Irak'ın yöneticisi iki kor parçasını alevlendiriyor

Fotoğraf: Reuters

"Irak'taki durumu gerçekte olduğu gibi anlamak istiyorsanız, bunun her zaman endişeli veya ürkmüş ve -özellikle geçtiğimiz onlarca yılda- doğal yönetimin tadını tatmamış bir ülke ile ilgili olduğunu unutmamalısınız" dedi ve şöyle devam etti:

Irak bulunduğu coğrafyada korku içinde. Çünkü kendisinden daha güçlü iki ülke -İran ve Türkiye- arasında sıkışıp kalmış durumda ve Suriye ve Ürdün ile ilişkileri her zaman çalkantılı. Irak tarihte de korku içindeydi. Çünkü civar imparatorluklar topraklarını ele geçirmek için birbirleriyle savaşıyordu.


Bu ifadeler beni durdurdu ve konuşmacıdan daha çok açıklama yapmasını istedim:

Irak hükümdarı sürekli endişe içinde ve bu bin yıldan beri böyle. Komşularından ötürü endişeli, ülkenin içerisindeki durumlardan ötürü endişeli ve hatta etrafındaki dar daire için de endişeli. Modern tarihimizde Abdülkerim Kasım, kontrolü ele geçirdiğinde eski yoldaşı olarak kendisini idam etmekte ısrar eden devrimdeki ortağı Abdusselam Arif'ten dolayı endişeliydi. Saddam Hüseyin, hem içeride hem de dışarıda çifte kaygı yaşıyordu.


Konuşmacı "Saddam, Humeynist İran'dan endişeliydi ve iktidara geldiği gün şu iki kor parçasını alevlendirecek kişi gibiydi: 'devrimi ihraç etmek' ve 'velayet-i fakih sistemi'. Bu endişe onu savaşa sürükledi. İran ve Kürtlerden ötürü duyduğu endişe onu Halepçe'ye itti. Saddam'ın ordunun generalleri karşısındaki endişesi, onu belli zamanlarda yapılan kanlı tasfiyeler konusunda Stalin'i örnek almaya itti. Aynı şey parti içerisinde de oldu" dedi.

Hafızası gittikçe açılan konuşmacı sözlerine şöyle devam etti:

8 Şubat 1963'te iktidarı ele geçirdik. Biz iktidarı devraldık ve endişemiz iki katına çıktı. Yurtdışında ABD ile müttefik olan Şah'a karşı ve Atlantik Türkiye'sine karşı. Ülkenin içerisinde ise bizi kana bulayan ve bizim de onları kana buladığımız komünistlere ve olayları düzeltmekten aciz oluşumuza karşı.

Halkın kendisi de korkuya mahkum. Sünniler sayısal zayıflıktan, Şiiler geçmişin tekrarlamasından, Araplar Kürtlerin ayrılmasından ve Kürtler federalizm yokluğunda bölgenin hapishaneye çevrilmesinden korku duyuyor. Bu yüzden Irak daima bir yol ayrımında ve yöneticisi iki veya birden fazla kor parçasını alevlendiriyormuş gibi duruyor.


Tavsiye, dikkat çeken Iraklı bir oyuncu, Munzir el-Vendavi'dendi. Pek çok Iraklının anılarını canlandırmak için bu kişinin ismini söylemek yeterli olur.

Vendavi, Abdulkerim Kasım kendisine karşı barikat kurduğunda Savunma Bakanlığı'na saldıran pilot subaydı. Cumhurbaşkanı Abdusselam Arif'in ofisini hedef alarak Cumhuriyet Sarayı'nı bombalayan da kendisiydi.

Komünistlere karşı korkunç tasfiyeler yapmakla suçlanan Ulusal Muhafız Komutanı'ydı. Tavsiyesi İspanya'da hayatının son demlerini geçirdiği sırada gelmiş olabilir. Tavsiyesinin kor parçalarının üzerinde yürümeden hükümetlerini değiştirdiğini fark etti.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Vendavi'nin yol ayrımı ile ilgili sözlerini hatırladım. Bir yetkili ya da politikacı bana ülkesinin bir 'yol ayrımında' ​​olduğunu söylediğinde korkuyorum.

Korkuyorum; çünkü 'yol ayrımı' ifadesi kafa karışıklığını ve kaygıyı ve kararın aceleye getirilmesi gerekliliğini öngörmeye yardımcı oluyor.

Korku, bölgemizin tanık olduğu acı tecrübelerden kaynaklanıyor. Tecrübeler neredeyse ülkelerimizin yol ayrımından önce uzun bir süre tereddüt ettiğini ve sonra en korkunç yollara doğru koştuğunu gösteriyor.

Bu, bazen kelimelerle dans eden bir adama aşık olduktan sonra, bazen başka seçenekler karşısında korkuya kapılmaktan veya belki de en az zararlı olanı seçme güdüsünden oluyor.

İnsanlar mezhepsel veya bölgesel entrikalarla dolu sandıklara akın ettiğinde ve demokrasiden nefret eden ve sadece bir kereliğine değil sonsuza kadar iktidarda kalmayı sağlayan bir merdivenden başka bir şey görmeyen güçlere geniş yetkiler verdiklerinde daha da korkuyorum.


'Yol ayrımı' ifadesi bir Fransız, İngiliz veya Alman politikacı tarafından da kullanılıyor. Ancak bu kullanım, korkunç Ortadoğu'da uyandırdığı anlamı uyandırmıyor.

Avrupa'da onlarca yıldır devam eden istikrar yıkıcı fikirleri, düşüncesiz insanları ve nefret yüklü sözlükleri denetleyen kurumların inşa edilmesini sağladı. Ne yazık ki bu kurumlar, içinde yaşadığımız dünyanın korkunç kısmında mevcut değil.

Zira bu kısımda başkan, ofisinde başka bir adamın oturduğunu görmektense sarayı yok etmeyi tercih ediyor ve mühürler kendisine devrediliyor.

Ne zaman şiddetli bir doğum sancısı bir dönemin sonunu getirse, ülkeyi sıfırdan yeniden inşa etme görevi ortaya çıkıyor. Ne anayasa koruyor ne de gelenekler yanıt veriyor. Her yol ayrımı, bir uçurumun ve yeniden yapılanmanın habercisidir.


Haftalar önce Irak'ın bir yol ayrımında olduğunu okudum. Dün sandık başına akın eden milyonlarca Iraklı, önümüzdeki yıllarda ülkelerinin gidişatını belirleyecek.

Seçim sonuçlarının, bazı Irak güçlerinin son birkaç yıldan ders çıkarmaya çalışıp çalışmadığını göstereceğini düşünenler var.

Aynı zamanda sonuçlar, mezhepçi düşüncelerin ve popülist cazibelerin esaretinden kurtulan ve sayıları artan seçmenlerin devlet fikri lehine oy kullanıp kullanmadığını gösterecek.


Devlet fikri, tema ve sınamadır. Mücadele bunun etrafında dönüyor. Dünkü seçimlerin en tehlikeli yanı, Iraklıları sorumluluklarının önüne koyması.

Artık kimse suçu Saddam Hüseyin dönemine ve bu dönemde işlenen suçlara atamaz. Artık kimse ABD'nin Irak'ın toparlanmasını engellediğini veya seçmenlerin devlet ya da kurumlar fikrini kazanmasını engellediğini yemiyor.


İran'ın perde arkasından kukla tiyatrosunu yönettiğini söyleyerek herhangi bir hareketsizliği haklı çıkarmak doğru bulunmuyor.

İran, kendisine bağlı milisler ne kadar cezbetme ve korkutma araçlarına sahip olursa olsun, Iraklıları belirli bir yol seçmeye zorlayamaz.


Koşullar, insanlar ve dönemlerdeki derin farklılıklara rağmen, Mustafa el-Kazimi geçtiğimiz aylarda iki kor parçasını alevlendiren biri olarak ortaya çıktı.

Bu durum kendisini, Irak'ı ekonomik bozulmadan, güvenlik ihlallerinden ve günlük sıkıntılardan kurtarmanın tek yolunun devlet inşasından geçtiğine ikna etti.

Anayasa, kurumlar ve şeffaflık devleti. Yurt dışında ve yurt içinde yasalara saygılı, vatandaşlarını korkutmayan ve hor görmeyen bir devlet.

Bir kurumlar devleti, milisler veya gruplar ve seyir füzeleri devleti değil. Bu yüzden Kazimi, Irak'a diyalog ve toplantı fırsatları için bir köprü ve ev sahibi rolü vererek bölgesel kor parçasını söndürmeye çalışıyordu.

Kazimi kanunun varlığını genişletmeye çalışıp erken seçimleri susturucular ve bilenmiş bıçaklarla daha alınmadan yok edilen Irak ayaklanmasının bazı meşru taleplerini yerine getirmek için bir fırsata dönüştürerek iç kor parçasını söndürmeye çalışıyordu.

Allah'tan iki kor parçasının baskısının farkında olan Cumhurbaşkanı Berhem Salih de seçimlerin yolları düzeltmek için bir fırsat haline dönüştürülmesi çağrısında bulunarak sesini yükseltiyordu.


İşte yol ayrımında duran ve yöneticisinin iki kor parçasını alevlendirdiği Irak'ın hikayesi böyle.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Independent Türkçe için çeviren: Sema Sevil

Şarku'l Avsat

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU