İyi günde, kötü günde: Dünya Eş Taşıma Şampiyonası

Finlandiya'nın en sıradışı şampiyonasında zafer, sadece güçlü olanın değil uyumu en iyi yakalayanın oluyor

Dünya Eş Taşıma Şampiyonası'nda yarışmacılar, parkuru tamamlamanın yanı sıra "en eğlenceli çift", "en iyi kostüm" ve "hafta sonunun en güçlü taşıyıcısı" gibi özel ödüller için de yarışıyor (AP)

Adrenalin'den herkese merhaba. Sıradışı sporlar serimizde bu hafta Dünya Eş Taşıma Şampiyonası'nı inceliyoruz.

Bir parkurun başındasınız. Önünüzde kum, su havuzu ve aşmanız gereken engeller var. Start verildiği anda koşmaya başlıyorsunuz ama yalnız değilsiniz. Sırtınızda en az 49 kilogram ağırlığında bir insan var.

Üstelik onu ne kadar hızlı taşırsanız, ödülünüz de o kadar büyük oluyor. İlk duyduğunuzda şaka gibi gelebilir ancak Finlandiya'da düzenlenen Dünya Eş Taşıma Şampiyonası tam olarak bunun üzerine kurulu.

Her yıl binlerce izleyiciyi Sonkajärvi kasabasında buluşturan organizasyon, bugün dünyanın en ilginç spor etkinliklerinden biri kabul ediliyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Renkli kostümler, kahkahalar ve sıradışı görüntüler nedeniyle sosyal medyada sık sık gündem olsa da parkura çıkan sporcular için işin eğlence kısmı start düdüğüyle birlikte sona eriyor. O andan itibaren belirleyici olan tek şey hız, denge, kuvvet ve kusursuz takım uyumu.

Yarışın kökeni ise Finlandiya folklorunda anlatılan Herkko Ronkainen efsanesine dayanıyor. Rivayete göre 19. yüzyılda yaşayan haydut Herkko Ronkainen, çetesine katılmak isteyenleri ağır yükler taşıyarak sınava tabi tutuyordu.

Bir başka anlatı ise Ronkainen ve adamlarının köylerden kaçırdıkları kadınları sırtlarında taşıyarak kaçtıklarını söylüyor.

Hangisinin gerçek olduğu bilinmese de 1992'de bu hikayelerden ilham alınarak Finlandiya'da ilk Eş Taşıma Şampiyonası düzenlendi. 1996'da Dünya Eş Taşıma Şampiyonası'na dönüşen yarışma küçük bir yerel etkinlikten uluslararası bir organizasyona dönüştü.
 


Bugün yarışın kuralları epey net. Sporcular, 253,5 metre uzunluğundaki parkuru mümkün olan en kısa sürede tamamlamaya çalışıyor.

Parkurun üzerinde kum ve çakıl bölümleri, iki engel ve yaklaşık 1 metre derinliğinde bir su havuzu bulunuyor. Yarışmacının taşıdığı kişinin en az 17 yaşında ve 49 kilogram ağırlığında olması gerekiyor. Eğer bu ağırlığın altındaysa fark, özel bir sırt çantasıyla tamamlanıyor.

İşin en ilginç taraflarından biri ise yarışmacıların gerçekten evli olmak zorunda olmaması. Taşıdığınız kişi eşiniz, sevgiliniz, arkadaşınız ya da gönüllü bir partner olabilir.

Hatta yıllardır şampiyonluk yaşayan bazı ikililer özel olarak bu yarış için bir araya geliyor. Çünkü başarıyı belirleyen şey romantik ilişki değil, birlikte hareket edebilme becerisi.

Parkurda en sık tercih edilen teknik ise "Estonya taşıması" diye biliniyor. Bu yöntemde taşınan kişi baş aşağı duruyor, bacaklarını taşıyıcının omuzlarına doluyor ve beline tutunuyor.

İlk bakışta rahatsız edici görünse de ağırlık merkezini dengelediği için en hızlı yöntemlerden biri kabul ediliyor. Bunun dışında sırtta taşıma veya itfaiyeci omuzlaması gibi farklı tekniklere de izin veriliyor.
 


Kuralların bazıları ise beklenmedik derecede ayrıntılı. Yarış sırasında eşinizi düşürmeniz diskalifiye sebebi değil. Tek yapmanız gereken onu mümkün olduğunca hızlı şekilde yeniden sırtınıza almak.

Ancak ayakkabılar yarış öncesinde tek tek kontrol ediliyor. Çivili veya sivri tabanlı ayakkabılar yasak. Taşıyıcılar herhangi bir destek ekipmanı da kullanamıyor. Yani parkuru tamamen kendi kuvvetiniz ve dengenizle bitirmek zorundasınız.

Bu yüzden eş taşıma yarışı dışarıdan göründüğü kadar kolay değil. Başarılı sporcular aylar boyunca sprint çalışıyor, bacak kuvvetlerini geliştiriyor ve partnerleriyle birlikte denge antrenmanları yapıyor. Özellikle su engelinden çıkış ve yön değiştirme bölümleri yarışın kaderini belirleyebiliyor. Birkaç saniyelik hata, şampiyonluğu kaybetmeye yetiyor.
 


Finlandiya'da başlayan bu ilginç gelenek artık ülke sınırlarını çoktan aşmış durumda. Birleşik Krallık, ABD, Avustralya, Almanya, Estonya, Polonya ve daha birçok ülkede benzer organizasyonlar düzenleniyor.

Dünya Şampiyonası ise hâlâ sporun merkezi olmayı sürdürüyor ve her yıl onlarca ülkeden sporcuyu aynı parkurda buluşturuyor.
 


Bu yıl 4 Temmuz'da düzenlenen şampiyonayı Finlandiyalı Taisto Miettinen ve Katja Kovanen kazandı. Böylece Miettinen 9. kez dünya şampiyonluğuna ulaşırken organizasyonu yaklaşık 2 bin 500 kişi izledi.

Şampiyonanın en dikkat çekici ödülü ise yıllardır değişmedi. Birinci olan çifte geleneksel olarak taşınanın ağırlığı kadar bira verilirken son yıllardaki uygulamalarda bira yerine başka bir içecek de seçebilme hakkı kazanana bırakıldı. Bunun yanında en eğlenceli çift, en iyi kostüm ve hafta sonunun en güçlü taşıyıcısı gibi özel ödüller de veriliyor. Kısacası organizasyon sadece hız yarışından ibaret değil, festival atmosferiyle de öne çıkıyor.

İlk bakışta absürt bir fikir gibi görünse de Dünya Eş Taşıma Şampiyonası, sporun bazen yalnızca rekorlardan ve madalyalardan ibaret olmadığını gösteriyor. Bazen bir geleneği yaşatmak, birlikte hareket etmeyi öğrenmek ve binlerce insanı aynı parkurun kenarında gülümsetebilmek de başlı başına bir sportif başarı sayılabiliyor.



Kaynaklar: AP, The Times, Euronews, Eukonkanto

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU