Britanya'nın baş astrofizikçisi köpeği üzerine bahse girdi: "Çoklu evrende yaşıyoruz"

Fizikçilerden biri kendi hayatı üzerine iddiaya tutuşmuş

Filmin başkarakteri Evelyn, paralel evrenlerde kendisinin tuhaf versiyonlarının bilincine giriyor (A24) 

Çok konuşulan bilimkurgu filmi Her Şey Her Yerde Aynı Anda'nın (Everything Everywhere All at Once), 95. Akademi Ödülleri'ne damga vurması bilim dünyasını da karıştırdı.

Michelle Yeoh'un canlandırdığı Evelyn Juan Wang'ın evrenlerarası yolculuğunu konu alan film, uzun yıllardır tartışılan bir teoriyi yeniden gündeme getirdi: Çoklu evrenler teorisi.

Teori kabaca, yaşadığımız evrenin tek evren olmayabileceği fikrine dayanıyor. Buna göre evren, diğer birçok evrenle birlikte daha büyük bir yapının parçası.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Filmin ardından birçok bilim insanı çoklu evrenler fikrine dair düşüncelerini dile getirmeye başladı. Bu kişilerden biri de Britanya'nın baş astrofizikçisi Lord Martin Rees oldu.

Rees, yaşadığımız evrenin tek olmadığını savunanlardan.

Cambridge Üniversitesi'nde Kozmoloji ve Astrofizik Profesörü olarak görev alan Rees, köpeği üzerine bahse girebileceğini söyledi.

The Conversation'da kaleme aldığı yazıda Rees, evreni meydana getirdiği varsayılan Büyük Patlama'nın bile düşünüldüğü kadar benzersiz olmadığını yazdı.

Neden birden fazla evren olmalı?

Samanyolu Galaksisi'nin ve dolayısıyla Dünya'nın içinde bulunduğu evrenin koşulları, G harfiyle temsil edilen yerçekimi sabiti veya C harfiyle temsil edilen ışık hızı gibi "temel sabitlerle" tanımlanıyor.

Bu sabitlerin değerleri, yıldızlar, gezegenler, karbon ve nihayetinde insanlar gibi karmaşık sistemlerin evrimleşmesine olanak tanıyacak aralıkta.

Bu parametrelerden bazılarını yüzde birkaç oranında bile değiştirildiği durumda evrende yaşamın mümkün olamayacağu düşünülüyor. Bu yüzden fizikçiler, yaşamı mümkün kılan hassas dengelerin nasıl bir araya gelebildiğini tartışıyor.

"Bazıları bunun sadece bir tesadüf olduğunu iddia ediyor" diyen Rees'e göre en önemli açıklamalardan biri çoklu evrenler:

Alternatif bir açıklama var: Farklı fiziksel yasalara ve farklı temel sabit değerlerine sahip bir çoklu evrende yaşadığımız. Bu evrenlerin çoğu yaşam için uygun olmayabilir. Ancak istatistiksel olarak konuşursak, birkaçı yaşam dostu olacaktır.

 

 

Açıklanamayanlar

Çoklu evren, uzun bir süre boyunca fiziğin değil, felsefenin alanı olarak görüldü. Bu yüzden, 1957'de birden fazla evren olduğunu savunan fizikçi Hugh Everett'in fikirleri alay konusu olmuş ve akademik kariyeri sona ermişti.

Ancak fizikteki pek çok şey gibi, mevcut modellerin açıklayamadığı gözlemler ve tutarsızlıklar bu fikrin yavaş yavaş bilim insanları arasında da ele alınmasını sağladı.

Örneğin, tek bir evrenin yaşam için uygun koşulları barındıracak şekilde gelişme olasılığı, aslında yok denecek kadar düşük. Evrenimizin milyarlarca evrenden sadece biri olduğu düşüncesi ise, insanların var olmasını sağlayan ender tesadüfleri daha makul kılıyor.

Büyük bahis

Öte yandan birçok bilim insanı, ölçülemeyeceği veya sınanamayacağı gerekçesiyle bu teoriye karşı çıkıyor. 

Rees ise gözlem eksikliğinin, örneğin kara deliklerin içinde neler olduğuna yönelik fikirlerin teorileştirilmesini engellemediğini vurguluyor:

Kara deliklerin içini de gözlemleyemeyiz ama fizikçi Roger Penrose'un orada olanlara dair söylediklerine inanıyoruz.

Nobel Ödüllü Penrose, karadeliklerin içlerinde konik bir nokta olduğunu ve bu noktanın ötesinde hiçbir maddenin var olamayacağı bir tekilliğin var olduğunu öne sürmüştü.

Rees ayrıca, çoklu evrenler teorisine yönelik inancını bir anısıyla açıkladı. 15 yıl önce bir panelde meslektaşlarıyla iddiaya girdiklerini aktaran Rees, "Çoklu evren kavramını ne kadar ciddiye aldığımız soruldu. 'Japon balığınızın, köpeğinizin ya da kendi hayatınızın üzerine bahse girer misiniz?' diye sordular" ifadelerini kullandı.

"Köpeğim üzerine bahse girebileceğimi söyledim. (Fizikçi) Andrei Linde ise kendi hayatı üzerine bahse girdi" diyen Rees, sözlerini şöyle sürdürdü:

Linde'yi bilemiyorum. Ama ne yazık ki köpeğim ve ben bu soruya bir yanıt bulunamadan ölmüş olacağız.

 

Independent Türkçe, Futurism, The Conversation

Derleyen: Çağla Üren

DAHA FAZLA HABER OKU