Aile avukatı açıkladı: Rojin Kabaiş'in amcası, İstanbul'da yüzleri maskeli 4 kişinin saldırısına uğradı
Rojin Kabaiş'in ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, müvekkili Ahmet Kabaiş'in İstanbul'da maskeli kişilerin fiziksel saldırısına uğradığını duyurdu.
Karabulut, saldırının Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin yürütülen adalet mücadelesini hedef aldığını belirterek, yetkililere çağrıda bulundu. Karabulut, şunları kaydetti:
"Rojin Kabaiş’in amcası, müvekkilim Ahmet Kabaiş, İstanbul’da yüzleri maskeli dört kişinin 'Rojin davasını bırakın!' tehdidiyle fiziki saldırısına uğramıştır. Saldırganlar, Rojin’in babası Nizamettin Kabaiş’i de 'Onu da senin gibi yapacağız!' diyerek tehdit etmiş ve olay yerinden kaçmışlardır. Müvekkilim Ahmet Kabaiş şu anda ambulansla hastaneye kaldırılmaktadır. Ben de derhâl İstanbul’a hareket ediyorum.
Bu saldırı yalnızca Kabaiş ailesine değil, Rojin’in ölümündeki hakikati ortaya çıkarma mücadelesine ve adalet arayışına yöneliktir! Yetkili makamları saldırganların derhâl tespit edilerek yakalanması, saldırının arkasındaki kişi ve bağlantıların ortaya çıkarılması ve Kabaiş ailesinin güvenliğinin sağlanması için göreve çağırıyorum. Başta meslektaşlarım olmak üzere tüm baroları, hukuk ve insan hakları örgütlerini ve vicdan sahibi herkesi Kabaiş ailesiyle dayanışmaya çağırıyorum."
600 gündür tutuklu olan İPA Başkanı Buğra Gökçe: Tutuklu kaldığım süre, istenilen hapis cezanın alt sınırının infazı için hesaplanan zamanı da aşmış durumda, ben hala niye tutukluyum?
Tutuklu İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Buğra Gökce, cezaevindeki 600'üncü gününde yaptığı açıklamada, hakkında somut delil bulunmadığını ve yasal tutukluluk süresinin aşıldığını ifade etti. Kamu görevlisi olarak imzaladığı belgeler nedeniyle suçlandığını belirten Gökce, "Ben hala niye tutukluyum? Biz hala niye hapisteyiz" diye sordu.
Tutuklu İPA Başkanı Buğra Gökce'nin sosyal medya hesabından cezaevinde geçirdiği 600 güne ilişkin açıklaması paylaşıldı. Gökce'nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
Altı 'Yüz' gün. 6 adet 'Yüz' gün. 6 saat kalması bile güç olan bir hücrede, 12 metrekare içinde, 22 metrekarelik tel örgülü gökyüzünde…
Altı ‘Yüz’ gün… Nedenini bilmiyorum. Delil yok, aleyhe ifade yok, tanık yok, gizli tanık yok, etkin pişman veya tutuksuz sanık yok. Kamu görevlisi olarak attığım imzalardan suç örgütü ve ihaleye fesat suçlaması çıkaran bir iddianame ile 20 aydır tutukluyum. 425 tutuklu-tutuksuz sanık dinlendi, 50 müşteki, tanık konuştu. Bana çay bile ısmarladığını söyleyen, adımı anan yok. İhaleler, kamunun para harcadığı değil, gelir getirici belediye tesislerinin ve reklam mecralarının işletilmesi ihaleleri. Tümünü, 30 yıldır olduğu üzere, belediye iştirakleri almış (Medya AŞ ve Kültür AŞ). Şartnameler yıllardır aynı. İhaleye fesat için gösterilen tek bir fiil yok. Ne yaptım da ihaleye fesat karıştırdım! Hiçbir yanıt yok.Encümene sevk ettiğim ve kesinleştirdiğim bu ihaleler, 30 yıldır aynı şekilde yapıldığı halde bize gelince örgüt namına ve fesat karıştırılmış diye niteleniyor. Birçok arkadaş bu sebeple hapiste. Aynı ihale evraklarını benden önce imzalayanlar genel müdür. Hatta bakan! Ben ise 17 aydır evli olduğum sevdiğime 20 aydır uzaktan bakan! Yüklenen suçlar için öngörülen azami bir yıllık tutukluluk süresini, ancak zorunlu hallerde yarı oranda uzatılması mümkün olan üst sınırını da iki ay aşacak biçimde geride bıraktım. Öğretiye göre, 18 ay bitiminde tutukluluğun kendiliğinden kalkması ve serbest bırakılmam gerekiyor ama hala tutukluyum. Tutuklu kaldığım süre, istenilen hapis cezanın alt sınırının infazı için hesaplanan zamanı da aşmış durumda. Hakkımda mahkumiyet hükmü kurulsa ve kesinleşse, bir gün dahi hapiste kalmamam gerekiyor. Ben hâlâ niye tutukluyum? Biz hâlâ niye hapisteyiz? ‘Yüzü’ olan, altı kere değil bir kere yanıtlasın yeter!
