Tutuklu Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kişisel aracını makam aracı olarak kullanmasına ilişkin davanın ilk duruşması yapıldı. İmamoğlu’nun savunmasının ardından mahkeme, davayı 23 Ekim’e erteledi.
İmamoğlu savunma yaptı
Büyükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ve 12 sanığın yargılandığı davanın duruşması, Marmara Kapalı Cezaevi Kampüsü’ndeki 4 No’lu duruşma salonunda yapıldı.
Duruşmaya İmamoğlu ile 8 tutuksuz sanık katıldı. Hakimin iddianame özetini okumasının ardından İmamoğlu’nun savunmasına geçildi.
İmamoğlu, davayı “siyasi davalardan biri” olarak nitelendirerek yargı sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“Çok enteresan mahkemelerde duruşmalara çıkıyorum ama bu daha da ilginç” diyen İmamoğlu, bu davanın da kendisine yönelik siyasi davalardan biri olduğunu savundu.
İmamoğlu, yaklaşık 6-6,5 aylık süreçte 100’üncü duruşmasına çıktığını belirterek, mahkemelerde yaptığı savunmaların yalnızca kendisiyle ilgili olmadığını söyledi.
“Bu feryadım gelecek içindi”
İmamoğlu, yargı süreçlerine ilişkin eleştirilerinin ülke ve gelecek için olduğunu ifade etti.
“Siyasetin güdümüne girmiş bir yargının yalnızca hukuku değil; anayasayı, yasaları, devlet düzenini, kurumları, ekonomiyi, toplumsal güveni ve nihayet siyasetin kendisini nasıl tahrip ettiğini her mahkemede anlatmaya çalıştım” diyen İmamoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şunun özellikle bilinmesini isterim, benim bu anlatılarım, bu feryadım yalnızca kendim için değildi. Zaten şahsi hayatıma yönelik de ben burada sanık kürsüsünde değilim. Sadece özgürlüğü elinden alınmış arkadaşlarım için de feryatta bulunmadım ya da bu anlatıları sıralamadım. Bu feryat, aynı zamanda hem ülkem içindi hem devletim, vatanım içindi ve aynı zamanda gelecek içindi.”
“Yargı güvenliğinde 118’inciyiz”
İmamoğlu, Türkiye’de yargıya duyulan güvene ilişkin çeşitli istatistiklere atıfta bulundu.
“Bugün ülkemiz, yargı güvenliği bakımından 144 ülke arasında 118’inci. Bundan rahatsız olmayan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı varsa ben onun vatanseverliğini ve bu ülkeye bağlılığını çok net sorgularım.”
İmamoğlu, vatandaşların yargıya güveninin düşük olduğunu savunarak, “Yargıya güvenmeyince yaşama dair de güven duygusu azalıyor. Bu, Türkiye için ve milletimiz için en büyük tehdittir” ifadelerini kullandı.
“Yüzde 85 yargıya güvenmiyor”
İmamoğlu, mahkemelerin vatandaşların adalet arayabileceği yerler olması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“İnsanlar, mahkemeye girdiğinde karşısında devleti değil, adaleti göreceğine inanmalıdır. Savcının kararını verirken iktidara, muhalefete, medyaya, makama güce bakmayacağına inanmalıdır. Hakimin siyasi sonuç hesabı yapmadan yalnızca hukukun gereğini yerine getireceğine inanmalıdır.”
İmamoğlu, eleştirilerinin devlete veya ülkeye karşı olmadığını belirterek, “Ben bu ülkenin, halkın ve bu devletin evladıyım” dedi.
“Seçimle gelen seçimle gider”
Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemindeki görev anlayışını da anlatan İmamoğlu, makamı millet tarafından verilen geçici bir görev olarak gördüğünü söyledi.
“Belediye başkanlığını, daha büyük odalarda oturmanın, daha pahalı otomobillere binmenin, daha uzun konvoylarla dolaşmanın aracı olarak hiç görmedim. Benim için makam, milletin verdiği geçici bir görevdir. Seçimle gelen seçimle gider.”
İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı olduğu dönemde kişisel aracını belediyeye bedelsiz tahsis ettiğini belirterek, belediyenin daha yüksek maliyetli bir makam aracı kiralamasının önüne geçmek amacıyla bu işlemin yapıldığını savundu.
“Benim aracım varsa milletin parasını neden makam aracına harcayayım ya da makama hizmet aracına harcayayım” diyerek bir işlem yürütüldü. Bugün ise yıllar önce yaptığım bu tercih, dönüp dolaşıp bir ceza davasının konusu haline gelebiliyor.”
“Otomobili değil, zihniyeti tartışalım”
İmamoğlu, dava konusu araçla ilgili iddiaların yanı sıra kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.
“Bunların hepsini yaşadık. Yüzlerce, binlerce arkadaşım bunları yaşadı. Onun için otomobili değil, biraz zihniyeti tartışalım. Konuşalım ve siz de dinleyin lütfen, halkımız da haberdar olsun.”
İmamoğlu, belediye başkanlığı döneminde makam odası veya kişisel kullanım alanları oluşturmadığını belirterek kamu kaynaklarının kullanımının sorgulanması gerektiğini söyledi.
“Jakuzilerle donatılmış belediye başkanı makam odasını mı konuşalım?”
İmamoğlu, kamu kaynaklarının makam araçları ve makam odaları için kullanılmasına ilişkin eleştiriler yöneltti.
“Millet geçim derdiyle mücadele ederken, işsizlik ve yoksullukla boğuşurken kamu kaynaklarının makam araçlarına, lüks konutlara, ayrıcalıklı yaşam alanlarına harcanmasını elbette sorgulamak zorundayız.”
İmamoğlu, dava konusu harcamalar bakımından ise “50 liralık benzin eğer suçsa onun da yükümlülüğünü çekmekle yükümlüyüm ve bunun da sorumluluğunu taşırım” ifadelerini kullandı.
Duruşma 23 Ekim’e ertelendi
İmamoğlu ile 8 tutuksuz sanığın savunmasının alındığı duruşmada, diğer 4 sanığın savunmalarının bir sonraki celsede alınmasına karar verildi.
Mahkeme, davayı 23 Ekim 2026 tarihine erteledi.
Duruşmayı YENİ Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, İBB Başkanvekili Nuri Aslan ile çok sayıda yurttaş takip etti. Salon kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle girişler duruşma sırasında kapatıldı.
İddianamede 122 bin 305 liralık kamu zararı iddiası
İddianamede, İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde kendi şirketine ait aracın makam aracı olarak kullanıldığı, aracın yakıt, lastik, bakım ve onarım giderlerinin belediye bütçesinden karşılandığı ileri sürülüyor.
İmamoğlu ile diğer sanıklar hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor. İddianamede kamu zararının 122 bin 305 lira 70 kuruş olduğu öne sürülüyor.
Dosyada İmamoğlu’nun yanı sıra Bülent Arslaner, Fatih Keleş, Fatma Hoşgöz Açıkgöz, İlyas Yılmaz, Mehmet Zeki Çanakçı, Mülayim Demirtaş, Nuray Köker, Orhan Yılmaz, Selçuk Altun, Üzeyir Çöl ve Ercan Doğan da sanık olarak yer alıyor.
Independent Türkçe, ANKA