CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 39’uncu gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda görülüyor. Birçok sanık yakını ve CHP’linin takip ettiği duruşmada tutuklu sanıklar, alkışlar ve sloganlar eşliğinde salona getirildi.
Avukat Aras: Kapki'nin etkin pişmanlık ifadeleri yok hükmündedir
Geçen hafta savunmasını tamamlayan iş insanı Murat Kapki’nin bugün çapraz sorgusu ve avukat savunmasının da tamamlanması bekleniyor. Öncesinde söz alan Kapki’nin avukatı Fikret Aras, müvekkilinin etkin pişmanlık şeklindeki ifadelerinin, savcılıkta baskıyla ve yönlendirmeyle alındığını belirtti. Avukat Aras, şöyle konuştu:
Alınan bu ifadeler legal değildir. Yok hükmündedir. Bu nedenle bu ifadelerin soruşturma ve yargılama dosyasında yokmuş gibi değerlendirilmesini talep ediyoruz. Müvekkil cezaevinden adliyeye getirildiğinde uygulanan usul şu şekildedir: Müvekkil ifadeye geçmeden önce kendisine müdafii çağrılır. Müdafiine ulaşılmaya çalışılır. Ulaşılamazsa veya müdafii buna karşı çıkıp gelmek istemezse barodan bir atama yapılır. Ya da müvekkilin kendi müdafii kendi imkânlarıyla gelir. Şimdi bizim olayımızda zaten müdafiler cezaevinde olduğu için olaydan haberleri vardır. Ancak müvekkilimiz olay günü Tekirdağ’dan getirildiğinde doğrudan Cumhuriyet Savcısının odasına alınmıştır. Şu an yanındaki o bölüme zaten avukatların geçme durumu yoktur. Burada müvekkilin kendi anlattığı bir kısım görüşmeler yapılmıştır. O esnada bulunan müdafii arkadaşlarımızın bunları bilmesine imkan yoktur.
"Cezaevinden çıkacağı vaadiyle..."
Müvekkilinin o güne kadar kardeşinin, çalışanlarının, ailesinden pek çok kişinin gözaltına alındığını, ama en önemlisinin, o gün eşinin gözaltına alındığını söyleyen Aras, "Müvekkilim bu psikolojiyle götürüldüğünde kendi aralarında görüşmeler yapılıyor. Daha sonra müvekkilim her şeyi kurtarmak amacıyla, özellikle de bu bölüm önemlidir, kendisinin cezaevinden çıkacağı vaadiyle bir kısım beyanlarda bulunuyor. Alınan bu ifadeler legal değildir. 'Keenlemyekün', yani yok hükmünde ve batıldır. Bu nedenle bu ifadelerin soruşturma ve yargılama dosyasında yokmuş gibi değerlendirilmesini talep ediyoruz. Bu minvalde, heyet dışından gelecek sorulara da müvekkilimizin cevap vermeyeceğini belirtiyoruz. Soru soracak müdafilerin, sanıkların, heyetin ve Cumhuriyet Savcısının bu hususu göz önünde bulundurmalarını talep ediyoruz" diye konuştu.
Daha önceki beyanlarında “Savcılık tarafından yönlendirildim” diyerek itirafçılıktan vazgeçen Murat Kapki, geçen haftaki savunmasında atladığı yerler olduğunu söyleyerek, 10-15 dakikalık bir söz hakkı daha istedi. Mahkeme Başkanı’nın talebi kabul etmesi üzerine Kapki, savunmasına eklemeler yapmak üzere kürsüye geldi.
"Mallarını benim üzerime geçir dedi"
Duruşmada Kapki, geçen haftaki savunmasında atladığı yerler olduğunu söyleyerek 10-15 dakikalık bir söz hakkı daha istedi. Mahkeme Başkanı’nın talebi kabul etmesi üzerine konuşan Kapki, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde, kendisiyle ilgili yaptığı açıklamayı hatırlattı.
