AK Parti’nin kurucu isimlerinden, eski Kültür ve Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, Suriye’de yaşanan son gelişmeler, Halep’teki çatışmalar ve Kürt meselesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rûdaw’a konuşan Çelik, Türkiye’nin bölgedeki rolüne dair dikkat çekici mesajlar verdi.
“Türkiye ara bulucu olmalı, çatışmaya dost olarak müdahil olmalı”
Suriye’deki çatışmalı sürecin derinleştiğine dikkat çeken Çelik, Türkiye’nin bu tabloda taraflaşan bir aktör olmaması gerektiğini söyledi. Ankara’nın bölgesel gücüne işaret eden Çelik, Türkiye’nin hakemlik ve ara buluculuk rolü üstlenmesinin hem kendi çıkarları hem de bölge barışı açısından zorunlu olduğunu vurguladı.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
“Türkiye’nin bu uyuşmazlığa ve çatışmaya dost olarak müdahil olması gerekir. Türkiye burada hakem rolü oynamalı, ara bulucu olmalı.”
“Türkiye’ye yakışan, Suriye’deki Kürt kardeşlerine sahip çıkmaktır”
Çelik, Türkiye’nin Suriye’deki Kürtlere yaklaşımına ilişkin de net ifadeler kullandı. Kürtlerin bölgesel ve küresel güçlerin insafına terk edilmemesi gerektiğini dile getiren Çelik, devlet aklının bunu gerektirdiğini söyledi.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne ve Türk milletine yakışan, Suriye’deki Kürt kardeşlerine sahip çıkmaktır. Onları Amerika'nın, İsrail'in şunun bunun merhametine terk etmemesidir.”
“Ümmet diyenler Kürt meselesinde ırkçılaşıyor”
Kendisine yöneltilen eleştirilere de değinen Hüseyin Çelik, özellikle dini söylemleri öne çıkaran bazı çevrelerin Kürt meselesi söz konusu olduğunda çelişkili tutumlar sergilediğini ifade etti.
“Her meselede ümmet ifadesini dilinden düşürmeyen bazı sözde İslamcılar, Kürt meselesi söz konusu olduğunda bir numaralı ırkçı kesiliyorlar. Ben akademik hayatım boyunca da siyasi hayatım boyunca da hem Türkçülüğe karşı oldum hem Kürtçülüğe karşı oldum.”
“Hak savunmak için o kimliğe ait olmak gerekmez”
Çelik, hak ve özgürlükler konusundaki yaklaşımının ilkesel olduğunu vurgulayarak, kimlik temelli bir savunuculuk anlayışını reddettiğini dile getirdi.
“Ben sünniyim ama Alevilere yapılan haksızlıkları eleştirdim. Müslümanım ama Rum Ortodoks ruhban okulunun kapalı kalmasını eleştirdim. Benim kadın haklarını savunmam için kadın olmam gerekmiyor. Kim haklıysa ben onun haklılığını yüksek sesle savunurum.”
“Kuzey Irak örneği bugün ders niteliğinde”
Irak Kürdistan Bölgesi ile Türkiye arasındaki ilişkilere de değinen Çelik, geçmişte yapılan sert tartışmaların bugün anlamsızlaştığını belirtti. O dönemde kullanılan savaş söylemlerinin, gelinen noktada gerçeklerle örtüşmediğini söyledi.
“Irak Kürdistanı’nda federe yapı oluşacağı zaman Türkiye'deki ırkçı çevreler ‘Burası bizim için savaş sebebidir’ dediler. Peki ne oldu? Şu anda Türkiye ile Kuzey Irak yönetimi arasında son derece dostane ilişkiler var. Türkiye ihracatının büyük kısmını oradan yapıyor. Japonların dediği gibi; arkandan kapattığın kapıyı sert çarpma, ola ki geri dönme ihtimalin olur.”
“Suriye Arap Cumhuriyeti ismi bile dışlayıcı”
Suriye’nin siyasal ve toplumsal yapısına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Çelik, ülkenin resmi adının dahi çok kimlikli yapıyı yok saydığını ifade etti.
“Suriye Arap Cumhuriyeti… Kardeşim madem yeni bir Suriye kuruyorsunuz, orada sadece Araplar yaşamıyor ki. Suriye Cumhuriyeti demek neyinize yetmiyordu? Kürtler, Türkmenler, Dürziler, Süryaniler var. ‘Suriye Cumhuriyeti’ deseydiniz hepsini kuşatan bir isim olurdu.”
“Bölgedeki yangın Türkiye’yi de etkiler”
Türkiye’de yürütülen barış sürecine de değinen Hüseyin Çelik, Suriye’deki gelişmelerin iç barışı doğrudan etkileyebileceği uyarısında bulundu. Bölgedeki çatışmaların Türkiye’ye sıçrama riskine dikkat çekti.
“Eğer Kürt meselesini çözmeye yönelik gayretlerin başarıya ulaşmasını istiyorsak, etrafımızdaki yangınların çıkmaması gerekiyor. Yangın çıktığı zaman yanındaki binaya, eve de sıçrar. Bu süreçte yumurta küfesi sırtımızda yürüyormuşuz gibi hassas olmalı, gönül kırmadan hareket etmeliyiz.”
“Kürtleri örgütle özdeşleştirmek doğru değil”
Çelik, Suriye’de yaşayan milyonlarca Kürdün Türkiye’deki Kürtlerle akrabalık bağlarına sahip olduğunu hatırlatarak, genelleştirici ve dışlayıcı yaklaşımların tehlikeli olduğunu vurguladı.
“Suriye’deki milyonlarca Kürt, Türkiye’deki Kürtlerin akrabasıdır. Onları herhangi bir örgütle ilişkilendirip düşmanlaştırmak doğru değildir.”
Independent Türkçe, Rudaw