Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, fon krizine ilişkin, "Madem ortada bir örgüt var, bu örgütün diğer üyeleri kimlerdir? O 214 kişilik liste, tek bir isim dahi gizlenmeden derhal açıklanmalı ve siyasi uzantıları da mutlaka yargı önüne çıkarılmalıdır" dedi. Erbakan Mekke Antlaşması'na ilişkin de "Trump'ın memnun olduğu, Amerikan yönetiminin açıkça desteklediği bir anlaşma kimin güvenliğini sağlayacak" diye sordu. Erbakan, 2027 yılı bütçe görüşmeleriyle ilgili "Fon vurguncusuna, imtiyazlı holdinglere gelince muslukları sonuna kadar açan iktidar işçinin ocağı sönerken nerede" ifadelerini kullandı.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Milli Gençlik Derneği'nde, partisinin il başkanları toplantısı öncesi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Erbakan, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen Mekke Antlaşması'na ret oyu verdiklerini belirterek, anlaşmanın Türkiye'yi İran ve Yemen'le karşı karşıya getirebilecek riskler barındırdığını savundu. Erbakan, Türkiye'nin İslam dünyasındaki çatışmalarda taraf olmak yerine arabulucu rolü üstlenmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
İktidar kanadına bakarsanız İslam dünyasının güvenliği teminat altına alınıyor. İktidara yakın medyaya bakarsanız adeta tarihi bir zafer kazanılmış. Ancak keşke öyle olsa demekten kendimizi alamıyoruz. Bir defa Mekke Antlaşması'na en fazla sevinen kişi, bizim 'siyonizmin kovboyu' olarak nitelendirdiğimiz Donald Trump'ın ta kendisi. Trump, Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan eden, Gazze'deki İsrail soykırımına ve saldırılarına en büyük desteği veren siyonizmin en önemli aktörlerinden biri olarak bu Mekke Antlaşması'nın imzalanmasını istiyor ve imzalandığında da seviniyorsa burada durup bir düşünmemiz gerek. Trump'ın memnun olduğu, Amerikan yönetiminin açıkça desteklediği bir anlaşma kimin güvenliğini sağlayacak?"
Erbakan, Mekke İttifakı'na Mısır'ın da katılmasının gündeme geldiğini ancak ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Mısır'ın ittifaka dahil olmayacağını" açıklamasının ardından bu ihtimalin ortadan kalktığını söyledi. Erbakan, ittifaka katılım konusunda ABD'nin etkili olduğunu ileri sürerek, anlaşmanın bağımsız dış politika ve İslam dünyasının çıkarları açısından soru işaretleri barındırdığını ifade etti.
Mekke Anlaşması ile bölge güvenliğinin sağlandığı yönündeki açıklamalara karşın, İsrail'in Kızıldeniz'in girişinde bulunan Somaliland bölgesinde üs kurmaya yönelik girişimlerinin bölgenin güvenliği açısından tehdit oluşturduğunu söyleyen Erbakan, bu durumun Kızıldeniz, Babülmendep Boğazı ve İslam dünyasının ticaret yollarının güvenliğini riske atabileceğini ifade etti. Erbakan, "Peki, bölgenin güvenliğini sağlayacağını iddia eden Mekke Antlaşması'nın tarafları, böyle bir tablo karşısında herhangi bir adım atabiliyor mu? Herhangi bir müşterek tedbir alabiliyor mu? Maalesef hayır. Biz elbette Müslüman ülkelerin bir ittifak kurmasına itiraz etmiyoruz. Müslüman ülkelerin kendi ajandaları doğrultusunda bağımsız bir ittifak gerçekleştirmelerinden memnuniyet duyarız. Ancak kurulan ittifakların Amerikan ve İsrail çıkarlarına hizmet edecek şekilde kurgulanması ihtimaline karşı çıkıyoruz" diye konuştu.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
"214 kişilik liste, tek bir isim dahi gizlenmeden derhal açıklanmalı"
Erbakan, fon krizine ilişkin değerlendirmesinde, Sermaye Piyasası Kurulu ve Borsa İstanbul yetkililerinin sürece müdahale etmediğini savunarak, yaşanan gelişmelerin 455 bin vatandaşı doğrudan mağdur ettiğini ve yaklaşık 1 trilyon liralık fon kaybına yol açtığını belirtti. Erbakan ayrıca, son altı ayda borsadaki toplam değer kaybının 180 milyar dolara ulaştığını, şirketlerin toplam piyasa değerinin ise 480 milyar dolardan 300 milyar dolar seviyesine gerilediğini öne sürdü.
Erbakan, hisse senetlerindeki düşüş öncesinde içeriden bilgi alarak 188 milyar liralık kazanç elde ettiği öne sürülen 214 kişi ve tüzel kişiliğin bulunduğunu ifade ederek, söz konusu kişilerin listesinin iktidar tarafından açıklanması ve sorumlular hakkında gerekli işlemlerin yapılması çağrısında bulundu. Erbakan, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
İktidara çok yakın isimler, 'Aldığımız kârı iade ettik' diyerek işin içinden sıyrıldılar. Haberleri yapan gazeteciye kelepçe takıldı. Milyarlık vurgun yapanlara 'Parayı ver, kurtul' denildi. Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına dahi izin verilmedi. En son dün bir eski bakan tutuklandı ve tutuklanma gerekçesi olarak da suç işlemek üzere kurulan örgüte üye olmak suçlaması gösterildi. Dolayısıyla ortada bir örgüt olduğunu, organize bir dolandırıcılık ve organize bir suç bulunduğunu yetkililer de ifade etmiş, tasdik etmiş oldular. Biz de şimdi diyoruz ki madem ortada bir örgüt var, bu örgütün lideri kimdir? Bu örgütün diğer üyeleri kimlerdir? Bunları mutlaka kamuoyuyla paylaşmanız ve haklarında gerekenleri yapmanız gerekir. O 214 kişilik liste, tek bir isim dahi gizlenmeden derhal açıklanmalı ve siyasi uzantıları da mutlaka yargı önüne çıkarılmalıdır."
"En düşük emekli maaşı mutlaka asgari ücret seviyesine getirilmeli"
Erbakan, TÜİK ve ENAG'ın ekim ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmesinde, TÜİK'in açıkladığı aylık yüzde 2,58 ve yıllık yüzde 29,77'lik enflasyon oranlarına dikkati çekti. Ekonomi yönetiminin uyguladığı sıkılaşma politikalarına rağmen enflasyonda belirgin bir düşüş sağlanamadığını savunan Erbakan, enflasyonun sıfıra gerilemesinin dahi fiyatların düşeceği anlamına gelmediğini söyledi.
Kasım ayı yasal kira artış oranının yüzde 31 olduğunu hatırlatan Erbakan, 30 bin lira kira ödeyen bir vatandaşın yeni dönemde 39 bin lira kira ödemek zorunda kalacağına dikkati çekti. Erbakan, şöyle devam etti:
Asgari ücretin 28 bin lira, emekli maaşının ise 23 bin 550 lira olduğu bir ortamda bu insanlar maaşlarını ev sahibine kira olarak mı versin? Yüzde 20 zamlanan kömürü mü alıp ısınsın, yoksa çocuğunun karnını mı doyursun? Buradan açık bir şekilde çağrımızı yapıyoruz. En düşük emekli maaşı mutlaka asgari ücret seviyesine getirilmeli ve iki asgari ücretin de bir yoksulluk sınırı seviyesinde olması son derece önemlidir. Emekli maaşının da asgari ücrete eşitlenmesi lazım. Efendim, parayı nereden bulacağız? Her zaman söylediğimiz gibi canavarlardan bulacaksınız. Faiz canavarından, imtiyazlı holdingler canavarından, israf canavarından kurtarıp emekliye vereceksiniz.
