Röportajlarda bazen ilk cümle, bütün konuşmanın tonunu belirler. Yasin Oral'la konuşurken tonu belirleyen o cümle, şirket hedeflerinden değil, kişisel bir ayrıntıdan geliyor. 2025'i "dönüm noktası" diye tarif ediyor; 2026'ya "aynı heyecanla" başladıklarını anlatıyor Oral.
Paribu'nun ürün ve teknoloji tarafında genişleyen alanlarını, son iki yılda adım adım ördüğü kültür sanat hattını ve eylülden bu yana kapılarını açan Paribu Art'ın yoğun programını sıralarken, bir anda kişisel bir ayrıntıya yaslanıyor:
Uzun zamandır kod yazmıyordum. Kod yazmadan 'kod yazıyormuş gibi' hissetmek güzel bir şey.
Bu küçük cümle bende, Paribu Art'ın niyetine dair bir anahtar gibi çalışıyor: Oral'ın sık sık vurguladığı "temas ettikleri her alanı iyileştirme" hedefi, bu kez kültür sanat tarafında somutlaşıyor; teknolojiyle sanatı aynı zeminde buluşturan kalıcı bir buluşma alanı öneriyor.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bu vurgu, Paribu'nun teknoloji odağıyla Paribu Art'ın konumlandırması arasında bir bağ kuruyor. Oral, bu adımı "yeni bir mekan açmaktan" ziyade, kültür-sanat alanında uzun vadeli bir üretim ve etkileşim hattı kurma niyetiyle açıklıyor.
Oral, Paribu'nun kültür sanata yönelişini "ani bir karar" olarak değil, zaman içinde biriken bir yönelim diye tarif ediyor. Şirketin kuruluşundan bu yana uzun soluklu işbirlikleriyle sanatın etki alanını büyütmeyi hedeflediklerini söylerken, 2020'den bu yana 30'dan fazla kurum ve organizasyonla 32 milyon kişinin kültür sanata erişimine katkı sağladıklarını da ekliyor. Bu noktada Oral'ın altını çizdiği şey, desteğin yalnızca bir sponsorluk kalemi değil; zaman içinde bir bilgi birikimi ve ağ oluşturması.
Paribu Art'ın çerçevesini anlatırken sık kullandığı iki ifade "kalıcılık" ve "iyi yönetim". İstanbul gibi etkinlik takviminin zaten yoğun olduğu bir şehirde, yeni bir mekanın nasıl fark yaratacağı sorusu kaçınılmaz olarak gündeme geliyor. Oral ise bu farkı, mekandan çok "sistem" fikri üzerinden kuruyor:
Sanatın erişilebilirliğini artırmak amacıyla kalıcı, iyi düşünülmüş, iyi tasarlanmış, iyi yönetilen bir üretim ve etkileşim alanı oluşturmak istedik.
Öte yandan, teknoloji şirketlerinin kültür-sanata yatırımı dışarıdan "imaj" ya da "PR" hamlesi olarak da okunabiliyor. Oral bu eleştirel okumayı reddetmiyor; motivasyonu daha basit bir cümleyle tarif ediyor:
Kültür sanatı seviyoruz.
Ardından bunu kurumsal sorumluluk çerçevesine yerleştiriyor; şirketin farklı alanlarda üstlendiği sorumlulukların Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'yla uyumlu bir strateji belgesiyle yürüdüğünü ve kültür sanat desteklerinin de bu çerçeveden beslendiğini anlatıyor.
Oral, kültür sanata yaklaşımlarını üç başlıkta özetliyor:
Daha fazla insanın sanata erişimini mümkün kılmak, yeni yetenekleri teşvik etmek, kültür kurumlarının kapasite gelişimine katkıda bulunmak.
Bu hedeflerin nasıl ölçüleceği, hangi programların sürdürülebileceği ve erişim iddiasının hangi araçlarla genişletileceği ise Paribu Art'ın orta-uzun vadeli performansını belirleyecek başlıklardan bazıları.
Oral, teknolojinin "temas ettiği her şeye yeni bir katman eklediğini" savunuyor ve sanatın da çoğu zaman "kutunun dışında düşünmeyi" tetiklediğini söylüyor. Bu yaklaşımın mekana nasıl yansıdığı sorusuna, Paribu Art'ta kullanılan bazı teknik altyapı örnekleriyle yanıt veriyor: Sanal gerçeklik gözlükleriyle deneyimlenebilen performanslar ve büyük ölçekli dış mekan ekranı gibi unsurların, üretim ve sunum biçimlerine yeni olanaklar açtığını düşünüyor. Buradaki kritik ayrım, bu unsurların "gösteriş" değil, üretimi çoğaltan bir araç olarak konumlanıp konumlanmadığı.
Bu çizginin kamuya en görünür şekilde çıktığı an olarak Grand Opening'i işaret ediyor. Oral, açılışı bir "gösteri"den çok, "doğru yetenekleri doğru teknolojiyle doğru projelerde buluşturma" yaklaşımının bir örneği diye anlatıyor. Dijital yüzeyin ilk kez aktive edilmesi ve performansların ses-ışık etkileşimi içinde senkronize biçimde kurgulanması da Oral'ın tarif ettiği "disiplinlerarası" hattın bir parçası.
İstanbul'da yeni bir kültür sanat mekanının iddiası, yalnızca programın yoğunluğuyla değil; sürdürülebilirlik, erişim, kapsayıcılık ve üretimde süreklilik gibi daha uzun soluklu ölçütlerle sınanıyor. Yasin Oral, Paribu Art'ın "boşluk doldurmak" yerine yeni alanlar açmayı hedeflediğini söylerken, bu hedefin sahadaki karşılığını zamanın göstereceğini de teslim ediyor. Paribu Art'ın "sistem" iddiasının kalıcılığıysa, nihayetinde izleyici sayısı kadar içerik çeşitliliği, üretim ortaklıkları ve kurumun şehirle kurduğu ilişkinin niteliğinde karşılık bulacak.
Paribu Art'ta şubatta neler var?
Vega 13 Şub 21.00
Ezgi Sevgi Can 13 Şub 21.30
Önüm Arkam Duygularım Sobe 15 Şubat
Çağrı Sinci - Piano Live Sessions 15 Şubat
Volkan İncüvez 19 Şubat
Aramızdaki Mesafe 20 Şubat
Endophasia 20 Şubat
Nuri Bilge Ceylan Taşra Üçlemesi Caz Projesi 21 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - Onur Ünsal 23 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - Ayça Bingöl 23 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - Şevval Sam 24 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - İdil Sivritepe 24 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - Melikşah Altuntaş 25 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - Selen Öztürk 25 Şubat
Kırkbinsinek 25 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - Funda Eryiğit 26 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - Sezin Akbaşoğulları 26 Şubat
Sevda Deniz Karalı 26 Şubat
Beyaz Tavşan Kırmızı Tavşan - Erkan Kolçak Köstendil 27 Şubat
© The Independentturkish