Arap ülkelerinden Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarına tepki
Katar, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün, Suriye ve Yemen, Husilerin Suudi Arabistan'a düzenlediği saldırıları kınayarak Riyad yönetimiyle dayanışma mesajı verdi. Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ve ülkenin doğusundaki stratejik tesislere yönelik saldırıları, Arap ülkelerinin tepkisine neden oldu. Katar, Kuveyt, Bahreyn, Ürdün, Suriye ve Yemen dışişleri bakanlıklarından yapılan açıklamalarda saldırılar kınanırken, Suudi Arabistan'ın egemenliği, güvenliği ve toprak bütünlüğüne destek vurgusu yapıldı.
Katar, saldırıların sivillerin hayatını tehlikeye attığını belirterek derhal durdurulmasını istedi. Kuveyt, saldırıların uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurgularken Bahreyn, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni (BMGK) Husilere karşı kararlı önlemler almaya çağırdı. Ürdün, Suriye ve Yemen de saldırıları kınayarak uluslararası topluma harekete geçme çağrısında bulundu. Husiler, Riyad'daki finans merkezi ve Kral Halid Uluslararası Havalimanı ile ülkenin doğusunda Saudi Aramco'ya ait bir noktayı hedef aldıklarını duyurmuştu.
İran basını: Keşm Adası'nda dört patlama sesi duyuldu
İran'ın güneyinde Hürmüz Boğazı'na yakın Keşm Adası'nda dört patlama sesinin duyulduğu bildirildi. İran'ın resmi haber ajansı IRNA'da yer alan habere göre, Keşm Adası'nda dört patlama sesi duyuldu. Haberde, patlama seslerinin nedeninin bilinmediği ancak adanın bazı bölümlerinin vurulmuş olabileceği belirtildi. İran makamlarından henüz bir açıklama yapılmadı. Öte yandan İran devlet televizyonuna göre, Hürmüzgan eyaletine bağlı Sirik kentinden Hürmüz Boğazı yönüne 3 mühimmatın ateşlendiği belirtildi. Söz konusu mühimmatın ne olduğuna ilişkin bilgi verilmezken, bunun, Hürmüz Boğazı’nda kurallara aykırı hareket eden deniz araçlarına yönelik olduğu öne sürüldü.
Trabzon'un 2 ilçesinde taşımalı eğitime 1 gün ara verildi
Trabzon'un Tonya ve Şalpazarı ilçelerinde olumsuz hava koşulları nedeniyle taşımalı eğitime yarın ara verildi. Kentin yüksek kesimlerinde etkili olan yoğun kar yağışı yaşamı olumsuz etkiledi. Yetkililerden alınan bilgiye göre, kar ve olumsuz hava koşulları nedeniyle Tonya ve Şalpazarı ilçelerinde taşımalı eğitim yarın yapılamayacak.
© The Independentturkish