Washington Post'un iddia ettiği gibi Trumpizmin sonunun başlangıcı mı yaşanıyor?

Fotoğraf: AA

Her şeyin bir başlangıcı, yükselişi ve sonu vardır ve her aşama belirli bir dönemde gerçekleşir. Bu, tek hücreli amip gibi en basit organizmalardan güneşlere ve galaksilere ve elbette insanlığa kadar her şey için geçerli olan yaşamın doğasıdır.

Bazı sosyal ve siyasi olguların gelişmesi aylar, yıllar, hatta on yıllar sürebilir; hızlı değişim temposu ve yaygın bıkkınlık duygusu göz önüne alındığında, belki daha kısa da sürebilir. Zira bu bıkma her şeye nüfuz ediyor ve ağzını sonuna kadar açmış, avurtlarını şişirerek her gün “Daha fazlası yok mu?” diye soran sosyal medya makinesi tarafından körükleniyor.

Siyasi olgular da diğerleri gibi başlangıç, zirve ve son yasasına tabidir. Dünyanın bugün büyük gölgesi altında yaşadığı bu olgulardan biri de mevcut ABD Başkanı Donald Trump'ın adını taşıyan Trumpizm olgusudur.

Bugün, 20 Ocak 2025'te göreve başlayan Trump, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak ikinci döneminin ilk yılını tamamladı. Bu yılın etkisi Latin Amerika'dan (Venezuela), Avrupa (Grönland) ve Ortadoğu'ya (İran'a karşı seferberlik) kadar dünyanın tamamına uzandı. Trump, ABD'yi uluslararası iklim anlaşmalarından çekti, etkisiz hale gelmiş BM'yi hedef aldı ve alternatif bir yapı (Barış Kurulu) kurmaya çalışıyor.

Ancak tüm hikaye ABD'nin kalbinde başlıyor ve bitiyor. Trump döneminin zirvesine ulaştık mı yoksa daha var mı? Eğer zirveye ulaştıysak, hızla sona doğru mu ineceğiz, yoksa dünya uzun süre Trump döneminin zirvesinde mi kalacak?

Bazıları Trump'ın bu söylemin mimarı olmadığını, sadece ABD'deki “derin devletin” göç, vatandaşlık, uluslararası düzen, Çin, modern dijital ekonomi vb. konulardaki iradesinin uygulayıcısı olduğunu söylüyor. Diğerleri ise bu dalganın yaratıcısı veya “ruhu” olduğunu söylüyor. Amerikan siyasi toplumu, göçmenlik yasalarının uygulanmasına karşı kampanya yürüten Amerikalı aktivist Alex Pretti'nin öldürülmesinin yankıları nedeniyle şu anda derin bir kriz yaşıyor. Pretti, Minneapolis, Minnesota'da kolluk kuvvetleri tarafından öldürüldü.

Trump'ın sevmediği bir gazete olan Washington Post'un yayın kurulu, “Alex Pretti'nin haksız yere öldürülmesi, Trump'ın ikinci döneminde bir dönüm noktasıdır” başlıklı bir makale yazdı.

Makale, çoğu Amerikalının güvenli sınırlara sahip olmak istediğini ve şiddet suçlularının sınır dışı edilmesi gerektiğine inandığını ve bunun Trump'ın Beyaz Saray'a dönüşü için önemli bir neden olduğunu, ancak, geçen yılki aşırılıkların “Trump'ın başkanlığını yutabileceğini” belirtti. Makale ayrıca bir umutla şunu da soruyordu: “Trump kendisi rotasını değiştirmezse, Kongre'deki Cumhuriyetçiler onu kendisinden kurtarabilir mi?”

Demokrat Parti, Trump yönetiminin bu konularda devlet güvenlik kurumlarına yaptığı fonlamayı engellemekle tehdit etti ve bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu öldürülme olayıyla ilgili soruşturma talep etme konusunda Demokrat Parti’ye katıldı. Washington Post'un iddia ettiği gibi, bu Trump olgusunun sonunun başlangıcı olabilir mi, yoksa liberal gazete aceleci davranıp hayal mi kuruyor?

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

 

Şarku'l Avsat

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU