Özgür Özel eylemdeki madencileri ziyaret etti

“Gücünüz herkese yetiyor da Yıldızlar SSS Holding’e niye yetmiyor”

Fotoğraf: x / @YeniPartiFoto

Bağımsız Maden-İş üyesi maden işçilerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki eylemi, 16’ncı gününde devam ediyor. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, işçilerin eylemine destek ziyaretinde bulundu. Özel’e; YENİ Parti Genel Başkan Yardımcıları Utku Çakırözer ve Yunus Emre, Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül ve Mamak Belediye Başkanı Veli Gündüz Şahin eşlik etti.

Başaran Aksu: “hukuk dışı servet biriktirme pratiği”

Eylemin son durumuna ilişkin bilgi veren Bağımsız Maden-İş Sendikası Örgütlenme Uzmanı Başaran Aksu, şunları söyledi:

Nisan ayında üç bakan yardımcısının huzurunda, bir anlaşma yapılmıştı. Bu anlaşmada da İçişleri Bakan Yardımcısı Ali Çelik Bey, Enerji Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan Bey ve Çalışma Bakan Yardımcısı Faruk Bey vardı. Burada en itilaflı konu holding ve işçi temsilcileri arasında, işçiler 15 ayı, 13 ayı, 10 ayı bulan yasa dışı, süresiz ücretsiz izinlere yollanmışlardı. Hem Doruk’ta hem Elazığ Eti Gümüş’te hem de bu şahsın tüm işletmelerinde bir sistematik sermaye biriktirme yöntemi olarak maaşları geç ödeme, emeklilik tazminatlarını geç ödeme, kıdem tazminatlarını geç ödeme; yani yedi-sekiz yıl mahkeme süreçleri sonrasında, kendi şirketlerine kendi icra koydurarak, işçilerin icra haklarını da gasp ederek silsile halinde dört-beş bakanlığı kendine koruma yapıp hukuk dışı bir şekilde servet biriktirme pratiğini yapmış oldu.

Burada yapılan tartışmada denildi ki ‘O zaman Çalışma Bakanlığı iş müfettişi bir rapor hazırlasın. Bu raporun sonuçlarına herkes katlansın. Şeriatın kestiği parmak acımaz’ gibi cümleler kurdular. ‘Devletin üç bakanlığı da garantör olsun’ denildi. Haziran ayının ortasında, Çalışma Bakanlığının müfettişi, sendikanın ve işçi arkadaşların tezlerini onaylayan bir rapor çıkarttı. Holding de zaten masada bunu tanıyacağını, harfiyen uyacağını beyan etmişti.

"Beş dakika şeklen de olsa bizimle görüşülmedi”

Şimdi geldiğimiz noktada, 16 gündür buradayız. Altı kez gözaltına alındı madenciler. Başkent Millet Bahçesi’nde ‘Türkiye Geleceğe Hazır’ etkinliği yapacaktı Cumhurbaşkanı. Madenciler de kendilerinin hazır olmadığını anlatmak üzere oraya gitmek istediler. İki gün mevcutlu gözaltında tutuldular. Sonra tekrar iki kez üst üste gözaltı oldu. O gece oraya gitmek isteyen, son dışarıda kalan 13 madenci tekrar gözaltına alındı. Yaklaşık 10 gündür bu bakanlığın önündeyiz. Bu kapılar kapalıydı bu sabaha kadar. Bizimle beş dakika şeklen de olsa, prosedürel de olsa görüşmelerini talep ettik masada olan Enerji Bakan Yardımcısından. Bu görüşmeye bugüne kadar yanaşmadılar. Şimdi içeride beş arkadaşımız var. Prosedürel bir görüşme mi, yoksa bir çözüm görüşmesi mi bilemiyoruz. Bugüne kadar bir çözüm yaklaşımı göremedik. İçişleri Bakan Yardımcısı, Çalışma Bakan Yardımcısı orada verdikleri sözün arkasında olduklarını, şirkete bu yönde baskı yaptıklarını ama şirketin bundan kaçındığını söylüyorlar telefonda Genel Başkanımızla yaptıkları görüşmede.

"Bugün çözüm bekliyoruz”

İşçilerin süresiz ücretsiz izinlerinin paralarını yatırılması ve bunların sigorta pirimlerinin işlenmesi ki altı ay, sekiz ay, iki ay emeklilik süresine gelmiş; 62, 65, 67 yaşında madenciler var aramızda emekli olamamış. Onlar için çok kritik bu. Bunların işlenmesi, bu arkadaşların emekliliklerini sağlanması, ihbar tazminatların ödenmesi, sendikal nedenle atılmış olan altı arkadaşa da sendikal haklarının rapor doğrultusunda ödenmesi gibi bir talebimiz var. Döne döne bunu anlatıyoruz ve bunun dayağını yiyoruz. Dolayısıyla bugün bir çözüm bekliyoruz.

"Bugün çözüm olmazsa yarın Cumhurbaşkanlığına yürüyeceğiz”

Şayet burada bir çözüm çıkmazsa yarın yine 11.00’de buradan çıkıp işçi arkadaşlarım... Zaten Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan Bey’e yazılı olarak AK Parti Elazığ Milletvekili Ejder Açıkkapı üzerinden bir not ilettik. Üç maden işçisinin görüşmek istediğini. Çünkü Cumhurbaşkanı, 1 Mayıs’ta ‘Maden işçilerinin hakları ödendi’ gibi bir beyanda bulundu. Biz bu beyanın da bu holdingin etrafındaki, bürokrasi içindeki ve siyasetteki güç ilişkileri üzerinden bir manipülatif beyan olduğunu, onların aktarımıyla, yönlendirmesiyle yapılmış beyan olduğunu iddia ediyoruz. Dolayısıyla yarın çözüm için ısrarımız Cumhurbaşkanlığı ile görüşmek doğrultusunda bir irade göstereceğiz. Eğer üç işçi arkadaşımızı temsilen görüşmeye yanaşırlarsa, bunu uygun görürlerse o zaman bekleyeceğiz. Durum kabaca bu.”

Özgür Özel: “verilen sözler tutulmuyor”

YENİ Parti Genel Başkanı Özel ise şunları söyledi:

Bugün, Yıldızlar SSS Holding’den alacaklı olan maden işçilerinin mücadelesine bir kez daha destek olmak için veya bir başka deyişle onlara verilen sözler tutulmadığı için, bir kez daha haklarını aramak üzere buraya geldiklerinde onlarla dayanışma içinde olmak için buradayız. Eylem iki haftayı geçen bir süredir devam ediyor. Milletvekillerimiz, genel başkan yardımcılarımız, PM üyelerimiz, yerel yönetimlerden arkadaşlarımız sürekli arkadaşlarımızla iletişim halindeler. Bugün bir kez daha aileler, eşler, çocuklar buraya geldiler. Aynı 23 Nisan gününde olduğu gibi, temmuz ayı içerisinde olduğu gibi bir kez daha davet ettiler, biz de buraya geldik. Bakanlığın önünde onlara destek olmaya geldik.

Geçen sefer olduğu gibi siyasetin ilgisinin yoğunlaştığı, basının ilgisinin yoğunlaştığı günlerde bir görüşme kapısı aralanıyor. Artık bu gelenekselleşti. Ama daha sonra tam sözler veriliyor. Bu insanlar ne yapsın? Günlerce burada yalın ayak, başı kabak, tek başına parklarda, taşların üstünde yatmak, üç günde bir nezarethaneye atılmak, iki gece nezarethanede kalmak karşılığında devlet bir söz verince inanıp dönüyorlar. Sonra o söz de tutulmuyor. Bu defalarca böyle sürdü.

"Mücadele diğer işçilere ilham oluyor”

Geçen sefer Bağımsız Maden-İş’in mücadelesi, madenci arkadaşların, ailelerin mücadelesi sonucunda bu Yıldızlar SSS Holding’den geçmişe dönük alacakların tahsil edilmesi bir gerçekliktir ve büyük bir başarıdır. Şunu herkes görsün: Bu mücadelelerin sonucunda çoktan hak edilmiş olan alacakların bir şekilde önemli bir miktarı tahsil edildi. Ama ne zaman kameralar buradan uzaklaşıyor, bizler uzaklaşıyoruz; o gün mutabakata varılıyor ‘Bakanlık müfettişlerinin belirlediği alacaklar da ödenecek’ diye. Aylarca ücretsiz izne çıkarılmış, fazla mesailer ödenmemiş, birtakım tazminatlar ödenmemiş birçok hak var. ‘Nasılsa gitti bunlar, bir daha toplanamazlar’ diye bu kötü akıl, kötü zihniyet, haramzade zihniyet yine madencinin alın terinin, evladının lokmasının peşine düşüyor, onu ödememeye gayret ediyor. Onlar da ısrarla ve inatla haklarını almak için bir kez daha geldiler.

Bugünkü durum, mayıs ve temmuz ayında yapılan mücadelenin başarısız olmasından değil, başarıya ulaşmasından ama devamında verilen sözler gereği bütün alacakların tam olarak ödenmemesinden. Ayrıca bu mücadele, Doruk Madencilik’teki başarı, bu şirketin diğer hakkını yediği işçilere de ilham oluyor. Onlar da diyorlar ki ‘Doğru bir sendikal örgütlenme ve mücadeleyle biz de hakkımızı alabiliriz.’ Onlar da burada bu mücadeleyi veriyorlar.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Gücünüz herkese yetiyor da bu holdinge neden yetmiyor”

Görüyorsunuz bir anda bir sektörün tamamına kayyum atıyorlar, bir anda bir sektörün tamamına el koyuyorlar, bir anda bir şirkete gidiyorlar, el koyuyorlar, kamulaştırıyorlar. ‘Şöyle, şöyle, şöyle iddialar var.’ Burada iddia yok, burada somut bir gerçek var. Kul hakkı yemek var, alın teri sömürüsü var, apaçık emek hırsızlığı var. Öyle zırt pırt her şeye kayyum atayanlar, şirkete el koyanlar, ‘Şirketi kamulaştırırız’ diye hamle yapıp bir haftaya anlaşıp geri adım atanlar; haydi, bu Yıldızlar SSS Holding’e de atayın bir tane kayyum, işçilerin bütün borçlarını ödesin. Gerekiyorsa kamulaştırın. Nasıl ki bunlar Anayasa’ya göre yapmamaları gereken bir işi yapıp madencilik yapıyorlar. Madenler aslında bu insanların. Deyin ki ‘Bu parayı bu akşamüstüne kadar ödemezsen yarın öğlen sana işletme kayyumu atıyorum, borçları biz ödeyeceğiz.’ Görün bakalım ödüyorlar mı, ödemiyorlar mı? Öyle mahkemeye düşenlerin malına çöküp, iftira atınca geri verip, ‘Doğru ifade verince bir daha el koyarız’ tehdidini böyle son derece esnek bir şekilde yapanlar; gücünüz herkese yetiyor da gücünüz bu Yıldızlar SSS Holding’e niye yetmiyor sizin?

"Eşler, çocuklar perişan”

Nedir bu insanların sizden çektiği yazın ortasında? Burada bir sürü çocuk var. Bunların yazın dinlenmeleri, tatil yapmaları gerekirken babalarının peşinde, babalarının hakkını almayı buraya gelmişler. Eşler perişan. O yüzden bir kez daha uyarıyoruz. Umarım içeride sorun çözülür. Beş arkadaşımız; Sayın Bağımsız Maden-İş’in Başkanı Gökay Başkan ve ekibi sonuç alırlar ya da Cumhurbaşkanlığı’ndan verilen sözler veya o konuda diyalog kanalının açık tutulmasını yönelik gayretler sonuç verir. Arkadaşlar hakkını alsalar ne bu gazetecilerin ne bu siyasetçilerin ne bu emekçilerin; bakanlık önünde, kaldırımda, güneşin altında hiçbirimizin bir işi yok. Hepimiz işimize, gücümüze bakacağız. Milletimiz bu haklı mücadeleye destek veriyor. Ama gözler başka tarafa çevrildiğinde yine sözler tutulmuyor. Bunun için arkadaşlarımızla dayanışma göstermek üzere buradayız.

