Adalet Bakanı Akın Gürlek, gazeteci Cüneyt Özdemir’in YouTube kanalında gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Programda faili meçhul cinayetlerden Gülistan Doku dosyasına, “fon” soruşturmasından İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik davaya, uyuşturucuyla mücadeleden 2028 seçimlerine kadar çeşitli başlıklar ele alındı.
Röportajda faili meçhul cinayetlere ilişkin yürütülen çalışmalar öne çıktı. Özdemir’in, “Türkiye Cumhuriyet tarihinde ilk kez bir Adalet Bakanı, faili meçhul cinayetlerin üzerine gitmeye başladı. Siz de tek tek gidiyorsunuz. Benim merak ettiğim şu: Niye bunlar zamanında çözülememiş?” sorusunu yöneltmesi üzerine Gürlek, geçmişte çözülemeyen dosyaların yeniden incelenmesi için Bakanlık bünyesinde özel bir çalışma yürütüldüğünü açıkladı.
690 dosya yeniden inceleniyor
Gürlek, çalışmanın özellikle Gülistan Doku dosyası etrafında oluşan toplumsal duyarlılığın ardından şekillendiğini belirtti. Doku dosyasının başlangıçta farklı ihtimaller üzerinden değerlendirildiğini söyleyen Gürlek, daha sonra ortaya çıkan ifadeler doğrultusunda cinayet ihtimalinin gündeme geldiğini anlattı.
Gürlek, şöyle konuştu:
Toplumda Gülistan Doku konusunda bir hassasiyet oluştu. İlk başta acaba suç mu, intihar mı diye bir soru vardı. Daha sonra Umut Altaş’ın itiraflarıyla birlikte bunun cinayet olabileceği yönünde bir durum ortaya çıktı. Biz de buradan hareketle faili meçhul suçların ve cinayetlerin araştırılması noktasında Bakanlık bünyesinde bir birim oluşturduk.
Bakanlık bünyesinde oluşturulan birimin başında hakimlik ve savcılık geçmişi bulunan bir daire başkanının bulunduğunu aktaran Gürlek, birimde hakim ve savcıların da görev yaptığını söyledi.
Gürlek, yaklaşık 690 dosyanın yeniden ele alındığını belirterek, çalışmaların kapsamını şöyle anlattı:
Bir daire başkanımız var, hakimlik ve savcılık geçmişi olan bir arkadaşımız. Yanında hakim ve savcı arkadaşlarımız var. Yaklaşık 690 dosyayı çektik. Bu arkadaşlarımız dosyaları teknik anlamda inceliyorlar. Burada bizim soruşturma yapma yetkimiz yok. Soruşturmayı ilgili ilin başsavcısı yürütüyor. Biz dosyayı inceliyoruz, dosyayı yürüten savcılarla irtibat kuruyoruz. ‘Şu tanığı tekrar dinleyelim’, ‘Şu konuda teknik destek alalım’ gibi önerilerde bulunuyoruz.
Teknolojiyle eski dosyalara yeniden bakılıyor
Gürlek, geçmişte çözülemeyen cinayet ve suç dosyalarının bugün gelişen teknik imkanlar sayesinde yeniden değerlendirilebildiğini söyledi. Baz istasyonu kayıtları, DNA incelemeleri ve benzeri teknik imkanların soruşturmalarda kullanılabildiğini belirten Gürlek, amaçlarının dosyaların raflarda kalmasını önlemek olduğunu ifade etti.
Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:
Bugün teknoloji çok gelişti. Baz istasyonu kayıtları yeniden incelenebiliyor, DNA konusunda çok daha ileri teknikler var. Dolayısıyla geçmişte dosyada elde edilemeyen birtakım delillere bugün ulaşılabiliyor. Bizim buradaki amacımız dosyaların raflarda kalmasını engellemek.
Faili meçhul dosyalar konusunda devletin sorumluluğuna dikkat çeken Gürlek, “Ortada bir suç varsa mutlaka bunun faili vardır ve devlet mutlaka bu faili bir gün adalet önüne çıkartmak zorundadır” dedi.
Gürlek, yürütülen çalışmalar kapsamında şimdiye kadar 46 olayda sonuca ulaşıldığını, başka dosyalardaki incelemelerin ise sürdüğünü belirtti.
“Soruşturma yapma yetkimiz yok”
Gürlek, Bakanlık bünyesindeki birimin doğrudan soruşturma yürütmediğinin özellikle altını çizdi. Soruşturma yetkisinin ilgili ilin başsavcılığında bulunduğunu belirten Gürlek, merkezi birimin ise dosyaları teknik açıdan inceleyerek soruşturmayı yürüten savcılıklarla koordinasyon sağladığını söyledi.
Bu kapsamda tanıkların yeniden dinlenmesi, teknik inceleme yapılması ya da mevcut delillerin yeni yöntemlerle değerlendirilmesi gibi önerilerde bulunulduğunu aktaran Gürlek, yerel düzeyde oluşturulan Faili Meçhul Suçlar Bürolarının da çalışmalar açısından önemli olduğunu ifade etti.
