İBB Davası’nda 37’nci gün

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 77 kişinin tutuklu yargılandığı, 414 sanıklı İBB Davası’nın 37’nci duruşma günü Silivri’de görülüyor

Fotoğraf: AA

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu 77’si tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın duruşması, 37’nci gününde İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’nin 1 No’lu Duruşma Salonu’nda başladı.

“Casusluk” iddiasıyla da tutuklu yargılandığı davanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki 4 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılan duruşmasına katılan İmamoğlu, İBB Davası’nda yer almadı.

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı Seza Büyükçulha: Bizden suç örgütü çıkartamazsınız

Duruşmada ilk olarak İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı Seza Büyükçulha savunma yaptı. Trabzon’da işletmecilik yapan Büyükçulha, isminin hiçbir eylemde geçmediğini belirterek, şunları söyledi:

Tanık beyanları, bir kısım şüphelilerin itiraf mahiyetindeki beyanları, şüpheli ifadeleri, kolluk araştırma tutanakları, bilirkişi raporu, MASAK raporu, banka hesap hareketleri, HTS baz verileri, tapu kayıtları, yani genel olarak ne sunabilecekse savcılık düşünmüşse benim ismim yani Seza Büyükçulha geçmemiş. Peki, ismim nerede geçiyor? Savcı beyin hazırladığı örgüt mensubu olan şüphelilerin örgütündeki konumlarına dair tahlilleri kısmında bir sayfalık yorum ve şema kısmında. Bir de resim var ki, bu da Le Meridien Otel’in kamera bandındaki jammer cihazının geldiği gün Ekrem İmamoğlu ile karşılaşmamız ve birlikte otel lobisinden yürürken meşhur resmimiz.

"Suçlandığım eylem yok"

Ben size iddianamenin 143 eylemden oluştuğunu savcılık makamının düşüncesine göre de birçok kanıtla desteklendiğini söylemelerine rağmen benim ismim hiç geçmiyor. Suçlandığım bir eylem yok, bir olay yok, savunulacak bir eylem, bir konum da değil. Tam bir yıldır beni suçsuz olduğum hâlde cezaevinde yatırıyorsunuz ve bunun vebalini nasıl taşıyorsunuz deyip yerime geçip oturmak istiyorum. Yerime geçip oturmak istiyorum dersem konuyu ve durumu daha çok dikkat çekeceğimi düşünüyorum ama öyle yapmayacağım. Şehrim Trabzon’dan alındım, uzun yoldan geldim ve bir yıldır suçsuz olduğumu bilerek arenada mücadele veriyorum. Arenadaki kastım cezaevi.

Neden komik, biliyor musunuz? Ekrem İmamoğlu’nun arkadaşı olarak rüşvet vermek. Sadece arkadaşı değil, 'özel kasasıyım'. Emir veriyor, kime ne dersem onu yaptırıyor. Çocukluk arkadaşlığı bir sıfat değildir sayın hakim, sayın heyet, sayın savcı; bir yaşanmışlıktır, bir zaman paylaşımıdır, birlikte yaptıklarınızdır, birbirimize saygıdır, sevgidir. Ben de çocukluk arkadaşı sıfatıyla buradayım. O kontenjandan buradayım, öyle başka bir şey bulamıyorum.

"60 kişilik koğuşta sırtlanların, çıyanların arasına atıldık"

Beni neden 60 kişilik koğuşa verdiniz? Arkadaşımı koğuşa verseydiniz, geldi mahalleden arkadaşım Nusret Yılmaz, beraber yatıyorduk. Onu da benim yanıma verseydiniz. Hayatımın 1 yılı, 365 gün, 12 ay yok. 60 kişilik koğuş, arena. Biliyor musunuz, orası arena. Biz sırtlanların, çıyanların, çakalların arasına atıldık 60 kişi. Ben 60 kişi çalıştırıyorum. Bunların arasındaydık. Ben yaparım, ben mahalleden gelmişim, mahalle kültürüm var. Yaşım itibarıyla bunları alır karşıma, konuşurum. Bu çocuklar nasıl yapacaklar?

Mahkeme ekranına fotoğraf yansıtan Büyükçulha, sözlerine şöyle devam etti:

Bir fotoğrafımız da son fotoğrafımız, gösterir misiniz? Aile... Kim var, avukat bey orada. Arkadaşım, kardeşim, canım. Dilek orada, Ekrem orada, Nusret orada, Şevket, Zeki, herkes orada. Çocuklarımızla beraber buradayız, beraberiz. Burada başkanımız değil, burada arkadaşımız bizim. Saygı duyarız insanların yanında, herkes yanında saygı duyarız başkanımıza ama beraberken arkadaşımızdır. Kalsın o fotoğraf. Buna şöyle diyebiliriz. Yani fotoğrafa veya bize sevgi, saygı, aile öyküsü deyin. Suç örgütüne gitmişler, aile öyküsü diyebiliriz. Bizden suç örgütü çıkmaz. Bu fotoğraftan suç örgütü mü çıkar ya? Aile... Sayın savcı, bizden suç örgütü çıkartamazsınız. Olmaz.

Ekrem İmamoğlu: Boş bir iddianameyi yargılamaya devam ediyorsunuz

“Casusluk” iddiasıyla da tutuklu yargılandığı davanın İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki 4 No’lu Duruşma Salonu’nda yapılan duruşmasına katılan İmamoğlu, öğleden sonra İBB Davası’na da katıldı. Burada söz alan İmamoğlu ile Mahkeme Başkanı arasında şu diyalog yaşandı:

Ekrem İmamoğlu: “Sabah başka bir duruşmada olduğum için burada olamadım. Çocukluk arkadaşım Seza Bey, bu kontenjandan burada yargılandı. Üzüntü verici. Akraba, arkadaş ve bu tarzda bir dosyanın çok kötü bir tarih yazdığını da ifade edeyim huzurunuzda. Engin Ulusoy var, daire başkanı. Engin Bey, yaşı belli ve emekli. 40 yıla yakın emniyet müdürlüğü yapmış, bizde de daire başkanlığı yapmış. Bu beyefendi artık sürünerek de olsa buraya gelemiyor. Yani bu şekilde bir sağlık durumu var. Bu az önce avukat beyin müvekkili hakkında söylediği ve kapsayıcı söylediği tarafını da ilgilendiriyor. Burada ama başka noktadaki tarafıyla gerçekten işkenceye dönmüş ve bu işkencenin de 6 ayından sorumlu heyet olarak karşımızda olduğunuz için bu durumdan bir an önce Engin Bey ve ona yönelik başka insanları da kurtarmanız gerektiğinin sizin boynunuzun borcu olduğunu kendi kişisel fikrim olarak ifade edeyim.

İkinci husus, bunu da bir bilgi olarak sizinle paylaşayım. Tabii yan salonda bir Casusluk Davası yürütülüyor. En az buradaki iddianame kadar absürt ve alçakça hazırlanmış bir iddianameyle karşı karşıyayız. Bu alçaklıkla ve bu absürtlükte ve saçmalıkta yarışan davada sanık olarak bulunan Hüseyin Gün, ne acıdır ki bu davada da aynı zamanda örgüt yöneticisi. Bu beyefendi bu sabah tutukluk incelemede daha önceki sorularda suskun kalmıştı. ‘Cevap vermek istemiyorum’ demişti pazartesi günü. Bugün çıktı, tutukluk incelemesinde, ‘Ben ne böyle bir örgütten haberdarım ne böyle bir örgütü biliyorum ne bir örgüte üyeyim ne de bahsi geçen suçu örgütünün yöneticisiyim. Ben hayatımda 5 dakika Ekrem İmamoğlu’nu gördüm ve o 5 dakika tebrik ziyaretine de manevi annem dediğim kişi vasıtasıyla geldim. Onun dışında da ikinci defa burada görüyorum’ diye beyanda bulundu. Bu beyanı elbette avukatlarım usulünce mahkemenize gönderilmesiyle ilgili gerekeni yapacaktır.”

Mahkeme başkanı: "Talebinizi alalım."

İmamoğlu: "Çok önemli. Çünkü 6-7 tane yöneticinin 4’ü mevta oldu sayın başkan."

Mahkeme Başkanı: “Beyanı inceleriz.”

İmamoğlu: “Bir başka yönetici de burada, ‘Önüme konan şablonu imzaladım’ diyerek itirafçı olarak geçiyor. Yani etkin pişmanlıkçı olarak geçiyor. Burada konuşan da etkin pişmanlıkçı olarak geçiyordu. Ne kadar boş bir iddianameyi yargıladığınızı size huzurunuzda iletmek için söylüyorum bunu. Bu da bir önemli bilgi. Boş bir iddianameyi yargılamaya devam ediyorsunuz. İçi tamamen boşalmış, tüm ilişkilerinin mevcut iktidarın, ki bu iddianamenin de senaryo yazarı olan iktidarın, Cebeci bölümünü bitirdiniz. Yani bir tek bulaşıkçısıyla çaycısı yoktu. Biz de sizden talepte bulunduk." 

Mahkeme Başkanı: “Sanıklar adına talepte bulunmanıza gerek yok.”

İmamoğlu: “Talepte bulunurum sayın başkan. Ben 143 eylemden sorumluyum. Talepte bulunurum. Burada sağlık sorununu size iletecek. Kendisi olmadığına göre onun adına göre ben ileteceğim. Burada olanı iletmiyorum size.”

Mahkeme Başkanı: "Raporunu da inceledikten sonra. Cezaeviyle de görüştük. Bilgimiz var."

İmamoğlu: "Ama çözüm bulmuyorsunuz Sayın Başkan.”

Mahkeme Başkanı: “Bel fıtığı olduğunu da biliyoruz. Durumdan haberdarız yani.”

İmamoğlu: “Ama çözüm bulmuyorsunuz sayın başkan. Bulursunuz, o zaman rahatlarız. Bir çözüm bulmadığınız hususu daha bildiriyorum. Hâlâ sizin tarafınızdan cevaplanmadığının altını çizeyim. Cebeci konusu burada bitti. Az önce dediğim gibi çanakçısı, ne bileyim çaycısı yargılandı. Sizden talepte bulunduk, Vali'yi çağıracak mısınız?”

Mahkeme Başkanı: “Talebinizi not aldım zaten.”

İmamoğlu: “Cevap ne zaman vereceksiniz sayın Başkan? Merakla bekliyoruz.”

Mahkeme Başkanı: “Ara karar kuracağım en son, birinci celseyi kapatırken. Vali, vali yardımcıları, Sultangazi İlçe Emniyet Müdürü, Sultangazi Kaymakamı, Orman Bakanlığı sorumluları..."

İmamoğlu: “Birinci celseyi kapatırken cevabınızı vereceksiniz. Bunu daha önce verseniz de bir an önce dinlense, ‘160 milyarlık yolsuzluk’ denen dosyanın 110 milyarı daha hızlı aydınlansa biz de desek ki ‘Yargıç, Vali'yi çağırdı, Enerji Bakanı’nı çağırdı, MAPEG Genel Müdürü’nü çağırdı’. İyi olmaz mı? Bunu hatırlatıyorum size."

 

ANKA

DAHA FAZLA HABER OKU