CHP'den İYİ Parti ve DEM Parti’ye ziyaret

CHP Grup Başkanvekili Günaydın: Derhal açlık sınırını geçen bir emeklilik maaş ve aylık düzenlemesini Meclis’e getirin

Fotoğraf: ANKA

CHP, Emekli maaş zammı ile adalet ve demokrasi sorunlarını karşılıklı değerlendirmek amacıyla bugün TBMM'de siyasi parti turlarına başladı.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ile Genel Başkan Yardımcıları Gül Çiftci ve Serkan Özcan, TBMM'de İYİ Parti'yi ziyaret etti. CHP'li heyet, İYİ Parti'den Turhan Çömez ve Hakan Şeref Olgun ile görüştü.

Günaydın, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ile Genel Başkan Yardımcısı Hakan Şeref Olgun'a nazik misafirperverlikleri ve kabulleri için teşekkür etti. Günaydın, şöyle konuştu:

Heyetler arasında iki ana başlık ele alındı. Birincisi, 16,5 milyon emeklimize reva görülen, açlık düzeyinin altında, insan onuruna aykırı aylık ve maaş düzeni. Bu, bir siyasal parti meselesi olmaktan çok öte; vatanından, milletinden, emeklisinden, emekçisinden yana olan herkesin ortak davasıdır. Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, bu gazi Meclis’te trafik kanunu görüşülüyor. Trafik güvenliğini sağlama gerekçesi altında aslında cezaları nasıl artırırız diye Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni meşgul ediyorlar. Oysa bunun yerine memleketin ve milletin gerçek sorunlarına eğilen bir Meclis yapısını kurmak ve buna göre burayı işletmek zorundayız.
 
Bu çerçevede diyoruz ki: Derhal açlık sınırını geçen bir emeklilik maaş ve aylık düzenini, hem asgari düzeydekileri hem de asgari maaşın üzerinde olanları da buna paralel olarak artırmak suretiyle bir düzenlemeyi Meclis’e getirin. Getirmediğiniz müddetçe muhalefet birlikte davranmaya devam edecek ve her türlü çabayı birlikte organize edecektir. Biz bu çerçevede İYİ Parti ile tam bir mutabakat içerisinde olduğumuzu gördük. Bunu görmekten de büyük memnuniyet duyuyoruz. Heyetim adına bunu teşekkür ederek ifade etmek isterim.

"Bugün bizim başımızdadır; geçmişte başka birçok siyasal partinin başına da bu tip şeyler gelmiştir"

İkinci konu, tabii ki Türkiye’nin genelini ve 86 milyonu ilgilendiren adalet ve demokrasi sorunlarıdır. Türkiye’de bugün araçsallaştırılmış yargı üzerinden, demokratik siyasetin vazgeçilmez unsurları olan siyasal partilere yönelik açık saldırılar ve kumpas girişimleri vardır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongreleri, kurultayları iptal edilmeye çalışılıyor. İl başkanlıklarında paralel yapılar kurulmaya gayret ediliyor ve yakasına rozet takmış araçsallaştırılmış yargı mensupları Cumhuriyet Halk Partisi’nin kapatılmasından söz edebiliyor, buna yönelik fezlekeler düzenleyebiliyorlar. Bütün bunlar sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik değil, demokrasiye yönelik bir tehdittir. Bugün bizim başımızdadır; geçmişte başka birçok siyasal partinin başına da bu tip şeyler gelmiştir.

Ekrem İmamoğlu’nun nerede bir duruşması ve davası varsa, orada hakim değiştirilmektedir. Örneğin diploma ceza davasına bakan hakim, dava ve duruşmalar arasında sürülmektedir. Diploma idare davasına bakan heyet değiştirilmektedir. Ahmak davasının ortasında hakim sürülmektedir. O hakim, 'Bana baskı yaptılar' ve 'İstinaf süreci ayarlandı' demesine rağmen, Hâkimler ve Savcılar Kurulu burada herhangi bir işlem yapma gereği duymamaktadır.

Örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak bütün bunlar, Türkiye’de adil yargılanma hakkının dahi ortadan nasıl kaldırıldığına ilişkin örneklerdir. Dolayısıyla burada bir demokratik dayanışmanın, yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve mensuplarına destek verme anlamına değil; demokrasiye ve adalete destek verme anlamına geleceğini düşünüyoruz. Biz bu çerçevedeki görüşlerimizi İYİ Parti’nin Sayın Grup Başkan Vekili’ne ve Sayın Genel Başkan Yardımcısı’na aktardık, değerlendirmelerimizi karşılıklı yaptık. Bir kere daha hem nazik kabulleri hem de sağlıklı ve nitelikli değerlendirmeleri için kendilerine huzurlarınızda teşekkür ediyoruz."

"Emekliler için Meclis’te el birliğiyle bir mücadele içerisine gireceğiz"

CHP’li heyete teşekkür eden İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez ise, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

Değerli arkadaşlar, 23 yıllık AKP döneminde 130 milyar dolarlık borcu 550 milyar dolara taşıdılar. Milletten 3,5 trilyon dolarlık vergi topladılar. Atatürk Türkiyesi’nin, Cumhuriyet döneminin bütün kazanımlarını haraç mezat sattılar. 64 milyar dolar para aldılar; yer altında, yer üstünde ne var ne yoksa sattılar. Gelecek garantili projelerle ülkenin, yavruların istikbalini ipotek altına aldılar. Bugün millet, bütün bunlara rağmen fakr-ü zaruret içerisinde yaşıyor. Emeklilerimiz, asgari ücretlilerimiz açlık sınırının altında bir yaşama mahkum edilmiş durumdadır. Eğer dünyanın en zengin coğrafyasında yer alan böyle bir ülkede 30 milyon vatandaş açlık sınırının altında yaşıyorsa, iktidar sahiplerinin, bu ülkeyi 23 yıldır yönetenlerin hesap vermesi gerekir.

En son Sayın Başkanımızın ifade ettiği gibi, emeklilerimizle ilgili alınmış karar kabul edilemez, insan haklarına aykırıdır ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bunu hak etmemektedir. Bakın, hekim kimliğimle bir şey söyleyeceğim: Hastaneleri inceliyorum. Hastanelere başvurmuş emekli yurttaşlarımızın kan tahlillerinde protein seviyeleri düşüktür, çünkü beslenemiyorlar. Böyle güzel bir ülkede böyle bir atmosferin yaşanmasını biz kabul etmiyoruz. Emeklilerimizin hakkını, hukukunu her platformda korumak; onların hak ettikleri yaşam standartlarına ulaşabilmelerini sağlamak için her türlü desteği ve gayreti verecek ve bunun için Meclis’te el birliğiyle bir mücadele içerisine gireceğiz.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Mücadelemiz demokrasi için olacak, hukukun üstünlüğü için olacak, insan hakları ve özgürlükler için olacaktır"

Öte yandan bütün bu tablonun temel sebebi bellidir. 23 yıldır bu ülkeyi yönetenler, demokrasinin kurum ve kurallarını işlemez hale getirmiştir. Hukukun üstünlüğünü ayaklar altına almışlardır. İnsan hakları ve özgürlükleri ortadan kaldırmışlardır. Devlet kurumları artık şeffaf yönetilemez ve denetlenemez hale gelmiştir. En son yaşanan gelişmeleri hep birlikte takip ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi ile ilgili yaşanan, hukukun dışına çıkmış, siyasi saiklerle atılmış adımları da yakından izliyoruz. Genel Başkanımız Sayın Dervişoğlu defalarca ifade etmiştir. Genel Başkan Yardımcımız, Hukuk İşlerinden Sorumlu Sayın Hakan Şeref Olgun, Türkiye’deki bütün hukuksuzlukların yanı sıra CHP’nin yaşadığı hukuksuzlukları da yakından takip etmektedir.

Bundan sonra mücadelemiz demokrasi için olacak, hukukun üstünlüğü için olacak, insan hakları ve özgürlükler için olacaktır. Samimiyetimle ifade ediyorum: Kazanan Türkiye olacaktır. Türkiye, bu baskıcı rejimden, baktığı her yerde rant ve talan gören anlayıştan çok uzak olmayan bir zaman dilimi içerisinde kurtulacaktır. Biz Türkiye’yi aydınlık yarınlara taşımak, daha demokratik, daha huzurlu, daha güvenli ve hukukun üstünlüğünün tesis edildiği bir düzene kavuşturmak için el birliğiyle gayret edeceğiz. Mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir."

DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit Muhalefet olarak yan yana durmanın,öneminin altını bir kez daha çizmek istiyoruz

CHP heyetinin ikinici durağı DEM Parti Grubu oldu.  CHP heyeti, DEM Parti Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli ile görüştü.

Görüşmenin ardından açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, görüşmede Türkiye’yi, bölgeyi ve dünyayı ilgilendiren üç ana başlığı ele aldıklarını belirterek, Suriye’de Halep’te yaşanan gelişmeler, emeklilerin durumu ve Türkiye’de demokrasi, barış ve adaletin karşı karşıya kaldığı risklere dikkati çekti.

Günaydın, Halep’te yaşanan saldırı ve gelişmeleri büyük bir kaygıyla izlediklerini ifade ederek, bunun bir demokrasi ve insan hakları sorunu olduğunu söyledi. Meseleye doğru açıdan yaklaşmanın, insanların can güvenliğini sağlamanın, demokrasiyi ve barışı tesis etmenin son derece önemli olduğunu vurgulayan Günaydın, "Oradaki gelişmelerin tamamı Türkiye’yi ilgilendirmekte ve Türkiye’ye yansıyacaktır. Bu bilinçle tüm kesimleri sorumlu davranmaya davet ediyoruz" dedi.

"Trafik cezalarını arttırmaya yönelik bir düzenleme çabasını iktidar partisi grubundan görüyoruz"

İkinci başlığın emeklilerin durumu olduğunu kaydeden Günaydın, Türkiye’de 16,5 milyon emeklinin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildiğini belirtti. "Para yok" iddialarının geçersizliğini defalarca dile getirdiklerini ifade eden Günaydın, bu konunun yeniden temellendirilmesini gereksiz bulduklarını söyledi. Günaydın, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu meseleyi hızlı, acil bir yasal düzenleme ile ele alması ve çözmesi gerekirken trafik güvenliği adı altında trafik cezalarını arttırmaya yönelik bir düzenleme çabasını iktidar partisi grubundan görüyoruz ve bundan büyük üzüntü duyuyoruz" ifadesini kullandı. 

Meclis çalışmalarına da değinen Günaydın, salı ve çarşamba günleri Meclis’i çalıştıramayan bir iktidar grubu olduğunu, perşembe günü itibarıyla ise 36 maddelik Trafik Kanunu Teklifi'nin yalnızca ilk üç maddesinin görüşülebildiğini söyledi. Günaydın, "Çağrı yapıyoruz: Derhal bu kanunun görüşmelerini durdurun. Tek maddelik bir düzenleme ile emeklilere insan onuruna yakışır bir maaş ve aylık düzenlemesini getirin, size destek olalım. Bunu yapmayacaksanız da muhalefet birlik içinde bu konuda birlikte davranmaya devam edecektir" ifadelerini kullandı.

"Hakim ve savcıların değiştirilmesinden bile çekinilmeyen bir zorbalıkla karşı karşıyayız"

Üçüncü ana başlığın demokrasi, barış ve adalet olduğunu söyleyen Günaydın, bu konudaki görüşlerini DEM Parti Grubu'na dosya ve raporlar halinde aktardıklarını belirtti. Türkiye’de demokrasinin, barışın ve adaletin ciddi risk altında olduğunu savunan Günaydın, demokratik, meşru ve yarışmacı siyaseti tasfiye etmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıya olunduğunu ifade etti. Yargı üzerinden siyasi rakiplerin tasfiye edilmeye çalışıldığını öne süren Günaydın, "Öyle bir noktaya gelindi ki dava süreçleri arasında hakim ve savcıların değiştirilmesinden bile çekinilmeyen bir zorbalıkla karşı karşıyayız" dedi.

Gökhan Günaydın, sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye'de demokrasi, barış ve adalet ciddi risk altındadır. Bu ülkede demokratik, meşru, yarışmacı siyaseti elemine etmeye çalışan, rakiplerini araçsallaştırılmış yargı üzerinden tasfiye etmeye çalışan ve burada o kadar ileri gidişi var ki artık hâkimleri, savcıları dava arasında değiştirmekten de çekinmeyen bir zorbalık ile karşı karşıyayız. Bu bazen İstanbul İl Kongresi'ne, bazen Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultayına, bazen 102 yıllık partinin kurumsal kimliğine açık saldırı niteliğine dönüşebiliyor. Bütün bunlara karşı herhangi bir çekince içerisinde değiliz.

Mesele Cumhuriyet Halk Partisi meselesi değil. Mesele Türkiye'de demokratik siyaseti koruma meselesidir. Bu ilk kez bizim başımıza gelmiyor. Ancak DEM Parti ziyaretinde söyleyeyim ki, hani DEM Parti'nin yetkilileri arasında 'Biz burayı biraz ihtiyatlı konuşmakta fayda görüyoruz' denildi. DEM bu konuda yıllarca zulüm görmüş bir partidir. Yıllarca baskılara karşı ayakta durmuş bir partidir. Başka siyasal partiler de var. Burada demokratik bir dayanışmayı sağlamanın da son derece önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede görüşlerimizi DEM Parti grubuna aktardık.

dem1
Fotoğraf: ANKA

Koçyiğit: Muhalefet olarak yan yana durmanın öneminin altını biz de bir kez daha çizmek istiyoruz

DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de görüşmede Türkiye’nin demokratikleşmesi, emekçilerin hakları, hukukun üstünlüğü ile barış ve Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin başlıklarda ilkesel bir bakışın paylaşıldığını ifade etti. Türkiye’nin gerçek anlamda bir demokrasiye ihtiyacı olduğunu vurgulayan Koçyiğit, emeğin haklarını aldığı bir düzene ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Koçyiğit, "Muhalefet olarak yan yana durmanın, muhalefet olarak ortak ses çıkarmanın öneminin altını biz de bir kez daha çizmek istiyoruz. Bütün bu görüş alışverişleri, Türkiye'yi düze çıkartmak için yapılacak ortak mücadele hattının çok daha fazla güçlenmesi gerektiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı.  

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU