Temel, Halep’te Şam güçlerinin Kürt mahallelerine yönelik beş gündür süren saldırıları ve Türkiye’nin tutumunu değerlendirdi.
Abdullah Öcalan’ın yeni yıl mesajında Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) yaptığı çağrıları hatırlatan Temel, bu mesajların ve çözüm arayışlarının konuşulduğu bir dönemde Halep’te yaşananların tesadüf olmadığını vurguladı.
“Saldırılar masumane değil”
Temel, Halep’te yaşananlara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
Sayın Öcalan bu tehlikelere dikkat çeken ve bu tehlikelerin giderilmesi için müzakerelerin yoğunlaştırılması gerektiğini söyleyen bir mesajı vardı SDG’ye. Dolayısıyla bu mesajın gereği tartışılıyor iken, Şam’da görüşmeler yapılıyorken, bu mesajın cevabı bekleniyorken hiç bugüne kadar İmralı’da görüşmelerde gündem olmayan ve kendi mecrasında 1 Nisan Anlaşması diye bilinen protokolle kimi yönleriyle mutabakata ulaşan Halep meselesinin esas gündem olması, kuşatmaya alınmış olması ve adeta bir savaş psikolojisinin bütün bölgeye yaydırılması girişimi masumane ve kendiliğinden bir girişim değil.
“Darbe mekaniği devreye konuldu”
Abdullah Öcalan’ın Suriye’de olası bir sabotaj sürecine dair değerlendirmelerini hatırlatan Temel, şunları söyledi:
Öcalan ‘Bu dönem darbe mekaniği Suriye’de ortaya konulabilir. Suriye’de kaotik bir süreç yaratılarak geliştirdiğimiz kapsamlı projeyi sabote etmek isteyebilirler bazı güçler. Hatta bu güçlerin bazılarının Türkiye’de etkili olabilir’ şeklinde değerlendirmeler yapmıştı. Şimdi bu değerlendirmelerin hepsini yan yana koyup şunu söylüyoruz biz: Uluslararası boyutu olan bir darbe mekaniği Halep’te, Türkiye’de geliştirilmekte olan Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne karşı devreye konulmuştur.
“Güler’in açıklamaları ayıp ve kusurlu”
Halep’teki saldırılara katılan silahlı grupların Türkiye ile bağlantılarına dikkat çeken Temel, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in açıklamalarına sert tepki gösterdi. Temel, şu ifadeleri kullandı:
Bu grupların büyük bir kısmının Türkiye ile bağının bulunması sır değil. Hatta o gruplardan biri İngiltere’nin ‘insanlık suçu işliyor’ diye tanımladığı bir grup. Şimdi bu grupların Suriye ordusuna entegre olmadığı biliniyor. Bunların hepsi gün gibi ortadayken Milli Savunma Bakanı’nın iki mahalleye karşı başlatılmış bu kuşatmaya dair ‘İhtiyacınız varsa Türkiye yanınızdayız’ gibi tarih, siyaset ve diplomasi kitaplarında örnek olabilecek kadar ayıp ve kusurlu açıklamaları oldu. Adeta ‘Şara’nın hizmetindeyiz’ demesi her şeyi ortaya koyuyor.
Temel, Türkiye’nin Halep ve Rojava politikasını yeniden değerlendirmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
Türkiye kesinlikle kendi tutumunu ve yaklaşımını yetkili ağızlardan tekrar ifade etmelidir. Bu sürece dair yaklaşımı Yaşar Güler yaklaşımı mıdır? Yoksa gerçekten fevri ve biraz da işi sabote etmeye dönük bir değerlendirme midir? İkincisi, Türkiye tıpkı Sayın Öcalan’ın dediği gibi Orta Doğu’da eğer Kürt halkıyla, Kürt siyasi hareketiyle bir müzakere ve tarihsel bir kardeşlik politikası güdecekse SDG’ye, Rojava’ya ve Rojava’daki kazanımlara yaklaşımını gözden geçirmelidir. Diyalog ve müzakere yolu dışında bir yol ya da dile, üsluba başvurmamalıdır.
Nûmedya