“Fon” soruşturmasında 63 kişi hakkında işlem
Röportajda son dönemde gündeme gelen “fon” soruşturması da ele alındı. Gürlek, soruşturma kapsamında 63 kişi hakkında işlem yapıldığını, bunlardan bazılarının tutuklandığını, bazı şüpheliler hakkında adli kontrol tedbirleri uygulandığını ve firari şüphelilerin bulunduğunu söyledi.
Soruşturmanın yalnızca dolandırıcılık iddiasıyla sınırlı olmadığını belirten Gürlek, organize suç, nitelikli dolandırıcılık, devlete karşı dolandırıcılık ve Sermaye Piyasası Kanunu’na aykırılık yönünden de incelemeler yürütüldüğünü aktardı.
Gürlek, soruşturmanın finansal boyutuna ilişkin MASAK incelemelerinin de bulunduğunu, Sermaye Piyasası Kurulu’nun şikayeti ve gerekli izinlerin ardından soruşturmanın yürütüldüğünü söyledi. Türkiye’de yaklaşık 8,5 milyon kişinin borsa yatırımcısı olduğunu belirten Gürlek, bazı hisselerdeki şüpheli yükselişlerin de soruşturma kapsamında değerlendirildiğini ifade etti.
“Amacımız mağdurların parasını geri getirmek”
Gürlek, soruşturmada temel hedeflerden birinin mağdurların zararlarının giderilmesi olduğunu söyledi. Bu kapsamda şüphelilerin mal varlıklarına yönelik tedbirler uygulandığını belirten Gürlek; banka hesapları, taşınmazlar ve şirketler üzerinde inceleme ve tedbir süreçlerinin yürütüldüğünü anlattı.
Bazı paraların yurt dışına çıkarılmış olabileceğine ilişkin tespitlerin de bulunduğunu belirten Gürlek, soruşturmanın bu yönünün de takip edildiğini ve paraların transfer edilmesini önlemeye yönelik tedbirler alındığını söyledi.
Cumhurbaşkanı’nın da konuyu takip ettiğini belirten Gürlek, Hazine ve Maliye Bakanı, SPK ve BDDK ile yapılan görüşmelerin ardından mağduriyetlerin giderilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
İBB soruşturması: “Sadece itirafçı beyanı yok”
Özdemir’in İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma ve davalara ilişkin sorularını da yanıtlayan Gürlek, soruşturmaların siyasi amaç taşıdığı yönündeki değerlendirmeleri kabul etmedi.
Yargı makamlarının siyasi aktörlerin kimliğine göre değil, dosyadaki delillere göre hareket ettiğini savunan Gürlek, soruşturma dosyalarında yalnızca tanık veya itirafçı ifadelerinin bulunmadığını söyledi.
Gürlek, banka transferleri, baz istasyonu kayıtları ve MASAK incelemeleri gibi farklı delillerin de dosyalarda yer aldığını belirtti. İBB soruşturması kapsamında 143 eylem bulunduğuna ilişkin değerlendirmelerin yapıldığını söyleyen Gürlek, yargılamanın devam ettiğini ve nihai kararın mahkeme tarafından verileceğini ifade etti.
Yeni nesil suç örgütleri takip ediliyor
Gürlek, organize suç örgütlerinin yapısında da değişim yaşandığını belirterek yeni nesil suç yapılanmalarına dikkat çekti.
Bu kapsamda 81 ilin başsavcılığı ile 175 ağır ceza mahkemesi başsavcılığına genelge gönderildiğini söyleyen Gürlek, suç örgütlerinin takip edilmesi ve bunlarla mücadele konusunda İçişleri Bakanlığı ve kolluk birimleriyle birlikte çalışma yürütüldüğünü aktardı.
Uyuşturucuyla mücadelede ise yalnızca kullanıcıların değil, dağıtım zincirinin bütününün hedeflendiğini belirten Gürlek, kullanıcıdan satıcıya, dağıtıcıdan ana dağıtıcıya ve baronlara kadar uzanan silsilenin takip edildiğini söyledi. Son operasyonlarda 354 kilogram uyuşturucu ele geçirildiğini de aktardı.
“2028’de Cumhurbaşkanımızın adaylığının olumlu neticelenmesini istiyoruz”
Programda Gürlek’in daha önce yaptığı 2028 seçimlerine ilişkin açıklaması da gündeme geldi. Gürlek, sözlerinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2028 seçimlerinde aday olmasını istediği ve seçimin olumlu sonuçlanmasını temenni ettiği anlamına geldiğini belirtti.
Gürlek, “Cumhurbaşkanımızın 2028’de adaylığının olumlu neticelenmesini istiyoruz” ifadesini kullandı.
Erdoğan’ın BM konuşması ve Sezai Karakoç
Röportajın son bölümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki konuşmasına da değinildi. Erdoğan’ın konuşmasında Sezai Karakoç’un şiirinden bölümler okumasını değerlendiren Gürlek, konuşmayı ve şiir kullanımını etkileyici bulduğunu söyledi.
Independent Türkçe