Dışişleri Bakanı Fidan: Türkiye, bölgesel sahipliği korumaya çalışıyor

"Karadeniz'deki girişimimiz gerçekten sürdürülebilir bir diplomasi sağladı"

Fotoğraf: ANKA

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul Kongre Merkezi'nde düzenlenen TRT World Forum'daki "Bağlantısallığın Yeni Jeopolitiği: Deniz Yolları, Darboğazlar ve Koridorlar" başlıklı oturuma katıldı.

Fidan konuşmasında İsrail'in genişleme politikaları, agresyonunun sürmesi ve Gazze'deki katliamın yeterince önem verilmeyen konular olduğuna dikkati çekti. Global savunmasızlıktan kaynaklı bu konudaki tırmanmanın devam ettiğine ve sorunların kök nedenine değinilmesi gerektiğine işaret eden Fidan, global ekonominin bağlı olduğu rotaların risk altında bulunduğunu söyledi. Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Bir gemi rotası savaş rotası haline gelemez"

Bu zorluğun başka bir boyutu da var. Global olarak bir bağlantı söz konusu olduğundan, darboğazlarda da bir artış söz konusu. Enerji ve taşımacılık rotaları azalıyor ve bu şekilde yapısal bir savunmasızlık ortaya çıkıyor. Bir gemi rotası savaş rotası haline gelemez, Karadeniz'de gördüğümüz gibi. Bir enerji hattı, politik baskı aracı olarak kullanılmamalı. Tek bir darboğaz tedarik zincirlerini bozabilir ve binlerce kilometre ötedeki ekonomileri etkileyebilir. Bu gibi durumlarda bağlantısallığı, stratejik bir anksiyete konusu olabilir. Ülkeler doğal olarak temel rotalara, pazarlara ve kaynaklara erişimlerini korumaya çalışacaklardır. Bu erişim gereksiz hale geldiğinde, bağımsızlık riskleri yerini güvensizliğe ve rekabete bırakacaktır. Buna izin vermemeliyiz. 

Seçim ekonomik güvenlik ve daha büyük bir bağlantısallık arasında yapılmamalı. Bağlantısallık da sıfıra düşürülmemelidir. Buradaki stratejik zorunluluk bağlantısallığı daha çeşitlendirmek, daha dirençli ve daha kapsayıcı bir hale getirmek olmalıdır. Bu, iki önceliği öne çıkartıyor. Bunlardan birincisi, var olan rotaları güçlendirmek, bunları da etkili güvenlik düzenlemeleri yaparak ve kurumları güçlendirerek gerçekleştirebiliriz. Bu koridorları çeşitlendirerek erişimi artırmalı ve global tedarik zincirlerini güçlendirmeliyiz.

"Stratejik bir sorumluluğumuz var"

Fidan, çeşitlendirmenin bir bağlantısallığı diğeriyle değiştirmek olmadığını işaret ederek, seçenek yaratmak ve savunmasızlığın azaltılmasıyla ilgili olduğunu ve hiçbir sorunun daha büyük bir pencereden bakıldığında sisteme zarar vermediğini kaydetti. Fidan, "Türkiye tam olarak bu vizyonu savunuyor. Biz coğrafi konumumuzu sadece kıtalar arasında bir köprü olarak konumlandırmıyoruz. Stratejik bir sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. Bu şekilde daha bağlantılı, daha güvenli ve daha refah içinde bir ortamın sağlanmasında rolümüz olduğuna inanıyoruz. Coğrafya fırsat yaratıyor ama vizyon, altyapı ve diplomasi bunu gerçekleştirecek olan şey, bu potansiyeli daha büyük bir stratejik değere dönüştürecek olan şey" ifadelerini kullandı. 

"Politik anlaşmazlıklar sistemleri paralize etmemeli"

Orta Koridor'un bu vizyonun anahtar noktalarından biri olduğuna dikkati çeken Fidan, Orta Koridor'un Güney Kafkaslar'dan Türkiye'ye uzanan yolda çok önemli ticaret ve taşımacılık rotası oluşturduğunun altını çizdi. Fidan, şunları kaydetti:

Rotaların çeşitliliği stratejik bir gereklilik haline geliyor. Başka bir iyi proje de Körfez'i Avrupa'ya, Irak ve Türkiye aracılığıyla bağlamak, yeni hublar açarak bölgesel ticareti, yatırımı ve entegrasyonu artırmak. Dolayısıyla enerji portfolyomuzu da artırmaya, çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Tedarik zincirini artırıp bölgesel enerji networkümüzü de güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu girişimler sadece izole altyapı projeleri değil. Bunlar daha geniş bir bağlantısallık mimarisinin temel taşlarıdır. Buradan da bölgelerde fırsatlar ortaya çıkarıp, stratejik faydaların paylaşılmasını sağlar. Ekonomik bağımsızlık, politik işbirlikleriyle gerçekten üretkenlik sağlayabilir. 

Altyapı kendi başına bağlantısallığı garanti edemez. Rotalar korunmalıdır. Çatışmalar kısıtlanmalıdır. Politik anlaşmazlıklar global ekonomileri sürdüren sistemleri paralize etmemelidir. Bu yüzden Türkiye bu enstrümanları kullanıyor. Sürdürülebilir diplomasi sağlamaya, bölgesel sahipliği korumaya çalışıyor. Karadeniz'deki girişimimiz gerçekten sürdürülebilir bir diplomasi sağladı. Orada temel gıda emtialarının sevkiyatlarının korunması sağlandı. En zor koşullarda bile diplomatik etkileşim ve yüksek seviyeli diyaloglarla yüksek değerli çözümler üretebiliyoruz. Diplomatik çözümleri artırmaya çalışarak düzensizliğe neden olan sorunları çözmeye çalışıyoruz. Bölgedeki ülkeler de ortak tehditlere değinmeye çalışıyor. Mekke Savunma İttifakı kolektif savunma anlamında Türkiye'yi, Suudi Arabistan'ı, Pakistan'ı bir araya getiriyor.

 

ANKA 

DAHA FAZLA HABER OKU