Kaynak yok diyenler, neden bu millete kaynak bulamıyor? Çünkü kaynaklar canavarlara gidiyor. Faiz canavarı, imtiyazlı holdingler canavarı ve kamudaki israf canavarı olmak üzere üç büyük canavardan bahsediyorduk. Şimdi bunlara dördüncü bir canavar olarak fon canavarı eklendi. İşte faiz canavarı. 2026'nın ilk dokuz ayında Hazineden faize ödenen para 2 trilyon 251 milyar lira. Geçen yılın dokuz ayına göre yüzde 35 artış yaşanmış. Hazineden faize dokuz ayda ödenen para, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bir yıllık toplam bütçesinden 311 milyar lira daha fazla. Milyarlarca çocuğumuza, okulumuza ve öğretmenimize ayırdığımız bir yıllık bütçeden 311 milyar lira fazlasını devlet, dokuz ayda maalesef faize veriyor.
"Fon vurguncusuna gelince muslukları sonuna kadar açan iktidar işçinin ocağı sönerken nerede"
2027 yılı bütçe görüşmelerine ilişkin de konuşan Erbakan, "2027 yılı bütçesi de maalesef Londra tefecilerinin bütçesidir, milletin bütçesi değildir. Rantiyenin bütçesidir, faiz baronlarının bütçesidir" dedi.
Erbakan, 2027 yılı bütçesinde 4 trilyon liraya yakın borçlanma ve faiz ödemesi öngörüldüğünü belirterek, bütçenin borç ve faiz ağırlıklı olduğunu savundu. Yeniden Refah Partisi'nin Cumhur İttifakı'ndan ayrılma nedenlerinden birinin de bu bütçe politikaları olduğunu ifade eden Erbakan, bütçe giderlerinin 27 trilyon, gelirlerinin 23 trilyon lira, bütçe açığının ise 3,9 trilyon lira olarak öngörüldüğüne dikkati çekti. Faiz ödemelerinin 3,97 trilyon liraya ulaşacağını belirten Erbakan, 2027 yılında toplanacak her 100 liralık verginin 20 lirasının faize ayrılacağını, günlük 11 milyar, saatlik ise 453 milyon liranın faiz ödemelerine aktarılacağını söyledi.
Bankacılık sektörünün yılın dokuz ayında 780 milyar lira net kâr açıkladığını belirten Erbakan, aynı dönemde 93 bin esnafın kepenk kapattığını ve 258 bin çekin karşılıksız çıktığını ifade etti. Esnafın, KOBİ'lerin, üretici ve sanayicilerin ekonomik sıkıntılar yaşadığını dile getiren Erbakan, bankacılık sektörünün kârlılığı ile reel sektörün yaşadığı sorunlar arasındaki farka dikkati çekti. Erbakan, "Rantiyeciye, tefeciye, fon vurguncusuna, imtiyazlı holdinglere gelince muslukları sonuna kadar açan iktidar Anadolu'nun dört bir yanında sanayicinin ve işçinin ocağı sönerken nerede" diye sordu.
"Bu zirve çevrecilik zirvesi değil, yeşil dönüşüm maskeli ekonomik işgaldir"
Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’e ilişkin konuşan Erbakan, "Bu zirve çevrecilik zirvesi falan değil, yeşil dönüşüm maskeli ekonomik işgal ve küresel karbon emperyalizmidir" dedi.
Yeniden Refah Partisi olarak emperyalizmin her türlüsüne ve küresel karbon emperyalizmine karşı olduklarını ifade eden Erbakan, karbon salınımında Türkiye'nin payının yüzde 1 olduğunu ifade ederek, iklim anlaşmalarına ilişkin yükümlülüklerin Türkiye'nin üzerine bırakılmasını adaletsiz bulduklarını belirtti. Erbakan, "Dünyayı Amerika, Çin ve Avrupa kirletecek, Türkiye temizleyecek, faturasını da Türk sanayicisi ve Türk çiftçisi ödeyecek. Böyle bir adaletsizliğe asla evet diyebilmemiz mümkün değil" şeklinde konuştu.
ANKA