İBB davasında 76. gün

İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, uzun duruşmaların sağlık açısından “insan eliyle oluşturulmuş travma” sayılabileceğini belirterek saat 16.00’dan sonra duruşma yapılmamasını istedi.

Fotoğraf: ANKA

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın görülmesine İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda devam ediliyor. 

Davanın 76. gününde tutuksuz sanıkların savunmaları alınmaya devam ediyor. Tutuklu sanıklar, saat 11.10’da jandarma eşliğinde duruşma salonuna getirildi. Heyetin de yerini almasının ardından duruşma 11.20’de başladı.

Duruşmada ilk olarak, İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin söz aldı.

Pekin'den uzun duruşma saatlerine itiraz

Mahkeme heyetine hitap eden Pekin, uzun duruşma saatlerine ilişkin daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından örnekler sunduklarını hatırlattı.

Pekin, "Biz hukukçular olarak size AİHM'nin kararlarından örnek göstererek bu uzun duruşma saatlerinin uygun olmadığını, adil yargılanmayı sakatlayan bir yanı olduğunu açıklamaya çalışmıştık”"dedi.

Önceki hafta mahkemenin duruşmaları daha erken saatte bitirmeye yönelik bir tutum sergilediğini düşündüklerini belirten Pekin, bunun üzerine Türk Tabipleri Birliği’ne başvurduklarını söyledi.

Pekin, TTB’ye duruşmaların dört gün sürdüğünü ve şehir dışında gerçekleştirildiğini aktardıklarını belirterek, hazırlanan mütalaanın UYAP üzerinden mahkemeye sunulduğunu ifade etti.

TTB: İnsan eliyle oluşturulmuş travma olarak kabulü uygun olacaktır

TTB’nin değerlendirmesinin yedi maddeden oluştuğunu söyleyen Pekin, mütalaanın sonuç bölümünü mahkeme heyetine aktardı. TTB'nin değerlendimesinin sonuç bölümünde, "Adil yargılanma hakkının ihlali niteliğindeki tanımlanan uygulamaların yol açacağı sağlık sorunları gözetildiğinde insan eliyle oluşturulmuş travma olarak kabulü ve Dünya Sağlık Örgütü'nün Uluslararası Hastalık Sınıflandırması ICD-10 kapsamında Y07.1 kodu ile de belirtilen işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele kapsamında değerlendirilmesi uygun olacaktır" ifadeleri yer aldı.

"Saat 16.00’dan sonra duruşmalara devam edilmemesini talep ediyoruz"

TTB’nin görüşünün de uzun duruşma saatlerine ilişkin itirazlarını desteklediğini söyleyen Pekin, mahkemeden çalışma saatlerinin sınırlandırılmasını talep etti. Pekin, "Biz, hukukçuların yanı sıra bilim insanlarının da bu yönde görüşleri olduğuna göre bunların dikkate alınmasını ve saat 16.00’dan sonra çok özel bir zorunluluk bulunmadığı sürece, yani devam etmekte olan sorgu gibi, duruşmalara devam edilmemesini talep ediyoruz" dedi. Pekin, taleplerinin kabul edilmemesi halinde Ekrem İmamoğlu'nun müdafileri olarak salonda bulunmaşyacaklarını söyledi.

Selim İmamoğlu savunma yaptı

Sonrasında savunma sırası gelen tutuksuz sanık Necmeddin Şimşek beyanda bulundu. Daha sonar Ekrem İmamoğlu'nun oğlu tutuksuz yargılanan sanık Mehmet Selim İmamoğlu'nun savunmasına geçildi. Selim İmamoğlu, kürsüdeki yerini almak üzere tutuklu sanıkların yanından geçerken babası ile sarıldı.

Duruşmada tutuksuz sanıklardan Mehmet Selim İmamoğlu'nun savunması yapıldı. Selim İmamoğlu, kürsüdeki yerini almak üzere tutuklu sanıkların yanından geçerken babası Ekrem İmamoğlu'na sarıldı.

“Arkamda babam, kürsüde ben”

Selim İmamoğlu, 1997 doğumlu olduğunu, aile şirketi İmamoğlu İnşaat’ta çalıştığını ve fizik alanında lisansüstü eğitimine devam ettiğini anlatarak, “Benim siyasetle hiçbir alakam olmamasına rağmen bu davaya dahil edildim. Benim soyadım İmamoğlu olmasaydı bugün burada olmayacaktım. Burada olmamın gerçek sebebinin ise babam üzerinde baskı kurmak ve onu geri adım atmaya zorlamak olduğuna inanıyorum. Çok acı ki arkamda babam, kürsüde ben, maalesef Türkiye Cumhuriyeti tarihinde unutulmayacak bir kareye tanıklık ediyoruz” dedi.

Ailesinin diğer fertleri hakkındaki adli süreçlere de değinen İmamoğlu, dedesi Hasan İmamoğlu’nun emekli aylığına tedbir konulduğunu ve yurtdışı yasağının bulunduğunu, Balıkesir’de yaşadığı evin bahçesinde kazı yapıldığını söyledi.