Gürlek'in, 1 Eylül'deki adli yıl açılış töreninin ardından Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde gazetecilerle bir araya geldiği konuşmasında, "İBB operasyonu önceden sızdırılmıştı" iddiası hakkında, "Operasyonu ilk öğrenen kişi Murat Kapki, bir günde 8 malını devretti, mallarını kaçırmaya çalıştı. Harekete geçtik, mal varlıklarına tedbir koyduk. Oradan da anladılar" şeklindeki sözlerini hatırlatan Kapki, bununla ilgili açıklama yapmak istediğini dile getirdi. Kapki, şunları söyledi:
Evet, 2024’ün ekim ayı gibiydi; Çetin diye bir arkadaş geldi. Beni onunla tanıştıran da Ahmet Çiçek’ti. O meşhur Ahmet Çiçek var ya Sayın Başkanım, beni zamanında o tanıştırdı. Bu Çetin denilen arkadaş, Çetin Ayas, yanıma geldi ve bana, 'Seninle, şirketlerinle alakalı gizli bir soruşturma yürütülüyor' dedi. Ekim ayında söyledi bunu Sayın Başkanım, burası çok önemli. Ben de 'Benimle ilgili ne yürütebilirler? Bizim her şeyimiz tertemiz. Yürütürlerse yürütsünler' dedim. 'Siz bilirsiniz' dedi, konuyu kapattı ve gitti.
Sonra aralık ayı gibi sağda solda konuşurken, bir muhabbet sırasında yine hakkımızda bir soruşturma yürütüldüğünü duydum. 'Bana da birkaç ay önce birisi geldi, böyle böyle söyledi ama ben pek umursamadım' dedim. Sonra tekrar Çetin’i aradım. Ocak ayının ilk haftası gibiydi, yeniden yanıma geldi. Bana, 'İsterseniz bu dosya içerisinde nerede olduğunuzu, nasıl olacağınızı, ne olacağını hepsini açıklarız. Bununla ilgili bana ön anlaşma olarak 100 bin dolar verirsen bakarım, ne olacağını size anlatırım' dedi. Bu arada ben bunların hepsini Savcı Bey’e anlattım. Savcı Bey de bunları biliyor.
Hakimin, "İfadenizde de var mıydı?" sorusu üzerine Murat Kapki, "Evet ama Sayın Başkanım hiçbir şey yapılmadı ki. İfademde var. Çetin denilen arkadaşın ifadesi yok. Kimse Çetin’i gidip arayıp bulmamış, kimse soru sormamış. Benim kardeşimi dahi alıyorlar, eşimi alıyorlar. Ben izah ediyorum, ‘Böyle böyle oldu, bundan dolayı ben bu ismi verdim’ diyorum ama hiçbir şey yapmadılar. Ondan dolayı söylüyorum size bunu” dedi.
Murat Kapki, ifadesine şöyle devam etti:
Sonra bunu öğrenince, ‘Tamam, teşekkür ederim. Ben sana haber vereceğim’ dedim ve Çetin gitti. Sonrasında çok eski tanıdığım İsmail Kaan’la konuşmaya başladım. İsmail’e anlattım, ‘Böyle böyle bir durum varmış. Senin bir bilgin var mı, öğrenebilir misin, ne yapabiliriz, bir bakar mısın?’ dedim. O da ‘Tamam, bakarım’ dedi. Sonra bir gün bana geldi ve ‘Evet, böyle bir şey varmış ama sen mallarını benim üzerime geçir, hiçbir şey yapamazlar. Bendeyken mallarına hiçbir şey olmaz’ dedi. Aynen bu kelimeyi söyledi bana. Ben de ‘İsmail, geçirsem bu sefer sıkıntı olmayacak mı? Bütün malları senin üzerine geçiriyorum, bu da belli olacak’ dedim. ‘Bana hiçbir şey yapamazlar’ dedi. ‘Benim de onlarla ilgili elimde bir sürü şey var’ dedi ve telefonunu gösterdi. ‘Bende de neler var onlarla ilgili’ dedi. Ben bunu da Savcı Bey’e anlattım. Savcı Bey bunu da kayda almadı. Bakın Çetin’i söylüyorum, yok; İsmail’i söylüyorum, yok. Ama kardeşim Serhat burada tutuklu, eşim tutuksuz sanık, avukatım sanık, kayınpederim sanık, arkadaşlarım sanık. Fakat İsmail ve Çetin ortada yok. En önemli noktada olması gereken kişiler yok. Savcı Bey hiçbirini almıyor. Bu benim içimi acıtıyor Sayın Başkanım.
