"Çöplükte birleşmeyi öğrendik"

Çöpte çalışırken kimse tartışmıyor...

Fotoğraf: AA

İran’da ekonomik darboğaz nedeniyle 28 Aralık’ta başlayan protestolar 20. gününde. Kolluk kuvvetlerinin müdahalesinde 2 bin 500’ün üzerinde protestocu hayatını kaybetti. 

Ölümlerin devam etmesi durumunda ABD Devlet Başkanı Trump, İran’a müdahale edebileceğini söyledi. Ardından da, kendisine İran’da ölümlerin durdurulduğu bilgisi geldiğini belirterek, İran operasyonundan geri adım attığı algısı yaratıldı.

İsrail’in tehdit olarak algıladığı İran rejimi ile geçmişe yönelik husumeti ortada. Yani bugün olmasa da, mevcut İran rejiminin İsrail’in dolayısıyla ABD’nin hedefinde olacağı açık.
Peki olası bir İran operasyonunun Türkiye’ye faturası ne olur?

Öncelikle İran’ın Türkiye ile ilişkileri sanılandan daha iyi. İran halkı sık sık Türkiye’ye alışverişe ve tatile gelir. 2025’in ilk dokuz ayı itibariyle 2.3 milyon turistle, İran Türkiye’yi en çok ziyaret eden ülkeler arasında 4. sırada iken ticaret hacmi 6 milyar dolar seviyesindedir. Yani bu işin ekonomik boyutu.

Türkiye, Irak’tan, Suriye’den, hatta İran üzerinden gelen Afganlı sığınmacılara da kucak açmak zorunda kaldı. Milyonlarca sığınmacının Türkiye’ye entegrasyon sorunu da bir başka cephe.
Tekrar İran’a dönersek, ülkedeki protestolar ne kadar gerçek ne kadar provokasyon?

Ortadoğu Uzmanı Musa Özuğurlu “İkisi de” diyor. 

Ekonomik nedenlerle protesto edenlerin yanı sıra, tıpkı Suriye’de olduğu gibi uluslararası istihbarat teşkilatlarının, böyle günlerde bölgede uyuyan hücrelerini harekete geçirdiklerini anlatıyor. 

Özuğurlu diyor ki, “Kırılgan dönemlerde haklı birtakım motivasyonlarla, normalde bir araya gelemeyecek olan insanları, temel ihtiyaçlar sokakta birleştirebilir.”

Protestolarda yabancı istihbaratın izini gören İran’ın ise olayları daha sert bastırdığını, yani kısır bir döngünün sürdüğünü ifade ediyor. 

Suriye’de Ahmed Eş Şara Hükümeti’nin Türkiye’ye ne kadar yakın olduğunu, Trump’ın “Türkiye Suriye’de iyi iş çıkardı” sözünden, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın bölgeyi ilk ziyaret edenler olmasında da gördük. 

Türkiye’nin tehdit olarak algıladığı, yönetiminde ağırlıklı olarak PKK’yı gördüğü SDG’nin Suriye rejimi ile çatışması ise farklı senaryoları akla getirdi.

Yardım istemesi durumunda Suriye rejim güçlerinin yanında olduğunu açıklayan Ankara ve masanın karşısında bulunan SDG’nin de arkasında İsrail’in varlığı olası bir vesayet savaşı mı sorusunu sordurdu.

TÜRKİYE İSRAİL VESAYET SAVAŞI ÇIKABİLİR

Özuğurlu bu olasılığa katılıyor.

“Vesayet savaşı olasılığına katılıyorum. İsrail Türkiye'yi rahatsız edecek operasyonlar peşinde. Çünkü Türkiye'yi Hamas tarafını tutmakla suçluyor. Ve Türkiye’ye karşı SDG’yi destekliyor.” 

İsrail'in SDG’ye gerçek anlamda ne kadar somut desteği var sorusunun bir muamma olduğunu belirten Özuğurlu, sahada Amerika’nın göründüğünü, yine de İsrail ile birlikte hareket ettiklerine işaret ediyor. 

Türkiye’nin bir kırılganlık taşıdığını kaydeden Özuğurlu, İran’ın parçalanmasının Türkiye açısından da ciddi bir sorun olacağını, sonrasında ise sıranın Türkiye'ye gelebileceğini vurguluyor. 

İSRAİL TÜRKİYE DIŞ POLİTİKASINDAN RAHATSIZ MI?

Soru şu: İsrail gerçekten de Türkiye’nin politikalarından rahatsız mı? 

Türkiye-İsrail Serbest Ticaret Anlaşması 1997’den bu yana yürürlükte. Anlaşmayla, Türkiye ile İsrail arasındaki sanayi ürünleri ticareti, 1 Ocak 2000 tarihinden bu yana gümrük vergisinden muaf. Muafiyete ek olarak, anlaşma

kapsamında taraflar, birbirlerine tarım ürünleri bakımından tarife kotası çerçevesinde veya miktar sınırlaması olmaksızın vergi indirimi/ muafiyeti sağlıyor.

“TÜRKİYE İSRAİL İLE İLİŞKİLERİ HEP İYİYDİ”

DEM’li Gergerlioğlu’nun Kasım 2024’te Meclis’e taşıdığı ve BTC üzerinden yakıt ikmalinin sürdüğüne yönelik belgeler ise Türkiye ile İsrail ilişkilerinde ezberleri bozuyor.

Prof. Dr. Mehmet Efe Çaman ise ekliyor: 

“İki yıllık Gazze savaşı sırasında İsrail’in ihtiyaç duyduğu kimyasal maddeleri Türkiye tedarik etti. Yine ihtiyaç duyulan benzini BTC (Bakü Ceyhan Tiflis) üzerinden pompalamaya devam etti. İran operasyonundaki tüm istihbari lojistikte, Kürecik radar üssü ile (İsrail’e yönelik tüm füze hareketlerini İsrail’e aktardı) görev aldı.” 

ÇÖPLÜKTE BİRLEŞMEYİ ÖĞRENDİK

Ortadoğu siyaseti Arap saçı gibi ya. Suriye’den Türkiye’ye gelen bir sığınmacının sözleri, yaşananların özeti gibi: 

Suriye’de ön yargılı yaşamlarımız, yavaş yavaş ayrımcılığa dönüştü. Şii’si iktidar olduğu için; Sünni’si çoğunluk olduğu için kimseyi beğenmiyordu. Hıristiyan’ı zengin olduğu için, Kürt’ü başka, Arap’ı başka, Türkmen’i başka yani kimse kimseyi beğenmiyordu.

Sosyal medyada birbirlerine küfredip kutuplara ayrılıyorlardı. Herkes en ahlaklı, en bilmişti. 

Şimdi durum değişti.

Hepimiz Gaziantep çöplüklerinde birleştik. Çöpte çalışırken kimse tartışmıyor. Çöplükte birleşmeyi öğrendik!..

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU