DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Erzurum’daki halk buluşmasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bakırhan, konuşmasında Milli Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu'nun aldığı kararla bir heyetin İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan'ı ziyaret etmesini değerlendirdi. Bakırhan, bu kararı "yalnızca teknik bir adım değil, Türkiye’nin barış umudunu besleyen stratejik bir gelişme" olarak tanımladı. Bakırhan, komisyonun ortaya koyduğu iradenin siyasi hesapların ötesine geçtiğini belirterek, sürece destek veren tüm partilere teşekkür etti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bakırhan, özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Bahçeli ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sürece sunduğu katkıyı teşekkür ederek, şöyle konuştu:
Kim olursa olsun haklıya hakkını vermek bizim geleneğimizdir. Muhalifimiz bile olsa doğru bir adım atıyorsa alkışlarız. Bu onurlu bir davranıştır ve biz bu ahlaktan geliyoruz.
Üzülerek bu büyük bir eksiklikti diyeceğim çünkü bizim ana muhalefet partisinden beklentimiz bu değildi. CHP'nin üye vermeme kararı Kürtleri yaralamıştır, kırmıştır. Tam da yüz yıllık bir yarayı sarmak için şimdi sorumluluk almayacaksak ne zaman alacağız? Kim inanır bu yaranın sarılacağı dönemdeki sorumluluk almama durumunu. Bunu bir yere not ettik ama hala beklentilerimiz devam ediyor. Çünkü barış 86 milyon içindir, 86 milyonun bu sürece katılması değerlidir. Biz hiçbir partiye 'ilkelerinizden vazgeçin' demiyoruz, 'farklılıklarınızdan vazgeçin' demiyoruz. Ama barış bütün partilerin üzerinde ve ilkelerin üzerinde çok önemli tarihi bir sorumluluktur. Barış hepimizin partilerini de, ilkelerini de aşan vicdani bir sorumluluktur. Yüz yıllık meselede tarihi sorumlu olan kurucu partinin daha cesur olmasını bekliyorduk. Bu süreçte özeleştirel bir yaklaşım içinde olmasını bekliyorduk. Geleceğin iyileştiren tarafında olmasını bekliyorduk. Geçmişin reflekslerini tercih etmenin kimseye bir faydası yok. Bu karar çatışmadan beslenenlere can suyu olmuştur. Kurucu parti barışın yanında olmalı."
“Erzurum Kongresi Türk–Kürt ittifakının tarihsel vesikasıdır”
Bakırhan, 1919’da Erzurum’da toplanan ve Milli Mücadele’nin yönünü belirleyen kongrenin önemine dikkat çekti. Mustafa Kemal Atatürk’ün kongreyi Erzurum’da toplamasının tesadüf olmadığını belirterek şöyle konuştu:
“Mustafa Kemal Atatürk döneminde 1919'da Erzurum'da bir kongre toplandı. Niye Erzurum? Çünkü Kürtler burada yaşıyordu, Türkler burada yaşıyordu. Cumhuriyeti kuran akıl çok iyi biliyordu ki Türklerin ve Kürtlerin ittifakı başarıya ulaşır. Kürtler tarihin hiçbir döneminde birlikte yaşadığı bir halka ihanet etmedi, arkadan bıçaklamadı. Mustafa Kemal'in Erzurum’a gelmesinin anlamı tam da budur. Türk–Kürt kardeşliği Erzurum'un tarihi vesikasıdır.”
“Erzurum Kongresi’nin ahdi yerine getirilmedi”
Konuşmasında Erzurum Kongresi’nin sonuç bildirgesine de atıf yapan Bakırhan, bildirgedeki “Saadet ve felakette tam ortaklık” ilkesine dikkat çekti:
“Bu sadece siyasi bir açıklama değil; bir söz, bir ant, bir vaattir. ‘Saadette ve felakette bir arada olacağız, geleceği birlikte kuracağız’ demektir. Fakat bu ahde Cumhuriyet kurulduktan sonra uymayanlar oldu.”
“Bugün bu kardeşliği hukuki zemine taşıyacağımız bir süreçteyiz”
Bakırhan, Türk–Kürt kardeşliğini yeniden güçlendirecek bir sürecin eşiğinde olduklarını belirterek, topluma çağrıda bulundu:
“Erzurum Kongresi’nde ilan edilen bu kardeşlik ruhuna sahip çıkmaya davet ediyorum. Bugün bu kardeşliği, o tarihsel bildirgede ifade edilen ortaklığı hukuki zemine taşıyacağımız bir süreç içerisindeyiz.”
ANKA