Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın kendisini “uyuşturucu kaçakçısı” olmakla suçlayan açıklamalarına ve ABD’li Senatör Marco Rubio’nun Kolombiya yönetimine yönelik sözlerine sert yanıt verdi. Petro, Trump’ın açıklamalarını “gayrimeşru bir tehdit” olarak nitelendirirken, ülkesinin egemenliğini savunmak için gerekirse yeniden silaha sarılabileceğini söyledi.
Petro, Trump’ın İngilizce yaptığı açıklamaların basına nasıl yansıdığını dikkatle incelediğini belirterek, “Trump’ın sözlerinin gerçekten ne anlama geldiğini net olarak gördükten sonra yanıt vereceğim” dedi. Trump, daha önce Kolombiya’daki uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığına ilişkin açıklamalarında Petro’yu hedef almış, Kolombiya yönetimini uyuşturucu kartellerine göz yummakla suçlamıştı.
ABD’li Senatör Marco Rubio ise Petro yönetiminin Washington ile iş birliği yapmak istemediğini, buna karşın Kolombiya’daki bazı kurumların ABD ile çalışmaya açık olduğunu öne sürmüştü. Petro bu sözlere de sert tepki gösterdi. Rubio’ya Kolombiya Anayasası’nı okumasını tavsiye eden Petro, “Verdiği bilgiler tamamen yanlıştır. Bu söylemler, mafyayla ilişkili Kolombiyalı siyasetçilerin çıkarlarının ürünüdür. Amaçları ABD ile Kolombiya’nın ilişkilerini koparmak ve küresel ölçekte kokain ticaretinin artmasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
Petro, Kolombiya Anayasası gereği silahlı kuvvetler ve polisin başkomutanı olduğunu hatırlatarak, uyuşturucuyla mücadelede attığı adımları sıraladı. Dünya tarihinin en büyük kokain yakalamalarından birini emrettiğini, koka ekiminin artışını durdurduklarını ve köylüler için gönüllü ürün ikame programı başlattıklarını belirten Petro, bu politikanın doğrudan kendi sorumluluğunda olduğunu vurguladı. Önceki hükümetlerin göz yumduğunu söylediği, kokain ticaretinin merkezi olarak bilinen Cauca’daki Plateado bölgesinin de kendi talimatıyla kontrol altına alındığını kaydetti.
Eski bir M-19 gerillası olan Petro, 1989 barış sürecinden sonra silahı bıraktığını hatırlatarak, “Asker olmadım ama savaşı ve yeraltı mücadelesini bilirim. Barıştan bu yana bir daha silah kullanmamaya yemin ettim. Ancak vatan için, istemediğim halde yeniden silaha sarılabilirim” dedi.
Petro sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Başkomutan sıfatımla ve her zaman anayasanın güvencesi altında, dünya tarihinin en büyük kokain yakalamasını emrettim; koka yaprağı ekiminin büyümesini durdurdum ve koka eken köylüler için büyük bir gönüllü ürün ikame planı başlattım. Süreç 30 bin hektarlık koka alanını kapsıyor ve bu, kamu politikası olarak önceliğimdir; bu politikayı ben yönetiyorum. Benim emirlerimle, önceki hükümetlerin büyümesine göz yumduğu kokainin “Wall Street’i” olan Cauca’daki Plateado ele geçirildi. Uluslararası insancıl hukuk kurallarına uyarak bombardımanlar emrettim; uyuşturucu kaçakçılığına bağlı silahlı grupların üst düzey komutanları etkisiz hale getirildi ya da yakalandı. Bu gruplar, bombardıman yapılmasın diye çocukları saflarına alıyor.
Yeterli istihbarat olmadan bu gruplardan birini bile bombalarsanız, birçok çocuk ölür.
Köylüleri bombalarsanız, dağlarda binlerce gerilla ortaya çıkar.
Ve halkımın büyük bir bölümünün sevdiği ve saygı duyduğu başkanı tutuklarsanız, halkın jaguarını serbest bırakırsınız.
Kolombiya’daki her askerin artık geçerli bir emri vardır: ABD bayrağını Kolombiya bayrağının önüne koyan her kamu gücü komutanı, derhal kurumdan uzaklaştırılacaktır. Anayasa, kamu gücüne halk egemenliğini savunma görevini verir.
Asker olmamış olsam da savaşı ve yeraltı mücadelesini bilirim. 1989 Barış Paktı’ndan bu yana bir daha silaha dokunmamaya yemin ettim; ancak vatan için, istemediğim halde yeniden silaha sarılabilirim.
Ben gayrimeşru değilim, uyuşturucu kaçakçısı da değilim. Sahip olduğum tek şey, maaşımla hâlâ ödemekte olduğum aile evimdir. Banka hesap dökümlerim yayımlandı. Kimse, maaşımdan fazla harcama yaptığımı söyleyemedi. Açgözlü değilim.
Halkıma büyük bir güvenim var ve bu nedenle, bana karşı her türlü gayrimeşru şiddet eylemine karşı başkanı savunmasını halktan istedim. Beni savunmanın yolu, ülkenin tüm belediyelerinde iktidarı halkın almasıdır. Kamu gücüne verilen emir şudur: Halka ateş etmeyin, işgalciye ateş edin.
Boş konuşmuyorum. Halkıma ve Sayın Rubio’nun okumadığı Kolombiya tarihine güveniyorum. Kendini Bolívar’ın evladı bilen ve üç renkli bayrağını tanıyan askere güveniyorum.
Şunu bilin ki, halkın bir komutanıyla karşı karşıyasınız. Kolombiya sonsuza dek özgür olacak.
Hoy veré si las palabras en inglés de Trump se traducen como dice la prensa nacional. Por tanto, más tarde las responderé hasta saber lo que significa realmente la amenaza ilegítima de Trump.
— Gustavo Petro (@petrogustavo) January 5, 2026
En cuanto al señor Rubio que desliga autoridades del presidente y dice que el…
Petro'nun ideologlarından olduğu M-19’un öyküsü: Silahlı mücadeleden siyasete
Kolombiya’nın 19 Nisan Hareketi (Movimiento 19 de Abril – M-19), 1970’li ve 1980’li yıllarda silahlı bir gerilla örgütü olarak ortaya çıktı; 1990’lara gelindiğinde ise silah bırakarak siyasi bir harekete dönüştü. M-19’u Latin Amerika’daki diğer silahlı gruplardan ayıran temel özellik, katı komünist bir ideolojiye değil, daha kapsayıcı ve katılımcı bir demokrasi talebine dayanmasıydı. Hareketin adı, 19 Nisan 1970’te yapılan Kolombiya cumhurbaşkanlığı seçimlerine dayanıyor. Sol muhalefet, seçimlerin, eski diktatör Gustavo Rojas Pinilla aleyhine ve iktidarın adayı Misael Pastrana lehine manipüle edildiğine inanıyordu. Bu iddia, genç muhalifler arasında büyük bir öfke yarattı ve M-19’un doğuşuna zemin hazırladı.
Jaime Bateman, Antonio Navarro, Carlos Pizarro ve çoğu üniversite öğrencisi olan bir grup genç, seçim yolsuzluklarını teşhir etmek ve Kolombiya’da demokratik değerleri güçlendirmek amacıyla M-19’u kurdu. Hareket, ülkenin uzun süredir ihmal edilen kesimlerini — köylüleri, yerli halkları ve işçi sınıfını — siyasal sürecin merkezine taşımayı hedefliyordu. Aynı zamanda Kolombiya siyasetinde yüzyıllardır etkili olan oligarşik yapıya karşı açık bir muhalefet yürüttü.
M-19, 1973’te çeşitli soygun eylemleriyle adını duyurdu. Ancak asıl dikkat çeken eylem, 1974’te Kolombiya’yı İspanyol sömürgeciliğinden kurtaran Simón Bolívar’ın savaş kılıcının, Bogota’daki bir müzeden çalınması oldu. Grup, olay yerinde bıraktığı notta,
“Bolívar, kılıcıyla savaşa geri dönüyor” ifadelerini kullandı. Bu eylem, M-19’u ülke çapında tanınan bir aktör haline getirdi ve yaklaşan silahlı mücadeleyi simgesel olarak ilan etti.
M-19’un finansman ve baskı aracı olarak başvurduğu yöntemlerin başında fidye amaçlı adam kaçırmalar geldi. Özellikle uyuşturucu kaçakçıları ve varlıklı aileler hedef alındı. 1976–1978 yılları arasında 400’den fazla kişinin kaçırıldığı kaydedildi.
Buna rağmen örgüt, Arjantin’deki Montoneros ve Uruguay’daki Tupamaros gibi Latin Amerika’daki diğer gerilla hareketlerinden aldığı destekle hızla büyüdü.
M-19’un en ses getiren askeri eylemlerinden biri 1978’de gerçekleşti. Grup, Bogota’daki ana askeri üslerden birine 80 metrelik bir tünel kazdı ve buradan 5 binden fazla silah ele geçirdi. Bu operasyon, M-19’un askeri kapasitesinde önemli bir sıçrama yarattı.
Uzun yıllar süren çatışmaların ardından M-19, 1989’da Kolombiya hükümetiyle barış görüşmelerine başladı. Örgütün lideri Carlos Pizarro, 9 Mart 1990’da tarihi barış anlaşmasını imzaladı. Anlaşmayla birlikte M-19 silah bıraktı, askeri faaliyetlerine son verdi ve Demokratik İttifak M-19 (AD-M19) adıyla siyasi partiye dönüştü. Ancak barış süreci ağır bir darbe aldı. Anlaşmadan yalnızca yedi hafta sonra, artık cumhurbaşkanı adayı olan Pizarro, Barranquilla’ya giden bir uçakta suikasta uğrayarak hayatını kaybetti.
M-19’un küçük bir fraksiyonu barış sürecini reddederek şiddet ve adam kaçırma eylemlerine 2000’li yılların başına kadar devam etti. Öte yandan AD-M19’un siyasal yükselişi de uzun soluklu olmadı. Her ne kadar barış anlaşması kapsamında dokunulmazlık tanınmış olsa da, Adalet Sarayı Kuşatması’ndaki rolleri nedeniyle partinin 31 yöneticisi hakkında tutuklama kararı çıkarıldı. Bu gelişme, partinin ivmesini kırdı ve kamuoyu desteği hızla azaldı. 2000’li yıllara gelindiğinde AD-M19 siyasi sahneden tamamen çekildi ve yaklaşık 30 yıl süren gerilla–parti deneyimi sona erdi.
M-19’un birçok eski üyesi, Kolombiya siyasetinde etkili roller üstlendi. Kuruculardan Antonio Navarro Wolff valilik yaptı. Hareketin eski ideologlarından Gustavo Petro ise yıllar sonra ülkenin en önemli siyasal figürlerinden biri haline geldi ve 2018’de Kolombiya Cumhurbaşkanı seçildi. M-19, Kolombiya tarihinde yalnızca bir silahlı örgüt değil; silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçişin en sembolik örneklerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.
Independent Türkçe