Özgür Özel, BirGün’e yaptığı açıklamalarda gündemdeki siyasi gelişmelere ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin kararının ardından yaşanan süreci değerlendiren Özel, CHP’nin yeni dönem stratejisine ilişkin mesajlar da verdi.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
CHP’nin, “Kamu yetkilerini kendi menfaati için kötüye kullanan, Anayasal düzeni ihlal eden iktidar partisinin kuşatması ve işgali altında olduğunu” söyleyen Özel, “Artık bir daha seçim kazanamayacağını gören iktidar partisi, milleti adaysız, partisiz, seçeneksiz bırakmak istemektedir. Bunun için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen bir sivil darbeye kalkışılmıştır ve bu darbe sürdürülmektedir” ifadelerini kullandı.
“Mutlak butlan-mutlak sultan"
CHP’nin tarihi boyunca çok sayıda darbeyle karşı karşıya kaldığını belirten Özel, 12 Eylül döneminde partinin kapatıldığını anımsattı. Ancak bugünkü sürecin farklı olduğuna dikkat çeken Özel, “Ama ilk kez başına mahkeme tarafından bir kayyım atanmış, ilk kez seçilmiş kadroları mahkemece görevden alınmış ve ilk kez Genel Merkezi polis zoruyla tarumar edilmiştir” dedi.
Yaşananların yalnızca CHP’nin iç meselesi olmadığını vurgulayan Özel, şöyle konuştu:
Bu mesele, artık milletin istemediği bir iktidar ile 86 milyon arasındadır. Bu mesele, Erdoğan ile Türkiye arasındadır. Artık bir yanda, ‘Seçilmiş CHP’, diğer yanda, ‘Atanmış CHP’ vardır. Erdoğan, CHP’nin başına bir butlan yönetimi atamıştır. Bir yanda, ‘Kazanan CHP’, diğer yanda, ‘Kaybeden CHP’ vardır. Erdoğan 13 yıl boyunca yendiği yönetimi, tekrar karşısında istemektedir. O yüzden karşımızdaki yeni ittifak Mutlak Butlan-Mutlak Sultan ittifakıdır. AK Parti Yargı Kollarının aylardır yaptığı saldırıların nedeni, partimizi Ak Parti Butlan Kollarına yönettirmek içindir.
"Bu kurguda CHP'ye bir yer tarif edilmektedir"
Özel, Türkiye’de uzun yıllardır belirli bir siyasi düzenin korunduğunu savunarak, bugünkü yapıyı “AK Parti’nin Kara Düzeni” olarak tanımladı.
Açık konuşalım. Türkiye’de yıllardır kurgulanan bir düzen var. Bu düzen, değişmeyen aktörleri, siyasetçileri dayatan bir düzendir. Müesses Nizam, kendi siyaset kurgusu bozulmasın istemektedir. Bu kurguda da CHP’ye de bir yer tarif edilmektedir. Kimi, ‘Derin devlet’, kimi ‘Devlet aklı’ diyerek bu düzeni savunmaktadır. Bir avuç insanın menfaatine derin kılıflar uydurulmaktadır. Bugünün Müesses Nizamı, AK Parti'nin Kara Düzeni’dir. Müesses Nizamın çıkarları ile milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbiriyle karşıt hale gelmiştir.
CHP’nin tarihsel olarak milletin yanında konumlandığını ifade eden Özel, mücadelelerinin makam ya da koltuk için değil, demokratik bir Türkiye hedefiyle sürdüğünü söyledi.
Biz 100 yıl önce olduğu gibi bugün de Müesses Nizam’ın değil, milletin safında duran kadrolarız. Bu yürüyüş, milletin yürüyüşüdür. Bu yürüyüşü ayakta tutan, ilkelerimiz, ideallerimiz ve inancımızdır. Bu yürüyüşte atılan adımlar, çatılar, binalar, koltuklar, makamlar için değil, özgür, bağımsız, adil ve demokratik Türkiye için atılmaktadır. Aslolan mücadele ruhudur.
“Kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak"
Özel, CHP içinde mevcut düzene destek verdiğini öne sürdüğü isimlere yönelik de sert mesajlar verdi.
Müesses Nizama işbirlikçi olanlara, kara düzenin sesi olanlara, milletimizin, partimizin, delegelerimizin vermediği görevi başka yerde arayanlara bu yürüyüşte yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa, bu kara düzene payanda olanlardan arınacak. ‘Kazanan CHP’, ‘Kaybeden CHP’yi isteyenlerden arınacak. Çünkü artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya Müesses Nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da milletimiz zincirleri kırıp yoluna devam edecek. Mesele budur.
CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesinin yaşandığı 24 Mayıs tarihini “milat” olarak değerlendiren Özel, bu tarihten sonra siyasette yeni bir dönemin başladığını savundu.
O tarihten sonra öncesi ve sonrası vardır. O tarihten sonra seçilmiş iradenin, demokrasi ve adaletin yanında olanlar amasız ve fakatsız bizim yanımızdadır. Genel Merkezden meclise-millete doğru yürüyüş eski, köhnemiş, yozlaşmış kara düzeni sarayıyla, kuklalarıyla geride bırakıp milletle yeni bir düzeni kurmak için başlayan bir yürüyüştür.
“Mevzi değil, cephe mücadelesi”
Sürecin yalnızca CHP’yi değil, tüm demokratik sistemi ilgilendirdiğini ifade eden Özel, toplumsal muhalefete birlik çağrısında bulundu.
Hedef sadece CHP değildir. Tüm demokratik sistemimiz tehlikededir. O yüzden mücadele bir mevzi mücadelesi değil bir cephe mücadelesi olmalıdır. Tüm toplumsal muhalefetin bu süreçte bir arada durması inancımızı artırmıştır. Çünkü yapılacak ilk seçim otokratlar ve demokratlar arasında olacaktır. Demokrasiye ve adalete inanan herkesi, sendikaları, meslek örgütlerini, sivil toplumu, kurumları ve tüm siyasi partileri CHP’nin yanında durmaya değil, milletin yanında durmaya, kendi varlıklarına sahip çıkmaya çağırıyorum.
Özgür Özel'den yeni açıklamalar: Kemal Bey milletvekili olmadığı için grup başkanı olması mümkün değil
CHP Lideri Özgür Özel, Kurban Bayramı'nın ikinci gününde İzmir'de cezaevinde tutuklu partilileri ziyaret etti. İlk olarak Aliağa Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda tutuklu bulunan CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol ile Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ve Egeşehir A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Ekinci’yi ziyaret eden Özel, ardından Buca F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu'nda İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl eski Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’yı ziyaret etti.
Ziyaretlerin ardından açıklama yapan Özel, basın mensuplarının CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TBMM Grup Toplantısı için milletvekillerine gönderdiği yazıya ilişkin de değerlendirmelerde bulundu.
Kooperatiflerin önemli olduğunu ve davalardaki tutuklulukları doğru bulmadığını ifade eden Özel, şunları söyledi:
Adalet ve Kalkınma Partisi, kooperatiflerdeki mağduriyeti çok istismar eden bir dil kullanıyor İzmir'de. Biz buna karşı da büyük bir kararlılıkla bu kooperatiflerin ilerlemesini ve mağduriyetin ortadan kalkmasını istiyoruz. Buradaki yürüyüşü durdurmak, buna bir operasyon yapmak iyi niyetli bir davranış değil ve çok sayıda İzmirliyi boşu boşuna mağdur edecek bir durum. Sayın Ümit Erkol, imza yetkisi olmayan, kooperatif yönetim kurulunda bulunmuş birisi. Kooperatif denetim kurulunda bulunduğu için tutuklanan arkadaşlarımız, altı gün kooperatife üye olup tutuklanan insanlar var. Bu gerçekten olacak iş değil. Türkiye'de nerede bir kooperatif davasında tutuklu yargılama olmuş? Akıl almaz işler oluyor. Kooperatifçilik suç değil. O kentsel dönüşüm meselesinde birileri müteahhitli formüller bulurken, iyi niyetle müteahhidin olmadığı, kooperatifin olduğu bir formül aranmış ve bununla ilgili önemli işler de yapılacakken inşaat maliyetlerinin on kat artmasıyla bir kriz yaşanmış. İstanbul'da on binlerce kişi konut mağduru varken ve AK Parti sorumluluk üstlenmezken, AK Partili belediyelerde örneğin Esenyurt'taki 30 bin kişinin yaşadığı mağduriyetler varken, burada daha mağduriyet olmasın diye çare bulunmuş bir meselede arkadaşlarımızın böyle yargılanıyor olmaları gerçekten sıkıntı verici. Dolandıran yok, dolandırılan yok, cebine para koyan yok. CHP’li oldukları için ve CHP’yi yıpratmak için yapılan bu işlere karşı arkadaşlarımızla dayanışmamızı gösteriyoruz. Kooperatif suç değildir. Bıraksalar insanlar evlerine de kavuşur. Süreç o noktaya gelmiş durumda. Ancak birileri CHP’ye karşı vatandaşın duygularını harekete geçirecek bir mağduriyet ortaya çıksın, bu bir başarı hikâyesine dönüşmesin diye hareket ediyor. Bu kadar boşu boşuna suçladığımız insanların masumiyeti ortadan kalkmasın diye yapılan bu operasyonları ve devamını reddediyoruz.
"YSK mazbatayı iptal etmiyor"
Kılıçdaroğlu'nun Grup toplantısının yapılmayacağına ilişkin milletvekillerine gönderdiği yazıya ilişkin soruyu yanıtlayan Özel, şu ifadeleri kullandı:
Ben kurultaydan önce milletvekili grubumuz tarafından oy birliğiyle grup başkanı seçilmiştim. 28 Mayıs 2023 seçimlerinin hemen ardından, yemin töreninden sonra oy birliğiyle seçilmiştik. Ardından kurultayda aday olduk, yarıştık ve ben genel başkan seçildim. Otomatikman grup başkanıyım. Aslında bu butlan kararı benim mazbatamı elimden almıyor. YSK da mazbatayı iptal etmiyor. Ben seçilmiş genel başkanım. Ancak butlan kararıyla bir tedbir uygulanıyor. Ama o tedbir kararı benim ne milletvekilliğimi elimden alıyor ne de genel başkanlığımı. Sadece genel başkanlıkla ilgili bazı yetkileri mahkeme kararı kesinleşene kadar kullanamayacağım yönünde hukuksuz bir karar var. Yine de biz tedbiren, ‘grup başkanlığı boşaldığı takdirde ilk kapalı toplantıda yenisi seçilir’ hükmü gereğince partimizdeki grup yönetiminin çağrısıyla toplandık ve grup başkanlığı seçimini yeniledik. Bunu da Meclis'e bildirdik. Onlar da bunu tescil ettiler ve sistemlere işlediler. Bu konuda herhangi bir sorun yok. Eğer maksat bu toplantının yeniden yapılmasıysa, o toplantı zaten yapıldı. Grup başkanlığı boşalırsa o zaman yeniden seçim yapılır. Benim grup başkanlığından istifa etmek gibi bir niyetim yok. Ama amcam dün bu saatlerde yaşıyordu, bugün toprağa verildi. Eğer ona birileri ümidini bağlamışsa... Bana bir şey olursa yenisini yeni başkan seçerler. Bundan sonra partide yeni bir gerginlik yaşansın diye grup toplantısına ilişkin yeni tartışmalar çıkarılmasını doğru ve sağlıklı bulmam. Kemal Bey milletvekili olmadığı için grup başkanı olması mümkün değil. Bununla ilgili irade grup yönetiminin ve milletvekillerinin iradesidir. Bir tanesi partiyi yönetir, bir tanesi grubu yönetir.
Öyle bir yazıya da gerek yoktu. Öyle bir yazının sonuç doğurmayacağını da Meclis iç tüzüğünü ve grup iç yönetimini bilen herkes bilir. Ben de bu görevi parlamentoda en uzun süre yapan kişilerden biriyim. Bu işleri biliriz. Boşu boşuna partide yeni bir gerginlik, yeni bir tartışma alanı varmış gibi davranılmasını doğru bulmuyorum.
“Araç konusu çok korkunç bir şey"
Özel, CHP Genel Merkezi’nin bahçesinde sergiletilen araçlar hakkındaki soruya ise şu yanıtı verdi:
Araç konusu çok korkunç bir şey. En büyük üzüntümü bu süreçle ilgili ifade edeyim, hadi bu butlan kararı oldu, butlan kararını reddetmek... Hikmet Çetin ‘Buraya getirirlerse reddederim, kapıda dururum, kimseyi sokmam, partiyi seçilmemiş kimse yönetemez’ dedi ya... Partiyi seçilmeden yönetmeyi kabul etmek ayrı bir şey de yıllardır CHP’ye ve birçok içerideki tutuklu arkadaşımıza haysiyet cellatlığı yapan birisini ve bunu yapan kanalı, TGRT’yi koordine eden birisini tutup da basın danışmanı yaparsanız… Onun bir tane amacı var baştan beri. O CHP’ye zarar verecek. Ve gitmiş, oraya iki araba koymuş, bir sürü iftirayı gerçekmiş gibi sunmuş paylaşmış. Koyduğu arabalardan biri Kemal Bey zamanında alınmış, diğeri de bundan birkaç ay önce alınmış daha içi de yapılmamış. Yalan yanlış şeyler yazmış. Sonra da olayın böyle olduğu ortaya çıkınca... Hele ki Aziz Aktaş meselesi. Biz yıllarca bir şey demedik. Kemal Bey’e bir zırhlı araç getirilmiş İstanbul’dan kullanılmış. Biz hiç görmedik. O aracı biz hiç görmeden devir teslimden sonra bir milletvekili alıp İstanbul’a götürmüş.O da ortaya dün çıktı. Aziz İhsan Aktaş’tan bir araç tahsisi varsa bizim yönetimimizden önceki dönemde yapılmış bir şey. Bunların hepsi ortaya çıkmış ‘Ben o araçları misalen seçtim, böyle bir şey varsa diye söyledim’ diyor. CHP’ye böyle bir haysiyet suikastini yeni yönetimin TGRT’den gelme CHP düşmanı basın danışmanı yapabilir mi! Zaten bu yapar. Partiyi, Kemal Bey’i seven biri yapmaz. İnsan olan yapmaz. Sanki TGRT’de bir gecelik yalan haber yaparmış gibi partinin tabelasının önünde partinin araçlarıyla yapıyor. Söylediği iki şey de yalan çıkınca ‘Biz bunu içeriden rastgele seçtik. Varsa diye Kemal Bey araştıracak’ diyor. Gerçekten utanç duydum. Olacak iş değil. Kılavuzla karga olanın, basın danışmanı TGRT’den olanın başına böyle şeyler gelir.
Özel'den "araç" tepkisi: Kılavuzu karga olanın...
— Independent Turkish (@TurkishIndy) May 29, 2026
CHP’ye böyle bir haysiyet suikastini yeni yönetimin TGRT’den gelme CHP düşmanı basın danışmanı yaparhttps://t.co/x0gYrb4nEU pic.twitter.com/6xy9SjnwuL
"Taziye mesajına teşekkür ettim"
Özel, amcasının vefatının ardından Kılıçdaroğlu’nun kendisine ulaşamadığı yönündeki iddialara ilişkin ise şu ifadeleri kullandı:
Telefonu açmamak değil. Gün boyunca bayram aramaları ve taziye aramaları vardı. Telefon artık cevaplanabilir bir durumda değil, zaten defin sırasında kapalıydı. Definden çıkınca Kemal Bey’in mesaj attığını söylediler. Ben de mesaja cevap verdim. Kendisi nazik bir taziye mesajı yollamış, ben de teşekkür ettim. Durum bundan ibaret. Arayıp açmamak değil.
BirGün, Independent Türkçe, ANKA