İstanbul Boğazı’nın tarihi silüetinde önemli bir yere sahip olan Kandilli Camii, yaklaşık iki yıl süren kapsamlı restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Kurban Bayramı’nda yeniden ibadete açıldı. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu denetiminde yürütülen restorasyonla birlikte 4 asırlık mabet, özgün mimari dokusuna kavuşarak yeniden cemaatiyle buluştu.
İki yıllık titiz restorasyon süreci
6 Nolu Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı doğrultusunda 2024 yılında başlatılan restorasyon kapsamında caminin mevcut durumu detaylı şekilde analiz edildi. Rölöve çalışmalarıyla başlayan süreçte ahşap unsurlar, kalemişleri, çini detaylar ve tavan süslemeleri özgün yapıya uygun şekilde restore edildi.
Çalışmalar kapsamında çıtakari tavan restorasyonu yaklaşık üç ay, kalemişi raspası iki ay, sıva raspası 45 gün, yapının güçlendirilmesi üç ay ve sıva restorasyonu ise 75 gün sürdü. Kalemişlerinde yapılan raspayla birlikte özgün renkler yeniden ortaya çıkarıldı.
Mihrap çinileri 1600’lerin teknikleriyle yeniden üretildi
Restorasyonda caminin en dikkat çekici bölümlerinden biri olan mihrap da özgün haliyle yeniden düzenlendi. Tekfur Sarayı üretimi olduğu belirlenen vazo motifli çiniler korunurken, eksik bölümler 1600’lü yılların geleneksel teknikleriyle yeniden üretildi.
Mihrabın üst kısmında yer alan İznik çinilerinin 1961 yılında farklı bir yapından nakledildiği belirtilirken, restorasyon kapsamında eksik parçalar özgün üretim teknikleriyle tamamlandı. Mihraptaki hat yazısında Âl-i İmrân Suresi’nin 37. ayetine yer verildi.
Tarihi doku yeniden canlandırıldı
Restorasyon kapsamında minare alemleri ve minber üzerindeki bakır detaylarda altın varak uygulamaları gerçekleştirildi. Caminin taç kapı ve mihrap yazıları hattatlar Davut Bektaş ve Ali Toy tarafından yeniden hazırlandı. Taç kapıya Bakara Suresi’nin 127. ayeti işlendi.
Cami avlusunda zamanla oluşan işgaller kaldırılırken, çevre düzenlemesi yapıldı ve güvenlik duvarı oluşturuldu. Ayrıca eksik olan şadırvan ve abdesthane de yeniden inşa edildi.
Kapı tokmaklarında ise semtin kimliğine gönderme yapan özgün bir tasarım uygulandı. Selvi ağacı formunda kandil motiflerinden oluşan istif, kapı tokmağı ve minber örtülerinde kullanıldı. Tasarımın Osmanlı döneminde Kandilli’deki kandil geleneğinden ilham aldığı belirtildi.
Kandilli Camii yeniden cemaatiyle buluştu
1751 yılında Sultan I. Mahmud tarafından inşa ettirilen ve 1916’daki yangında büyük zarar gören Kandilli Camii, 1929–1931 yıllarında yeniden inşa edilmişti. Son restorasyonla birlikte yapı, yeniden özgün kimliğine kavuşarak Kurban Bayramı’nda ibadete açıldı.
Caminin yeniden açılması İstanbullular ve semt sakinleri tarafından ilgiyle karşılandı. Dört asırlık tarihiyle Boğaz’ın önemli dini yapılarından biri olan Kandilli Camii, yeniden ibadete açılmasıyla birlikte bölgenin manevi ve kültürel mirasına katkı sağlamaya devam edecek.
Independent Türkçe