Savaş ve silahlı çatışma patlak verdiğinde, savaşan tarafların ve liderlerinin öncelikli odak noktası savaşı kazanmaktır. Bu hedefe ulaşma yolunda, ölüm, yıkım ve insanların acıları gibi ayrıntılara kimse dikkat etmez. Bunlar, sonuçlar lehine göz ardı edilir. Sonuçlar ise sahadaki güç dengesinde değişikliklere yol açar ve savaşan taraflar daha sonra bu değişiklikleri müzakere masasına taşıyarak savaşın nihai sonucunu şekillendirirler.
Halep'te hükümet güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında son dönemde yaşanan çatışmalar, ölüm, yaralanma, yerinden edilme ve yıkımla sonuçlanan trajik bir olaydı. Bu trajedi, Esed rejiminin savaşından dolayı Suriyelilerin çektiği acının hala hayatlarında ve ülkelerinin gerçekliğinde var olmasıyla daha da ağırlaşıyor.Nitekim ülke geçen yıl sahil ve güney bölgelerinde çatışmalara tanık oldu ve bunlar en azından şimdilik, Suriye'de eski rejim tarafından tesis edilen ve yaygınlaştırılan bölünme ve çatışma döngüsünü sürdürerek olumsuz bir rol oynadı.
Halep’teki çatışmayı daha da trajik hale getiren bir diğer nokta ise geçen yıl SDG'nin Suriye devlet kurumlarına entegrasyonunu öngören bir anlaşma imzalayan iki taraf arasında yaşanmış olması. Her iki taraf da bu anlaşmadan vazgeçtiğini ilan etmedi; aksine, her ikisi de bu anlaşmada ısrar etti. Hem de anlaşmayı uygulamada ilerlemeyi ve tüm Suriyeliler için olumlu bir sonuca ulaşmayı engelleyen nedenler arasında sayılan orada burada dile getirilen çekincelere, yapılan açıklamalara rağmen.
Halep'teki trajik olaylara, kurbanların ve tüm Suriyelilerin yaşamları ile gelecekleri üzerinde ağır bir yük oluşturan muazzam insani ve maddi kayıplara rağmen, silahlı çatışma, hükümet güçleri için açık bir siyasi ve askeri üstünlükle sona doğru ilerliyor. Bu, her iki tarafın da yeni siyasi ve askeri gerçeklerle karşılaşacağı anlamına geliyor; bu gerçekler hükümete daha güçlü bir müzakere pozisyonu sağlarken, aynı zamanda ona daha yumuşak, bilgelik ve hoşgörüyle karakterize edilen bir yaklaşım benimsemeyi dayatıyor. Çünkü mesele, SDG'nin siyasi ve askeri bir oluşum olarak değil, Suriye ulusal topluluğu içindeki varlıkları ve önemleri göz önüne alındığında, Suriyeli Kürtlerin bazı taleplerinin ele alınmasıyla ilgilidir.
Bu davranış yalnızca hükümetten beklenmeyecektir; SDG'nin de sert ve kaçamaklı politikalarından vazgeçerek iyi niyet göstermesi gerekmektedir. Daha da önemlisi, müzakere pozisyonunu iyileştirmek veya Suriye'de kendi lehine kapsamlı veya kısmi bir değişikliğe yol açacak stratejik gelişmeler umuduyla zaman kazanmak için iç ve bölgesel gelişmeleri, koşulları siyasi manevralar için kullanma politikasından vazgeçmesi de gerekmektedir. Zira bu tür bir değişiklik, öngörülebilir gelecekte olası görünmemektedir.
Eğer SDG ile Suriye hükümeti arasında yakında yapılacak müzakerelerde iyi niyet ve esneklik senaryosu gerçekleşir ve SDG'nin hükümete entegrasyonu için somut adımlar atılırsa, bunun en önemli sonucu, Suveyda'da Şeyh Hikmet el-Hicri liderliğindeki Dürzilerle hükümet arasında devam eden gerilimlerin yanı sıra hükümetin sahil bölgesinin bir kesimiyle olan gerilimlerinin ele alınmasında olumlu bir değişim olacaktır.
Yukarıdaki senaryonun olumlu yönlerine ve önemine rağmen, Halep olaylarının ardından SDG ile hükümet arasındaki çatışmanın ele alınmasında en olası senaryo, iki taraf arasında silahlı çatışmayı ve Amerikan arabulucusunun baskısı altında siyasi müzakereleri birleştiren hibrit bir çözümdür. Her ne kadar ABD, DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyondaki ortaklıkları çerçevesinde kuzeydoğu Suriye'yi ve SDG liderliğini desteklese de Şam hükümetini daha güçlü bir şekilde destekliyor. Suriye topraklarının ve Suriye ordusu da dahil olmak üzere kurumlarının tamamını kontrol eden bir Suriye hükümetinin otoritesi altında SDG'nin entegrasyonundan yana pozisyonunu açıkça belirtiyor.
SDG'nin bu iki seçenekten kaçınmasının hiçbir yolu yok. Eğer kapsamlı çözüm müzakerelerinde iyi niyet ve esneklik senaryosu kapsamında hükümetle iş birliği yapmayı reddederse veya yapamazsa, önünde ikinci seçenekten başka seçenek kalmayacaktır. O da bir yandan güç baskısı, diğer yandan da özellikle ABD'den gelen siyasi baskı altında hükümetle bir anlaşmaya varmaktır. Yapabileceği tek şey anlaşmayı bir süreliğine ertelemektir. Kanaatimce, Şam hükümeti, Suriye'nin kuzeydoğusunda ölümcül silahlı çatışmaların sonuçlarından kaçınmak için bu senaryonun gerçekleşmesine izin verebilir.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Şarku'l Avsat
© The Independentturkish