CHP, yarın görülecek 38. Olağan Kurultayı'na ilişkin davanın öncesinde Ankara'da miting düzenledi.
Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen mitinge siyasi partiler ve sendikalar ve demokratik kitle örgütleri de destek verdi.
Mitingde konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş "İstediğimiz adalet. Başta Ekrem Başkan olmak üzere belediye başkanlarımız tutuklu. İddianameler halen hazırlanmadı” diyen Yavaş şunları söyledi:
Bazı tutuklulukları anlamak mümkün değil. Çünkü tutukluluk istisna, tutuksuz yargılanma olması gereken şeydir. Bunlar tersine işliyor şu anda. Rahatsız olan belediye başkanlarımız var. Murat Çalık dahil, Muhittin Başkan dahil bunun adı artık eziyetten başka bir şey değildir. Öncelikli olarak derhal hepsinin tahliye edilmesi ve duruşmalarının da şeffaf bir şekilde yapılmasını talep ediyorum
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
İmamoğlu:Tüm muhalif kesimlere yönelik büyük bir kuşatma var
Mansur Yavaş'ın açıklamasının ardından CHP'nin tutuklu Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun mektubu CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol tarafından okundu. İmamoğlu, mektubunda şu ifadeleri kullandı:
19 Mart Darbesi’nden bu yana demokrasi tarihimizin en büyük ve milleti daha da yoksullaştıran en ağır maliyetli siyasi operasyonuna karşı mücadele veriyoruz. İktidarın yargı ve kayyımlar eliyle kendi iradesini millete dayatma politikası; demokrasimizi, ekonomimizi aslında milletin ekmeğini baltalıyor. Devletimizin itibarına, milletimizin birliğine, kardeşliğine büyük zararlar veriyor. Milleti hiçe sayan bu anlayış yüzünden, benim vatandaşım her sabah daha yoksul, daha güvencesiz, daha belirsiz bir hayata uyanıyor. İnsanımız, onların yarattığı kriz ve kaos siyaseti yüzünden artık nefes alamıyor. Yalnız Cumhuriyet Halk Partililere değil, tüm muhalif kesimlere yönelik büyük bir kuşatma var.
İktidar, önümüzdeki seçimi, yargı eliyle, bugünden kazanmanın yollarını arıyor. Kurdukları masada, kendi belirledikleri rakiplerle yapılacak, göstermelik bir seçime milletimizi razı etmeye çalışıyor. Bu amaçla, önce milletin seçilmiş temsilcilerine diz çöktürmeye çalışıyorlar. Başaramayacaklar. İl Başkanımız Özgür Çelik İstanbul’da, Genel Başkanımız Özgür Özel tüm Türkiye’de partimizin mücadelesini onurlu, meşru ve güçlü bir şekilde yürütmeye devam edecektir.
Bu, milletimizin kendi iradesine, kendi geleceğine sahip çıkma mücadelesidir. Demokrasiyi koruyamazsak, seçimlerin anlamı kalmazsa, milletçe tarihsel kazanımlarımızı yitiririz, geriye büyük bir yıkım kalır. Siyasi yelpazenin neresinde olursak olalım; bu ülkenin geleceği adına hayallerimiz ne olursa olsun, çok önemli ve acil bir ortak görevimiz var: Milletimizin seçme ve seçilme hakkını eksiksiz kullanabilmesini sağlamakla yükümlüyüz. Siyasi rekabeti hukuk içinde ve sadece millet nezdinde yapılır hale getirmekle yükümlüyüz. Bu çerçevede, tüm siyasi partileri, sivil toplum kuruluşlarını, işçi ve işveren örgütlerini ‘seçim güvenliği ve demokrasi’ görevinde birlikte hareket etmeye davet ediyorum. Çok geç olmadan, hep birlikte, ortak akılla, ortak kuvvetle hareket edelim, demokrasiye, hukuka ve Türkiye’ye sahip çıkalım.
CHP Lideri Özel: “Bu iktidar demokrasi istemiyor, biz getireceğiz”
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Tandoğan Meydanı’nda düzenlenen “Vesayet Değil Siyaset! Kayyıma, Darbeye Hayır” mitinginde iktidara sert sözlerle yüklendi.
Özel, AK Parti’nin 31 Mart yerel seçimleri yenilgisinden sonra “demokrasi treninden indiğini” öne sürerek, şu ifadeleri kullandı:
“Önce seçimli otoriterlik kuranlar, şimdi seçimsiz bir diktatörlüğe geçmenin hevesi içindeler. Atatürk'ten miras cumhuriyete, demokrasiye, sandığa saldırıyorlar. Çok partili rejime saldırıyorlar. Bu iktidar demokrasi istemiyor. Biliyorlar ki demokrasi olsa sandıktan çıkamayacaklar. Biliyorlar ki adalet olsa kendi suçlarını örtemeyecekler. Biliyorlar ki barış olsa bu milleti kutuplaştıramayacaklar. Ama and olsun ki adaleti de demokrasiyi de barışı da biz getireceğiz. Bu meydanlar, bu eylemler, bu direniş getirecek.”
Mitingin önemine dikkat çeken Özel, Tandoğan Meydanı’nın tarihsel direnişlere ev sahipliği yaptığına vurgu yaparak, “Bugün bu tarihi meydanda yine tarih yazıyoruz. 1950’lerde Kıbrıs mitinglerinin, 1959’da büyük işçi mitinglerinin, 6’ncı Filo’ya karşı bağımsızlık mitinglerinin yapıldığı meydandayız. 70 yıldır haksızlığa direnenlerin meydanındayız. Bugün de vesayete ve darbeye hayır demek için buradayız. Vesayet değil siyaset demek için buradayız” dedi.
Özel, şunları kaydetti:
"Serbest seçimler için eylemdeyiz"
"Serbest seçimler için eylemdeyiz, demokrasi için eylemdeyiz. Bugün burada sadece CHP'liler yok. İşçiler burada, emekliler burada, kadınlar burada, farklı partilerden demokratlar burada. Türkiye İttifakı'nın tüm renkleri ile kol kola bu meydandayız. Bugün vesayet değil siyaset diyenler burada. Kayyıma, darbeye hayır diyenler, 19 Mart darbesinden sonra 54'üncü kez bu meydanda direnenler bu meydanda. Türkiye'nin dört bir yanındaydık. Trabzon'da gördüm sizi, Bayburt'ta, Çanakkale'de, Erzurum'da, Konya'da, Türkiye'nin dört bir yanında buldum sizi."
Özel, Adnan Yücel'in "Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek" şiirini okudu. Özel, "Yarın için direnenlere, yarına sahip çıkanlara, demokrasiye, cumhuriyete sahip çıkmak için başkente koşanlara selam olsun, helal olsun" ifadesini kullandı.
"Ekmeği küçülenler, emekliliği çalınanlar bu meydanda"
"Bugün bu meydanda ekmeği küçülenler de var, emekliliği çalınanlar da, geleceğinden kaygı duyanlar da. Bugün bu meydanda emeği çalınanlar, onuru kırılanların, yarınlardan korkanların bir dayanışması, kol kola girmesi, omuz omuza durması ve yarına güvenle bakmaları için birlikte olmaları var. Bugün Muğla'da zeytinine, doğasına sahip çıkanlarla birlikte büyük bir mitingde olacaktık. Ancak gidemedik, Muğla'daki dayanışma bizimle dayanışmak için buraya geldi. Toprağımızı Vermiyoruz İnisiyatifi'ni selamlıyorum. 28 Eylül'de hep birlikte zeytine, toprağa sahip çıkmak için herkesi Muğla'ya davet ediyorum.
Bu meydan dosta güven, olmayana kaygı veriyor. Tüm otokratlar meydanlardan korkar. Demokratlar meydanları doldurur, otokratlar, oturdukları köşeden o meydanı izlerler ve titrerler. Bugün sarayında oturup bu meydandan korkanlar da var, 12 metrelik hücrelerinden bu meydanla coşanlar, bu meydana inananlar da var. Bu meydana sarayından bakana sesleniyorum. Ey Erdoğan, Tandoğan Meydanı'nı hiç böyle gördün mü? Meydana varan bütün bulvarlar sonuna kadar dolu, kimse ayrılmıyor görüyor musun? Bu meydanda senin gibi korkanlar değil, senden korkmayanlar, zulümden yılmayanlar var. Bu meydan korkuyu evde bıraktı, bu meydan direniyor, mücadele ediyor.
"Türkiye'nin bütün demokratları, demokrasinin tarafındayız"
Verdiğimiz mücadelenin tek bir hatta değil, tüm vatan sathına yayıldığını ilan etmek için toplandık. Bir hat olarak sadece CHP'yi savunmuyoruz. Bu hattı sadece CHP'liler savunmuyor. Hepimiz Türkiye'nin bütün demokratları, demokrasiyi, Atatürk'ten emanet cumhuriyeti, İsmet Paşa'nın iktidarı devriyle gerçekleşen çok partili rejimi savunmak üzere hep birlikte bu meydandayız, iyi ki birlikteyiz, iyi ki güçlüyüz, hep birlikte başaracağız. CHP, Kuva-yı Milliye'den doğar, CHP Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin birleşmesiyle oluşur. İlk kurultayını Sivas Kongresi sayar. Atatürk'ün deyimiyle o günden beri ayaktadır. Bu parti, Cumhuriyeti kuran kadroların partisidir. Ancak, bu parti Cumhuriyetin tek sahibi, o başarıyı paylaşmayan bir parti değil, aksine hepimizin dedesini, ninesini o kurtuluşa ortak eden, o kuruluşta gören, cumhuriyete sahip çıkmayı, Atatürk devrimlerine sarılmayı, demokrasiyi ayakta tutmayı tüm partilerden bekleyen bir partidir.
Her ne kadar şu an iktidarda demokrasiyi amaç değil araç olarak gören, işimize gelince ineriz diyen, 31 Mart seçimlerini kaybedince, bir daha genel seçim kazanamayacağını anlayınca demokrasi treninden inen birileri yönetse de, son günlerde yaşadığımız bütün süreçlerde iktidarı ilk devrettiğimiz Demokrat Parti'nin ziyaretiyle başlayan, DEM Parti'nin Zafer Partisi'nin ziyaretleriyle, Yeniden Refah Partisi'nin ziyaret talepleri, İYİ Parti'nin, DEVA'nın, Gelecek Partisi'nin, Saadet Partisi'nin paylaşımları, telefonlarıyla, sahadaki dostlarımız Türkiye İşçi Partisi'yle, Emek Partisi'yle Sol Parti'yle omuz omuza Türkiye'nin bütün demokratları demokrasinin tarafındayız. Bu ceberrut iktidar zeytine saldırdığında bütün partiler birleştik, direndik, önümüzdeki çarşamba 260 imzayla Anayasa Mahkemesi'ne birlikte gidiyoruz. Kayyıma karşı da sağdan sola hep beraber direniyoruz. Tandoğan'dan ilan ediyoruz ki CHP, Türkiye'nin birinci partisidir. Ana muhalefet partisidir, ama ne muhalefetin patronudur, ne her şeyin sahibidir. Bu mücadelede tüm kardeş partilerimizle birliktedir, omuz omuzadır.
