Adana'da iklim riskleri artık veriyle yönetiliyor

Adana'nın Seyhan ilçesinde iklim krizine karşı veri temelli yeni bir dönem başlıyor. Erken uyarı ve müdahale modeliyle, mevsimlik tarım işçileri ve küçük çiftçiler için afet risklerinin önceden tespit edilmesi hedefleniyor

Fotoğraf: Independent Türkçe

Sel, don, aşırı sıcak, kuraklık… İklim krizinin etkileri her geçen gün artarken, Adana’nın Seyhan ilçesinde bu risklere karşı hazırlıklar şimdiden yapılıyor.  Çalışmalar, iklim krizine karşı teknoloji ve veri temelli yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Adana Ovası'nda giderek artan ani ve aşırı hava olaylarının tarımsal üretim ve bu sektörde çalışan dezavantajlı gruplar üzerindeki yıkıcı etkilerine karşı geliştirilen bu proje; doğrudan bir sistem kurmaktan ziyade, yerel yönetimin müdahale kapasitesini güçlendiren bir hazırlık modeli olarak öne çıkıyor. 

Proje kapsamında sahadan kopuk kararlar almak yerine, mevsimlik işçiler ve küçük çiftçilerle yapılan hızlı değerlendirme çalışmaları ve odak grup toplantılarıyla gerçek ihtiyaçlar tespit edildi. Bu veriler doğrultusunda Seyhan Belediyesi’nin insan kaynağı, bütçesi ve kurumsal koordinasyon kapasitesi analiz edilerek, uygulama öncesi yol haritası oluşturuldu.

Bu çalışmalar, mevsimlik tarım işçileri ve küçük çiftçiler gibi kırılgan grupların iklim risklerine karşı daha hazırlıklı ve dirençli hale gelmesini hedefliyor.

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Sivil Katılım Projesi kapsamında sağlanan hibe desteğiyle Kalkınma Atölyesi Kooperatifi tarafından yürütülen proje, Seyhan Belediyesi iş birliğiyle hayata geçirildi. Proje kapsamında, iklim krizinin mevsimlik tarım işçileri ve küçük çiftçiler üzerindeki etkilerine yönelik saha çalışmaları yürütülürken, yerel yönetimlerin afetlere hazırlık kapasitesini güçlendirecek bir yol haritası da oluşturuldu.

UNDP Sivil Katılım Projesi Direktörü Neslihan Cankara, projeye ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

Seyhan’da elde edilen veriler, belediyelerin altyapı planlamasından tarımsal destek politikalarına kadar birçok alanda daha hızlı ve doğru karar almasını sağlıyor. Özellikle ani gelişen afetlerde zaman kaybının önüne geçilmesi, bu sistemlerin en kritik katkılarından biri.

Cankara, bu yaklaşımın klasik afet yönetiminden farkına değindi, “Bu altyapı çalışmaları, afet olduktan sonra müdahale eden bir yapıdan, riskleri önceden gören bir sisteme geçiş anlamına geliyor” dedi. 
 

UNDP Sivil Katılım Projesi Direktörü Neslihan Cankara
UNDP Sivil Katılım Projesi Direktörü Neslihan Cankara

 

Fizibilite ve portfolyo ile yön belirlendi

Uygulama aşamasında kaynakların doğru kullanılması için belediyeye teknik bir rehber sunan “Erken Uyarı ve Müdahale Araçları Portfolyosu” ile Yalmanlı Mahallesi özelinde hazırlanan fizibilite raporu, sürecin temelini oluşturdu.

Bu çalışmalar, yüksek maliyetli yatırımlar yerine, belediyenin kendi kapasitesiyle uyumlu ve etkisi yüksek adımları belirleyen bir karar destek mekanizması olarak kurgulandı.
 

 

En büyük ders: İklim krizi artık sosyal bir kriz

Cankara, sahadan elde edilen en önemli bulguyu şu sözlerle özetledi:

2025’te yaşanan don felaketi, iklim krizinin sahadaki etkilerini çok daha net görmemizi sağladı. Yürüttüğümüz saha çalışmaları, küçük çiftçiler ve mevsimlik tarım işçileri gibi grupların bu tür afetlerden doğrudan etkilendiğini ortaya koydu. Özellikle borçlanma ve artan maliyetlerle mücadele eden üreticiler açısından, iklim risklerinin ancak yaşanan somut olaylar üzerinden daha iyi anlaşıldığını gözlemledik. Ayrıca mahalle bazında veri eksikliği ve kurumlar arası koordinasyon sorunlarının, kriz anlarında müdahale kapasitesini sınırlayan önemli başlıklar olduğunu tespit ettik.


Çalışmalar yalnızca teknik bir altyapı sunmakla sınırlı değil, aynı zamanda sosyal boyutu da güçlü şekilde ele alıyor. Mevsimlik tarım işçileri ve küçük çiftçiler gibi en kırılgan gruplar, iklim krizinden en fazla etkilenen kesimlerin başında geliyor.

Cankara, bu kapsamda geliştirilen yaklaşımın sadece çevresel riskleri değil, bu risklerin toplum üzerindeki etkilerini de görünür kılmayı amaçladığını vurguladı.
 

 

“Bu sistem olmasaydı kırılgan gruplar görünmez kalacaktı”

Projenin özellikle kırılgan kesimler açısından kritik bir boşluğu doldurduğunu vurgulayan Cankara, şu değerlendirmeyi yaptı:

Eğer bu sistem kurulmamış olsaydı, mevsimlik tarım işçileri ve küçük çiftçiler afet yönetiminde görünmeyen gruplar olarak kalmaya devam edecekti. Müdahaleler planlı ve önleyici değil, daha çok afet sonrası yapılan geçici ve dağınık yardımlarla sınırlı kalacaktı.


Cankara’ya göre proje, yalnızca teknik bir altyapı değil, aynı zamanda yerel yönetimler, sivil toplum ve vatandaşlar arasında daha güçlü bir iş birliği modeli oluşturmayı hedefliyor.

Veri temelli karar alma süreçlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, katılımın yalnızca bir söylem olmaktan çıkıp sahada somut karşılık bulması amaçlanıyor.
 

 

Eylem planı sahaya indi

Projenin artık uygulama aşamasına geçtiğini belirten Cankara, sürecin tamamlandığını söyledi.

“3 Mart 2026’da Seyhan Belediye Meclisi’nde kabul edilen eylem planıyla birlikte, yaklaşık bir yıl süren hazırlık sürecini tamamlayarak sahaya geçtik” diyen Cankara, planın doğrudan uygulamaya dönük adımlar içerdiğini vurguladı.

3 yıllık eylem planı kapsamında, mevsimlik tarım işçileri için daha güvenli barınma modellerinin geliştirilmesi, mobil sağlık ve koruma mekanizmalarının oluşturulması, çiftçilere yönelik mikro-iklim verilerine dayalı erken uyarı sistemlerinin kurulması ve kuraklığa dayanıklı üretim yöntemlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Cankara’ya göre, hazırlanan bu altyapı sayesinde Seyhan Belediyesi, iklim krizinden en fazla etkilenen kırılgan gruplara yönelik somut uygulamaları hayata geçirebilecek noktaya ulaştı.


Model Türkiye’ye yayılabilir

Cankara, modelin yalnızca Seyhan’la sınırlı olmadığını vurguladı:

Bu model Türkiye’deki birçok tarım havzası için uygulanabilir.


Küçük çiftçiler ve mevsimlik işçilerin karşı karşıya olduğu risklerin Türkiye genelinde benzer olduğunu belirten Cankara, hazırlanan planların diğer belediyeler tarafından da uyarlanabileceğini ifade etti.

Seyhan’da geliştirilen bu model, afetlere müdahale eden değil, afetleri önceden gören yeni bir yerel yönetim anlayışının en somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU