CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması, 34. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor.
77'si tutuklu, toplam 414 sanığın yargılandığı duruşmaya, görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu ve diğer tutuklu sanıklar katıldı.
Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar salona getirildiği sırada izleyiciler alkışlarla karşıladı ve "Günaydın", "Cumhurbaşkanı İmamoğlu", "Hızır yoldaşın olsun İnan Başkan", "Çalık Başkanım günaydın" diye seslendi.
Tutuklu Yeşilyurt'un avukatı: İlgili bakanlara ve kamu kurum yöneticilerine dava açılmalı
Duruşmanın 32. ve 33. gününde, firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu'nun şirketlerinden, "Güney Cebeci Madencilik Sanayi Ticaret AŞ'ye ait Cebeci Maden Sahası Bölgesi'ne İBB tarafından hafriyat dökümü nedeniyle kamu zararı oluştuğu" iddiasıyla tutuklu yargılanan sanıkların savunmaları alındı. Tutuklu Yağmur Cansu Yeşilyurt, iddianamede Gülibrahimoğlu'nun şirketinde genel müdür olduğunun sehven yazıldığını belirterek, harita mühendisi olduğunu söyledi.
"Bakanlara ve ilgili kamu kurum yöneticilerine dava açıklaması" talebi
Duruşmada sanık Yeşilyurt'un avukatı Metin Çetinbaş, yarım kalan savunmasını tamamladı. Çetinbaş, maden faaliyeti için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Maden Petrol Genel Müdürlüğü'nün sorumluluğu olduğunu söyledi. Maden faaliyeti için raporların alındığını belirten avukat Çetinbaş, savcıların kurum yetkilileri hakkında dava açması gerektiğini kaydetti. "Ben isimlerini vereyim" diyen Çetinbaş, "Ortada böyle bir iddia varsa Berat Albayrak, Fatih Dönmez, Abdullah Tancan, Alparslan Bayraktar, Mithat Cansız, Davut Gül, Mahmut Kaşıkçı'ya dava açılmasını beklerdik" dedi.
Avukat Metin Çetinbaş, Kuzey ve Güney Cebeci şirketlerinin mevzuat gereğince yasal olarak oluşturulan şirketler olduğunu ve birleştirme işlemlerini savcıların suç saydığını ifade etti. Çetinbaş, bu iddianameyi hazırlayan savcıların bu mevzuatı bilmediklerini öne sürdü. Maden bölgesinde tedbirleri almak için kurulan komisyonun üyelerinin İstanbul Valiliği tarafından atandığını söyleyen Çetinbaş, toplantılara katılan müvekkilinin bununla suçlandığını belirtti.
"Proje koordinatörü Prof. Dr. Atiye Tuğrul'a ödül verildi"
Çetinbaş, Cebeci Maden Bölgesi'nin Cumhurbaşkanlığı 2. 100 Günlük Eylem Planı'nda yer aldığını söyledi. Projenin hayata geçirilmesi için MAPEG, İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına proje koordinatörü Prof. Dr. Atiye Tuğrul'un, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Mithat Cansız'ın elinden ödül aldığını belirtti.
Avukat Çetinbaş, Cebeci Maden Bölgesi'ne ilişkin Sultangazi Kaymakamlığı'nın 2024 yılına ait yazısında tesislerin kurulmasında herhangi bir sakınca bildirilmediğini söyledi. Çetinbaş, savcıların hiçbir araştırma yapmadan kaçak döküm yapıldığı iddiasıyla müvekkilinin tutuklanmasının kabul edilebilir olmadığını belirtti ve tahliyesini talep etti.
Avukat Çetinbaş'ın ardından Yeşilyurt'un bir diğer avukatı Duygu Çetinbaş Söner söz alarak, müvekkili hakkında sanık, tanık ifadesi bulunmadığını vurguladı. Söner'in savunmasının ardından Mahkeme Başkanı duruşmaya ara verdi.
Tutuklu İnan Güney'den Anneler Günü mesajı
Ara verildiği sırada sanıklar salondan çıkarılırken, izleyiciler sanatçı Edip Akbayram'ın "Güzel günler göreceğiz" şarkısını söyledi. Tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney de izleyici sıralarında oturan annesine dönerek, "Anne, elinden öpüyorum, Anneler Günü'nü kutluyorum" dedi.
İmamoğlu da salondan ayrılırken izleyicilere "Hepinizi çok seviyorum" diye seslendi.
Tutuklu Mustafa Keleş: Baba-oğul olmak örgüt için yeterli gözüküyorsa o zaman Allah beni örgüt üyesi olarak mı yarattı?
Tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş, savunmasında, 20 Haziran 2025'te tutuklandığını, 11 aydır cezaevinde bulunduğunu, iddianameyi okuduğunu ancak hakkındaki "rüşvet alma" suçuna dair istinada rastlamadığını belirterek, "Ben 11 aydır olmayan, hayali bir rüşvet alma eylemi sebebiyle tutukluyum; tutukluluğum bu sebeple mi devam ediyor acaba?" diye sordu.
Murat Gülibrahimoğlu’nun şirketinde, Kuzey İstanbul Gayrimenkul firmasında satın almacı olarak işe başladığını belirten Keleş, 59. eylem kapsamında pek çok suçtan cezalandırılmasının talep edildiğini, ancak savcılıkta bu suçlarla ilgili kendisine tek bir soru sorulmadığını aktardı. Mustafa Keleş, babasının 13 aydır, amcası Zafer Keleş'in 12 aydır tutuklu olduğunu, kuzeni Murat Keleş'in ise 11 ay tutuklu kaldıktan sonra geçen hafta tahliye edildiğini belirtti.
Keleş, "Avukatım bana 'seni torba eyleme atmışlar' dedi. Yani ben pazardan aldıkları domates miyim, biber miyim? Niye benim bu suçlamaları yaptığıma dair, işlediğime dair bir delil olmadan, bir beyan da olmadan bunlara dair, bir etkin pişmanlık ifadesi olmadan bu suçlamaları yöneltiyorlar? Ben insanım. Savcılık babamın benim örgüt yöneticim olduğunu iddia ediyor ama aramızda baba-oğul ilişkisi dışında herhangi bir örgütsel bağ vesaire bulunduğunu gösteren tek bir somut delil veya bir beyan dahi yok. Babam bana hangi emir ve talimatı vermiş? Ben hangi emir ve talimatı yerine getirmişim veya ben kime emir ve talimat vermişim? Bu soruların cevabı aranmadan, safi baba-oğul olmak örgüt ilişkisi için yeterli gözüküyorsa o zaman Allah beni örgüt üyesi olarak mı yarattı, ben örgüt üyesi olarak mı dünyaya gelmiş oluyorum?" diye sordu.
"Cebeci Maden Bölgesi'nde yetkim ve dahlim bulunmamaktadır"
Cebeci Maden Bölgesi'nde yetkisi ve dahili bulunmadığını, bu bölgede yürütülen çalışmalara ilişkin bir görevi olmadığı için konuşulan faaliyetler hakkında da bilgisinin olmadığını söyleyen Mustafa Keleş, "Maden bölgesiyle gerçekleştirilen döküm faaliyetiyle, çıkarılan madenle, bu sahaların yönetimi veya dizaynıyla vesaire alakalı herhangi bir yetkim ya da dahilim bulunmamakta. Herhalde HTS kayıtlarına da bakılınca Cebeci maden bölgesinde çalışmadığım gözükür. Bu sahalarla ilgili hiçbir yetkim yok, hiç kimseye bir iş buyurmuşluğum veya emir vermişliğim yok. Madencilik faaliyetleriyle ilgili bir iş yapmışlığım da yok. Çok fazla kişinin yalan yanlış da olsa ifade verdiği bir dosyada adımın bu sahalarla ilgili bir beyan içinde bile geçmemesi zaten bu gerçeği göstermektedir" dedi.
"Annemin gözünün içindeki acıya bakmaya dayanamıyorum"
Keleş, muhasebe programlarına erişimi olmadığını ve hiç fatura kesmediğini belirterek, şu savunmayı yaptı:
11 aydır, bir delil, beyan, bir etkin pişmanlık ifadesi olmaksızın kapalı ceza infaz kurumunda tutukluyum. Annemin, kız kardeşimin, babamın ve benim bir yıldır içinde bulunduğumuz bu süreç dolayısıyla duygusal halde paramparça olduklarını ben biliyorum. Annem, kız kardeşim her gün bu duruşmaya geliyorlar. Ben başta birkaç saniye el sallayıp şu merdivenden aşağı iniyordum. Çünkü artık annemin gözünün içindeki acıya bakmaya dayanamıyorum. Çünkü daha önce öyle bir acıyı onun gözünde görmedim ben. Ne anneannem vefat ettiğinde ne dedem vefat ettiğinde... Öyle yapınca da annem bana kızıyor, ben de artık sağına soluna bakıyorum, öyle el sallıyorum kendisine, gözünün içine bakamıyorum. Aileme yaşatılanların takdirini sizin vicdanınıza bırakıyorum.
"Cinayet koğuşundayım. Yerde vardiyalı bir şekilde yatılır"
11 aydır, kapasitesinin 21 kişi olması gereken yerde 60 kişinin kaldığı, insanların sıkış tıkış yaşadığı bir cinayet koğuşundayım. Yerde vardiyalı bir şekilde yatılır. Küçük masada 10 kişi yemek yiyoruz. Koğuşumda, evine, arabasına, ayağına sıkan, öz kardeşini bıçaklayan, tanımadığı birini sırf uyuşturucunun etkisiyle bıçaklayan insanlar bile tahliye oldu. Ben hala tutukluyum; ne yaptığımı, neden hâlâ buradayım anlamıyorum. Üstelik koğuşumdaki televizyondan, gazeteden, babam hakkındaki ahlaksız iftiraların çirkinliğini ben biliyorum. Ben koğuşumdaki insanlarla bu haberler yayınlanırken kaç kere tartışmak durumunda bırakıldım. Başıma bir şey gelse beni buraya atanlar mı, yoksa 'arada bir yalan da söylenir canım' diyen gazeteciler mi hesabını verecekti bilmiyorum. TCK'nın vesaire olduğu şu küçük kitapçıklardan var koğuşta, okuyorum.
Tutuklular ve hükümlüler işledikleri suçlara göre, suça bakış açılarına göre, eğitim durumlarına göre, sanat ve müzik zevklerine göre ayrılır diye bir ifade var. Ben buna bakıyorum, etrafıma bakıyorum, gülebiliyorum sadece bu ifadeye. Bütün bu iftiralar atılırken annemin, kız kardeşimin başına bir şey gelir mi korkusuyla yaşamanın ne demek olduğunu ben biliyorum. Babama baskı kurmak isteyenler kadar, babamın adını verip tahliye olan iftiracılar da bugün benim burada bulunma sebebim olduğunu düşünüyorum. Hiçbirine hakkımı helal etmiyorum.
Ekrem İmamoğlu: Allah, hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın
Tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş'in savunmasını yaptığı sırada salondaki izleyicilerin ağladığı görüldü.
Sanık Mustafa Keleş'in avukatı Nergis İnce, müvekkilinin lehine olan beyanın ifade tutanağına geçmediğini söyledi. İnce, "Savcılık yorumunu destekleyen tek bir beyanın olmadığını tekrarlıyorum. Bugüne kadar iddianame hakkında diğer meslektaşlarım pek çok şey söylediler. İftiraname dendi, tahrifname dendi, isnatname dendi, söylentiname dendi; beşincisini de ben eklemek istiyorum: 'Varsayımname' diyorum. Çünkü soruşturma makamı, somut delillere dayanarak, müvekkilim Mustafa Keleş hakkında ortaya bir iddia koymuyor, koyamıyor ancak varsayıyor. Bu varsayımı da şöyle yapıyor, Mustafa'nın adının zikredildiği her yerde şöyle zikrediliyor, örgüt yöneticisi Fatih Keleş'in oğlu Mustafa Keleş" diye konuştu.
Avukat İnce, Mustafa Keleş'in örgüt üyeliği iddiasına ilişkin irtibat kayıtlarının müteahhit Mustafa Keleş'e ait olduğunu söyledi. Avukat İnce, "Bunlarla başa çıkmaya çalışırken isyan ettim" dedi. İnce, kaçak döküm olsaydı kamu kurumlarının böyle bir şeyin altına girmeyeceğini söyledi aksi halde valiliğin kaçak dökümden para kazandığını söylemek zorunda kalacağını belirtti.
Avukat Nergis İnce, müvekkili Keleş'in tutukluluk halinin sonlanmasını ve tahliye edilmesini talep etti. İnce, "Takdir sizin, Mustafa Keleş ya Fatih Keleş'in oğlu olduğu için tutukluluğu devam edecek ya da tahliye edilecek" dedi.
Ekrem İmamoğlu ağlayarak soru sordu
İnce'nin savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu, Mustafa Keleş'e soru sormak üzere söz aldı. Sesi titreyen ve ağlayan İmamoğlu, "Sevgili Mustafa, değerli kardeşim, oğlum… Muhtemelen bu olayla yaşanmasaydı, karşılaşsaydık bir bayramda, ne yaptığını bilmeyerek, 'Okulun nasıl gidiyor' diye sorabilirdim sana. Bunu şunun için sordum, benim adıma, 'örgüt lideri' olarak bir firmayı denetlediğini yazmış bu lanet iddianame. Seninle hayatımızda çocukluğundan beri, bayramdan bayrama karşılaşıp sarılmanın dışında bir sohbetimiz oldu mu?" diye sordu.
"Bu delikanlıdan devlet adına, Yüce Türk yargısı adına özür diliyorum"
Mustafa Keleş, "Hayır" yanıtını verdi. İmamoğlu ayrıca, "Sayın Başkan, Allah, hiçbir babaya, anneye böyle bir evlat işkencesi yaşatmasın. Ben, bu delikanlıdan bu devlet adına, bu millet adına ve Yüce Türk yargısı adına özür diliyorum" ifadesini kullandı.
"Mustafa bu davada rehinedir" diyen avukat Sadık Ömer Cennetoğlu, "Savcılıkta meşhur savcımız bizi karşıladı. Mustafa'ya önce babasına ilişkin sorular sordu. Sonra usul aklına gelecek ki 'baban olduğu için cevap vermek zorunda değilsin" dediğini aktardı. Cennetoğlu, müvekkilinin iddianamenin bazı kesimlerinde Murat Gülibrahimoğlu ile hareket ettiğinin iddia edildiğini belirtti. Cennetoğlu, "Öncelikle savcı karar vermeli hangisi altında örgüt hiyeraşisi oluşuyor. Ayrıca örgüt üyesi örgüt yöneticisini denetliyor" dedi. Müvekkilinin tahliyesini talep eden Cennetoğlu, savunmasını tamamladı.
Mahkeme Başkanı, duruşmayı bitererek davanın pazartesi günü devam edeceğini bildirdi.
Ekrem İmamoğlu, salondan ayrılırken seyircilere seslendi. “Hepinizi çok seviyorum” diyen İmamoğlu, “Bu hafta daha güçlüyüm demiştim. Haftaya daha da güçlü olacağız. Bu iftiraname, gıybetname, terfiname denilen lanet şey çöptür çöp” ifadelerini kullandı.
Independent Türkçe, ANKA