İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Pehlivan: Mahkemenizin bana biçtiği sanık sıfatını da kabul etmiyorum

İmamoğlu, 23 Nisan mesajını, Nazım Hikmet’in "Feryad-ı Vatan" şiiriyle verdi

Fotoğraf: ANKA

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu İBB Davası'nın duruşması 26. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda, devam ediyor.

Ekrem İmamoğlu, duruşmaya verilen arada, tutuklu koruması Çağlar Türkmen’in oğlu Ediz üzerinden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak, şunları söyledi:

Çocuğumuz burada ve o çocuğumuz, bugün aslında anlamlı bir günde burada. Yarın 23 Nisan. Aslında arkadaşlarımla paylaşmıştım ama ben bu memleketin çocuklarına çok güveniyorum, çok inanıyorum. Yürekleri bambaşka. Ancak çocukların bir feryadı var. Çocuklar üzgün, çocuklar feryat ediyor, çünkü canları yanıyor. Eşit değiller, özgür değiller. Geleceğe en çok onlar, hissederek ve şüphe duyarak bakıyorlar. Bakın, az önce bir not verdim. 11 yaşında, 1913’te Nazım Hikmet ne demiş, biliyor musunuz? Pek bilinmeyen bir şiiri, Feryad-ı Vatan:

Sisli bir sabahtı henüz, 
Etrafı bürümüş bir duman.
Uzaktan geldi bir ses: Ah aman, aman…
Sen bu feryad-ı vatanı dinle, işit,
Dinle de vicdanına öyle hükmet,
Vatanın parçalanmış baharı,
Bekliyor senden ümit."

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

"Çocuklarımız için çalışmaya devam edeceğiz"

Nazım Hizmet'in bu dizeleri, 11 yaşında Balkan Savaşları’ndan hemen sonra söylediğini belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

Her şey darmadağın; insanlar kopmuş, üzgün, başları öne eğik. Çocuklar bunu hissediyor. Ben de çocukları hissediyorum. Onlardan çok şey öğreniyorum. Çocukların vicdanına güveniyorum. Çocukların başını öne eğdiren, geleceğe umutla bakmasını engelleyen, hayal kurarak koşmalarının önüne geçen zihniyete karşı mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Cumhuriyet bunun için kuruldu. Ben, öksüz ve yetim çocuklarla ilkokulu okudum. Çocuk Esirgeme Kurumu’nun kimsesiz çocuklarıyla aynı sıralarda hayata başladım. Beş yıl birlikte okuduk. Hâlâ o sıralarda edindiğim terbiyeyle yaşıyorum. Allah beni o terbiyeden ayırmasın. Herkes için eşit bakan Cumhuriyet’i bertaraf etmeye çalışan, çocukları okulda aç bırakan akla karşı, o zihniyete karşı mücadelenin yeri şu an burasıdır. Burası sıradan bir mahkeme değildir. Çocuklarımızın geleceği için verilen mücadelenin mahkemesidir. Bu nedenle burayı ve buradaki mücadeleyi takip edin. İşte Ediz, bugün bu yüzden burada. Babasının hasretiyle burada. O çocuklarımızın her birinin alnından öpüyorum. Onlara çok güveniyorum. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için çalışmaya devam edeceğiz. 23 Nisan’ımız kutlu olsun.

Meslektaşlarından Pehlivan'a destek: "Savunma susmadı, susmayacak"

Duruşmada, İmamoğlu’nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan salona getirildiğinde, meslektaşları "Savunma susmadı, susmayacak" şeklinde slogan attı. Duruşma, aranın ardından Mehmet Pehlivan’ın savunmasıyla başladı. Pehlivan, şunları söyledi:

‘Neden Buradayız? Ben Mehmet Pehlivan. Avukatım. 10 aydır yüksek güvenlikli bir hapishanede kapatılmış durumdayım. Bugün de yargılandığımız iddiasıyla, kamuya ilk kez sesimizi doğrudan duyurabileceğimiz mahkeme salonuna benzetilmeye çalışılan bu yerdeyiz. Hapishanede, kapatılmış olmak ve bu kapatılmanın ne kadar süreceğinin size bağlı olmaması ‘kuyruğu dik tuttuğumuz’ için kolay gibi görünebilir. Dik durmaktan vazgeçmeye niyetimiz yok. Tarihin doğru tarafında durduğu için, hukukta ısrar ettiği için başına iş getirilen ilk avukat olmadığımın bilincindeyim. Yine de ‘neden buradayız’ sorusunun cevabını vermek benim için kolay olmadı.

Tutuklanana kadar hapishaneyi yalnızca avukat olarak ziyaret ettim. İnanın, bu ziyaretler insanı kapatılma duygusuna alıştırmıyor. Kapatılmaya tedarikli olamazsınız. Kapatıldığınız yerde sevdiklerinizden, yaşantınızdan yalıtılmak ‘tamam, hadi yapalım!’ denilerek göğüslenebilecek bir şey değil. Vicdani ve insani açıdan harikulade insanlar ve yargıçlar olsanız dahi kapatılmayı anlayabilmeniz mümkün değil. Belki de bu yüzden hukuk icracılarının bir süreliğine de olsa bunu ‘staj etmeleri’ kötü bir fikir gibi görünmüyor. Kapatılmak, her ne kadar çığ gibi gelen bir soruşturma sürecinden sonra beklediğim bir şey olsa da yüksek güvenlikli hapishaneye adım attığım ilk an kendime sordum: Neden buradayım?

"Buradayım, çünkü İmimoğlu'nun avukatlığını üstlendim”

Evet, buradayım. Çünkü Ekrem İmamoğlu'nun avukatlığını üstlendim. Reddedebilir, vazgeçebilirdim. Ama öyle yapmadım. Yoksulluğun ülkenin her sathını işgal ettiği, hukuksuzluk ve adaletsizliğin hayatın doğal akışı haline geldiği topraklarda, bu düzenin müsebbibi olan iktidarı 4 kez yenen ve yine yenmeye hazırlanan Ekrem İmamoğlu’nun savunmanlığını bilinçle üstlendim. Bu vekaleti üstlendiğimde kendisine yönelen yargı kuşatması zaten başlamış, siyasi yasak oyunlarına girişilmiş, hasım bellenmişti. Ben bu yargı kuşatmasına karşı saf tutarak, mesleki tecrübe ve yeteneklerimi ülkemizde her zaman gururla anılması gereken aktif ve etkili avukatlık geleneğini sahiplenerek kullandım. İşimi iyi yaptım. İyi yaptığım için hedef gösterileceğimi de biliyordum. Öyle ki Ekim 2024'ten beri yapılanların müvekkilimi denklemden çıkarmaya yönelik saldırıların son aşaması olduğunu öngörüyordum. Bu öngörüyle müvekkilimi temsil etmeye devam etmek bilinçli bir tercihti. O andan itibaren yaptığım tek şey, aktif ve etkili bir avukatlık faaliyeti yürütmekti. 

"Burada bir yargılama yapıldığını da sanık savunması yapmam gerektiğini de kabul etmiyorum"

Bu çabamın ve avukatlığımın karşılığı ise kapatılmam ve ‘özel vasıflı örgüt üyesi’ ilan edilmem oldu. Burada bir yargılama yapıldığını da sanık savunması yapmam gerektiğini de kabul etmiyorum. Avukatlık mesleğinin sanık sandalyesine oturtulmasını kabul edemiyorum. Burada olmamın nedeni, siyasi iktidarın hasım bellediği sayın İmamoğlu’nu hukuken ve siyaseten tasfiye etmektir. Herkesin bildiği hakikat budur.

"Mahkemenizin bana biçtiği sanık sıfatını da kabul etmiyorum. Burada Sayın İmamoğlu'nun avukatı olarak bulunuyorum"

Ben Avukat Mehmet Pehlivan. 19 Haziran 2025'te tutuklandığım Sulh Ceza Hakimliği sorgumda sözlerimi ‘avukatlığın nasıl yapılacağını savcılıktan öğrenmeyeceğim’ diyerek bitirmiştim. O gün kaldığım yerden devam ediyorum. Mahkemenizin bana biçtiği sanık sıfatını da kabul etmiyorum. Burada Sayın İmamoğlu'nun avukatı olarak bulunuyorum. Müvekkilime ve müvekkilimin şahsında bu salondaki insanlara neler yapıldığını anlatmak, belgelemek, ispat etmek istiyorum. Neden burada olduğumuzu, burada olma ve oldurulma yönteminizin hiç de tesadüf olmadığının tarihsel ve teorik karşılığını anlatacağım.

 

 

ANKA 

DAHA FAZLA HABER OKU