Dayısı Cevat Kaya’nın neyle suçlandığını bilmeden bir yıl tutuklu kaldığını, diğer dayısı Ali Kaya’nın ise yedi ay önce tutuklandığını belirten İmamoğlu, “Biz hem İmamoğlu ailesi hem de Kaya ailesi olarak bu davanın ana hedeflerinden biri haline getirildik. Biz İmamoğlu ailesi olarak aileleri tehdit eden bu davalar karşısında güçlü ve dirayetli bir şekilde sonuna kadar durmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“Annem, babam ve dedemden aldığım borçlar nedeniyle şüpheli oldum”

İddianamede bir eylemden sorumlu tutulduğunu ve eylemin iki ayrı konu içerdiğini belirten İmamoğlu, hakkındaki suçlamaların ailesinden aldığı borçlarla bağlantılı olduğunu savundu.

İmamoğlu, “İki konuya bakınca vardığım tek sonuç, annem, babam ve dedemden aldığım borçlar nedeniyle şüpheli durumunda olduğum. Sırf bu yüzden bana hem yurtdışı yasağı getirildi hem de hesaplarıma tedbir konuldu” dedi.

“Ailemin desteğiyle yurtdışında girişimde bulundum”

Üniversitenin son dönemlerinde aile şirketinde yarı zamanlı çalışmaya başladığını anlatan İmamoğlu, aile şirketinin faaliyetlerini yurtdışına taşımak istediğini ve bu amaçla Hırvatistan’da bir proje bulduğunu söyledi.

Projeye ortak olmak istediğini babası Ekrem İmamoğlu’na söylediğini belirten İmamoğlu, babasının siyasi tartışma yaratabileceği gerekçesiyle konuya sıcak bakmadığını ifade etti.

Bunun üzerine yatırımı aile şirketinden bağımsız olarak kendi şirketi üzerinden yapmaya karar verdiğini söyleyen İmamoğlu, “Ailemden aldığım maddi destekle yurtdışında bir girişimde bulunmamın bir sorun olacağını düşünmüyordum ve hâlâ aynı kanaatteyim” dedi.

“390 bin avro banka aracılığıyla transfer edildi”

Projenin geliştirme maliyetlerinin bir kısmını karşılayarak azınlık hissesi almak üzere ana firmayla anlaşma yaptığını söyleyen İmamoğlu, yaklaşık 390 bin avronun İş Bankası üzerinden Hırvatistan’daki bir bankaya gönderildiğini anlattı.

İmamoğlu, banka üzerinden yapılan para hareketlerinin MASAK raporunda mükerrer yazıldığını ve gerçekte gönderilen tutarın iki katı transfer yapılmış gibi gösterildiğini savundu.

Bu yanlışlığın savcılık ifadesi sırasında giderildiğini söyleyen İmamoğlu, buna rağmen yanlış bilginin medyaya yansıdığını belirtti.

“Ortağımın cenazesine bile gidemedim”

Hırvatistan’daki projeye ilişkin ortağını Temmuz 2025’te trafik kazasında kaybettiğini anlatan İmamoğlu, yurtdışına çıkış yasağı nedeniyle cenazeye katılamadığını söyledi.

Bu ölüm üzerinden bir gazetecinin kendisine yönelik “katil yakıştırması” yaptığını savunan İmamoğlu, söz konusu kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, takipsizlik kararı verildiğini ve açtığı tazminat davasının sürdüğünü anlattı.

“772 bin liralık bedeli babamdan borç alarak banka havalesiyle ödedim”

Çocukluğundan itibaren sporla ilgilendiğini anlatan İmamoğlu, üniversite yıllarında yelken sporuna başladığını ve Türkiye Yelken Federasyonu’ndan lisans alarak yarışlara katıldığını söyledi.

Bosphorus Cup’ta da yarıştığını belirten İmamoğlu, 2024 yılında yarış amaçlı ikinci el, 2009 model bir yelkenliyi 772 bin liraya satın aldığını anlattı.

İmamoğlu, “Bedelini de babamdan borç alarak banka havalesiyle aldım. Sahibi olduğum bu yelkenli şu an yelken kulübünde eğitim amaçlı da kullanılmaktadır. Yani günün sonunda bu iki konuda hesabını veremeyeceğim bir durum asla yoktur” dedi.

“Yurtdışı yasağı nedeniyle uluslararası fizik konferansına gidemedim”

Akademik çalışmalarına da değinen İmamoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği eğitiminin yanında fizik mühendisliği de okuduğunu, daha sonra fizik alanında yüksek lisansa başladığını söyledi.

Yüksek lisans mezuniyet koşullarından birinin uluslararası konferansta çalışma sunmak olduğunu belirten İmamoğlu, Alman Fizik Topluluğu tarafından düzenlenen konferansa yaptığı başvurunun kabul edildiğini ancak hakkında getirilen yurtdışına çıkış yasağı nedeniyle konferansa katılamadığını anlattı.

İmamoğlu, yalnızca konferans tarihlerini kapsayacak şekilde yasağın geçici kaldırılmasını da istediğini ve dönüş biletini mahkemeye sunduğunu ancak olumlu yanıt alamadığını söyledi.

“Türkiye bu mahkeme salonlarını değil, başka bir geleceği hak ediyor”

Savunmasının sonunda gençlerin hayal kurabilmesi ve bilimsel çalışmalar yapabilmesi gerektiğini söyleyen İmamoğlu, “Türkiye artık üzerindeki ölü toprağını atsın, bitmeyen kavgalardan kurtulsun. Türkiye’nin geleceği biraz da gençlerinden aldığı güçle yola koyulsun. İlim bizim ışığımız olsun. Türkiye'nin bu mahkeme salonlarını değil, başka bir geleceği, başka bir hayali hak ettiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Beraatini, hesaplarına konulan tedbirin ve yurtdışına çıkış yasağının kaldırılmasını talep eden İmamoğlu, “En önemlisi sevgili babam Ekrem İmamoğlu ve tüm yol arkadaşlarımın tahliyesini talep ediyorum” dedi.

Hakimden Hırvatistan’daki şirket ve 388 bin euro sorusu

Savunmanın ardından Mahkeme Başkanı, Selim İmamoğlu’na Hırvatistan’daki şirketine ilişkin sorular yöneltti.

Mahkeme Başkanı, şirketin tek ortaklı olup olmadığını sordu. İmamoğlu, “Evet” yanıtını verdi.

Başkanın, “Kim, kiminle birlikte kurdunuz?” sorusuna İmamoğlu, “Tek başıma kurdum” dedi.

Şirketin faaliyet alanını da “inşaat ve yatırım” olarak açıklayan İmamoğlu’na Mahkeme Başkanı, “Oraya gönderilen 388 bin 303 avro, öyle mi?” diye sordu.

İmamoğlu, “Evet” yanıtını verdi.

“Şirketim ana firmaya yüzde 20 ortak”

Mahkeme Başkanı, İmamoğlu’nun şirketinin Hırvatistan’da faaliyet alanı kapsamında yürüttüğü bir proje olup olmadığını da sordu.

İmamoğlu, şirketinin Hırvatistan’daki ana firmaya yüzde 20 ortak olduğunu belirterek “Şu an 150 haneye yakın büyük bir projede faaliyet göstermektedir o bölgede” dedi.

Mahkeme Başkanı’nın projenin devam edip etmediği yönündeki sorusuna ise İmamoğlu, “Tabii devam ediyor. İki bloğunun kabası yeni bitti daha” yanıtını verdi.

Duruşmada Ekrem İmamoğlu'nun oğlu Mehmet Selim İmamoğlu'nun savunmasını tamamlamasının ardından eski Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin savunma yaptı.

“Ne kendim ne de bir başkası adına menfaat talep ettim”

Keskin, iddianamenin 41'inci eyleminde yer alan Rotana projesinin iskan sürecinde menfaat talep edildiği iddiasını reddetti. Keskin, “Ne bahsi geçen projede ne de başka bir projede belediye işlemleriyle ilgili olarak herhangi bir kişiden kendim veya bir başkası adına menfaat talep ettim” dedi. Hakkında doğrudan bir tanık anlatımı, HTS kaydı veya başka bir delil bulunmadığını savunan Keskin, beraatini talep etti.

“Görüşme talep eden birini kabul edip işimi yaptığım için buradayım”

Daha sonra eski Şişli Belediye Başkan Yardımcısı İlker Çelebi savunma yaptı. Çelebi, Medicana Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Mehmet Bozkurt’u rüşvet pazarlığı yapmak üzere Adem Altuntaş’a yönlendirdiği iddiasını reddeden Çelebi, Bozkurt ile yalnızca bir kez görüştüğünü ve görüşmede kendisine yazılı başvuru yapması gerektiğini söylediğini anlattı.

Çelebi, “Şu an benden görüşme talep eden birini görüşmeye davet edip görüştüğüm, yani işimin gereğini yaptığım için buradayım. Bundan dolayı gerçekten şaşkın ve üzgünüm” dedi.

“Hakkımdaki suçlama hayır yapmak”

Savunma yapmak üzere kürsüye gelen iş insanı Mehmet Torun, Beykoz’daki otel projesinin ruhsat süreci ile Torun Center’daki tadilat işlemlerine ilişkin iddiaları reddederek, “Hakkımdaki suçlama hayır yapmak” dedi.

İBB Başkan Danışmanı Yakup Öner’in kendisinden 10 milyon dolar talep ettiğine ilişkin anlatımını doğrulayan Torun, bu talebi kabul etmediğini, daha sonra gündeme getirilen Feshane’ye yardım önerisini ise “hayır” olarak gördüğü için kabul ettiğini söyledi. Torun, söz konusu bağışın Beykoz’daki ruhsat işleminin karşılığı olmadığını savundu.

Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın sorularını da yanıtlayan Torun, Şahan’ın kendisinden kişisel menfaat istemediğini, kendisini belediye dışından herhangi bir kişiye yönlendirmediğini ve Şahan’dan şikâyetçi olmadığını söyledi.

Ardından duruşmaya bir saat ara verildi.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU