İBB davasında 43’üncü gün

İBB davasının 43’üncü günü Silivri’de iş insanı Yunus Göçer’in savunmasıyla başladı

Fotoğraf: ANKA

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında olduğu, 68 kişinin tutuklu yargılandığı 414 sanıklı İBB Davası’nın 43’üncü günü Silivri’de iş insanı Yunus Göçer’in savunmasıyla başladı.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 68’i tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 43’üncü gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılıyor. Tutuksuz olarak yargılanan İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu da bugünkü duruşmaya katıldı.

Yunus Göçer: Hem AK Parti, hem CHP mitingleri ile çok sayıda kongre organizasyonunu yaptım

Duruşmada ilk olarak iş insanı Yunus Göçer savunma yaptı. Aynı zamanda Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olduğunu belirten Göçer, “Hakkımdaki isnatların bir hukuki temeli olmadığı çok açıktır ve heyet tarafından bu durumun görüleceği ve gözetileceği kanaatindeyim. Yalnızca eylem 79’dan yargılanmaktayım. Enteresan olan kısım, İBB ve iştirakleriyle 5, 10, 15, 20 sözleşme yapan firmalar burada değil. Olmamaları da doğru olandır. Sözleşme yapmak burada olmayı gerektirmez. Sözleşme yapmak suç teşkil etmez. Ben ve benim gibi insanlar buradaki kişi sayısını tamamlıyoruz. Bir hukukçu olarak iddianamenin tamamını okumaya çalıştım. Temsilcisi bulunduğum şirket, oluşan algıdan dolayı davaya dahil edilmiştir” dedi.

Duruşmada savunma yapan tutuklu iş insanı Yunus Göçer, temsilcisi olduğu şirketin 2011 yılında kurulduğunu ve hâlen birçok iş yapmaya devam ettiğini belirterek şunları söyledi:

Yapmış olduğumuz organizasyonlardan örnekler vereyim. 2011 yılında Erzurum’da düzenlenen Gençler Avrupa Kış Oyunları, 2 bin 500 sporcu. 2013 yılında Mersin’de düzenlenen Akdeniz Oyunları, 3 bin sporcu. 2016 yılında Antalya’da düzenlenen ve 8 ay süren EXPO, 200 konser. 2017 yılında Erzurum’da düzenlenen Universiade Üniversitelerarası Kış Oyunları, 200 sporcu. 2020 ve 2026 yılları arasında Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu. 2017 yılında Samsun’da düzenlenen Dünya İşitme Engelliler Yaz Olimpiyatları, Deaflympics. Türkiye F1 Formula yarışları. AK Parti mitingleri ve kongreleri, CHP mitingleri ve kongreleri, ülkenin önde gelen 20’den fazla sanatçı sanatçının turne ve konserleri. Firma olarak ses, ışık, görüntü, canlı yayın, mobil LED, mobil TIR sahne, çadır, staf ve podyum alanında hizmet veren bir firmayız. Şirket demirbaş listesi ve çalışan sayısı incelendiğinde iddiaların doğru olmadığı ortaya çıkacaktır. Yalan tanık beyanlarından dolayı iki şirketimiz de maliye tarafından koda alındı. Vergi mahkemesinde açtığımız iki davayla kottan çıkabildik.

“İddia makamı araştırmaya gerek duymamış”

Burada etkin pişmanlıktan yararlanan Gökhan Köseoğlu’na da huzurunuzda sordum. Gökhan Köseoğlu da Tentek firmasının herhangi bir malum fatura kestiğini söylemediğini iddia etti. Çünkü iki şirketimizin çalışan sayısı yaklaşık 40 kişidir. Bu kişilerin çoğu teknik kökenli insanlardır. Çalışanlarımızın SGK bedelleri tarafımızca düzenli ödenir. Vergilerimiz düzenli ödenir. Bunun için bir bilirkişi incelemesi yaptırıldığında çalışan sayısı, defter kayıtlarımızdaki düzen, ödenen vergiler ve benzeri her detay ortaya çıkacaktır. Bu konuda da mahkemenizden inceleme talep ediyoruz. Eylem 79’dan yargılanıyoruz. Eylem 79’da öncelikle yapılması gereken düzeltmeleri belirtmekte fayda vardır. İddia makamı kamu zararını 18 milyon 784 bin 580 TL olarak belirtmiştir. 79’uncu eylemde BTG firmasıyla hiçbir bağlantısı olmayan Wolf Medya’nın sözleşme bedeliyle BTG’nin sözleşme bedeli toplanmış ve bir kamu zararına ulaşılmış. Bu da her iki firmanın sözleşme bedellerinin toplamına denk gelmektedir. BTG’nin sözleşme bedeli 9 milyon 345 bin TL’dir. İddia makamı yine araştırmaya gerek duymadan sözleşme bedelinin tamamını kamu zararı olarak belirtmiştir

“O serbest bırakıldı, ben  tutuklandım"

Bir diğer firma yetkilisiyle birlikte aynı suçlamayla gözaltına alındığını, kendisinin tutuklanıp meslektaşının serbest bırakıldığını oysa ikisinin de serbest olması gerektiğini savunan Göçer şöyle devam etti:

79’uncu eylemde iki suç isnadı mevcuttur. Tarafa yöneltilen suçlama TCK 158 ve çeşitli bentleridir. Aynı suçlama diğer firma yetkilisine de yapılmıştır. Enteresan olan kısmı, adaletin nasıl da çarpıtılarak uygulandığının güzel bir örneğini vereceğim size. Diğer firma yetkilisiyle beraber, yani Wolf Medya’nın sahibiyle beraber gözaltına alındık. 3. Sulh Ceza Mahkemesi’nde ifadelerimiz alındı. O serbest bırakıldı, ben tutuklandım. İddianameyi incelediğimde iddia makamı beni bir eylemle, yani eylem 79’la yargılarken onu 14 eylemle yargılamaktadır. Ben içerideyim, o dışarıda. Olması gereken de onun dışarıda olmasıdır zaten ama olması gereken bir şey daha var. Benim de dışarıda olmam gerekiyordu. 80’inci eylem toplam 34 sayfadan ibarettir. Bu sayfaların 30 tanesi outdoor reklam işi ile ilgili olup 4 sayfası bizimle ilgilidir. 4 sayfada da kamu zararına ilişkin tek bir ne soyut ne de somut delil yoktur. 2-3 tanık beyanı mevcuttur. Tanık demeye de şahit lazım, ben tanık olduklarını da düşünmüyorum. O da kamu zararına ilişkin değildir. İddia makamı sözleşmeyi yapmayıp kamu zararına delil olarak göstermiştir. Kültür A.Ş ile yapmış olduğum bu sözleşmede hileli bir davranışım asla mevcut değildir. Kanun ve Kültür A.Ş kuralları neyi gerektiriyorsa aynen, harfiyen onu uyguladık.

“Serdar Haydanlı ile yakinen tanışırım”

Diğer bir iddia Serdar Haydanlı. Serdar Haydanlı ile yakinen tanışırım. Serdar Haydanlı muhtemelen buraya ifade vermeye gelecektir. Zat-ı alilerine burada şöyle bir soru yönelteceğiz hepimiz. Muhtemelen avukatlar da yöneltecek. Serdar Haydanlı, sahip olduğum firmaların kimin adına olduğunu inşallah burada ikrar edecektir ama ben o cesaretinin olduğunu sanmıyorum. 6 Mayıs 2025 tarihli ifadesinde ‘BTG LTD. ŞTİ. firması, sahte fatura kesen şirketlerdendir’ diyor. Şimdi herkese soruyorum. BTG şirketi bize aittir, aile şirketimizdir. Tentek şirketi de bize aittir, aile şirketimizdir. Tentek şirketinin ben tutuklandıktan sonra ve Serdar Haydanlı’nın ifadesinden dolayı koda alındığında ben size beyan ettim. Koddan çıktığımızı da Vergi Mahkemesi, 15. Vergi Mahkemesi’nin kararıyla koddan çıktığımızı da size burada söyledim. Mal varlığı olan, çalışan sayısı olan, yaklaşık 4 milyon dolar mal varlığı olan Tentek, kalkıp yine 3-4 milyon dolar mal varlığı olan bir şirkete naylon fatura keser mi? Bu hayatın olağan akışına aykırıdır.

Hakan Yalaz: Etkin pişmanlıkçıyı tanımıyorum, ismini savcılıkta öğrendim

Tutuklu iş insanı Yunus Göçer’in savunmasının ardından tutuklu organizasyon firması sahibi Hasan Yalaz’ın savunmasına geçildi. Baraka Yapımcılık isimli şirketin kurucusu ve sahibi olduğunu belirten Yalaz, “2022 ve 2023 yıllarında Medya A.Ş ile çalıştım, ihaleler aldım. 2024 ve 2025’te almadım, alamadım” diye konuştu.

Baraka Yapımcılık'ın isminin etkin pişmanlık ifadesi veren Deniz Dörtyol'un beyanlarında geçtiğini aktaran Hasan Yalaz, şunları kaydetti:

Baraka Yapımcılık’ın isminin geçtiği tek yer olan etkin pişmanlık ifadesi Deniz Dörtyol’un ifadesi. İddianamedeki etkin pişmanlıkçı Deniz Dörtyol’u kesinlikle tanımıyorum. Bir iş yaptığımız yok, fatura kestiğimiz yok, toplantı yaptığımız yok, bir çekimde karşılaştığımız yok. Hiçbir şekilde tanımıyorum. İsmini de savcılık aşamasında öğrendim. İddianamemizin 85’inci eylem kapsamında bin 862’nci sayfasında Baraka Yapımcılık hakkındaki metinde, ‘Deniz Dörtyol’un 29 Mayıs 2025 tarihinde alınan ifadesinde, Baraka isimli firmanın Emrah Bağdatlı’nın resmiyete sahip olmasa bile onun tarafından yönetildiğini açıkça ifade ettiği’ deniyor. Burada ‘açıkça’ ifadesinin çok yanıltıcı olduğunu düşünüyorum. Deniz Dörtyol, okuduğum kadarıyla 3 kere etkin pişmanlık ifadesi vermiş. 15’ten fazla firmadan, 20’den fazla kişiden bahsediyor, bunlarla birebir iletişimde olduğunu söylüyor. Bu bahsettiği işleri yaptığını iddia ettiği firmalar arasında benim ve şirketim yok. Savcılık ifademde bana ‘Emrah Bağdatlı’nın yönetmekte olduğunu bildiğim firmalar’ deyip parantez içinde ‘Baraka Yapımcılık’ yazıyordu.

"Medya A.Ş dışında da çok sayıda iş yaptık"

Emrah Bağdatlı’nın Baraka Yapımcılık’ın fiili yöneticisi olduğu iddiasını reddeden Yalaz, şirketinin Medya A.Ş dışında da çok sayıda iş yaptığını ve karlı bir firma olduğunu söyledi.

İBB için yürüttükleri çalışmalar kapsamında yüzlerce video, belgesel, program ve infografik hazırladıklarını belirten Yalaz; Feshane, Gazhane, Yerebatan Sarnıcı, Bulgur Palas, Kent Lokantaları, Şehir Hatları ve İSKİ gibi birçok alanda çekim yaptıklarını söyledi. Hazırlanan filmlerin teknik kurullarca incelendikten sonra hak edişe bağlandığını, ödemelerin de teslim edilen işler üzerinden gerçekleştirildiğini ifade etti. Ofislerinden alınan dijital materyallerde, Medya A.Ş’ye teslim edilen işlerin ham görüntüleri ve çalışma dosyalarının bulunduğunu belirterek, bunu lehine önemli bir delil olarak gösterdi.

Onur Aldı: Uzun tutukluluk hali nişanlımı ve ailemi ciddi derecede yordu

İş insanı Yunus Göçer ile organizasyon firması sahibi Hasan Yalaz’ın savunmasının ardından İBB Kültür A.Ş Genel Müdür Yardımcısı Onur Aldı’nın savunmasına geçildi. 16 yıl boyunca kültür-sanat sergilerinde çalıştığını belirten Aldı, şunları söyledi:

İddianameye konu imzalı evrakların hepsi tabi kural ve kaidelere uygundur. Bu iddianamede üç eylemde bilirkişi raporlarında adım şöyle geçmektedir. 'İmzası bulunanların sorumluluklarının değerlendirilmesi’ notu ile geçmektedir. İki eylemde ihale onay belgesinde, bir eylemde ihale komisyonunda imzam görülmüştür. Bu imzalı satın alma evrakları da aslında 7-8 aşaması olan bir satın alma işleminin yalnızca bir evresini oluşturmaktadır. 82 No’lu eylemi özetlemem gerekirse kendi açımdan, genel Müdüre vekaleten imzam olan evrakların hiçbirisiyle ilgili bir kamu zararı tespiti yoktur. Defalarca hem satın alım hem de hak edişler yönünden denetlenmişlerdir. Bilirkişinin ‘kısımlara bölme’ yorumu doğru değildir çünkü işlemler İBB’den nasıl alındıysa yıllara dayanan şirket gelenekleri ve usulleri ile aynı şekilde, hiç değiştirmeden yapılmıştır ve bugüne kadar da hiçbir suçlamaya bu işlemler konu olmamıştır. Satın almayı, o yöntemleri de benim genel müdür yardımcılığımın uzmanlık ve faaliyet alanında, sorumluluk alanında değildir. Dolayısıyla attığım bu imzanın bir dolandırıcılık suçu oluşturması da gerçekleştirmesi de imkansızdır.

İsminin geçtiği beyanlara ilişkin de Aldı, şöyle konuştu:

Dijital Deneyim Müzesi’nin içerik sağlayıcısı ve ortağı olan Tuce firması yetkilisi Cem Çelik Bey, ifadesinde benim de katıldığım, bulunduğum bazı proje toplantılarından bahsetmiş, tarafıma bir suçlamada da bulunmamıştır. Murat Abbas, eski Genel Müdürümüz ve Abdullah Uçan’ın etkin pişmanlık ifadelerinde yer alan ve ‘Konuşuluyordu’ ve ‘Söylenmekteydi’ şeklinde biten cümleleriyle ilgili birbirini doğuran aslında dedikodu mahiyetindeki ifadelere karşılık; soruşturma aşamasında bu ifadeler önümüze düştükten hemen sonra tüm belge, bilgi, dekont, banka hesabı ve tapu evraklarını dosyaya sunduk.

Hakkımda düzenlenmiş olumsuz bir MASAK raporu bulunmamaktadır. Yurt dışında bir mal varlığım olmadığına dair Yunanistan ve Almanya’dan alınmış belgeleri de avukatım dosyaya sundular. Yine Abdullah Uçan Bey’in beyanlarına, ifadelerine biraz değinmem gerekirse sergileme ve kurum işleri Kültür A.Ş’nin istisna alımlar kapsamındaki yasal haklarındandır ve ana faaliyet konularındandır. Proje aşamasında kendilerinden, ilgili birimden yani ihale ve satın alma biriminden öğrendim. Müze için yeni bir bina inşaatı yapılmamıştır.

Etkin pişmanlık ve bir husumet olmamasının yanında bu dedikodu mahiyetindeki ifadelerinin tutuklanma korkusu, cezaevinde kalma korkusu ve beyanlarını zenginleştirme maksadıyla verdiklerini düşünmekteyim. Örgüt üyesi iddiasına değinmem gerekirse bu kişi kartından geliyor. Kişi kartında yer alan örgüt üyesi değerlendirmesine konu telefon irtibatlarımın hepsi resmi iş arkadaşlarım ve resmi sözleşmeli iş ortaklarımızladır. Zaten iletişim yoğunluklarına da bakılacak olursa iş ortaklarıyla 1, 3, 5 kez irtibatım görülmüşken iş arkadaşlarımızla 300-500'e varan, 4-5 senede iletişimimiz görünmektedir. Bağlı olduğu ve örgüt yöneticisi oldukları iddia edilen kişilerle ise hiçbir telefon irtibatıma rastlanmamıştır iddianamede. Hakkımda düzenlenmiş bir İçişleri Bakanlığı tevdii raporu da yoktur.

Örgüt üyeliğine değinirken iddianamede kişi kartında, telefon irtibatları ve İçişleri Bakanlığı tevdii raporuna göre diye örgüt üyeliğimden bahsedilmiştir fakat bu tevdii raporunda ismim bulunmamaktadır. İletişimlerim de sadece yine resmi iş arkadaşları ve resmi iş ortaklarıyladır Kültür A.Ş’nin. Son olarak 1 yılın üzerinde tutukluyum. Hep kültür sanat sektöründe çalıştım. Deprem, yangın, yasaklar ve pandemi, toplumsal facialar gibi birçok olay gördüm ve hep ilk etkilenenlerden oldum. Şu anda da Türkiye’nin belki de en büyük yargılamalarından birinde tutuklu olarak yargılanıyorum. Her işte bir hayır vardır diyenlerdenim, bunu da bir deneyim olarak görüyorum fakat bu uzun tutukluluk hâli maalesef başta nişanlım ve ailemi ciddi derecede yordu. Artık bu uzun tutukluluk hâlimin de bitmesini sizlerden talep ediyorum.”

Ongun'dan soru

Savunmasının ardından Medya A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, Onur Aldı’ya soru sormak için söz aldı. Ongun’un, “Ben Dijital Deneyim Müzesi’nin yapımı ile ilgili olarak ihale süreçlerinde hiçbir toplantıda, hiçbir etkinlikte bulundum mu? Size herhangi bir firma önerisinde bulundum mu? Bahse konu Tuce firmasının müze kurulumu dediğiniz inşa işleriyle herhangi bir ilgisi var mı?" sorularına Aldı, "Yok, hayır" yanıtını verdi. Duruşma yarına bırakıldı.

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU