedenle öz savunma, gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır, bir zorunluluk olduğu kadar politik bir haktır.
"Maruz kalınan şiddet bireysel değildir"
Maruz kalınan şiddet bireysel değildir. Bu şiddet; patriyarkanın, erkek devletin ve erkek yargının sürdürdüğü politik ve sistematik saldırıların sonucudur. İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, 6284 sayılı yasaya yönelik saldırılar, cezasızlık politikaları ve kadın düşmanı uygulamalar bu şiddet rejiminin açık göstergeleridir. Göçmen ve mülteci kadınların haklarının gasp edilmesi, çıplak arama uygulamaları, kolluk şiddeti, ekonomik sömürü, güvencesiz çalışma ve yoksulluk, psikolojik baskı, cinsel şiddet ve ayrımcılık erkek egemenliğinin farklı tezahürleridir. Bu şiddet biçimleri birbirinden bağımsız değil, birbirini besleyen bir sistemin parçalarıdır.
Bu şiddeti normalleştirmiyoruz! Bu şiddeti kabul etmiyoruz! Mücadeleyi büyütüyoruz! Tam da bu nedenle; erkek egemen şiddetin derinleştiği, cezasızlığın kalıcı hale getirildiği, kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarının her alanda hedef alındığı bu düzende, yaşamı savunmak için 'Öz Savunma Yaşatır' kampanyamızı deklare ediyoruz. Çünkü şiddetin politik ve sistematik olduğu yerde, çözümün de kolektif ve ısrarlı olması gerektiğini biliyoruz. Çünkü dayanışma büyüdüğünde şiddet görünür kılınır, teşhir edilir ve durdurulabilinir. Evde, sokakta, iş yerinde, kampüste ve mahallede kurulan her dayanışma hattı yaşamı güçlendirir.
"Hiçbir kadını yalnız bırakmayacağız"
Kampanya ile öz savunmanın hayatın her alanında büyütüyeleceğinin vurgulandığı açıklamada, şunlar kaydedildi:
Dayanışmayı ev ev, sokak sokak, mahalle mahalle öreceğiz. Hiçbir kadını yalnız bırakmayacağız. Şiddetin gizlendiği değil konuşulduğu, teşhir edildiği ve birlikte karşı durulduğu bir mücadele zemini kuracağız. Tüm yaşam alanlarında bir araya gelmeyi güçlendireceğiz. Kadın meclislerini, dayanışma ağlarını ve kolektif örgütlenme biçimlerini büyüteceğiz. Her mahallede söz çoğalacak, erkek egemen şiddete karşı kolektif öz savunma hatları kurulacak ve yaygınlaştırılacak. Hiçbir şiddetin kader olmadığı bilinciyle mücadelemiz büyüyecek.
Ekonomik şiddete karşı dayanışma güçlendirilecek. Güvencesizliğe ve yoksulluğa karşı kadın dayanışması örülecek. Psikolojik şiddete karşı kadın kadına konuşma alanları çoğaltılacak. Hukuki öz savunma büyütülecek, cezasızlığa karşı yan yana durulacak. Fiziksel öz savunmaya dair bilgi ve deneyimler paylaşılacak, bedenler ve yaşamlar üzerindeki söz hakkı savunulacak. Anlatmak öz savunmadır. Örgütlenmek öz savunmadır. Yan yana durmak öz savunmadır. Dayanışma öz savunmadır. Yalnız değiliz. Sessiz değiliz. Çaresiz hiç değiliz. Öz savunma bireysel değil, kolektiftir. Dayanışma büyüdükçe yaşam büyür. Mücadele büyüdükçe özgürlük büyür. Yan yana gelindiğinde, erkek egemen şiddet karşısında yaşam kazanır.
ANKA, AA