İşçiye örgütlenme çağrısı

Ayrıca Türkiye’deki bütün işçilere, ‘Hakkımı alamıyorum, emeğim sömürülüyor, hakkım kadar maaş alamıyorum, eziliyorum’ diyen herkese söylüyoruz: En kötü sendika, sendikasızlıktan iyidir. Tabii ben böyle dedim diye, en kötü sendikaya da değil iyi ve mücadele eden sendikalara üye olun. İşçinin işçiden başka dostu yoktur. İşçiler gerçek anlamda sendikacılık yapan, bir sendikal mücadele verenlerin etrafında toplanırlarsa önlerinde durabilecek hiçbir güç yoktur. Bunu bir kez daha ifade ediyorum. Burada Yıldızlar SSS Holding bünyesinde çalışıp Bağımsız Maden-İş bünyesinde sendikal mücadele veren tüm emekçi kardeşlerimin huzurunda, onların şahsında Türkiye işçi sınıfını saygıyla selamlıyorum.”

Özel, bareti yere vurdu

Basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtlayan Özel, eylem alanından ayrılmadan önce, işçilerle birlikte bakanlık önündeki kaldırıma oturarak işçilerin baretleri yere vurma eylemine katıldı. Baretlerini yere vuran işçiler “Hakkımız burada, almaya geldik”, “Direne direne kazanacağız”, “Birleşe birleşe kazanacağız” sloganları attı. Özel’e eyleme verdiği destek dolayısıyla teşekkür eden işçiler, “Var olun. Her zaman madencinin yanında, O bizim baş tacımız, babamız” ifadelerini kullandı. İşçiler, Özel’i “Güle güle dostları yine bekleriz” sloganıyla uğurladı.

"Mahkeme ortaya konulan oyunun son perdesini oynamıştır"

Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Özel, Aziz İhsan Aktaş'ın "örgüt liderliği" suçundan beraat etmesine ilişkin şunları söyledi:

Devletin devlet gibi değil de son derece böyle sanki kötülük yapmak, pazarlık yapmak, birilerinin işine geleni yapmak, işine gelmeyeni yapmamak üzere olgunlaştırılmış bir canavara dönüştüğü bir noktadayız. Eğri oturup doğru konuşalım, bütün vatandaşlarımıza ifade ediyorum. Örneğin en çok ceza alan Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat. 60'a yakın eylemden suçlanıyor değil mi? Bu eylemlerin 56 tanesinden beraat ediyor. 1 yıl 8 aydır o 60 eylemin hepsi gerçekmiş gibi haber yapıp konuşuluyor. Sonra bu eylemlerin 56'sından 'Pardon bu konuda hiçbir suçu yok beraat ettin' deniyor. Ve geri kalan dört eylemden üst sınıra çok yakın yerlerden ceza verilip yüksek cezalarla içeride tutuluyor. Sebep ne? Sebep şu: Aziz İhsan Aktaş diye birisine 'Sen suç örgütü liderisin' dediler. 'Bunlar da senin suç örgütün' dediler. Bu yüzden suç örgütü soruşturması olduğu için örneğin Adana'da ya da Adıyaman'da ya da başka şehirlerde olan insanlar örgüt soruşturması deyip İstanbul'a getirildi. 1 yıl 8 ay yatan var, 10 ay yatan var, 7 ay yatan var, Silivri zindanında yattılar. 1 yıl 8 aydır yatan üç kişi yatmaya da devam ediyor. Sonra dediler ki 'Aziz İhsan Aktaş diye bir suç örgütü' yokmuş.

Bakın örgüt deyince başka şehirdeki insanları yetkisiz mahkemelerin olduğu başka şehirlere getirmek mümkün oluyor. Örgüt olduğu için örneğin ayda 60 dakika yakınlarıyla görüntülü görüşemediler. Örgüt olduğu için kütüphane hakkından havalandırma hakkına yakınlarıyla görüşme hakkına kadar hakları kısıtlandı. Dün örgüt yokmuş, çünkü biz Aziz İhsan Aktaş'ı tutuklayamayız örgüt derse alınan bütün cezaların toplamını o da alacak, örgüt yok Aziz Bey'e güle güle, Aziz Bey'le bakın Aziz İhsan Aktaş'la Rıza Akpolat'ın ilişkilendirildiği hiçbir eyleme ceza yok. Onun olmadığı buldukları üç dört eyleme en üst sınırdan ceza vererek birine 20 yıl, birine sekizer yıl ceza verilip içeride tutulmaya devam edilen bir iş var.