"Seçimsiz diktatörlüğe geçmenin hevesi içindeler"
Partimiz yıllarca darbelerin hedefi oldu, kapatıldı, genel başkanlarımız tutuklandı, hapse atıldı. Ama her zorluğu milletimizle birlikte yendik. 47 yıl sürdü, ikinci parti olduk, birinci parti olamadık, seçimleri kazanamadık. Ancak demokrasiden şaşmadık, rakiplerimize darbe yapıldı, darbecilere değil demokrasiye sahip çıktık. 47 yıl sabır gösterdik, millete güvendik, 47 yıl sonra 31 Mart seçimlerinde bir büyük başarıyla, Türkiye nüfusunun yüzde 65'ine hizmet imkanını yakaladık. İstanbul'da Ekrem Başkan, Ankara'da Mansur Başkan hep birlikte çalışarak, örnek hizmetlerle milletin gönlüne girince, yapılan anketlerde seçimin çok ilerisinde sonuçlar alınca, karşımızdakiler 47 yıl gösterdiğimiz sabrı, metaneti, demokrasiye saygıyı 47 ay göstereceklerdi. Değil 47 ay 47 gün hazmedemediler. 47 gün yenilgiyi kabullenemediler. Daha ilk yenilgilerinde demokrasi treninden indiler. Dünyadaki diğer otoriterleri örnek alan değil, aşan, onların cesaret etmediği işlere kalkışan bir saldırıya giriştiler. Önce seçimli otoriterlik kuranlar, şimdi seçimsiz bir diktatörlüğe geçmenin hevesi içindeler. Atatürk'ten miras cumhuriyete, demokrasiye sandığa saldırıyorlar. Çok partili rejime saldırıyorlar. Bu iktidar demokrasi istemiyor. Biliyorlar ki demokrasi olsa sandıktan çıkamayacaklar. Biliyorlar ki adalet olsa kendi suçlarını örtemeyecekler. Biliyorlar ki barış olsa bu milleti kutuplaştıramayacaklar. Ama and olsun ki adaleti de demokrasiyi de barışı da biz getireceğiz, bu meydanlar, bu eylemler, bu direniş getirecek.
"Bu meydan kazanacak"
23 yıllık bir iktidarın memleketi getirdiği son noktadayız. AK Parti iktidarı işçilere, emekçiye de emekliye de iyi gelmedi. Gençlere de, kadınlara da, çocuklara da ormanlara da iyi gelmedi. Önce iktidar oldular, fabrikaları, şirketleri özelleştirdiler. Sıcak para dediler, başka bir şey demediler. FETÖ ile ortak oldular, devletin tüm kadrolarını ele geçirdiler. 2010 referandumunda FETÖ ile anayasayı değiştirdiler. Yargıyı, orduyu, polis teşkilatını ele geçirdiler. Balyoz'daki Ergenekon'daki zulümleri bu ülkeye yaşattılar. Bu ülkenin Genelkurmay Başkanı'na, namuslu subaylarına, generallerine, amirallerine, bu ülkenin bilim insanlarına, iş adamlarına uydurdukları bir kumpasla lekeler sürdüler, kumpaslar kurdular. Şımarttıklarının darbesine maruz kaldılar. Ellerini FETÖ sabunuyla yıkadılar, güya o günahtan, o kirden kurtuldular. 17/25 Aralık, belgeli hırsızlıklarının üzerini örttüler. 7 Haziran - 1 Kasım arasında bu ülkeyi büyük bir kaosun içine soktular. Her yerde patlayan bombalardan medet umdular. Yüzlerce can giderken anket yaptırdılar ve dönüp tekrar iktidarlarını sağlamlaştırdılar. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından OHAL koşullarında, dünya kadar şaibeyle, mühürsüz oylarla anayasal sistemi değiştirdiler. Kendilerini vatansever, barış isteyenleri hain terörist ilan ettiler. İşlerine gelince müzakere ettiler, işlerine gelince sivil siyaseti hedef gösterdiler. Barışın umudunu da siyasete alet ettiler. Gün geldi akan kandan medet umdular, gün geldi kanı durduracağız diye siyaset yapmaktan umut buldular. Karşılarında tarihsel bir tutarlılık içerisinde iki şeyin renginin olmadığını bilen, ananın gözyaşında renk aramayan Kürt'ün anasıyla Türk'ün anasını ayırmayan, işçinin alın terinde renk aramayan, Alevi'siyle Sünni'siyle, sağcısıyla solcusuyla bütün emekçilerine sahip çıkan, bu ülkenin yarınlarını eşitlikte, adalette gören bir birliktelik var. Bu kumpasçılara karşı biz kazanacağız, bu meydan kazanacak, Türkiye'nin demokratları kazanacak."
Independent Türkçe, ANKA