TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Bölgesinde önemli bir güç, bölgesinde büyük bir gelişme potansiyeline sahip olan hatta artık yavaş yavaş küresel aktör olma yolunda ilerleyen Türkiye, Avrupa için asla bir yük değil, tam tersine Avrupa'nın geleceği için önemli bir teminattır ve Avrupa'nın geleceği için bir zenginliktir.” dedi.
Kurtulmuş, Finlandiya Parlamentosu (Eduskunta) Başkanı Jussi Halla-Aho ile Finlandiya-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu’nun ev sahipliğinde düzenlenen “Değişen Dünyada Türkiye: Bir Ortak, Bir Dengeleyici, Bir Stratejik Aktör” konulu konferansta milletvekillerine ve katılımcılara hitap etti.
Türkiye’nin uluslararası alanda müzakerelere, barış anlaşmalarına, karşılıklı farklı görüşlerin yakınlaştırılmasına odaklandığı gibi kendi içerisinde de en önemli meselesi terör meselesini çözmek için büyük bir kararlılıkla inisiyatif aldığını aktaran Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yürütülen faaliyetler ile TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.
Terör meselesinin artık geride bırakılacağının altını çizen Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:
Türkiye'de bütün yurttaşlarımızın birinci sınıf, eşit, özgür yurttaşlar olduğu, tam manasıyla demokratik standartların yükseltildiği, hiç kimsenin etnik kökeni, mezhebi, meşrebi bakımından ayrıştırılmadığı, hiç kimseye farklı bir gözle bakılmadığı yeni bir dönemin kapılarını sonuna kadar açıyoruz. Bu aynı zamanda, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının zihninden silahlı mücadele yapmayı geçirmeyeceği yeni bir dönemin başladığı anlamına geliyor. Ümit ediyorum ki böylece Türkiye en zor meselesini de müzakere yoluyla, istişare yoluyla ve siyasi olgunlukla gerçekleştirmiş ve Türkiye Cumhuriyeti tarihimizin en zor meselesini çözmüş olacaktır.
Dünyanın içinde bulunduğu yeni dönemde, hiçbir ülkenin, hiçbir bölgenin tek başına dünyayı yönetmesinin mümkün olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:
Önümüzdeki dönemin en belirgin özelliği; çok kutupluluk ya da daha doğru bir tabirle çok merkezlilik olacaktır. Dünyanın birçok yerinde yeni merkezler, yeni kutuplar, yeni stratejik havzalar ortaya çıkacak ve bu havzalar dünya siyasetindeki güç dengesini, güç denklemini çok farklı şekilde etkileyecektir. Türkiye hem jeostratejik konumu itibarıyla hem sahip olduğu genişleme potansiyeli itibarıyla hem dünyanın bütün dengelerinin kesiştiği nokta olmak itibarıyla, güçlü ekonomisi, istikrarlı siyasi yapısı dolayısıyla sadece bölgenin değil dünyanın yükselen yıldızlarından birisidir. İnşallah, Türkiye, dünyanın bu döneminde barış perspektifine sahip olarak yeryüzünde yeni, adil, hakkaniyetli bir dünya sistemi kurma amacına hizmet ederek, çevresindeki kendisiyle ilgili bütün düşmanlıkları azaltacak, dostlarının sayısını artıracak ve dostlarıyla da ittifaklarını güçlendirerek yoluna devam edecektir.
AA