Kapki, bundan önce verdiği ifadelerin tamamının hür iradesiyle verdiği ifadeler olmadığını belirterek, "Bir insan eşini, çoluğunu, çocuğunu, yuvasını kurtarmak için o gün bana ‘Roma’yı sen mi yaktın?’ deseydiniz, ‘Evet, ben yaktım’ derdim. ‘Şu adamı sen mi vurdun?’ deseydiniz, ‘Evet, ben vurdum’ derdim. Eşim gireceğine ben gireyim yani. Ama çok ilginç; İsmail Kaan’ın ifadesi defalarca, herhalde 15 defa yazmama, her gittiğimde söylememe rağmen bir kez bile alınmadı" şeklinde konuştu.
Metro reklam alanları ihalesi
Kapki, 2018’deki metro reklam alanları ihalesine de değinerek, şöyle devam etti:
2018’deki metro reklam alanları ihalesi de var ama iddianameye dahil edilmemiş. Çünkü 2018 tarihli. Aklıma da o zaman benim 1 milyon 750 bin dolarıma çöktüğü ve babasının söylediği laf geliyor: ‘Ben oğlumu daha fazlasını vererek bu işten kurtardım. Sayın Başkanım, Allah aşkına; siz benim yerimde olsanız, 10 metrekarelik odadasınız. Birisi malınıza çökmüş, belki de evlerimi bile geri alamayacağım. Çünkü tamamen hileli bir satışla ona verdim. Aramızda hiçbir şey yok. Sadece ‘Mallarını bana ver, bana bir şey yapamazlar, yapamazlar’ dediği için mallarımı ona verdim. İkincisi, o gün de size anlatmıştım. Biz burada 3 ihaleden yargılanıyoruz. Ama ben 4 ihale aldığımı ve bir tanesinin hiçbir şekilde konu edilmediğini söyledim. Çünkü daha öncesine ait. Yine aynı şekilde bir ihale daha var Sayın Başkanım: Metro ihalesi. Metro reklam alanlarının ihalesi. Onlar da benimle aynı zaman diliminde ihale edildi. Ama farkında mısınız, iddianamede yok. Nedenini söyleyeyim mi? Çünkü yapılış tarihi 2018. Ama benim Kültür A.Ş.’den aldığım ihaleyle birebir aynı şekilde alındı. Eğer o ihalede herhangi bir problem yoksa benim ihalelerimde de hiçbir şey yok, ki zaten yok.
Bakın metroyu söyledim, İlbakları söyledim. Ne hikmetse televizyon yayınlarını izliyorum Sayın Başkanım, söylediklerim tek bir yerde konuşulmuyor. Ama beni vurmaya kalktıklarında neler neler konuşmuşlardı. Benim davalı olduğum adam hâlâ televizyonda. Mücahit Birinci perşembe günü akşam televizyonda ne dedi biliyor musunuz? Benim avukatlarım kapıyı kırarak Savcı Bey’in odasına girecekmiş; ‘Siz benim müvekkilime nasıl tek başına savunma yaptırırsınız, savunmasını alırsınız’ diyecekmiş. Hangi ülkede yaşıyoruz? Savcı Bey’in odasının kapısını kırarak kim girebilir? Bir de ‘7. kata’ bırakın kapının önüne gelmeyi, zaten 7. kata girmek için 50 metre öteden bariyer yapılmış, oradan geçemiyorsunuz. Ancak Savcı Bey izin verirse içeri alınıyorsunuz. Ama bu densiz adam hâlâ kendini bir şeylere ispatlamak için konuşuyor. Bir de orası ‘yalan odasıymış’, o odada herkes birbirine iftira atabilirmiş çünkü dinlenmiyormuş.
Sayın Başkanım, ben hayatımda ilk defa mahkemeye çıkıyorum, ilk defa tutuklandım ve ilk defa tutuk odasında bir avukatla görüştüm. Ben bilmem ki orası dinleniyor mu, dinlenmiyor mu, kamerası var mı, yok mu? Hayatımda ilk defa yaşıyorum bunları. Ama o beyefendi pişkin pişkin bunları biliyormuş demek ki, rahat rahat televizyonda anlatıyor. Cem Küçük de çıkmış yine açıklama yapıyor; burada cevabını verdiğim bütün ifadeleri hâlâ gerçekmiş gibi insanlara algı yaratmaya çalışıyor.
Sayın Başkanım, ben burada neden tutukluyum? İhaleye fesat karıştırdığım, örgüt üyesi olduğum ve rüşvet verdiğim iddiasıyla tutukluyum, doğru değil mi? İhaleye fesat karıştırmadığımızı size anlattım. Çünkü ben Kültür A.Ş.’nin alt ihalesini aldım. İddianamede fesat karıştırıldığı ileri sürülen Büyükşehir Belediyesi ile Kültür A.Ş. arasındaki ihaleye herhangi bir girişimim, herhangi bir müdahalem yok. Benim ihaleye fesat karıştırma gibi bir durumum yok zaten. Ayrıca ben memur da değilim, iş insanıyım. Son kuruşuna kadar parasını ödedim mi? Evet. Reklam yerlerini yaptım mı? Evet.Köprüleri size anlatmıştım. Köprülere koyduğumuz çelik konstrüksiyonların maliyetini öğrenmek ister misiniz? Kayyum şirketimizde çıkartabilirler, siz de isteyebilirsiniz. Tahminim 5 veya 6 milyon dolar. Böyle bir yatırım yaptım ve bu belediyeye kalacak Sayın Başkanım. 5-6 milyon dolarlık yatırım belediyeye kalacak ve ben bu ihaleyi 3 yıllığına aldım. Üstüne basa basa söylüyorum: 3 yıllık bir ihale için 5-6 milyon dolarlık yatırım yapıyorum, bütün kiralarını tertemiz ödüyorum. Hatta benden vade farkı alıyorlar, bunları da size ispatlıyorum.
"İsmail Kaan hakkında suç duyurusunda bulunmak istiyorum"
Rüşvet vermediğini ancak kendisinin rüşvet vermiş gibi gösterilmeye çalışıldığını savunan Murat Kapki, "Ben üçüncü bir kişiye para vermişim, sanki rüşvet vermişim gibi göstermek amacıyla. Bu çok önemli bir şey Sayın Başkanım. Bu bir suçtur. Mayıs’ta ortak olan bir adamı kasımda göstermek bir suçtur. Bunu MASAK yapıyor. Savcı Bey de bunu hiçbir şekilde incelemiyor. Ben bunu Savcı Bey’e defalarca söyledim, defalarca anlattım, dinlemedi. İlla benden duymak istediklerini almak istedi. Doğruları söyleyince kulaklarını kapattılar. Ben neden tutukluyum? Ben iş insanı olduğum için mi tutukluyum? Sayın Başkanım, İsmail Kaan hakkında suç duyurusunda bulunmak istiyorum. İsmail Kaan’ın buraya getirilip dinlenmesini istiyorum. Herhalde siz de çağırırsınız diye düşünüyorum. Hatta babası Osman Kaan’ın da gelmesini istiyorum. Çünkü 1 milyon 750 bin dolar verip daha fazlasını kimlere vermiş, oğlunu kurtarmak için bunu öğrenmek istiyorum. Bu paraya da evlerime konulduğu gibi, devlet tarafından tedbir konulmasını istiyorum. Çünkü bu para benim param; tertemiz, helal param. Herhalde yeterince anlatmışımdır" dedi.
İş insanı Murat Kapki’nin savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Sanıklardan ilk olarak Ekrem İmamoğlu söz aldı. Geçen hafta yaşanan tartışmalı anlara değinen İmamoğlu, aileler üzerinden yaşanan süreçlerin kendisini duygusal olarak etkilediğini söyledi. İmamoğlu, “Belki tonum yüksekti, belki sizi rahatsız etti. Ancak aile mesele olunca insanın hassasiyeti değişiyor. O an yaşadığım tepki, manevi sıkışmışlığın ve boğulma hissinin sonucuydu” dedi.
İmamoğlu: Burada yol arkadaşlarımızın yaşadıklarını dinlemek zulüm
Yaşanan süreci “zulüm” olarak tanımlayan İmamoğlu, “Burada gerçekten zulüm çeken, zalimlikle mücadele eden yol arkadaşlarımızın yaşadıklarını dinlemek ve bütün bunları dosyaya göre örgüt lideri olarak dinlemek, benim için dünyanın en büyük zulmüdür” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, iddianamede “kasası” olarak tanımlanan kişiler üzerinden yürütülen suçlamaları da eleştirdi. Özellikle Murat Gülibrahimoğlu hakkında ortaya atılan iddialara değinen İmamoğlu, Gülibrahimoğlu’nun AK Parti çevreleriyle ilişkilerinin duruşmada belgeleriyle anlatıldığını savunarak, “AK Parti il başkanından başlayıp AK Parti adaylarına kadar ilişkileri tek tek ortaya kondu. Ama buna rağmen benim örgüt yöneticim olarak gösteriliyor. Benimle ilgili tek bir hukuki bağlantısı, tek bir belge ortaya konmadı” dedi.
Başka bir örgüt yöneticisi olarak gösterilen Hüseyin Gün’ün ise hayatında kendisini “iki dakika gördüğünü” söylediğini belirten İmamoğlu, “Buna rağmen ‘asrın yolsuzluğu’ denilen yapının örgüt yöneticisi olarak yargılanıyor” diye konuştu.
İmamoğlu ayrıca, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren Adem Soytekin’in daha önce “örgüt” şemasının önüne hazır şekilde konulduğunu ve kendisinin bunu imzaladığını söylediğini öne sürerek, “Örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen kişi, ‘Ben örgüt mögrüt bilmiyorum, önüme konan şablonu imzaladım’ dedi. Zaten diğerleri de böyle bir sistemin içinde olmadığını söylüyor” ifadelerini kullandı.
Daha sonra çapraz sorgu kapsamında Murat Kapki’ye soru yönelten İmamoğlu, operasyonlardan önce kendisiyle herhangi bir tanışıklığı olup olmadığını sordu. Kapki, yalnızca Kültür AŞ’nin düzenlediği kalabalık bir iftar programında tokalaştıklarını belirterek, “Şahsımla birebir bir tanışıklık olmadı. Bir araya gelip sohbet etmişliğimiz yok” dedi.
İmamoğlu’nun “Birbirimize çay kahve ısmarladık mı, yemek yedik mi?” sorusuna Kapki, “Hayır” yanıtını verdi. Kapki ayrıca, İmamoğlu’yla herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını da söyledi.
"Burada örgüt yok"
Bunun üzerine yeniden söz alan İmamoğlu, mahkeme heyetine dönerek, “Burada insanlar örgüt yöneticisi, örgüt üyesi diye yargılanıyor ama burada bir örgüt yok. Lütfen bunu vicdanınızda ve adaletinizde muhafaza edin” dedi.
Mahkeme başkanından Kapki'ye İnan Güney sorusu
Çapraz sorgusunda, daha önce savcılıkta verdiği bazı ifadelerin “yönlendirmeyle” alındığını söyleyen Kapki'ye Mahkeme Başkanı, 7 Ağustos 2025 tarihli savcılık ifadesinde Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney ve Serkan Öztürk’e ilişkin anlatımlarını sordu. Kapki, bu beyanların doğru olmadığını belirterek, “Tamamen yönlendirmeyle verilmiş ifadelerdir” dedi.
Kapki, Murat Ongun’un ring aracında Emrah Bağdatlı hakkında söylediği iddia edilen sözlere ilişkin beyanının da doğru olmadığını söyledi. Marmaris Limanı’ndaki “Hubble-be” isimli yelkenli tekneye ilişkin anlatım için ise “O ifadeyi ben vermedim. Savcı bana isimleri söyledi. Ben de ‘Benim kendi teknem var, neden başkasının teknesine bineyim’ dedim. Marmaris Limanı’ndan kayıtları alın dedim. Sonrasında ben de çıkarttırdım, orada olmadığımı teyit ettim” ifadelerini kullandı.
Mahkeme başkanının, BVA isimli şirketten Kültür AŞ’ye 500 bin TL gönderilmesine ilişkin Murat Ongun’la ilgili beyanını sorması üzerine Kapki, kendisini Kültür AŞ’den aradıklarını, ancak arayan kişinin Murat Ongun olmadığını belirtti. Kapki, “Murat Ongun, Hüseyin Köksal, Fatih Keleş hakkında ne söylersem itibar ediyorlardı, ben de Murat Ongun dedim” dedi.
Kapki, market kartlarına ilişkin para gönderme iddiası için de bunun ramazan ayında yapılan yardım kapsamında olduğunu savunarak, “Kültür AŞ’den illa yapacaksınız diye aramadılar. ‘Böyle bir yardımda bulunmak ister misiniz’ dediler. Biz de herkese yapıyoruz, neden yapmayalım dedik. Zeytinburnu Belediyesi’ne de aynı şekilde gönderdim” diye konuştu.
Mahkeme Başkanı, Kapki’nin 18 Temmuz 2025 tarihli savcılık ifadesindeki BVA hisselerinin devrine ilişkin anlatımını da sordu. Kapki, Servet Yıldırım’ın daha önce ifade verdiğini ve basında yer aldığını belirterek, “Ben de onun aynısını söylemek zorunda kaldım” dedi.
Kültür AŞ ile 7 milyon TL’lik sözleşme yapıldığına ilişkin savcılık beyanı da sorulan Kapki, bu kısmın doğru olmadığını söyledi. Kapki, “Benim Kültür AŞ ile 7 milyon liralık sözleşmem yok. 3 milyon liralık gerçek bir sözleşmem var. Pandemi döneminde yapılan reel bir sözleşme. 7 milyon olarak yazdırdım ama doğru değil” dedi.
Raffles Otel’deki toplantılara ilişkin beyanının da Servet Yıldırım’ın ifadesinden alındığını söyleyen Kapki, “Ben hiç görmedim, kimseyi de görmedim, oraya da gitmedim” ifadelerini kullandı.
Savcının soruları üzerine Kapki, BFK, SMO, MSO, Kapki Medya ve Sim Medya şirketleriyle mevcut bir bağı olmadığını söyledi. BFK dışındaki şirketlerle geçmişte danışmanlık ilişkisi bulunduğunu, Kapki Medya’da ise 6 aylık şirket sahipliği yaptığını belirtti.
Savcı, BFK’dan BVA’ya kesilen 245 milyon TL’lik faturaları sordu. Kapki, BFK’nın BVA’ya reklam alanlarının baskı, montaj, ışıklandırma, temizlik ve bakım hizmetleri verdiğini belirterek, “BFK’nın yüzde 85-90’ı sadece BVA’ya çalışıyordu” dedi.
Savcı, BFK’nın önce Kapki’nin kardeşi Serhat Kapki’ye, ardından Elif Kapki’ye, sonrasında da Şehmus Sarıboğa’ya devredilmesini sordu. Kapki ise Şehmus Sarıboğa’nın uzun yıllardır yanında çalışan biri olduğunu belirterek, “Benim yanımda çalışan insanlar da bir yerlere gelmek istiyor. Şehmus geldi, ‘Abi artık bir şeyler yapmak istiyorum’ dedi. Ben de ‘Alabiliyorsan git al’ dedim” diye konuştu.
Savcı, Güngör Gürman’ın BFK’nın Kapki’ye ait olduğu yönündeki beyanını hatırlatınca Kapki, “Sadece Güngör değil, 50 kişiye söylettirmişler. BFK ile hiçbir bağım yok” dedi. Kapki, bu şirketlerin İBB’den ihale alıp almadığını sorarak, “BFK’nın, Sim’in, Kapki’nin, SMO’nun, MSO’nun İBB ile ne alakası var? İBB’den herhangi bir ihaleleri var mı?” diye sordu.
Savcı iddiaları sordu, Kapki "yalan beyan" dedi
Ahmet Çiçek’in sahte fatura iddiaları da sorulan Kapki, Çiçek’in “kurtulmak amacıyla” kendisine iftira attığını savundu. Kapki, “Bunların hepsi beyanlarında sahte fatura kestik diyor ama mahkemeye çıktıklarında ‘yaptığımız işle alakalıydı’ diyorlar. Avukatlarım belgeleri sunacak” dedi.
Savcı, Meral Çakır’ın sahte fatura beyanlarını da gündeme getirdi. Kapki ise Çakır’ın ifadesinin çelişkili olduğunu savunarak, “Ben Kültür AŞ’den para alan taraf değilim, para veren tarafım. Yalan beyan o kadar açık ortaya çıkıyor” dedi.
Kültür AŞ ile yapılan sözleşmeye ilişkin Kapki, pandemi döneminde reklam alanlarının montajı, uygulaması, kaldırılması, fotoğraflanması ve drone çekimleri gibi hizmetlerin Kültür AŞ tarafından verildiğini anlattı. Kapki, “Sokağa çıkma yasaklarında biz çıkamıyorduk, çalıştığımız firmalar da çıkamıyordu. Kültür AŞ’nin izinleri vardı. Bu nedenle bu hizmetleri onlar yaptı” dedi.
Savcı, avukat Selcen Akar aracılığıyla bazı kişilere beyanlarını yönlendirmek üzere avukat gönderildiği iddiasını da sordu. Kapki, bu iddiayı reddederek, “Tamamen yalan, tamamen uydurma. İnsanlar kendilerini kurtarmak için neler neler söylediler. Ben de eşimi kurtarmak için neler neler söyledim” dedi.
Sorgunun sonunda savcı, Kapki’ye Acarkent’teki villa ve Şehmus Sarıboğa üzerinden yürütüldüğü iddia edilen işlemleri sordu. Kapki ise “Bunun İBB ile ne alakası var? Beni yönlendirmeye çalışıyorsunuz” dedi.
Kapki, savcının İsmail Kaan ve Çetin Ayas’a ilişkin soru sormamasına da tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı ise Kapki’nin bu kişilerle ilgili daha önce beyanda bulunduğunu, suç duyurusunda bulunmak istediğini söylediğini ve İsmail Kaan ile babasının tanık olarak dinlenmesi talebinin alındığını belirtti.
Kapki, yaklaşık 1 yıldır tutuklu bulunan İnan Güney'den helallik istedi
Duruşmada daha sonra 10 aydır tutuklu bulunan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, Murat Kapki’ye sorular yöneltti. Kapki'nin savcılık ifadesinde, kendisine ilişkin yer alan beyanların iddianameye dayanak yapıldığını söyleyen Güney, Kapki’nin daha önce “İnan Güney’in sistemde olduğu”, “haksız kazanç elde ettiği” ve “Serkan Öztürk’ün İnan Güney’in kasası olduğu” yönündeki beyanlarının yönlendirmeyle verildiğini söylediğini hatırlattı.
Güney, bu ifadeler üzerinden kendisi hakkında 3K şirketinin gizli ortağı olduğu yönünde bir varsayım kurulduğunu belirterek, “Bu konuda bilginiz, görgünüz, bizimle paylaşmak istediğiniz bir şey var mı?” diye sordu.
Kapki ise Güney’i tanımadığını belirterek, “Ben sizi tanımıyorum zaten, tanışmamıştık da. Orada sadece bana anlatılanlardan dolayı siz bir anda çıktınız. Sizinle ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Hakkınızı helal edin” dedi.
Güney, ardından 3K şirketinin İBB’den aldığı iddia edilen pano işleri üzerinden eylem 70, 72 ve 117’ye dahil edildiğini belirtti. Güney, “Benim Büyükşehir’de herhangi bir birime gidip özel bir şirket için pano talebinde bulunduğuma dair bilginiz, görgünüz, duyumunuz var mı?” diye sordu.
Kapki bu soruya da “Yok” yanıtını verdi.
Duruşmaya bir saat ara verildi. Ardından, Kapki’nin avukatlarının savunması dinlenecek.
ANKA