 “Silivri'de diğer davada da benzer bir oyun ortaya konuluyor”

Rıza Akpolat 438 yıl hapis cezası isteniyordu. Döndüler 20 yıl ceza verdiler. İşte bunun istinaf ve Yargıtay'da kesin bozulacak ki hep üst sınırdan veriyor, yani niye üst sınırdan veriyor? Diğerlerinden veremedim, insan gibi alt sınırdan hak ettiği gibi çünkü mahkemede olay çıkarmamış, bir kötülük yapmamış, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek gerekçeler ortaya çıkmamış hem ceza açısından hem infaz rejimi açısından, cezaevi ve mahkeme disiplini açısından alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek bir şey yok, alt sınırdan verirsek Aziz İhsan Aktaş'ı kurtaracağız diye onun içinde olduğu hiçbir şeyden ceza veremedik, bunlar buradan çıkıp gidecekler, biraz daha yatsınlar suçlu algısı pekişsin diye efendim dört ila yedi buçuk yıl veriyor. Nerede görüldüyse. 60 tane suçlamanın 56'sına beraat dedi mahkeme bu mahkeme. Dört tanesinden üstten üstten ceza verip şeklen suçlu gösteriyorlar arkadaşlarımızı. O yüzden Silivri'de diğer davada da benzer bir oyun ortaya konuluyor. Herkes şunu görsün: Mahkeme ortaya konulan oyunun son perdesini oynamıştır. Zaten bu oyunda öyle bahsedildiği gibi 200 kişi 60 tane eylemden takır takır rüşvet almış falan bir şey olmadığı belliydi. Olmadığı için sonuçlar böyle oldu. Kıstırabildikleri kendilerince buldukları sonradan bozulacak bir yerden de yüksek yüksek cezalarla üç tane CHP'li, dört tane CHP'li belediye başkanını görevden uzaklaştırmak onun dışında da etleri tertemiz yapıp Aziz İhsan Aktaş diye suç örgütü dediğimiz Türkiye çapında bir çete kurdu, örgüt kurdu, herkese rüşvet dağıttı dediğiniz kişiyi de bırakıp gidiyorsunuz.

"Yalan üzerine kurulmuş bir düzen"

Neymiş efendim adli makamları bilgilendirerek yapmış. O dediğin kimsenin haberi yokken gelip benden rüşvet veriyor istiyorlar veriyorum, bak paranın numarası burada gel suç üstü yap dersen olur ya da ben rüşvet verdim pişmanım deyip gelip kendisi o gün ihbar ederse olur. Soruşturma başlamış yok, kovuşturma başlamış iddianame yazılmış, içeriye atılmış. O sırada ‘İtirafçı olacağım’ diyor. ‘Hadi bakalım sen çık, senin hiçbir suçun yok…’ Rüşvet suçunun oluşması için bir alanın, bir verenin olması lazım. Alan burada, veren serbest. Alan var mı? Alan da yok. Tamamen bir yalan üzerine kurulmuş bir düzen. Artık kimse bu insanların yüzüne çıkıp da şöyle bakamaz yani, her yerden bir örgüt icat ediyorlar ya, örgüt diyorsan örgütü ispatlayacaksın. Örgüt deyip iki yıl zulmedip, ‘örgüt yok’ diyorsan, başta ‘örgüt’ diyenin cezalandırılması lazım. Bu kadar insanın hakkına girdiler. Bu kadar insanı örgüt üyesi diye içeride tuttular. Öyle 'pardon' deyip kenara çekilmek yok. Nerede bu iddianameyi hazırlayanları denetleyecek HSK? Bu insanları örgütten, tüm haklarından mahrum tutan Silivri gibi bir cezaevinde perişan edenler nerede? Onlar terfi ettiler. Böyle mi terfi edilir, hakimlikte ve savcılıkta? Bu kadar kötülük cezalandırılır. Bu kadar kötülük ödüllendirilmez. O yüzden milletimizin vicdanına havale ediyoruz, bu kadar kötülüğü planlayıp, son günde de böyle tiyatro oyununu planlayanları."

"Kavala derhal serbest kalmalı"

Özel, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala için ikinci kez hak ihlali kararı vermesini de şöyle değerlendirdi:

Derhal serbest bırakılmalı. Anayasamızda yazıyor, AİHM kararları, bir uluslararası sözleşmeyle bunu kabul ettiğimiz için, kanunla çelişse kanunun üstündedir. Ayrıca anayasada yazıyor, Anayasa Mahkemesi kararları mutlaka ve mutlaka yasama, yargı ve yürütme için bağlayıcıdır. Gerekçeli karar yayınlandığında derhal uygulanır. Defalarca AYM kararlarına uymadılar, bütün arkadaşlar açısından. AİHM ikinciye karar veriyor, hala daha direniyorlar. Türkiye’yi de perişan ediyorlar bu yaptıklarıyla. Osman Kavala 10 yılı herhalde doldurdu. Büyük bir haksızlıkla muhataptır. Adalet ve Kalkınma Partisi’ne mensup 20’nin üzerinde milletvekilinin genel başkanları adına attıkları imza var raporda. ‘AİHM kararları derhal uygulanacak’ diyor. Altına imza atıyorlar. İmza söz, namustur. Bunu yerine getirmelerini bekliyoruz. Ama gördüğünüz gibi hiç oralı değiller. Anayasanın bir sayfası Cumhurbaşkanının yetkilerini yazıyor. O sayfa geçerli, yürürlükte. Öbür sayfası Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını yazıyor. O sayfaya uyumuyor. O zaman bir gün birisi gelir seninle ilgili sayfaya da uymadığını söyler. Kendi bindikleri dalı kesiyorlar. Bu ülkenin toplum sözleşmesini yok sayan, toplumla yaptığı sözleşmeyi yok saymış demektir. O zaman da tutup ‘Ben devletin başıyım’ diyemezsin. Devletin başıysan devletin başı gibi davranacaksın. Herkes biliyor ki üç kez Kavala beraat etti. Ama Recep Tayyip Erdoğan’ın zihninde mahkum olduğu için salıverilmedi. Beraat ettiğini gün kapıyı açmadılar. Öbür taraftan hızlıca casus suçlamasıyla tutuklama yaptılar. Casusluktan beraat etti, yeniden aynı davayı açıp ceza verdiler. Bu kadar kötülük bir insana yapılmaz. Türkiye’ye de yapılmaz."

"Seçer’le aramızda en ufak bir problem yok"

Özel, "Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in CHP’ye bağlılık vurgusu yapmasını nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna da şu yanıtı verdi:

Vahap Seçer’in CHP’ye yaptığı bağlılık vurgusu bizim yaptığımızdan farklı değil. Dün Vahap Başkan beni aradı. Biz zaten onlara güçlüklerini bildiklerimizi belediye başkanlarının ve meclis üyelerinin kararlarını ve sürecini kendilerine bıraktığımızı söylemiştik. Vahap Seçer CHP'ye duyduğu saygıyı, sevgiyi, bağlılığı ifade ediyor. O konuda hiçbirimiz Vahap Seçer’den eksik bir tarafta değiliz. O da onu vurguluyor. Bunun yanı sıra o ilin kendi durumunu gözeterek gerekli kararları verirler. Bu konuda bir sıkıntı yok. Vahap Bey’in bana bizzat söylediği, ‘Siz Adana’ya geldiğinizde de gelip size eşlik ettim. Mersin’e ve bölgeye ne zaman gelirseniz Genel Başkanım olarak size eşlik ederim. Mensubu bulunduğum parti bir başka belediyenin davetine icabet ettiğinde ben de zaten davetliydim ve hem katılmamam olmazdı. İfadelerim de mensubu bulunduğum Atatürk’ün kurduğu partiye dairdi’ dedi. Ben de bu konuda kendisine yönelik bir kırgınlık, küskünlük düşünmediğimi söyledim. Hatta kendisi hatırlattı, ‘Ben butlanın ilk günlerinde TBB Başkanı olarak da tüm arkadaşlarla bunu kınamıştım. Defalarca da geldim burada tavrımı gösterdim. Bu konuda aramızda en ufak bir problem olmadığını bilmesi isterim’ diye kendisi ifade etti bizzat bana. Ben de aynı iyi duyguları kendisine ifade ettim. Takip ettiğiniz gibi herhalde bugün dördüncü büyükşehir belediye başkanı geliyor. Ama şu Adalet Bakanlığı’nın tüm kanallarla, Türkiye’deki tüm belediye başkanlarımıza, ‘Bakın bir sürü soruşturmalar var şunlar var bunlar var. İsterseniz bir gidin Cumhurbaşkanımızla görüşün’ dediğini. Bu Cumhurbaşkanı ile görüşmek demek, partiye katılmak demek biliyorsunuz. ‘Yok bunu yapmıyorsanız bile yerinizden ayrılmayın, YENİ Parti’ye gitmeyin’ diye tehditte bulunduklarını, bakın Ankara’daki bütün belediye başkanlarımız açısından da söylüyorum, ilçe belediye başkanlarımız, Türkiye’nin dört bir yanından milletvekili, önceki dönem milletvekili, parti yöneticisi, bir akraba, bir kanalla ‘Gel götürelim Adalet Bakanlığı ile görüştürelim, Cumhurbaşkanının yanına çıkalım. Aman sıkıntıya girmeyesin.’ Bu tehdit ve şantaj ortamında bu arkadaşlarımızın gösterdiği, geçen arkadaşlarımızın cesaretine de diğer arkadaşlarımızın konuya ilişkin temkinli yaklaşımlarına da anlayış göstermek durumundayız hepimiz.

"Yaşanan insan seli izah edilebilir gibi değil"

Trabzon ve Rize ziyaretlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Özel, şöyle konuştu:

Trabzon ve Rize’yi, sizlerin ekranlarından vatandaşlarımız gördü. Görülmemiş bir ilgi, büyük bir coşku var. Öğrenciler yokken, insanlar tamamen yaylalardayken ya da başka yerlerdeyken, tarlasındayken, fındık bahçesindeyken, günün ortasında, güneşin altında Trabzon’daki ve Rize’deki insan selleri normal siyasi çalışmalarla izah edilebilecek durumun çok çok ötesinde. Bundan çok memnunuz. Tahmin ediyorum bu cuma Kocaeli’ndeyiz, Cumartesi Kayseri’deyiz. Durmaksızın il gezilerimizi sürdüreceğiz. Vatandaşın gösterdiği ilgiden, alakadan fevkalade memnunuz. Genel Merkez 30 Ağustos tarihi itibari ile herhalde kapılarını açıyor, orada çalışmaya başlayacağız. Tahmin ediyorum 31 Ağustos günü milletvekillerimiz, kurucular kurulu üyelerimiz ve partimizin asil ve yedek üyeleri ile bir toplantımız olacak. 1 Eylül’de MYK’mız binada olacak. 2’sinde de tüm il başkanlarımız, ilk il başkanları toplantımızı yapmak üzere binamızda olacak. YENİ Parti’de işler planlandığı gibi gidiyor. Milletimizin kurulması talimatını verdiği, adını verdiği, bütçesini verdiği parti örgütlenmesini hızla tamamlıyor. Tüm vatandaşlarımızı YENİ Parti’ye üye olmaya davet ediyoruz. Ağustos ayı içerisinde hafta sonuna kadar üye olanlar, ilçe kongrelerinde oy kullanabilecekler. İl kongreleri ve Genel Başkan oylamalarımız da tüm üyelerimizle yapılacak. Onun için ‘Benim de sözüm var. Ben Türkiye’nin gidişinden şikayet etmek ya da izlemek değil, buna müdahale etmek, siyasete doğrudan dahil olmak istiyorum’ diyen her yaştan gençleri YENİ Parti’ye davet ediyoruz.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU